|
İSLAM COĞRAFYASI: Stratejik bir Kafkas beldesi: Dağıstan |
|
|
|
|
Yazar Zaze Dağıstanlı
|
Dağıstan Cumhuriyeti, kuzey Kafkasya’nın doğusunda yer alan dağlık bir bölgedir. Dağıstan, Kafkas ülkeleri arasında en yoğun nüfusa ve en geniş yüzölçümüne sahip ülkedir. Kafkasya’nın iki büyük doğal geçidinden birisi üzerinde bulunan Dağıstan, yüzyıllar boyunca bu stratejik öneminden dolayı birçok devletin işgaline uğramıştır. 13. yüzyılın başında Dağıstan, Moğol ve Tatarlar tarafından işgal edilmiş, daha sonra da Selçuklular, Osmanlılar ve İranlıların hakimiyeti altına girmiştir. 1813 yılında imzalanan Gülistan Antlaşması’ndan sonra da Rusya’nın hegemonyasına girmiştir. Kafkas Savaşı zamanında (1817–1864) Dağlılar sömürgeye karşı cihat hareketi yürütmüşlerdir. 20 Ocak 1921 yılında bölgede Dağıstan Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti kurulmuştur. Sovyetlerin dağılmasından itibaren Dağıstan, sınır devleti olarak varlık göstermektedir. Bugünkü adı Dağıstan Cumhuriyeti olan ülke, kuzeyde Kalmikya, kuzeybatıda Stavropol bölgesi, batıda ise Çeçenistan’la çevrilidir. Başkent Mohaçkala, Hazar Denizi’nde bulunan aktif askeri ve ticari bir limandır. Dağıstan, Hazar’a kıyısı en uzun olan ülkedir. Bu kıyı şeridi petrol haricinde karbon, biyolojik kaynaklar ve balık türleri açısından da zengin bir bölgedir.
Nüfusun etnik dağılımı 1989 yıllarının kayıtlarına göre Dağıstan’da yaklaşık olarak 102 etnik grup bulunmaktadır ve bu gruplar üç büyük dil ailesine mensup dilleri konuşmaktadır: Dağıstan-Nahk ailesi, Türk Altay dilleri ailesi, İndo-Avrupalı dilleri ailesi. Dağıstan nüfusunun %99,9’unu oluşturan gruplar arasında Avarlar, Dargiler, Kumuklar, Lezgiler, Ruslar, Laklar, Tabasaranlar, Azeriler, Çeçenler, Noğaylar, Yahudiler, Rutullar, Agullar, Ukraynalılar, Ermeniler, Tatarlar ve Tsahurlar bulunmaktadır. Bu kadar çeşitli bir etnik yapının olduğu Dağıstan bölgesinde, birçok dil konuşulmaktadır. Bölgede küçük gruplar bile kendilerine has dilleri konuşmakta, bu yüzden bölgeye “diller dağı” da denmektedir. Dağıstan dilleri Doğu Kafkas dilleri grubuna dahildir. İslam’la birlikte Arapça Dağıstan dillerini etkilemiştir.
Bölgedeki dinler
Dağıstan nüfusunun %97’si Müslümanlardan oluşuyor. Bölge İslam’la yedinci ve sekizinci yüzyıllarda tanışmıştır. Kırsal kesimde yaşayanların neredeyse tamamı Müslümanlardan oluşmaktadır. Müslümanların %97’si Sünni, %3’ü ise Şii’dir. Dağıstan’da az sayıda da olsa Hristiyan ve Yahudi bulunmaktadır. 1996 yılı kayıtları Dağıstan’da 1670 cami, yedi kilise, dört sinagog olduğunu göstermektedir.
Coğrafi yapı ve doğal kaynaklar Terek, Sualk, Samur ve Kuma, Dağıstan’ın başlıca nehirleridir. Bu nehirler sulama ve hidroenerji üretimi doğrultusunda kullanılmaktadır. Ovaların büyük bir kısmı tarım için verimli topraklardır. Toprakların %60’tan fazlası dağların yamaçlarında bulunmaktadır. Sadece %8’i ormanlarla kaplı olmasına rağmen bölgede meşe, kayın ve gürgen gibi değerli ağaçlar yetişmektedir. En önemli yeraltı kaynakları; petrol, doğalgaz, mineral tuzlar ve dağ kristalleridir. Dağıstan, Kuzey Kafkasya sınırları içinde en zengin mineral ve doğal kaynak depolarına sahip olan ülkedir. Hazar Denizi’nde petrol ve doğalgaz kaynaklarının bulunması, bölgenin önemini artırmaktadır. Şu anda Dağıstan, kullandığı doğalgazın %70’ini kendisi üretmekte ve bu oran giderek artmaktadır. Hazar’ın Dağıstan’da yapılan son dönem araştırmaları bölgede 130-500 milyon ton petrol rezervi bulunduğunu göstermektedir. Yurt dışı kaynaklı birçok firma bu bölgede çalışmalar başlatmıştır. Ayrıca Dağıstan Kuzey Kafkasya’daki en büyük hidroenerji kaynaklarına da sahiptir.
Dağıstan’ın ekonomik durumu
Dağıstan için Hazar Denizi önemli bir gelir kaynağıdır. Hazar’da balık endüstrisi oldukça yoğundur. Hazar, tüm dünyadaki siyah havyarın %90’ını karşılamaktadır. Özellikle halıcılık etrafında yoğunlaşan geleneksel el işlemeciliği, ülke için hem bir gelir kaynağı oluşturmakta, hem de iktisadi potansiyel içermektedir. Ulaşım açısından ülke, stratejik bir özellik taşımakta ve Rusya’nın en önemli ulaşım yollarından olan Rostov-Bakü kara ve demiryolu ülkeyi boydan boya kuşatmaktadır. Petrol ve doğalgaz bulunan ülkede inşaat, elektrik, metal üretim endüstrisi gelişmiştir. Dağıstan yüksek kapasiteli hidroelektrik santrallerine sahiptir. Tarımsal ürünler olarak buğday, mısır, arpa, pirinç, ayçiçeği vb. ürünler yetişmektedir. Bölgede küçükbaş hayvancılığa da önem verilmektedir.
Rusya’nın Dağıstan politikası
Rusya, Dağıstan’la 16. yüzyıldan itibaren hem Kafkasya üzerindeki emelleri doğrultusunda hem de sıcak denizlere ulaşma isteğiyle ilgilenmeye başlamıştır. Dağıstan’ın Gülistan Antlaşması ile 1813 yılında tamamen Rusların eline geçmesinden sonra, Çarlık hükümetinin bölgede acımasız politikalar yürütmesinin sebebi hiç şüphesiz, bölgede hakimiyet kurabilmek için uzun bir süre uğraşmak zorunda kalması ve mali açıdan bölgeye çok fazla harcama yapmasıdır. 1780’li yıllardan itibaren İmam Mansur’la başlayıp 1794’de Gazi Muhammed, daha sonra da Hamzat Bey ve Şeyh Şamil’le devam ettirilen cihat mücadelesi Rusların sıcak denizlere inme politikasının sekteye uğramasına sebep olmuştur. Şeyh Şamil, cihat hareketini ciddi bir şekilde organize etmiş ve tam 25 yıl boyunca Ruslara karşı mücadele vermiştir. Bu çetin mücadele 25 Ağustos 1859’da başarısızlığa uğramış ve Dağıstan, Çeçenistan ile birlikte Ruslar tarafından işgal edilmiştir.
İnsan hakları Köklü bir İslam geleneğine sahip olan Dağıstanlılar, İslami kimliklerinden dolayı Rusya’nın baskılarına maruz kalmaktadır. Direniş tüm bölgede devam etmekte ve ülkede farklı bölgelerde neredeyse her hafta çatışma olmaktadır. İşgal altında olan bu ülkede her türlü insan hakkı ihlaline rastlamak mümkündür. Hak arama girişimleri ise çeşitli bahaneler öne sürerek tutuklamalar ve adam kaçırma gibi korku ve baskıyı arttırmaya yönelik politikalarla durdurulmaktadır. Periyodik baskınların sıradan bir olay haline geldiği Dağıstan’da korku, sindirilmişlik, haksızlık, adam kaçırma politikaları ve benzeri insanlık dışı uygulamalar yaygın şekilde görülmektedir. Dağıstan’da vuku bulan hak ihlallerinin son bulması için sivil örgütler tarafından eylemler yapılmakta, kaçırılan ve öldürülen kişilerin aileleri seslerini dünya kamuoyuna duyurmaya çalışmaktadır. Her geçen gün Dağıstan’a yığınak yapan Rusya, bölgeyi tamamen askeri bir üsse dönüştürmek istemektedir. Gürcistan’dan çektiği askeri gücünün neredeyse tamamını Dağıstan’a yerleştiren Rusya, bir yandan da yeni askeri bölgeler oluşturmakta. Doğal zenginlikleri ve coğrafi konumu ile Dağıstan, stratejik önemi ile gerek Batılı ülkelerin gerekse Rusya’nın dikkatini çekmektedir.
Kimlik bilgileri: Statü: Özerk cumhuriyet Başkenti: Mahaçkala Nüfus: 2,900,000 (2007 tahmini) Yüzölçümü: 50,300 km² Dini: İslam Diller: Rusça (resmi), Avarca, Andiyce, Didoyca, Dargince, Kaytayca, Kubacincelak, Lezgice, Tabassaranca, Camurca. Etnik gruplar: Avarlar, Dargiler, Kumuklar, Lezgiler, Ruslar, Laklar, Tabasaranlar, Azeriler, Çeçenler, Noğaylar, Yahudiler, Rutullar, Agullar, Ukraynalılar, Ermeniler, Tatarlar, Tsahurlar. |
|
Sayı 44
Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-AliFilistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat ÖzdoğruDünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar
Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür... İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜNAltı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.
Coğrafya
Ürdün, kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü
Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yamanİslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...
|