|
DOSYA : Savaşların sinsi silahı mayınlar |
|
|
|
|
Yazar Hakan Tahmaz*
|
Barış, ateşkes gibi süreçler mayınların insanları yaralamasını ya da öldürmesini engellemiyor. Mayınları engelleyen tek şey mayınların sökülmesidir. Mayınlar sökülmedikleri sürece insan, hayvan ve doğa için tehdit olmaya on yıllar boyunca devam etmektedir.
İlk kara mayını Amerikan iç savaşında, 1862 yılında kullanıldı. Binlerce kuzeyli asker bu savaşta mayın yüzünden öldü veya yaralandı. Bu ilk mayınlar hantal ve kolay bulunuyorlardı. Biraz daha gelişmişleri olan I. Dünya Savaşında kullanılan anti-tank (AT) mayınları da sonradan bulunduklarında ilk yerleştirene karşı kullanılabilen cinstendi. Daha sonra, bunları aşan anti-personel mayını üretildi. Bunların yerleri kolay tespit edilemediği gibi söküldükten sonra da yeniden kullanılmaları mümkün olmamaktaydı. Süreç içerisinde sektörün hızla gelişmesiyle, daha donanımlı ve kolay yerleştirilebilir mayınlar geliştirildi. Bugün artık, mayınlar tek tek toprağa gömülmüyor; uçak ve helikopterle boş arazilere, tarlalara bırakılarak mayınlama yapılıyor. Bunların kayıtları tutulmadığı gibi haritası da çıkarılamıyor. Mayınlar, I. Dünya Savaşı sonrasında çok yaygın bir biçimde üretilmeye ve kullanılmaya başlandı. 1960’ların başına kadar esas olarak resmi kuvvetler tarafından askeri hedeflere yönelik kullanıldığı için haritaları bilinmekteydi, gerektiğinde ise kolayca kontrol edilmekteydi. Daha sonra, silahlı mücadele yürüten isyancı güçler tarafından da kullanmaya başlandı. Bugün, bir sektör haline dönüşmüş bir tür mayın ticareti gelişmeye başladı. Mayın üretim ve ticaretini yapan ülkelerin liste başında ise ABD bulunmaktadır. Mayınları diğer savaş silahlarından farklı kılan en önemli özellik; mayınların tanklar, uçak savarlar, roketler gibi yönlendirilebilir silahlar olmamalarıdır. Mayınlar yok etmek için bir ayrım yapmazlar. Barış, ateşkes gibi süreçler mayınların insanları yaralamasını ya da öldürmesini engellemiyor. Mayınları engelleyen tek şey mayınların sökülmesidir. Mayınlar sökülmedikleri sürece insan, hayvan ve doğa için tehdit olmaya devam edecektir. Mayınlara en çok kurban gidenlerin başında çocuklar geliyor. Çocukların cüsselerinin küçük olması nedeniyle yaşamsal organları daha fazla zarar görüyor. Mayın patlamasına maruz kalıp hayatta kalan kurbanlar en az bir hayati organını ya da bir kısmını yitiriyor. Kurbanın kendisi ve yakın çevresi yıllarca psikolojik tedavi görmek zorunda kalıyor. Bu nedenle savaşların yarattığı toplumsal travmanın yanı sıra mayın, fiziksel zararlarının yanında kişisel trajedilere de yol açmaktadır. Savaş sırasında olduğu gibi savaş sonrasında da araziler kullanılamadığı gibi çocuklar güvenli bir biçimde oyun oynayamamaktalar. Yılda 10,000 çocuk mayın kurbanı olmaya devam ediyor.
Üretimi ucuz ve kolay, bedeli ağır Bir mayın üç dolar gibi çok düşük maliyetle üretilip yaklaşık bir saat içinde gömülüyor. Sökülmesi ise 1000 dolar gibi yüksek bir maliyet ile ve yüz saat gibi uzun bir süre içinde mümkün olabiliyor. Bundan sonra üretim yapılmazsa bile mevcut olanların sökülmesi ve imhası 1000 yıl kadar sürecektir. Hükümetlerin mayınların sökülmesi için bütçeden ayırdıkları payın düşük olması ve mayın döşenmiş arazilerin haritasının olmaması, mayınsız bir dünya yaratılması sürecini daha da uzatmaktadır. Mayınlar, ekonomik gelişmeyi ve sosyal yapılanmayı engellemekte, mültecilerin ve iç göçe maruz kalmış kişilerin yurtlarına/yaşadıkları yerlere geri dönmelerinde kısıtlayıcı ve caydırıcı bir rol oynamaktadır. Savaşların yol açtığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle mayınların temizlenmesine öncelik verilmediği ve yeterli bütçe ayrılmadığı için tarım alanları ve meralar uzun süre kullanım dışı kalıyor. Bugün Afganistan ve Kamboçya’nın topraklarının %35’i mayın yüzünden kullanılamıyor. Mayınların sökülmesinin teknik ve mali nedenlerle uzun sürmesi mayın kaynaklı ölümlerin artmasına yol açtığı gibi yaralı sayısını da çoğaltmaktadır. Bu nedenle mayınların sökülmesi, savaş sonrası ülkelerin yeniden inşasının ana unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Bugün 78 ülkede 300 milyondan fazla mayın var. Bunlardan 110 milyon kadarı toprak altında kurbanını bekliyor. Dünya, her yıl 26 bin kişiyi mayına kurban veriyor. Her saat başı üç kişi mayından ya yaşamını yitiriyor ya da sakat kalıyor. Dünyada mayınların en yoğun olduğu ülkeler, ekonomik, sosyal olarak geri kalmış en yoksul ülkelerdir. Bunların başında Afganistan, Mozambik ve Kamboçya geliyor. Bosna’da topraklarındaki mayınların üç ile altı milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Bunların imhası için en az 20-30 yıl sürecek, yüksek maliyetli, ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Bugünlerde işgalin beşinci yılına girecek olan Irak’ta ise durum tam bir muammadır. Ne mayınların durumu, ne de mayınlardan ölenlerin ve yarananların sayısı bilinmektedir. Daha da kötüsü mayınlar, Irak yetkililerinin gündemine hala girmedi. Angola’da ise ülke nüfusundan daha çok mayın bulunmaktadır. Bugün tüm dünyada mayınlar yüzünden yaralanmış/sakat kalmış 300 binden fazla insan vardır. Türkiye’de, doğu ve güneydoğudaki tüm sınırlar mayınlarla kaplı. Bölgede bir milyon, stoklarda ise üç milyon mayın bulunduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de yılda ortalama 180 kişi mayın ya da patlamamış askeri malzeme nedeniyle yaşamını yitiriyor veya sakatlanıyor. Bu sayının üçte birini ise çocuklar oluşturuyor. Mayın kaynaklı çocuk ölümleri en fazla Diyarbakır, Bingöl, Tunceli, Siirt, Şırnak ve Van illerinde gerçekleşiyor. PKK’nın bölgede döşediği mayınların sayısının ve haritasının bilinemiyor olması Bosna ile bölgeyi benzeşik kılıyor. Bölgede PKK’nın ve ordunun döşediği mayınlar bölgenin insansızlaşmasına yol açmıştır.
Mayına karşı mücadele Mayınların satışını ve üretimini yasaklayan ilk ülke Belçika oldu. Mart 1995 tarihinde Belçika bir yasa ile mayını yasakladı. Bu tarihe kadar dünyanın en fazla mayın ihraç eden ülkeler listesinin ilk sıralarında yer alan Belçika’yı, Avusturya ve İrlanda izledi. Kısa süre sonra, 1996 yılında Kanada’nın Ottawa kentinde elli ülke temsilcisinin katılımıyla toplanan konferansta kara mayınlarının yasaklanmasına yönelik bildirge imzalandı. Birçok ülkeden sivil toplum örgütlerinin katılımıyla sürdürülen süreç, 3-4 Aralık 1997 tarihinde 123 ülke temsilcisinin katılımıyla yapılan konferansta Ottawa Konvansiyonu olarak anılacak anlaşmanın imzalanmasıyla devam etti. Daha sonra anlaşmayı imzalayan ülke sayısı 135’e çıktı. İmzalamayan 53 ülke kaldı. Anlaşmayı imzalamayan ülkeler arasında en fazla mayın üreten üç büyükler (Rusya, ABD ve Çin) anlaşmayı imzalamadı. Bu ülkelerden sadece ABD, mayın pazarından 800 milyar dolar ile en büyük paya sahip.
Türkiye, Ottawa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzaladı ve anlaşma 1 Mart 2004 tarihinde yürürlüğe girdi. Anlaşmaya göre, Türkiye’nin stoklarındaki mayınları 2008’e kadar, toprak altındakileri ise 2014 yılına kadar temizlemesi gerekiyor. Ancak şu ana kadar ciddi sayılabilecek bir çalışmadan söz edebilmek mümkün olmadığı gibi uluslararası anlaşmanın gereği olan yasal düzenlemeler dahi gerçekleştirilmedi. Mayın mağdurları arasında hiçbir ayrım gözetilmeksizin çocuk, asker, sivil, korucu bütün mağdurların topluma kazandırılması gerekmektedir. Mayın temizliği programları; mayın mağdurlarının bakımı, rehabilitasyonu, sosyal ve ekonomik olarak toplumla bütünleşmesi için ücretsiz sağlık, mesleki beceri ve eğitim programları; halkın, özellikle çocukların, mayın ve askeri malzeme konularda bilinçlendirilmesine ilişkin eğitim çalışmaları acilen başlatılmalıdır.
*Türkiye Barış Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve Küresel BAK Üyesi |
|
Sayı 45
ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınlarıİHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb... Kısa kısa Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyorHer yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ... DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K... DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceğiG-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ... DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir.... İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...
|