|
DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA: Uluslararası müdahaleciliğin son kurbanı: Doğu Timor |
|
|
|
|
Yazar Amine Tuna
|
2002’de bağımsızlığını ilan ederek, 400 seneyi aşan sömürge ve işgal dönemini geride bırakan Doğu Timor, BM İnsani Kalkınma Programı’nın kalkınma endeksine göre Asya’daki en fakir ülkesi.
 Endonezya’yı oluşturan adalardan biri olan Timor’un doğusunda kurulan Doğu Timor 21. yüzyılda bağımsızlığını kazanan ilk devlet. Mayıs 2002’de bağımsızlığını ilan eden Doğu Timor’un bağımsızlık süreci yeni bir Birleşmiş Milletler başarısı olarak lanse edildi. Ne var ki geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Jose Ramos Horta ve Başbakan Xanana Gusmao’nun başarısız bir darbe girişimiyle silahlı saldırıya uğraması, Asya kıyısında unutulmuş ve BM’nin insafına terkedilmiş bu topraklarda olan bitenin, anlatıldığı gibi olmadığını gözler önüne seren en açık örnekler. 16. yüzyıldan itibaren Portekiz tarafından sömürgeleştirilen Doğu Timor, 1975’te Portekiz’in adadan çekilmesiyle bağımsızlığını ilan etti. Fakat birkaç gün sonra, daha uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak varlık gösteremeden komşusu Endonezya’nın işgaline uğradı ve 1976 yılında Endonezya’nın 27. eyaleti olarak ilan edildi. Bu tarihten itibaren diktatör Suharto’nun insafsız politikalarının yön verdiği baskı ve terör havasının hakim olduğu topraklarda, 20. yüzyılın en büyük sistematik katliamlarından biri gerçekleştirildi. Doğu Timor’daki yerleşim bölgelerinin dörtte üçünün yok edildiği, yaklaşık 24 sene süren işgalde hastalık, açlık, bombalama olayları ve sistemli işlenen katliamlar sonucunda en az 200 bin kişinin, yani Doğu Timor’un nüfusunun üçte birinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Geri kalan nüfusun ise yerinden edildiği, yaygın olarak işlenen tecavüz, işkence ve diğer yöntemlerle sindirildiği Doğu Timor’daki bu süreç Kamboçya’daki Pol Pot rejimi ya da Ruanda katliamlarıyla benzeşir nitelikte.
Doğu Timor halkı, siyasi ve silahlı gruplar oluşturarak işgale direndiği gibi, Portekiz, ABD, Avustralya ve İngiltere gibi ülkeler de, Doğu Timor’da yaşananları kamuoyuna duyurarak Endonezya’yı geri adım atmaya zorladı. Ancak Soğuk Savaş yıllarında Suharto’nun komünizmin karşısında Batı’nın yanında yer alması, ülkesinin zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması, stratejik konumu, uluslararası şirketler açısından ucuz işgücü kaynağı olması ve de en önemlisi Endonezya’nın yerel direnişçilerle mücadeleye devam ettiği sürece ihtiyaç duyacağı silahlanma talebi gibi “motivasyon”lardan ötürü, Doğu Timor’da giriştiği etnik temizlik, Batı’nın Endonezya ile ilişkilerinde gereksiz bir ayrıntı olmaktan ileri gidemedi. Kolektif güvenlik kaygıları üzerine inşa edilmiş BM, Endonezya’nın Doğu Timor’u ilhakını hiçbir zaman tanımadı. Ancak Avrupa ve ABD’nin ahlaksız “motivasyon”ları ve bölgedeki en önemli güç olan Avusturalya’nın, bölgedeki güvenlik boşluğundan yararlanarak Doğu Timor kıyılarındaki doğalgaz ve petrol gibi yeraltı kaynaklarından istediği gibi yararlanıyor olması, bu ülkelerin çıkarları dışında karar alamayan BM’nin Doğu Timor’un işgaline yönelik yaptırım kararları almasına engel oldu.
Dünya jandarmalarının kör kaldığı Doğu Timor’da yerel halkın oluşturduğu silahlı direniş örgütü Falantil baştan aşağıya Amerikan silahlarıyla donanmış Endonezya kuvvetlerine karşı 24 sene boyunca mücadele verdi. Nihayet 1991’de Endonezya yanlısı paramiliter grupların sivil halkı hedef aldığı, iki günde 400 Doğu Timorlunun katledildiği Dili Katliamı sonrasında uluslararası kamuoyu harekete geçti. ABD, Portekiz ve Avustralya’da geniş katılımlı mitingler düzenlendi; BM, Portekiz, Doğu Timor ve Endonezya arasında arabuluculuk görüşmelerini başlattı. 1999 yılında BM’nin denetiminde gerçekleşen referandumda Doğu Timor halkının %78,5’i bağımsızlık için oy verdi. Bu tarihten sonra BM’nin askeri barış gücü ve Doğu Timor’u bağımsızlığa hazırlayacak BM idari personeli adaya yerleşti. 2002’de BM Doğu Timor Geçici Yönetimi’nin yayımladığı bir rapor, BM’nin başından beri kıyısından da olsa müdahil olduğu Doğu Timor’un bağımsızlık sürecini “BM’nin 21. yüzyıl harikası” olarak sunuyor ve diğer kriz bölgelerinde de uygulanabilecek bir örnek olarak gösteriyordu. BM’nin kendisine yıldızlı bir karne vermesine rağmen, Doğu Timor’un bağımsızlığının temelinde yerel direniş örgütlerinin ve Suharto rejiminin sona ermesinin yattığını görmek çok da zor değil. BM’nin ise bu süreçte ancak ikincil bir rolü var. Hatta adeta sürece zaman zaman dışardan alkış tutan bir seyirci konumunda. Nitekim 1975’ten beri Doğu Timor’daki kıyımların önüne geçmek için Güvenlik Konseyi’nden çıkan “kınama” kararları haricinde varlık gösteremeyen BM, Doğu Timor’un bağımsızlığı yönünde en önemli adım olan referandumdan sonra, bağımsızlık hareketi liderlerinin defalarca yaptığı önlem alınması yönündeki çağrılara rağmen, Endonezya yanlısı silahlı grupların süreci baltalamaya yönelik terör kampanyasına engel olmadı. Devletleşme sürecinde, yerel halkı “formulasyon”un dışında bırakan, bürokratik ve hantal yapılaşmasıyla adeta kolonyal bir zihin yapısıyla hareket eden BM yönetimi, demokratik bir devlet yapısının temellerini atmak üzere geldiği Doğu Timor’da geçici yönetime karşı muhalif hareketlerin oluşmasına fırsat tanımadı. Bugün karşı karşıya kaldığımız sonuç ise hükümete bağlılığını koruyan polis ve askeri güçler ile Doğu Timor için verilen sözlerin tutulmadığına giderek daha çok inanmaya başlayan, politik süreçlerden dışlanmış eski Fretilin milisleri arasında çatışmaların yaşanması… |
|
Sayı 45
45. Sayı SunuşDeğerli Okuyucularımız,Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ... ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınlarıİHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb... Kısa kısa Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyorHer yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ... DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceğiG-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ... DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesiPatani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti.... DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...
|