|
DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali |
|
|
|
|
Yazar Av. Gülden Sönmez
|
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır.
|
Suç
|
:
|
İşgal ve istila
(insanlığa karşı işlenmiş suç)
|
|
Suçun işlendiği yer
|
:
|
Irak
|
|
Etki alanı
|
:
|
Yeryüzü
|
|
Mağdur
|
:
|
- Irak halkının her ferdi
- Yeryüzündeki tüm insanlar
- Gelecek nesiller
|
|
Suçun işlendiği tarih
|
:
|
Beş yıldır her
gün
|
|
Etki süresi
|
:
|
Tahmin edilemiyor
|
|
Suçlular
|
:
|
- ABD-İngiltere ve müttefikleri
- BM Güvenlik Konseyi
- Üslerini, hava sahalarını, limanlarını vb.
araçları kullandıran ve lojistik destek veren devletler
- Destekçi medya
- Rant elde eden iş birlikçi özel şirketler
|
İnsanlık, tarih boyunca çok sayıda kanlı savaşa, işgale taraf/tanık olmuştur. Son yüzyılda da iki büyük dünya savaşının, özellikle II. Dünya Savaşı’nın, çok acı sonuçları akabinde barış ve insan hakları için insanlık tarihinin en geniş taraflı belge ve sözleşmeleri imzalanmıştır. “Bunu bir daha yaşamamalıyız!” diyen o günün halkları ve yöneticileri birbirlerine söz vermişlerdir. Ancak silahlanma ve özellikle kitle imha silahlarının üretimine baktığımızda aslında bu sözlerin ve sözleşmelerin sadece görünürde kaldığı anlaşılmaktadır.
Oysa yeni dönemde savaşlar, daha silahların üretimi aşamasında sivil-asker ayırmadan bütün insanlığı, gelecek nesilleri, çevreyi, hayvanları ve nihayetinde bütün dünyayı tehdit ediyor. Özellikle ABD, İngiltere ve İsrail politikaları yeryüzünde fiziksel tahribatların yanında zihinsel olarak da büyük yıkımlara yol açıyor. Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır.
Irak işgali insanlık tarihinin bir kırılma noktasıdır. Özellikleri itibarıyla tüm dünyayı hem zihinsel hem de fiziksel olarak altüst etmiş, insanlığın tüm olumlu kazanımlarını geçersiz kılmak istemiştir. İnsanlığa rağmen bütün insanlığı hedef almıştır. Normalde bütün vicdanların karşı duracağı bir süreçte birçok aktörü (medya, çokuluslu şirketler vb.) kullanarak çok geniş bir alanı kirletmiştir.
Irak işgalinin beşinci yılında sadece yaşam hakkına yönelik ihlalleri değerlendirdiğimizde ne kadar vahim bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu fark ederiz.
Bir milyondan fazla Iraklı hayatını kaybetti
İşgalin beşinci yılında ölü sayısının her geçen gün arttığı Irak’ta, 2007 yılı itibarıyla bir milyondan fazla Iraklının hayatını kaybettiği tespit edildi. Iraklılar atılan bombalarla, sonradan patlayan misket bombaları ya da mayınlarla, evlerine yapılan baskınlar sırasında, yolda yürürken veya herhangi bir yerde vurularak suikastlarla, kimyasal silahlarla yaralananların kaos ortamı nedeniyle tedavi edilememesi ve ettirilmemesi neticesinde, çatışmalarda, işkence sonucunda ve benzeri sebeplerle hayatlarını kaybetmektedirler.
Kimyasal silahlar kullanıldı
Irak işgalinin başlaması ile birlikte Irak’ta kullanılan bazı kimyasal silahlar ve bunların sonuçları noktasında birçok kişi ve kurum, dünya kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmeye çalıştı. Kimyasal silahların tahrip etkisi göz önünde bulundurulduğunda kaygı verici olan bu durum karşısında daha farklı tepkiler ve tedbirler alınması gerekiyordu; ancak belki de ilk kez denenen bazı silahlar için Irak’taki kaos ortamı işgalci güçler tarafından büyük bir fırsat olarak değerlendirildi. İşgalin ilk günlerinde Bağdat Havaalanı ve Felluce’de bu tür kimyasal silahların kullanıldığı kesin olarak bilinmektedir. Bölgede, bilinenin dışında bilinmeyen yeni silahların; özellikle seyreltilmiş uranyum silahlarının kullanıldığı konusunda hazırlanan raporlar ise halen yayımlanmaya devam etmektedir.
Irak’ta kurulan hapishanelerde binlerce Iraklı tutuluyor
Iraklılar, Irak’ın her yerinde, her an ABD askerleri ve işgalle kurulan kurumların asker/polisleri tarafından, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, alınıp Irak’ın muhtelif yerlerindeki hapishanelere götürülerek buralarda süresi belirsiz bir şekilde tutulmaktadırlar. En olmadık bahanelerle bazen de eşi, çocuğu ya da bir akrabası bulunamadığı için alınıp götürülen Iraklılar buralarda gayriinsani koşullarda kendilerine hiçbir açıklama yapılmaksızın ya da suç isnat edilmeksizin tutulmaktadırlar. On binlerce Iraklının bu şekilde alındığı, yakınlarını aramak için buralara gelip soranların da tutuklanarak hapishanelere konulduğu bilinmektedir. Halen Irak’taki muhtelif yerlerdeki hapishanelerde (işgal süresince yeterli hapishane olmamasından dolayı bazı devlet binalarının ABD askerleri tarafından hapishaneye çevrildiği bilinmektedir) sayı tam olarak tespit edilemese de on binlerce Iraklının bu şekilde tutulduğu tahmin edilmektedir. Pek çok Iraklının bu süre zarfında adil olmayan yargılamalar sonucunda idam edildiği de bilinmektedir.
Ebu Gureyb ve Irak’taki tüm hapishanelerde insanlık dışı muameleler devam ediyor
Hukuksuz bir şekilde alınıp götürülen Iraklıların yaşadığı ihlallerin boyutu Ebu Gureyb’de yaşananların ortaya çıkması ile anlaşıldı. İnsanın zalimliğinin bir ölçüsü olarak belki yüzyıllarca örnek gösterilecek Irak’taki ABD ve İngiliz askerlerinin işkenceleri cezasız kalmıştır ve halen de bu konuda bir gelişme kaydedilmemiştir. Ebu Gureyb ve diğer hapishanelerde sadistçe, keyfi işkence, kötü ve zalimane muamele sistematik olarak yürütülmüştür. Buralarda işkencenin her türlüsünün yapıldığı birçok Iraklı tanık tarafından anlatılmakta, belgelenmekte ve uluslararası topluluğa işgalle beraber işkencelerin de durdurulması için çağrı yapılmaktadır. Irak’ta uygulanan işkence, onur kırıcı, zalimane ve insanlık dışı muamelelerden bazıları şu şekilde tespit edilebilmiştir:
- Çırılçıplak soymak
- Üzerlerinde sigara söndürmek vb. her türlü fiziki acı verici muamele
- Tazyikli su tutmak
- Soğukta çırılçıplak bekletmek
- Yakınlarını dayak ve tacizle tehdit etmek
- Elektrik vermek
- Her türlü dayak
- Çırılçıplak onur kırıcı bir şekilde birbirlerinin üzerine yığmak
- Üzerlerine işemek
- Üzerlerine köpekleri saldırtmak
- Kamçı ile dövmek
- Aç ve susuz bırakmak
- Kur’an’a ve her türlü İslami değere hakaret etmek
- Küfür ve hakaret etmek
- Kur’an-ı Kerim’i atmak, üzerine pislik atmak, tekmelemek
- Başa çuval ve torbalar geçirmek
Yaklaşık 20 bin Iraklı kayboldu/kaybettirildi
Yaşam hakkının her türlü risk altında olduğu, güvenliğin ortadan kalktığı Irak’ta, işgalden bu yana çok sayıda Iraklı kaybolmuş veya kaybettirilmiştir. İşgal ile başlayan kaosun ortasında yakınları katledilen veya alınıp hapishanelere götürülen Iraklıların çocukları ortada kalmış veya kaybolmuştur. Bu kayıplarla ilgili olarak ortaya konan veriler, insan ticareti ile uğraşan çetelerin -özellikle Irak’ta bulunan özel şirketler ve ABD askerleri ile iş birliği içerisinde- kadınları fuhuş için kaçırıp sattıklarını, çocukları ise misyonerlik amacıyla götürdüklerini açıkça göstermektedir. Öte yandan bu kaos ortamında kayıplarla ilgili en önemli bulgular organ mafyasını işaret etmektedir.
Iraklı yerel kuruluşların tespitine göre sayıları 20.000’in üzerinde olduğu tahmin edilen kayıpların yakınlarının her türlü ihtimali hesap ederek sürdürdükleri arayışlar ve beklentiler kuşkusuz bu insanlar için en büyük ıstıraplardan biridir. Gerek hapishanelerde tutulanlara ulaşmak ve haber almak için gerekse kayıplarla ilgili araştırma yapmak için ödemek zorunda bırakıldıkları meblağlar, ekonomik sıkıntı içinde yaşayan ve çoğunluğu dilenmek zorunda kalan Iraklılar için neredeyse imkansızdır.
4 milyon 500 bin Iraklı yerinden edildi
İşgalle birlikte Irak’ın içerisinde yaklaşık 2 milyon Iraklı iç göçe zorlandı. Ayrıca 2 milyon 500 bin Iraklı da ülkede can güvenliği kalmadığından baskı ve zulümlerden kaçarak Irak sınırlarının dışında, başka ülke ve topraklara sığınmak zorunda kaldı. Halen oldukça güç şartlarda mülteci olarak yaşamlarını idame ettirmeye çalışan Iraklılar, ülkelerindeki işgalin son bulmasını ve ülkelerine tekrar dönüp evlerine yerleşecekleri günü beklemektedirler.
Iraklı kadın ve çocuk yaştaki genç kızlara tecavüz
Irak’ta yaşanan ve Irak halkının dini ve örfi özelliklerinden dolayı çok fazla dillendirilmeyen, ancak çok önemli oranlarda olduğu tahmin edilen temel ihlal alanlarından biri de kadınlara yönelik tecavüz vakalarıdır. Taciz, kaçırma ve tecavüz vakalarından dolayı çok sayıda Iraklı kadının ve hatta çocuk yaştaki genç kızın mağdur olduğu tahmin edilmektedir.
Beş yıllık Irak işgalinde Irak halkına ve insanlığa karşı işlenmiş suçlardan bazıları:
1. Bir milyondan fazla Iraklıyı katletmek, 200.000 Iraklıyı sakat bırakmak, milyonlarca Iraklıyı yaralamak, 5.000.000 Iraklı çocuğu yetim bırakmak.
2. Başta Amerika’da yaşayanlar olmak üzere dünya kamuoyunu Irak’taki kitle imha silahları konusunda aldatmak.
3. İşgali planlamak, hazırlamak ve yürütmek.
4. Irak’ın sivillere ait tüm alanlarına saldırmak ve bazı kentleri tamamen yok etmek.
5. Kitle imha silahları kullanmak; misket bombaları, yakıcı bombalar, seyreltilmiş uranyum ve kimyasal silahlar kullanmak.
6. İnsanların can güvenliğini tamamen ortadan kaldırmak, Guantanamo ve benzeri üsler örnekliğinde olduğu gibi dünya üzerinde de insan güvenliğini ortadan kaldırmak.
7. Bütün ülkenin altyapısını yıkmak; sağlık, eğitim vb. her türlü temel insani hizmetleri verilemeyecek hale getirmek.
8. Bütün doğayı ve çevreyi tahrip etmek.
9. Irak’ın tarihi ve kültürel mirasını yağmalamak ve yağmalattırmak; bir halkın geçmişini yok etmek.
10. Irak toplumunda etnik, mezhepsel ayrılıkçılık oluşturmak ve kasıtlı olarak iç çatışmayı körüklemek.
11. Irak’ın her yerinde, her an Iraklıları alıp hapsetmek ve bilinmeyen birçok yerde hapishaneler kurmak ve buralarda on binlerce erkek, kadın, çocuk, yaşlı Iraklıyı süresi belirsiz hapsetmek.
12. Evlerde, sokaklarda, her yerde İslami kutsallara hakaret etmek.
13. Cami ve mescitleri yok etmek.
14. Kayıp olan ya da hapishanelerde tutulan Iraklıların yakınlarının kendilerini aramalarına izin vermemek ve hiç kimseye bilgi vermemek.
15. Binlerce Iraklıyı kaybettirmek (insan tacirlerine, organ mafyasına, çetelere uygun zemin sağlamakla iş birliği yapmak).
16. Kadınlara ve çocuklara tecavüz etmek.
17. Irak halkını yerinden etmek, iç-dış göçe zorlamak.
18. Irak enerji kaynaklarını ele geçirip işletmek.
19. Iraklılara ait kıymetli menkulleri gasp etmek.
20. Irak ekonomisini uzun süre düzelemeyecek şekilde çökertmek.
21. Başta kadın ve çocuklar olmak üzere halkı dilenmeye ya da fuhuş yapmaya zorlamak.
22. Direniş gösteren Iraklıların yakınlarına her türlü kötü muameleyi yapmak.
23. Irak’taki işgali önlemeye çalışan barış taraftarlarına ölümcül şiddet uygulamak.
24. Iraklı asker ve sivillere işkence, insanlık dışı zalimane ve onur kırıcı muamelede bulunmak.
25. Iraklı alim ve kanaat önderlerine suikastlar düzenleyerek katletmek.
26. İletişimi kesmek, haber alma ve bilgi vermeyi engellemek.
27. Başta BM olmak üzere var olan uluslararası mekanizmaların işgali sonlandırıcı müdahalelerde bulunmasını engellemek.
Sonuç olarak, bu insanlık suçlarının ortadan kaldırılması ve adaletin tesisi için Irak halkının direnişi desteklenmeli ve Irak işgalden kurtulup kendi bağımsız kurumlarını oluşturana dek bölgeye destek olunmalıdır. İşgalciler derhal ve koşulsuz Irak topraklarından çekilmeli, Irak işgalinden dolayı oluşan tüm suçlar için, tüm mağdurlar adına ayrı ayrı tüm sorumlular, başta ABD Başkanı Bush olmak üzere yargılanmalıdır. İşgalin yol açtığı her türlü tahribat ve yıkımın bedeli, Irak halkına tazminat olarak ödenmelidir. Irak halkının aleyhine oluşturulan işgal dönemine ait tüm yapılanmalar yok sayılmalıdır.
|
|
Sayı 44
İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜNAltı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.
Coğrafya
Ürdün, kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yamanİslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın
düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi
sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur...
|