Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 39

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA, Afrika'nın kırılma noktasındaki ülke: Çad PDF Yazdır E-posta
Yazar Doç. Dr. Ahmet Kavas   
DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA, Afrika'nın kırılma noktasındaki ülke: ÇadGeleneklerinden tamamen koparılan ülkelerin ne hale getirilebildiğinin oldukça ibretli örneklerinden birisi de Çad Cumhuriyeti’dir. Afrika’nın bu talihsiz ülkesi 1920’li yıllarda itildiği sömürgecilik girdabından 1960 yılında kurtulmuşsa da hem kıta içi, hem de uluslararası menfaatlerin çatıştığı stratejik bir coğrafyada yer almaktadır.

Geçmişte Çad’ın da idaresi altında kaldığı Bornu Sultanlığı, köken itibarıyla Çad devlet başkanı İdris Debi’nin de mensup olduğu Zegave kabilesinin bağlı olduğu Tîbû (Toubou) isimli sahra kavmi tarafından sekizinci yüzyılda kuruldu. Teda isimli hanedan tarafından kurulan bu devletin kralının 1085’te İslam ile müşerref olmasının ardından, Çad en iyi dönemlerinden birisini Dunama’nın hüküm sürdüğü 1220–1259 yılları arasında yaşadı. 14. yüzyılda Çad Gölü’nün batısına geçince Bornu adını alan bu hanedan 16. yüzyılda da aynı gölün kuzeyini ele geçirince Kânim-Bornu adıyla anıldı. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Devleti ile çok yakın münasebet tesis eden Sultan İdris Elevma’nın iktidarı ile, Afrika tarihinin en güçlü devletlerinden biri konumuna geldi.

1882’de İngilizler Sudan’ı işgale başlayınca buradan Çad Gölü havzasına gelen Rabih bin Fazllalah, bölgede Çad’ın da hakimiyeti altında bulunduğu Kânim-Bornu dahil bütün mahalli sultanlıkları tek bayrak altında topladı. Fakat Fransızlar bu bölgeyi sömürgeleştirmek niyetindeydiler ve 1900 yılında şehit ettikleri Rabih’in idaresindeki bütün yerleri işgal etmeye başladılar. Osmanlı Devleti bu işgali durdurmak için çok uğraştı ve 1913 yılına kadar aralıksız bir şekilde Çad’ın iç bölgelerine kadar asker sevk etti. Ülkenin kuzeyindeki Tibetsi’yi idari olarak bir kaymakamlık yaparak Trablusgarp vilayetinin Fizan sancağına bağladı. Fakat Trablusgarp’ın 1912 yılında İtalya’ya Uşi Antlaşması’yla verilmesiyle birlikte Çad’ın işgal süreci hızlandı ve 1922 yılında bir Fransız sömürgesi olduğu uluslararası camiada resmen kabul edildi.

11 Ağustos 1960 tarihinde Çad Cumhuriyeti adıyla bağımsız olan ülkede halihazırda nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman. Ancak buna rağmen ülke, 1975 yılına kadar Protestan François Tombalbaye, 1979’a kadar da onu askeri bir darbeyle deviren Félix Malloum N’Gakoutou isimli başka bir Hristiyan tarafından idare edildi. Yaklaşık 20 yıl süren bu dönemde Çad Müslümanları çok acı çektiler. Ardından ülkede üç Müslüman devlet başkanının her birinin askeri darbeyle el değiştirdiği iktidar dönemleri yaşandı. Önce 1979’da devlet başkanı olan Goukouni Oueddei ile rakibi Hissène Habré arasında büyük bir iktidar mücadelesi başladı. 1982 yılında bu mücadeleyi Hissène Habre kazandı ve 1990 yılına kadar Çad devlet başkanı olarak iktidarda kaldı. 2 Aralık 1990’da Sudan üzerinden gelen İdris Debi yaptığı askeri darbeyle iktidarı ele geçirdi.

İdris Debi, başlangıçta Sudan, Libya ve Fransa tarafından destekleniyordu. Çad, bulunduğu coğrafyada giderek stratejik bir ülke haline gelmekte gecikmedi. Hatta 18 Ekim 1974’de ABD petrol şirketi Continent Oil Company’nin Kânim’de petrol bulması burayı büyük bir menfaat paylaşımının içine attı. Nitekim Çad’da ABD tarafından bulunan petroller 2003 yılında Kamerun üzerinden döşenen boru hattıyla Atlas Okyanusu sahiline pompalanmaya başlandı. Tarihi Kânim-Bornu, Vedây ve Bagirmi gibi sultanlıkların sömürgecilik uğruna yok edilmesiyle devlet geleneği anlayışının tamamen yok edildiği Çad’ın farklı etnik grupları bir türlü milli bir kimlik etrafında birleştirilemiyordu. Bunda 40 yıl içinde yaşanan başarılı veya başarısız çok sayıdaki askeri darbeler de etkili oldu.

Fransa’nın sömürgecilik sonrası dönemde hakimiyet kurmak istediği Çad’da, Libya ve Sudan da nüfuzlarını daima korudular. Zira, herhangi bir darbe veya iç karışıklık yaşanınca Çad ile bu üç ülke arasında daima hızlı bir diplomasi trafiği görülür. Zaten Sudan’da yaşanan bir kargaşa ortamı Çad’ı mutlaka olayın içine çekmekte. Bu arada ABD kadar bu ülkenin petrollerine gözünü diken Çin ve hatta Rusya da bölgede giderek nüfuz kurma telaşını sürdürüyor.

Sudan’da 2003 yılında başlayan Darfur olaylarının Çad’ı etkilememesi mümkün değildi. Çünkü buradaki direniş harekelerinden birisi olan Zegave ile İdris Debi’nin Çad’daki kabilesi aynı soydan geliyorlardı. Haliyle, İdris Debi bu karışıklığı fırsat bildi ve Darfur’daki direniş hareketlerini desteklemeye başladı.

2005 yılında kangren olan güney meselesini hal yoluna koyan Sudan, Darfur’da çıkan isyanı destekleyen Çad’a karşı benzeri bir uygulamada bulundu. İdris Debi’nin muhalifleri faaliyetlerini Sudan tarafında yürütmeye başladılar. Nitekim 28 Ocak günü Çad’da İdris Debi’ye karşı içlerinde eski savunma bakanı Mahamat Nouri ve Debi’nin yeğeni Tijani Erdimi gibi liderlerin başını çektiği direniş hareketleri ortak bir cephe oluşturdular. Her biri 10’ar, 15’er kişilik gruplar halinde 300 kadar kişi pikaplara binerek başkent N’Djamena’ya yürüdüler. Devlet başkanlığı sarayı hariç her tarafı ele geçirdiler. İdris Debi ülkeyi terk edecek veya direnişçilerin eline geçecek derken isyancılar başkentten çekildiler. Bu arada Addis Ababa’da onuncu Afrika Birliği Zirvesi toplantı halindeydi ve Libya lideri Muammer Kaddafi ile Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Sassou Nguesso, hemen İdris Debi ile direnişçiler arasında arabulucu tayin edildiler. Fransız basını da Şubat ayının ilk günlerinde yaşanan bu baskında Fransa’nın Çad ordusuna lojistik anlamda askeri malzeme sağladığını iddia etmeye başladı.

31 Ocak 2008’de Avrupa Birliği’nin Çad’daki Darfur mültecilerini korumak adına bölgeye yerleştireceği 3700 askerden oluşacak barış gücü de böylece gecikmiş oldu. Yaşanan bu süreçten sonra, bir iki ay önce Arche de Zoé adlı Fransız yardım kuruluşunun ülkesinden çocuk kaçırmasına müsaade ettiği için Fransa’nın uluslararası camiadaki imajını zedeleyen İdris Debi, daha sonra mahkum ettirdiği Arche de Zoé mensuplarını affettiğini açıkladı. Dahası EUFOR adlı barış gücünün derhal ülkesine yerleştirilmesini istedi. Bunun yanı sıra, içlerinde 29 Nisan 1979–3 Eylül 1979 tarihleri arasında ara dönemde devlet başkanlığı yapan Lol Mahamat Choua dahil pek çok muhalif siyasetçiyi tutuklattırarak göz hapsine aldırdı. Debi’nin bunlara karşı nasıl bir muamelede bulunacağı konusu ise insan hakları kuruluşlarını şimdiden endişelendirmektedir. Çad Başbakanı Nourradine Delwa Kassiré Coumakoye ise N’Djamena baskını sonrasında yaptığı açıklamada başlarına gelen bu saldırının yegane müsebbibi olarak Sudan’ı gösterirken, başta Libya ve Fransa olmak üzere Senegal, Gabon, Kongo, Demokratik Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Angola, Burundi ve Burkina Faso’yu kendilerine materyal, bilgi yardımı ve dostluk eli uzattıkları için tebrik etmekte gecikmedi.

Oldukça karışık bir ortama sürüklenen Çad’da bugünden bakarak kimin kazandığını ifade etmek çok zor. Direnişçiler ülkenin orta kısmında yerleşmiş durumdalar. Sudan ile Çad arasında da bu kadar suçlamaların ardından bir çatışma görülebilir. Nitekim bu olaylarla birlikte Darfur’da da büyük bir hareketlilik görünüyor. Çad pastasından büyük pay alma uğraşı içindeki ABD ve Çin ise henüz kendi konumlarını açıklamadılar. Kısacası Afrika’nın kırılma noktasındaki Çad Cumhuriyeti de Somali, Sudan ve Kenya’dan sonra kıtada taşların bir müddet daha oynamaya devam edeceği ülkeler arasındaki yerini aldı.
 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...


ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....