Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 41

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu* PDF Yazdır E-posta
Yazar İHH   
Image
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüstrisine yatırım yapmış büyük sermaye sahipleri için ise bu durum altın madeni bulmak gibi. Ne de olsa grevler, işsizlik sigortası, yıllık izin ödemeleri vb. şeyler için endişelenmelerine gerek yok. Bütün çalışanları tam zamanlı çalışıyor ve işe asla geç kalmıyor ya da ailevi sebeplerden dolayı işe gelmezlik etmiyorlar. Her şeyin ötesinde işçiler saatine 25 cent almayı yeterli bulmadıkları ve çalışmayı reddettikleri zaman izolasyon hücrelerine konarak cezalandırılıyorlar.
ABD’de ülke genelindeki devlet, eyalet ve özel hapishanelerde yaklaşık iki milyon mahkum bulunuyor. California Prison Focus dergisi, insanlık tarihinde bu kadar çok vatandaşını hapseden başka bir toplum daha olmadığını yazmıştı. İstatistiklere göre, ABD başka herhangi bir ülkeden çok daha fazla insanını hapsetmiş durumda. ABD, dünya nüfusunun %5’ine sahip ama hapishanelerindeki insan sayısı dünya genelindeki hapishane nüfusunun %25’i. 1972’de 300 binden az olan mahkum sayısı, 2000 yılı itibarıyla iki milyona ulaşmış durumda. 10 sene öncesinde ülkede 2000 kişinin tutuklu bulunduğu sadece beş özel hapishane varken, şimdi 62 bin mahkumun tutulduğu 200 özel hapishane var. Raporlara göre, önümüzdeki 10 yılda özel hapishanelerdeki mahkum sayısı 360 bini bulacak.

ImageGeçen 10 yılda ne oldu da mahkum sayısı bu kadar arttı?
İlerlemeci İşçi Partisi’nin (Progressive Labor Party) yaptığı bir çalışmaya göre, “Mahkumlarla ilgili yapılan özel iş sözleşmeleri, insanları kilit altına almak için teşvik edici bir rol oynuyor. Hapishaneler adeta birer ticari işletme gibi bu sözleşmelerden elde edilen gelirlerle işletiliyor. Mahkumların iş gücünden faydalanarak gelir elde eden hisse sahipleri, bu iş gücünden daha fazla yararlanabilmek için hapis sürelerinin uzatılması yönünde lobi faaliyetleri yürütüyorlar. Sistem bu şekilde kendini besliyor.” Parti, Amerika’daki hapishane endüstrisini, zorunlu köle işçiliği ve toplama kampları yönünden Nazi Almanya’sının bir taklidi olmakla suçluyor.
Hapishane endüstrisi, ABD’de en hızlı büyüyen endüstrilerden biri ve yatırımcıları da Wall Street’ten. Bu milyonlarca dolarlık endüstri kendi ticari sergilerine, kongrelerine, internet sitelerine, e-posta kataloglarına ve benzeri unsurlara sahip.
Left Business Observer dergisine göre devlet hapishaneleri; askeri başlık, kurşun geçirmez yelek, giyecek, çadır, kimlik kartları gibi askeri mühimmatın %100’ünü üretiyor. Bununla birlikte hapishanelerde boya, fırça, fırınlama sistemleri, ev eşyaları, ses ekipmanları, ofis mobilyaları, uçak ek parçaları, tıbbi ilaçlar üretiliyor ve piyasadaki montajlama talebinin neredeyse tamamı buralarda karşılanıyor; hatta hapishanelerde âmâlar için yardımcı köpekler bile yetiştiriliyor.

ABD’de hapishane işçiliğinin tarihi
Hapishane işçiliğinin kökleri köleliğe dayanıyor. 1861-1865 İç Savaşı’ndan sonra kölelik geleneğinin devam ettirilebilmesi için “mahkum kiralama sistemi” uygulamaya girmiştir. Özgür bırakılan köleler, hasadın paylaşılması anlaşmalarına (başkasının toprağını, hasadın bir kısmı karşılığında ekip biçmek) uymadıkları iddiasıyla ya da kanıtlanmamış adi hırsızlıklarla suçlanmışlar ve sonra pamuk toplayıcısı olarak tarlalarda, madenlerde ve tren yollarının inşasında işçi olarak “kira”lanmışlardır. 1870’ten 1910’a kadar Georgia eyaletinde kiralanan mahkumların %88’i, Alabama’da madenlerde çalışan “kiralık” işçilerin %93’ü siyahi idi. Mississipi’de mahkum kiralama sisteminin yerini eski köle kamplarına benzer büyük mahkum çiftlikleri aldı. Hatta kötü şöhretiyle ün salmış Parchman mahkum çiftliği 1972’ye kadar varlığını korudu.
İç Savaş sonrası dönemde Jim Crow ırkçı ayrımcılık kanunları, her eyalette; okullarda, yerleşim yerlerinde, evliliklerde ve günlük hayatın pek çok alanında uygulanmıştı. Left Business Observer dergisine göre, “Bugün yeni, oldukça ırkçı nitelikteki bir dizi yasayla, hapishane endüstrisi olarak ünlenen ceza hukuku köle iş gücünü ve insani olmayan çalışma şartlarını teşvik ediyor.”
Peki bu alanda yatırım yapanlar kimler? En az 37 eyalet, eyalet hapishanelerindeki mahkumların iş gücünü işleten özel şirketlerle anlaşma yapmayı yasallaştırmış bulunuyor. Bu şirketler, ABD’nin en büyük şirketlerinin kaymak tabakasını oluşturuyor: IBM, Boeing, Motorola, Microsoft, Dell, Hewlett Packard, Intel, Pierre Cardin ve daha fazlası. Mahkum iş gücünün tetiklediği hızlı ekonomik büyüme bu şirketlerin hepsinin iştahını kabartıyor. Sadece 1980 ve 1994 yılları arasında bu sektörden elde edilen kâr, 392 milyon dolardan 4,1 milyar dolara çıktı.
Eyalet cezaevlerindeki tutuklular genel olarak asgari ücret alıyorlar, ama hepsi değil. Örneğin Colorado’da mahkumlar saatine iki dolar gibi asgari miktarın oldukça altında ücret alıyorlar. Özel sektörün işletmeciliğini yaptığı hapishanelerde ise tutuklular haftada altı gün, saati 17 cente çalıştırılıyorlar. Bu da ayda 20 dolar gibi oldukça cüzi bir miktara tekabül ediyor. En yüksek saat ücreti ödeyen özel hapishanede bile mahkumlar “kalifiye olmayı gerektiren işler” için saatine 50 cent alıyor.
Hapishane işçiliğinde ABD, üçüncü dünya ülkelerinin işçi piyasaları için tasarlanmış yatırımlar açısından tekrar cazip bir alan haline geldi. Meksika sınırında montaj fabrikası bulunan bir şirket buradaki işletmesini kapatarak California’da San Quentin eyalet hapishanesine taşındı. Teksas’ta bir fabrika 150 işçisini işten çıkardı ve IBM ve Compaq gibi şirketlerin elektronik devrelerinin montajının yapıldığı özel Teksas Lockhart hapishanesindeki işçilerle anlaşma imzaladı.
Oregon eyalet temsilcisi Kevin Mannix, “herhangi bir taşıma ücreti olmayacağını, kendilerine rekabeti kolaylaştıran mahkum iş gücünü önerdiklerini” söyleyerek Nike’a, Endonezya’daki üretimini kesmesi ve işletmesini Oregon eyaletine taşıması yönünde çağrıda bulundu.

Özel hapishaneler

Hapishane özelleştirmeleri 1980’lerde Ronald Reagan ve Bush hükümetleri zamanında hızla artmaya başladı ancak zirveye, 1990’da Wall Street hisse senetlerinin yeni çıkmış sıcak ekmek gibi satıldığı Clinton zamanında ulaştı. Clinton’un devlet iş gücünde kısıntıya gitmesi sonucunda Adalet Bakanlığı departmanları özel cezaevi şirketleri ile anlaşmalar imzaladı.
Özel şirketler tarafından yönetilen hapishaneler, hapishane endüstrisi içerisindeki en büyük iş alanları. 27 eyalette yaklaşık 18 özel cezaevinde 10 bin mahkum bulunuyor. Bu cezaevlerine maliyetleri ne kadar olursa olsun her mahkum için belirli bir miktar ödeniyor. Bu tür hapishanelerde iyi hal sebebiyle mahkumların cezalarında indirime gidilebiliyor ama kuralların herhangi bir şekilde ihlal edilmesi durumunda hapishane için daha fazla kâr anlamına gelen mahkumun ceza süresine 30 gün daha ekleniyor. New Mexico hapishanelerinde yapılan bir araştırmaya göre, özel hapishanelerdeki mahkumlar eyalet hapishanelerine göre sekiz kez daha fazla ceza alıyor.
* Vicky Pelaez, “Global Research”, 10/03/ 2008, Amine Tuna tarafından kıslatılarak ve Türkçe’ye uyarlanarak çevrildi.
 

Sayı 45

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...