|
DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA: Modern Cava kralı: Suharto |
|
|
|
|
Yazar Alim Haksöyler
|
Suharto iktidarı süresince, kurduğu “yeni düzen”e muhalif hangi etnik ve dini yapı varsa bastırdı.
 Endonezya... Doğu Hint Adaları adıyla Hollanda’nın sömürge döneminde ürettiği bir ülke. Açelilerin ateşlediği, adalardaki diğer İslam topluluklarının da desteklediği sömürgeci güçlere karşı verilen vatan ve din mücadelesi 1945 yılında bağımsızlıkla sonuçlandı. Ardından, takımadaların dört bir yanından yükselen İslam devleti kurma talepleri merkezde gücü elinde tutan Cavalı seçkinlerce reddedildi. İslami direniş ruhu, yerini Cavalı seçkinlerin ürettiği Pancasila ideolojisine, yani bir tek yaratıcıya inanma, adil ve uygar bir toplum oluşturma, ulusal birlik, demokrasi ve sosyal adaleti sağlama gibi esasları önceleyen bir ideolojiye, bıraktı. Büyük bir coğrafyayı kapsayan ve 700 civarında etnik yapıyı içinde barındıran adalar topluluğunda, önce Sukarno liderliğinde yeni bir ulus yaratma, ardından da Suharto ile modern ulus devleti her kesime kabul ettirmede bir araç rolü oynayan ekonomik kalkınma süreci izlendi. Yüzyıllarca birbirinden bağımsız krallıklara ve sultanlıklara ev sahipliği yapan bu topraklar 20. yüzyılda yeni bir ideoloji ile karşılaştı. Modern ulus devlet… Modern Endonezya tarihi, 1949-1966 yılları arası 18 yıllık iktidarı ile Endonezya’nın ilk devlet başkanı Sukarno, 1967’den 1998 tarihine kadar 31 yıllık iktidarı ile Suharto ve 10 yıllık Suharto sonrası reform dönemi olmak üzere üç safhada ele alınabilir. Bu üç dönemin Endonezya tarihinde en çok iz bırakan safhası ise Suharto’nın 32 yıllık iktidarı oldu. 27 Ocak 2008 tarihinde 86 yaşında hayatını kaybeden Suharto, ülke siyasi yaşamına, 30 Eylül 1965 tarihinde altı generalin suikasta kurban gitmesiyle yaşanan kaos ortamında yaptığı darbe ile girdi. Suharto, Batılılaşma projesinin Güneydoğu Asya’daki modeli Endonezya’da, modern ulus devlet projesini yerleştirmek için devlet mekanizmasını -halka rağmen- sonuna kadar kullandı. Bu hedefe ulaşmak için ülke insanlarını aktif katılımcı ve aktör bireyler kılmak yerine, “ben bilirim”ci, faşizan ve diktatoryal bir korku ağı ile “Endonezyalı kullar” yarattı. Baskıcı rejimin en şiddetli savunucusu ve uygulayıcısı olarak devleti tek başına yönetti.
Suharto, gücünü iki kurumdan alıyordu. Birincisi kendi kurduğu devlet partisi Golkar Partisi. İkincisi, ise içinden çıktığı ordu. Golkar’ın manipülasyonuyla gerçekleşen demokratik seçimlerle ulusal ve uluslararası arenada meşruiyetini sağladı. Ordu ise, bir zamanlar ordu mensubu olan Suharto’yu desteklemekten geri kalmadı. Suharto, Golkar’la siyasi arenada meşruiyetini sağlarken, orduya biçtiği yeni rol ile asker desteğini 32 yıl boyunca arkasına almayı başardı. Aslında karşılıklı çıkar ilişkilerinin bir ürünü olan bu siyasi oyun, ülkede genel anlamda sivil toplumun önünü açmaya yönelik her türlü talebi reddeden, eleştiriye kapalı “modern Cavalı bir kral” edasıyla hareket eden Suharto’nun yarattığı rejimi meşrulaştırdı. Suharto 1965’deki askeri darbe ile selefi Sukarno ve onun oluşturduğu “eski düzen” dönemine son verdi. Generalleri katledenlerin Komünist Parti mensupları olduğu şaiasının yayılmasıyla ülkede askerler öncülüğünde komünistlere karşı olan hemen her kesimin katılımıyla bir şiddet ortamı başlatıldı. Suharto, “komünist karşıtlığı” etrafında bir araya gelen çeşitli siyasi ve sivil kurumlar nezdinde bir anda ülkede birlik ve beraberliğin sembolü oldu ve böylece meşruiyetini pekiştirdi. Komünistlere karşı ülkenin dört bir yanında destek bulan Suharto, 1968 yılında resmen devlet başkanı oldu. Ancak kıyımlar bununla bitmedi. Zamanla diğer muhalifler de Suharto’nun dahice planlanmış diktatörlük hesabında yerini aldı. Suharto ve kurduğu “yeni düzen”e muhalif hangi etnik ve dini yapı varsa, şu veya bu şekilde komünistlerin akibetine maruz kaldı. Suharto, içinden çıktığı orduyu sürekli kontrolü altında tutmayı başardı. “Yeni düzen” adıyla anılan tek adam yönetimini benimseyen Suharto, ekonomik kalkınmayı da, bir anlamda şansı yaver giderek, ülkenin çeşitli yerlerinde keşfedilen doğal kaynakların Batılı şirketlerce işletilmesi sonucu sağlamış oldu. Altyapı çalışmalarına -özellikle de Cava Adası’nda- hız verilirken, hedeflenen ekonomik ve sosyal kalkınmanın sadece askerler eliyle yapılması kararlaştırıldı. Böylece “yeni düzen” içerisinde Suharto’dan sonra önemli rol oynayan ordu, “dual fungsi” yani ikili işlevi ile savunma ve güvenlik gibi bir ordudan beklenecek öncü görevinin yanı sıra, bu dönemde daha çok ülkedeki ekonomik varlıkların işletmesini üstlendi. Suharto, geçtiğimiz günlerde vefat etti. Suharto’nun iktidarından sonra Endonezya’da geçtiğimiz 10 yıldır yaşanan süreç demokrasiye geçiş özellikleri taşıyor. Ancak, Suharto sonrasının iç siyasette ve ekonomi alanında sorunları bulunuyor. Reform kavramı sürekli gündemde olmasına rağmen, arzu edilen reformların başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini söylemek güç. Endonezya hala bir geçiş dönemi yaşıyor. Bu dönemin tamamlanması, serbest seçimlerin yapılmasının yanı sıra, ülke siyasetinde ve ekonomisinde etkinliğini sürdüren ordunun kendi asli görevine dönmesiyle gerçekleşecek. Ancak ordunun bıraktığı bu boşluğu dolduracak sivil kadrolara ihtiyaç olduğu da bir gerçek. Sivil kadrolar sivil toplumun her alanını kucaklayacak ilkeler bütününü hayata geçirmedikçe Endonezya’yı dünyada ünlü yapan nepotizm ve yozlaşmanın önüne geçmek mümkün değil. Bu dönemde İslamcı siyasilerin konumu ise pek iç açıcı görünmüyor. Her ne kadar tek vücut bir Müslüman oluşumdan bahsetmek mümkün olmasa da, Muhammediyye liderlerinden Amien Rais gibi kimi siyasilerin çabalarını, demokratik sivil yaşamının oluşmasına katkı olarak değerlendirmek mümkün. Suharto sonrası dönemde kimi Müslüman çevreler için en sıkıntılı konulardan biri resmi devlet ideolojisi olan “pancasila”nın bir baskı olarak hissedilmesiydi. Bununla birlikte, genel çoğunluk ülkede demokratik yapılanma konusunda hem fikir. |
|
Sayı 45
Kısa kısa Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyorHer yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ... DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceğiG-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ... DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir.... ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınlarıİHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb... ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Raİslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a... DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...
|