Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 39

DÜNYA GÜNDEMİ: KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız Karabağ PDF Yazdır E-posta
Yazar Hüseyin Altınalan   
KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız KarabağKafkasya’nın sıkıntılı ve çalkantılı toprağı Karabağ, Kür ve Aras ırmakları ile Gökçe Gölü arasında yer alıyor. Geniş yüz ölçümüne rağmen şimdi Karabağ topraklarında bir tek Azeri bile yaşamıyor. Bir milyona yakın Azeri doğduğu toprakları terk etmiş durumda.

Karabağ 16 yıl önce Ermeniler tarafından işgal edilirken binlerce Azeri katledildi, on binlercesi de sakat bırakıldı. Yaşanan bu korkunç trajediye rağmen Karabağ sorunu hala dünya gündeminde yer bulamamakta.

 1828’li yıllarda 200.000 nüfuslu Karabağ’ın %95’i Türk’tü. Ancak Rusya, özellikle Karabağ’a, dünyanın her tarafından getirttiği Ermenileri yerleştirdi. Böylelikle, Azerilerin yerlerinden edilmesi ve imhası politikasının temelleri atılarak “Büyük Ermenistan” propagandasına başlandı. Ermeniler, 1905-1907 yıllarında Azerbaycanlılara karşın kanlı terör eylemlerine girişti. İşin garip tarafı, Ermeniler yaptıkları vahşeti propaganda ile örtmeyi de başardılar.

Karabağ sorunu, 1963 yılında Ermenilerin bu bölge için hak iddia etmesiyle başladı. Ermeniler, Karabağ’ı Ermenistan ile birleştirebilmek için çeşitli bahaneler ürettiler. Azerbaycan’ı bölgenin kaynaklarını sömürmek, Ermenilerin kültürel haklarını inkar etmek ve bölgeye dışarıdan Azerileri yerleştirerek Karabağ’ın demografik yapısını ve nüfus dengesini bozmakla suçladılar.

80’li yıllarda Dağlık Karabağ’da, Ermeniler “Büyük Ermenistan” için planlarını sahneye koydu. Yukarı Karabağ Özerk Bölgesi Yüksek Sovyeti’nin, 20 Şubat 1988 tarihinde Azerbaycan’dan ayrılarak ana vatan olarak kabul ettikleri Ermenistan’a bağlanma yönünde karar almasının ardından, Ermenistan Yüksek Sovyeti’nin de 15 Haziran 1988 tarihinde “Karabağ’ı ilhak”a karar vermesi ile sorun büyüdü. Ermenistan Yüksek Sovyeti ile Karabağ Ulusal Konseyi, Aralık 1989’da Karabağ ile Ermenistan’ın birleştirildiğini ilan etti. Ancak, daha sonra bu durumun Ermenistan’ı uluslararası arenada zor durumda bırakacağı düşünüldü ve birleşme kararından vazgeçildi. Bir süre sonra Aralık 1991’de gerçekleştirilen sözde referandum sonucuna göre 1992’de Karabağ bağımsızlığını ilan etti. Ancak Karabağ’ın bağımsızlığı, Ermenistan da dahil olmak üzere hiçbir ülke tarafından tanınmadı. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, 27 Kasım 1991’de Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü iptal etti. Ermenistan, Azerbaycan Parlamentosu tarafından alınan kararı, savaş ilanı olarak değerlendirdiğini açıkladı.

 Karabağ 16 yıl önce Ermeniler tarafından işgal edilirken binlerce Azeri katledildi, on binlercesi de sakat bırakıldı. Yaşanan bu korkunç trajediye rağmen Karabağ sorunu hala dünya gündeminde yer bulamamakta. Aralık 1991’de çöken Sovyetler Birliği, 1997 yılına kadar Ermenistan’a, tank ve uzun menzilli füzelerin de bulunduğu bir milyar dolar tutarında askeri malzeme verdi. Rusların büyük çaplı desteğini arkasına alan Ermenistan,  Kelbecer, Kubatlı, Fuzuli, Cebrail, Zengelan ve Laçin şehirlerini işgal etti. Bu nedenle 900 binden fazla Azeri yaşadıkları toprakları terk edip Azerbaycan’a sığındı. Bu arada, yaklaşık 200 bin Ermeni de Azerbaycan’ı terk etti. 1988 yılı başlarında Dağlık Karabağ’da Ermeniler ile Azeri Türkleri arasında çatışmalar başladı.

Azeri kuvvetleri, 1992 yazına kadar Karabağ’ın yarısını ele geçirdi ve başkenti kuşattı. Bunun üzerine Rusya, Ermenileri açıkça destekledi. Savaşta güç dengesi değişince Ermeniler, 1992’nin ikinci yarısında Hocalı, Şuşa, Laçin koridorunu işgal etti. Bu savaşın trajik kesitlerinden birini 26 Şubat 1992’deki insanlığın kara lekelerinden Hocalı Katliamı oluşturmaktadır. Ermeniler, Rusların desteği ile Azerbaycan’ın eski yerleşim merkezlerinden Hocalı şehrinde korkunç bir katliam gerçekleştirdiler.

1993-94 yıllarında, Kelbecer ve Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarının %20’si Ermeniler tarafından işgal edildi. Topraklarını geri almak isteyen Azerbaycan’ın hamlesi sonuçsuz kaldı. Çatışan taraflar, Mayıs 1994’te Rusya’nın arabuluculuğu ile ateşkes ilan etti. Ardından anlaşmazlık Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’na havale edildi. BM, AGİT ve NATO’nun bildiri ve kararlarında, Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğu defalarca teyit edildi. Ancak bütün bu uyarılara ve işgalci olarak nitelendirilmelerine rağmen Ermenistan tutumundan vazgeçmedi.

1997 yılında uluslararası arabulucular, isteksizce davransalar da uzun bir süre sonra sorunları aşamalı olarak çözüme kavuşturacak bir öneri sundular. Tarafları ortak zeminde buluşturan plana göre, ilk aşamada Ermeni işgal güçleri Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarından çekilecek, mülteciler yurtlarına dönecek, bölgeye barış gücü askerleri yerleştirilecek ve sınırlar yeniden açılacaktı. İkinci aşamada ise Karabağ’ın statüsü belirlenecek ve özerk bir Karabağ oluşturulacaktı. Ancak, bu plana sıcak bakan Ter-Petrosyan, 1998 yılında cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti. Yerini, AGİT’in bünyesindeki Minsk Grubu’nun önerisini reddeden Koçaryan’a bıraktı. Ve sorun günümüze kadar geldi.

Karabağ sorununda şu ana kadar bir mesafe kat edilemedi. Gelişmelere baktığımızda çözüleceğe de benzemiyor. Zira geçtiğimiz günlerde, AGİT Minsk Grubu Eş başkanı, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza’nın yaptığı açıklama bu durumu güzel bir biçimde ortaya koymaktadır. Bryza, Ermenileri çözüme yaklaştıracak olan ambargodan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve haddini aşarak “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki, bir millet iki devlet düşüncesi değişmeli. Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini, Azerbaycan gibi üçüncü bir ülkeyi dahil etmeden geliştirmeli ve diplomatik ilişki için ön koşul koymamalı.” ifadesini kullandı. Bryza, işgalci Ermenistan’a arka çıkmakta bir sakınca görmüyordu.

Dünyadaki sorunlu bölgelere ilişkin çalışmalarıyla dikkat çeken Uluslararası Kriz Grubu (The International Crisis Group), işgal altındaki Yukarı Karabağ ve diğer Azerbaycan topraklarına ilişkin adım atılmaması durumunda bölgede savaşın yaklaştığı iddiasında bulundu. Bu raporun açıklanmasının üzerinden birkaç gün geçmemişti ki, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan ile barış görüşmelerinin sonuç vermeyeceğine inandıkları anda, askeri yolla ülkesinin toprak bütünlüğünü yeniden sağlayacaklarını söyledi. Ermeni tarafı da Aliyev’den geri kalmadı. Ancak uzmanlar, çözümsüzlük süreci bıkkınlığa yol açsa da mevcut yönetimlerin konumlarını kaybedeceği endişesiyle ateşkesin devamından yana olduklarını düşünüyorlar.

Sonuç; Karabağ sorununda inisiyatif Rusya, ABD ve Fransa’dan oluşan Minsk Grubu’nun elinde. Ancak ABD’nin yanı sıra Rusya’nın, geçmişte olduğu gibi günümüzde de Ermenilere tam destek vermesi, Erivan’ın sorunun çözümüne yanaşmamasına sebep oluyor. Avrupa Birliği de ABD gibi ısrarla Türkiye’den uluslararası kuruluşlar tarafından “işgalci” olarak nitelendirilen Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesini, ilk adım olarak da sınırını açmasını istemekte.

Evet, Türkiye, sınırını açabilir. Zira komşularımızla yakın komşuluk ilişkisi karşılıklı menfaatlere dayanır. Ancak, bu adımların atılması için Erivan, Ankara’nın “işgal ettikleri topraklardan çekilmesi” yönündeki şartını yerine getirmelidir.
 

Sayı 44

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...