Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 40

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU: Vatikan'ın İsrail hayranlığı PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeynep Özbek   
Papa XVI. Benedict’in Yahudilerle ilgili küçültücü ifadeler içeren Latince duaya izin vermesi Yahudi lobisinden büyük tepki almıştı. Bunun üzerine dua yeniden gözden geçirildi ve Yahudileri kızdıran ifadeler değiştirildi.
ImageGeçtiğimiz temmuz ayında Papa XVI. Benedict’in Paskalya öncesi yapılan merasimde Yahudilerle ilgili küçültücü ifadeler içeren Latince duaya izin vermesi, Yahudi lobisinden büyük tepki almıştı. Bunun üzerine dua yeniden gözden geçirildi ve Yahudileri kızdıran ifadeler değiştirildi.
Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan bir cuma günü, Hristiyanlar arasında her yıl bir takım dua ve ritüellerle anılır. II. Vatikan Konseyi’ne kadar Hz. İsa’nın ölümünden Yahudi halkı sorumlu tutulmakta ve yapılan dualar “Yahudiler karanlıktan çıksınlar” ya da “Tanrı onların kalplerinden örtüyü kaldırsın” gibi ifadeler içermekteydi. Ancak Katolik Kilisesinin diğer dinlerle diyalog politikasını benimsemesi üzerine bu dua değiştirilmişti. Papa XVI. Benedict, temmuz ayında bir açıklama yaparak bu eski Latince duanın yeniden kullanılabileceğini açıkladı. Bunun üzerine bilhassa Amerika’daki Yahudi örgütler, Papa’nın açıklamaları hakkında teessüflerini ve hayal kırıklıklarını ifade ettiler. Yahudi lobisinden gelen yoğun tepki Katolik Kilisesi’nin geri adım atmasını sağladı ve dua yeniden formüle edildi. Şu an geçerli olan duada, sadece Yahudilerin kurtuluşu ve Hz. İsa’yı tanıması için dua edilmekte.
Katoliklerin Yahudilerle olan ilişkilerinin tarihi oldukça karmaşık. Geçtiğimiz asra kadar Yahudiler Katolik Hristiyanların gözünde lanetlenmiş bir ırk, hatta “Tanrı katilleri” olarak görülmekteydi. Bu iki dinin mensupları arasındaki uzun savaş ve zulüm yılları, aralarındaki nefret ve düşmanlığı giderek arttırmıştı. Hristiyanlar, Yahudilerin Tanrı’yla yaptıkları ahde sadık kalmadıklarına ve bu nedenle, onun İncil’le değiştirildiğine inanmaktalar. Onlara göre Yahudilik, kuralcı ve bozulmuş bir dinken, Hristiyanlık merhamet ve sevgi dinidir. Yahudiler sadece Hz. İsa’yı inkar etmekle kalmamış, onu çarmıha gererek insanlık tarihindeki en korkunç günahı işlemişlerdir. Hristiyanlar arasında yaygın olan bu anlayış Roma İmparatorluğu döneminden Katolik İspanya’ya ve nihayet Nazi rejimine dek tarihin kanla boyanmasına yol açmıştır.
Ancak Katolik Kilisesi, II. Vatikan Konseyi’yle birlikte bu önyargıları ve kalıpları yıkmak için bazı önemli adımlar attı. Konsey’den sonra yayınlanan, Katolik Kilisesi’nin diğer dinlerle ilişkileriyle ilgili belgenin bir bölümü, sadece Yahudilere ayrıldı. Kilise, herhangi bir zamanda herhangi biri tarafından yapılan her türlü Yahudi karşıtlığını kınadı ve Yahudilikle Hristiyanlığın din olarak ortak yönlerine dikkat çekti.
II. John Paul, 1986’da Roma’daki sinagogu ziyaret ederek, tarihte bir sinagogu ziyaret eden ilk papa unvanını kazandı. Papa, yaptığı konuşmada Yahudilere “büyük kardeşlerimiz” diye hitap etmişti. Katolik Kilisesi ile Yahudiler arasındaki bu yakınlaşma siyasi olarak da meyvelerini vermekte gecikmedi. Nitekim Papa X. Pius’un “Yahudiler bizim Rabbimizi tanımadılar; biz de Yahudi halkını tanımayız.” sözünden 90 yıl sonra, 1993’te Vatikan, resmen İsrail devletini tanıdı ve 1994’te elçi değişimini gerçekleştirdi. Vatikan’dan bir yetkili bu olayı, “iki küçük Akdeniz ülkesi arasındaki uluslararası bir diplomasi “anı olarak” değil, Yahudi halkı ile Katolik Kilisesi arasındaki 2000 yıllık uzun tarihte belirleyici bir olay” olarak tanımladı.
Image
XVI. Benedict, Vatikan ve İsrail devlet arasındaki samimi ilişkileri geliştirecek bir takım önemli adımlar attı. 2005 yılında papa olarak seçilmesinin hemen ardından pek çok kişi onu diğer dinlerin mensuplarına karşı duyarsız, hoşgörüsüz bir ideolog olarak tanımlarken, New Yorklu Yahudi liderler, Benedict’in kardinal olduğu zamanda, ona kişisel tecrübelerini aktararak, saygılarını ifade ettiler. Benedict, göreve gelir gelmez İsrail yanlısı din adamlarını önemli görevlere getirip, Müslümanlara ılımlı düşünceler besleyenleri pasifize etti. İsrail ile Vatikan arasındaki ilişkileri geliştirmek üzere, Aralık 2006’da İsrail Başbakanı Ehud Olmert’le görüştü. Mayıs 2007’de sekiz kişilik Vatikan devleti delegesi ile dokuz İsrail devleti yetkilisi buluşarak görüşmelerde bulundu.
Öte yandan Vatikan devleti ile İsrail arasında bir takım diplomatik gerilimlerin yaşandığı da bir gerçektir. Örneğin, Hristiyan-Arap din adamlarına vize kısıtlamaları, mal edinme, seyahat sınırlamaları, mali ve idari işlerde İsrail’deki kiliseye bağlı kurumlar üzerindeki baskılar, Vatikan ile İsrail arasındaki ilişkileri olumsuz etkilemektedir.
Vatikan’ın İsrail’le olan siyasi ilişkilerinde belirleyici bir diğer unsur da hiç şüphesiz Filistin topraklarındaki Katolik varlığıdır. Vatikan 1994’te Filistin’in doğu Kudüs’teki egemenlik haklarını tanımış ve Filistin’le diplomatik ilişkileri başlatmıştı. Yine 2000’de Papa II. John Paul, Yaser Arafat’la görüşerek bir anlaşma imzalamıştı. Bunun üzerine İsrail’den gelen tepki neticesinde Vatikan, anlaşmanın barış meseleleriyle ilgili olmadığını, Filistin topraklarındaki Katolik kiliselerinin durumunu düzeltmeye yönelik olduğunu belirtmişti.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DÜNYA GÜNDEMİ: AVRUPA ; Almanya'da Vatandaşlığa Kabul Testi
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. H...