Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 39

ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer Muhtar PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdurrahman Dilipak   
ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer MuhtarÖmer Muhtar, Libya, Defne’de doğdu. Babası Muhtar, 1878 tarihinde hacda vefat etti. Annesi Muharib’in kızı Aişe olarak bilinirdi. Amcası onu ve kardeşi Muhammed’i öğrenimi için babasının yakın dostu Seyyid el Giryani ile birlikte Cağbum’daki medreseye yazdırdı. Muhtar burada sekiz yıl kaldı. Muhtar medrese eğitimi yaparken, çeşitli meslek alanlarında, ziraattan marangozluğa, demircilikten duvar ustalığına kadar bir çok işle uğraştı ve kendisini yetiştirdi.

Başarısı ve şahsiyeti dikkatleri üzerine çekti ve medreseyi temsilen Sudan ve Mısır’a giden çeşitli heyetlere başkanlık yaptı. Adil, dürüst, bilgili bir şahsiyetti. Kabilelerin arasında çıkan anlaşmazlıklarda arabulucu olarak görev aldı ve ihtilaflarda adaletine duyulan güvenden dolayı hakemlik yaptı.

Muhtar daha sonra Kasur Zaviyesi’nin başına getirildi. Ardından güneydeki Ayn Kalak Zaviyesi şeyhliğine atandı. Asıl şöhretini ve kariyerini burada sağladı. Fransız işgaline karşı direnişin sembol ismi haline gelmişti. Bir yandan talebelerini eğitiyor, halka rehberlik ediyor, öte yandan istilaya karşı direnişi örgütlemeye çalışıyordu. Kasur Zaviyesi imamlığı sırasında da direnişi örgütlemeye devam etti. Dünya, Ömer Muhtar’ı 1980’de Mustafa Akkad’ın yaptığı ve Anthony Quinn’in başrolünü oynadığı  “Lion of Desert / Çöl Aslanı” filmi ile tanıdı.

İtalyanların Libya’ya saldırması
İtalyanlar, II. Abdülhamit’in tahttan düşürülmesinden sonra Mısır’ın İngiliz işgalinde olmasını fırsat bilerek 27 Eylül 1911’de İstanbul’a verdikleri ültimatomla Trablusgarb’a asker çıkarttılar. Ancak, Balkan Harbi’nin başlaması ile İtalya ile anlaşan Osmanlı devleti Libya’dan geri çekildi. Libya halkı İtalyan güçleri ile baş başa kaldı.

Libya direniş kuvvetlerinin komutanı Seyyid Ahmed eş Şerif es-Sunusi idi. İlk günlerde Osmanlı’dan kalan sınırlı sayıdaki silahla direniş başarılı şekilde devam etti. Sunusi zaferden emindi. Kendisine İtalya ile anlaşmak için teklifte bulunanlara: “Gençleri ihtiyarlatacak kadar şiddetli ve uzun sürecek bir savaş istiyoruz; günden güne şiddet ve ciddiyet kazanmakta olan bu savaş yalnız yapıldığı yerle sınırlı kalmayacaktır. Etrafımda “la ilahe illallah Muhammedun Resulullah” hükmünü kabul eden bulundukça, ruhum bedenimde kaldıkça Trablus’un dışında bile cihadı sürdürmemiz mümkün olacaktır. Şimdiki gibi binlerce, milyonlarca sadık mücahid bulunduğu zaman değil, belki yanımda bir gülle, bir fişek kaldığı zaman bile barışa gelemem.” diyordu.

Ömer MuhtarBirinci Dünya Savaşı’nın ardından Seyyid Ahmed’in yerine Seyyid Muhammed İdris geçti. İtalya’da ise 1922’de Faşistler iktidarı ele geçirmiş, Benito Mussolini Trablusgarb’taki direnişin ezilmesi, Sunusi mukavemetinin kırılması için emir vermişti. Mussolini, Muhammed İdris Sunusi ile yapılan anlaşmaları geçersiz ilan etti ve 1923 yılında ikinci işgallerine başladı. Emir İdris ise İtalyanların saldırısını beklemeden Libya’yı terk ederek Mısır’a yerleşti. Yerine kardeşi Muhammed Rıza ve amcazadesi Seyyid Seyfeddin’i bıraktı. Onlar da bu işi yönetemeyince halk ve mücahitler Ömer Muhtar’ın etrafında toplanmaya başladılar. 1923’ten 1932’ye kadar süren süreçte direnişin adı artık Ömer Muhtar’dı. 1923’ten 1932’ye kadar 500’e yakın çatışmaya katıldı. 200’den fazla küçük ölçekli çatışmayı yönetti. Bu çatışmalarda İtalyan kaynaklarına göre bütün mücadele boyunca çatışmalara katılan ve şehit olan toplam mücahit sayısı 4329 idi.

Ömer Muhtar kendisine yardım eden kabilelerin direnişe katılan gençlerini 100-300 kişilik, silahlı atlı ya da yaya birlikleri şeklinde organize etti. Birkaç yüz kişilik gruplarla, binlerce kişilik ve modern silahlarla donatılmış İtalyan birliklerine saldırıyor ve vur-kaç taktiği ile hemen ortalıktan kayboluyorlardı. İtalyanlar ise her saldırıdan sonra bölgedeki sivil halkın, çetelere yardım ve yataklık ettiğini iddia ediyor, evlerini yıkıyor, hayvanlarını gasp ediyor ve birçok kişiyi meydanlarda kurşuna diziyordu. Ömer Muhtar ve mücahitlerinin elde ettikleri silah ve mühimmatın birçoğu, geri çekilirken düşmanın geride bıraktığı silahlar ve mühimmattan ibaretti. Bu kıt imkanlarla İtalyan uçaklarını düşürdüler, bir tek saldırıda yüzlerce askeri öldürdüler ve birlikleri dağıttılar.

“Muzaffer olmadan bu dağları terk etmeyeceğim.”
Savaşın uzaması sonucu, açlık ve baskı artmıştı. İtalyanların bazı kabile reislerini Muhtar’ın direnişten vazgeçmesi halinde bu baskıların sona ereceği yönündeki teahhütleri üzerine, “Başaramayacağı bir savaş yüzünden direnmenin fayda vermeyeceği ya teslim olması ya da bölgeden ayrılması” konusunda kendisine yapılan telkinlere karşı, kabile reislerini Kasr el-Mecahir’de müşavereye çağırdı. Sunusi şeyhlerinden, Muhtarın çocukluk arkadaşı Şerif el Giryani İtalyanlarla anlaşmıştı. Ömer Muhtar’ın Kur’an’a el basarak yemin ettiği konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Vallahi, ya muzaffer olmadan ya da şehadete ermeden bu dağları terk etmeyeceğim ve İtalyanlara karşı devam eden bu savaşı asla durdurmayacağım. Mısır’a gitmek isteyenler buyurup gitsinler, İtalyanlara teslim olup ölümden kurtulmak isteyenler de teslim olsunlar, hiç kimse onları tutmuş değildir.” Toplantı tekbir sesleri ile son buldu.

İtalyan komutanlardan Mezzetti, Muhtar’ın askerleri hakkında şöyle diyordu: “Cihat ruhuna sahip bu göçebe insanları çiftlik sahalarına ve şehirlere çekmeden pek fazla bir şeyin değişmeyeceğini söyleyebiliriz.” Cephede eşit olmayan bir durum vardı, İtalyanlar vahşi bir katliamla direnişi sindirmeye çalışıyorlardı. Havadan bombalanan bedevi kampları, daha sonra zırhlı araçlarla vuruluyor, ardından piyadeler yoğun ateşle hedefleri, kadın, erkek, yaşlı, çocuk gözetmeden yok ettikten sonra sağ kalanları zırhlı araçların önüne katıp kuzeye doğru, sahildeki müstahkem temerküz kamplarına götürüyorlardı.

 1929’da valiliğe atanan ve Berka kasabı olarak adlandırılan Badoglio’nun ilan ettiği genel af bekleneni vermedi. Ömer Muhtar haziranda ateşkes konusunda görüşmeler yaptı ise de sonuç alınamadı ve ekim ayında çatışmalar yeniden başladı. 8 Kasım 1929’da mücahitler Bingazi’de İtalyan karargahına saldırdı. İtalyan karargahı havaya uçurularak tamamen yok edildi. Bunun üzerine komutanlığa 10 Ocak 1930’da Rodolfo Graziani getirildi.

 Graziani 13 bin kişilik birliği ile Fayed’de Muhtar’ın karargahına saldırdı. Muhtar büyük seriyye grubları ile birçok noktadan birden saldırarak Graziani kuvvetlerini perişan etti. Bu durum İtalyan kuvvetlerinde derin bir moral bozukluğuna yol açtı.

Graziani başarmak için herşeyi yapmaya hazırdı. Mücahitlerin Mısır hududundan yardım almalarının önünü kesmek için güneydeki Kufra’ya saldırdı ve Kufra düştü. Libya Mısır sınırını mayınladı, tel örgülerle geçişi engellemeye çalıştı ve hava denetimi ile bölgeye yaklaşanlara ateş açtı. Burada inanılmaz katliam, zulüm, tecavüz ve işkenceler yaptılar. Kur’an’a hakaret edilmiş; alimler uçaktan atılarak, halkın gözü korkutulmak istenmişti.  Kuyular doldurulmuş, hurma bahçeleri, kütüphaneler, camiler ve medreseler yakılmıştı.

Bu eşitsiz savaşta bölgeye gündüzleri İtalyanlar, geceleri Muhtar’ın çöl kaplanları hakim oluyordu. Ancak direnişin devamı için ekonomik, askeri ve siyasi desteğe ihtiyaçları vardı. Muhtar gizlice Mısır’a gitti ve İdris Sunusi ile görüştü. Mısır İtalya hükümetinden çekindiği için yardımı reddetti. İtalyan istihbarat ajanları Muhtar’ın yerini bulup kendisi ile görüştüler. “Eğer cihat hareketinden vazgeçer ve teslim olursa kendisine Bingazi’de en güzel bir köşk, hayatının sonuna kadar rahat yaşayacağı yüklü bir maaş ve ekonomik yardımlar”  teklif ettiler. Muhtar bu teklifi reddetti. Mısırlı Müslümanların sınırlı yardımları ile ülkesine dönerken, İtalyan istihbaratının suikast planlarından da kurtularak Cebel-ül Ahdar’a döndü.

Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rind’e
Ey ölüm meleği; dikkat et, elinde tuttuğun can, refiki Muhammed Mustafa’dır.
Ve Allah cc. onu 11 Eylül 1931’de cennetine çağırdı. Ömer Muhtar ve arkadaşları Sılanta mevkiindeki sahabe Seyyid Rafi hazretlerinin kabrini ziyarete gelmişlerdi. Orada pusuya düşürüldüler. Ömer Muhtar esir edildi. Sûse’ye, ardından Bingazi’ye 60 km uzaklıktaki Suluk’a götürüldü.

Ömer Muhtar, İtalyanların istediği “mücahitlerin teslim olması” teklifini reddetti. Bunun üzerine 15 Eylül 1931 günü İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldı. Ömer Muhtar’ın mahkeme kararına cevabı: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun” şeklinde oldu. Aynı gün idam edildi. İdam sehpasında son sözleri, Fecr Suresi’nin son ayetlerinden “Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” idi. Şehadeti ülkesinde ve İslam dünyasında büyük yankı yaptı. 70 yaşında bir ihtiyar, piyade tüfekleri ve bir kaç atlı ve develi Afrikalı ile İtalyan ordusuna karşı kahramanca direndi.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...