Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 39

Sonuçlar 1 - 16 Toplam: 16
Göster #

1. KISA KISA : IHH
KISA KISA
Avrupa Parlamentosu’ndan başörtüsü yasağına red
AB üyesi ülkelerdeki okullarda başörtüsünün yasaklanmasını öngören karar taslağı, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından reddedildi. 200’e karşı 367 oyla reddedilen karar için 134 parlamenter çekimser oy kullanırken, uzun zamandır süren tartışmalara da son nokta konulmuş oldu. İtalyan parlamenter Roberta Angelilli tarafından kaleme alınan ancak AP tarafından reddedilen taslak, AB ülkelerine, en azından ilkokullarda başörtüsünün yasaklanması çağrısı yapıyordu. İngiltere başta olmak üzere birçok AB ülkesindeki okullarda başörtüsü temel hak ve özgürlükler kapsamında serbest durumda.
 286 Hit | Devamını oku...

2. DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR, Kosova'da kritik karar! : Murat Yılmaz
DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR, Kosova'da kritik karar!Soğuk kış şartlarının halihazırda devam ettiği Balkanlar’da siyasi hava yeniden ısınmaya başlıyor. Son birkaç ay içerisinde Kosova ve Sırbistan’daki yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri bölge istikrarı açısından oldukça büyük önem arz etmekteydi. Tüm bu hareketlilik ise elbette Kosova’nın bağımsızlık ilanı meselesine bağlanıyordu. Kosova’da bağımsızlık her ne kadar BM ve Batı desteği olsa da inkar edilmemeli ki ateşten bir gömlek.
 368 Hit | Devamını oku...

3. DÜNYA GÜNDEMİ: KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız Karabağ : Hüseyin Altınalan
KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız KarabağKafkasya’nın sıkıntılı ve çalkantılı toprağı Karabağ, Kür ve Aras ırmakları ile Gökçe Gölü arasında yer alıyor. Geniş yüz ölçümüne rağmen şimdi Karabağ topraklarında bir tek Azeri bile yaşamıyor. Bir milyona yakın Azeri doğduğu toprakları terk etmiş durumda.
 734 Hit | Devamını oku...

4. DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA ASYA, Doğu Türkistan Müslümanları Çin baskısı altında : A.Faruk Ünsal
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA ASYA, Doğu Türkistan Müslümanları Çin baskısı altında
Çin’de yaşayan Müslümanların sayısına ilişkin resmi istatistik verilerinin sıhhatinden kuşku duymamak için hiçbir nedenin olmaması, bölgeye dönük uzun vadeli bir yaklaşım oluşturulabilmesi için gerçekçi bir öngörüde bulunmaya engel değildir. Çin’in batısında yer alan ve yine Çin tarafından Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Doğu Türkistan’da (Sincan’ın Çince’deki anlamı yeni fethedilmiş topraklar demektir) 30 milyon kadar Türk kökenli Müslüman (Uygur); Pekin, civarı ve daha doğusunda da 100 milyon kadar Çin kökenli Müslüman (Hui) yaşamaktadır. Yani Doğu Türkistan ve Çin’deki Müslüman nüfus yaklaşık 130-150 milyon civarındadır. Çin ise gerek Doğu Türkistan’da gerekse Çin’de yaşayan Müslüman nüfusun sayısını olduğundan az gösterme çabasındadır. Zira tek çocuk sahibi olma kuralına, özellikle Uygurlar, genelde de Müslümanlar pek riayet etmemekte, gerek ceza ödemek ve rüşvet vermek suretiyle gerekse de çocuklarını kayıt ettirmemek suretiyle nüfuslarını planlanandan fazla tutmaktadırlar.

19. yüzyıl sonlarına kadar Çin saldırıları ve boyunduruğuna maruz kalan, buna rağmen şu veya bu şekilde kendi kimliğiyle yaşamış olan Şarki Türkistan, 20. yüzyılda da iki başarısız bağımsızlık deneyiminden (1933 ve 1944) sonuç alamamış ve nihayet mevcut duruma tahammül etmek zorunda kalmıştır. Çin devleti açısından Uygurların durumu, sadece Müslüman olmalarından değil tarihi bağımsızlık iddiaları ve bu konudaki ayrılıkçı sabıkaları (!) nedeniyle de ayrı bir dikkati gerektirir hal almıştır. Uygurların Çinlilerle yaptıkları tarihi mücadelelerde Huilerden bekledikleri desteği görememiş olmaları, iki Hanefi Müslüman topluluk arasında kırgınlıkların ve güvensizliklerin oluşmasına sebep olmuş ve bu süreç Uygurlarda “negatif milliyetçilik” eğiliminin oluşmasına yol açmıştır.

İslam dünyasına açılma kapısı olarak Türkiye’yi gören Uygurların Türkiye’ye geldiklerinde daha çok milliyetçi (!) çevrelerle irtibat kurmaları da, negatif milliyetçiliğin gelişmesinde ve pekişmesinde ayrıca etken olmuştur. Uygurlara nispetle İslam dünyası ile ilişki kurma beceresi düşük olan Huiler, kendi yurttaşları olan Uygurlarla da iyi ilişki kuramadıkları için kendilerine has bir Müslümanlık geliştirmişlerdir. Bu kopukluktan beslenerek ortaya çıkma emaresi gösteren “Çin tipi Müslümanlık”, tam da Çin kültürünün yabancı kültürlerle hesaplaşma üslubu olan “direnmek ve karşı çıkmak yerine içine alarak absorbe etmek ve dönüştürüp kendine benzetmek” düsturuna uygun düşmektedir. Gelinen bu noktada, mezarlıklarını bile ayıran iki topluluk, bir araya gelip beraberlik inşa edeceklerine birbirlerinden ayrılıp aralarına duvar inşa etmişlerdir. Uygur-Hui kopukluğu nedeniyle, Uygur Türkleriyle irtibatını soydaşları Huiler aracılığıyla yürütme meylinde olan Çin hükümetinin, Uygurlarla iyi ilişkiler kurması mümkün olmamakta ve Uygurlar için bölgelerinde yaşamanın siyasi ve sosyal maliyeti artmaktadır.

Bu iki Müslüman halk arasındaki irtibatsızlık, belki her iki tarafın sorumluluklarına uygun davranabilmelerine engel olmaktadır ama bunu aşmanın vebali de Uygurlarla ya da bir başka deyişle Çin’deki Müslümanlarla en kolay ilişki kurabilecek olan Türkiye’ye düşer. Çin’in mevcut yasal mevzuatı özel okullaşmaya veya dernek kurmaya izin vermediği için özel okul açılabilmesi mümkün değildir. Türkiye’den Çin’deki üniversitelere öğrenci göndermenin de pratik bir yararından bahsedilemez. Şimdiye kadar benimsenen, Uygur öğrencilerin Türkiye’ye getirilmeleri, bir yöntem olarak sürdürülmeye devam ettirilmelidir. Bu öğrencilerin gelmeleriyle Türkiye Türkçesi’nin yaygınlaşması ve böylelikle Türkçe yayınlanan birçok telif ve tercümenin Uygur dünyasında okunmasının sağlanması, dahası “milliyet ötesi veya uluslar üstü kardeşlik anlayışı”nın yaygınlaştırılması mümkün olacaktır. Uygurca-Türkçe sözlüklerin ve mukayeseli dilbilgisi kitaplarının bastırılması da ayrıca bu kültürel köprünün temelini oluşturan önemli araçlardan olacaktır. Bütün bunlardan daha önemlisi ise Hui öğrencilerin Türkiye’ye getirtilerek özellikle ilahiyat eğitimi görmelerinin sağlanmasıdır. Böylelikle İslam toplumunun ücrasında kalmış olan bu parçası, İslam dünyasıyla geç kalmış entegrasyonunu sağlamış ve kendilerini geri kalanlarımıza yabancılaştıran “sui generis” bir Müslümanlık anlayışı geliştirmelerinin önüne geçilmiş olur.

 Doğu Türkistan Müslümanları her gün yeni bir yasakla karşılaşıyorlar. Son günlerde, Müslümanların camiye girişlerini engellemek için cami girişlerine yukarıdaki fotoğrafta görülen ikaz tabelaları yerleştirildi. Tabelada yazan ifadelerin anlamı ise şöyle:
“Aşağıdaki kişilerin mescide girip dini faaliyette bulunmaları yasaktır:
1- Partiye girmeye namzet öğrenciler,
2- Devlet memurları, işçiler ile emekliler ve izne ayrılmış olanlar,
3- 18 yaş altındakiler,
4- Kent yöneticileri ve memurları,
5- Kadınlar.”
 417 Hit

5. DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU, Ortadoğu'da kartlar yeniden karılıyor : Ahmet Emin Dağ
Ortadoğu, geçtiğimiz birkaç ay içinde, uluslararası sömürge güçlerinden en üst düzey devlet yetkililerinin, alışkın olunmadık bir hevesle, bölgeye üşüşmesine sahne oldu. Bu da ister istemez “Uluslararası kartlar yeniden karılmaya mı başlandı?” yönündeki soru ve kuşkuları gündeme getirdi.

Geçtiğimiz ekim ayında Rusya lideri Vladimir Putin’in İran ziyaretinin ardından Amerikan Başkanı George Bush’un bölgedeki müttefiklerine bir ziyaret beklentisi zaten hız kazanmıştı. Araya “küçük emperyalist” Fransa’nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ziyaretini ve İngiltere’nin yeni Başbakanı Gordon Brown’ın ziyaretlerini de eklerseniz, çok ciddi bir diplomatik hareketliliğin yaşandığı kolaylıkla görülebiliyordu.
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU, Ortadoğu'da kartlar yeniden karılıyor
 349 Hit | Devamını oku...

6. DÜNYA GÜNDEMİ: AMERİKA, Guantanamo Kampı yedinci yılında : Zeliha Sağlam
DÜNYA GÜNDEMİ: AMERİKA, Guantanamo Kampı yedinci yılındaTuruncu renkte tulumlar, başlarına torba geçirilmiş tutuklular, neden hapiste olduklarını bilmeyen, haklarını savunamayan şüpheliler dendiğinde aklımıza gelen ilk yerdir Guantanamo. 2002 yılından beri askeri hapishane olarak kullanılan Guantanamo Kampı’nın sürekli tartışmalara sebep olmasının nedeni üs olmasından çok, üssün hapishane olarak illegal kullanılması ve içinde yapılan insanlık dışı muamelelerdir. 11 Eylül saldırısından sonra ABD tarafından Afganistan’dan ve çeşitli ülkelerden el-Kaide ve Taliban üyesi olduğundan şüphelenilerek veya başka sebeplerle kaçırılarak tutuklanan kişiler bu kampa getirilerek alıkonulmakta.
 506 Hit | Devamını oku...

7. DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA, Afrika'nın kırılma noktasındaki ülke: Çad : Doç. Dr. Ahmet Kavas
DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA, Afrika'nın kırılma noktasındaki ülke: ÇadGeleneklerinden tamamen koparılan ülkelerin ne hale getirilebildiğinin oldukça ibretli örneklerinden birisi de Çad Cumhuriyeti’dir. Afrika’nın bu talihsiz ülkesi 1920’li yıllarda itildiği sömürgecilik girdabından 1960 yılında kurtulmuşsa da hem kıta içi, hem de uluslararası menfaatlerin çatıştığı stratejik bir coğrafyada yer almaktadır.
 509 Hit | Devamını oku...

8. DOSYA: Uluslararası hukuk açısından ambargo : Av. Kaya Kartal
Birleşmiş Milletler’in kurucu antlaşmasında verili şekliyle ambargo; uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden eylemler içerisinde olan bir ülkeye yönelik; ekonomik ilişkilerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer iletişim ve ulaştırma araçlarının tümüyle ya da bir bölümüyle kesintiye uğratılmasını, diplomatik ilişkilerin kesilmesini ifade eder. Bu şekliyle ambargo ekonomik olabileceği gibi diplomatik de olabilir.
Image
 530 Hit | Devamını oku...

9. DOSYA: Beşikten mezara : Felicity Arbuthnot*
Saddam Hüseyin’in zulümleri oldukça meşhur fakat Irak’a uygulanan BM ambargosunun etkilerinin üstü sessiz sedasız örtülmekte.

1995’de “50 Yılın Başarısı”na işaret eden bir yayın, BM sisteminin 1945’den beri tamamladığı çalışmaların bir dökümünü sundu. Bu raporda BM’nin hayata geçirdiği çalışmalardan memnuniyetle söz ediliyor; bu çalışmalar arasında, çatışma kurbanlarına insani yardım götürme, sürekli açlıkla mücadele, temiz içme suyu sağlama ve çocuk ölümlerini azaltma konuları öne çıkıyordu.
DOSYA: Beşikten mezara
 369 Hit | Devamını oku...

10. İHH İnsani Yardım Vakfı Gazze Raporu : Ahmet Emin Dağ
Gazze’nin yavaş ölümü
Tarihindeki ilk demokratik seçimlere sahne olduğu 2006 yılına büyük umutlarla giren Filistin için iki yıl önceki seçimin sonuçları; istikrar yerine giderek kronikleşen bir krizin ve bugün yaşananların başlangıcı oldu.
Filistinliler, direnişte büyük fedakarlığına şahit oldukları Hamas’ı iktidara taşıyıp siyasal bir liderlik rolü verirken; düşman gördükleri bir grubun Filistin’de iktidara gelmesi İsrail’i, Batılı destekçilerini ve bazı Arap ülkelerini oldukça sarsmıştı. Uzlaşma arayışı yerine, ilk andan itibaren Hamas hükümeti ile ilişkilerini kesen söz konusu taraflar, bununla yetinmeyerek hükümet yerine muhalefete açık destek vererek, Filistin toplumundaki siyasi farklılığı, bir çatlağa dönüştürme politikasını çıkarlarına daha uygun buldular. 2006 yılından itibaren iktidardaki Hamas’ı kabul etmeme politikasında ısrar eden uluslararası aktörler, 1,5 yıl boyunca ilişkileri askıya alma, ekonomik ambargo, askeri saldırılar ve el-Fetih’in kontrolündeki cumhurbaşkanlığı makamını ikinci bir hükümet gibi muhatap alma siyasetinden sonuç almaya çalıştılar. Dışarıdan güçlerin çift başlı bir Filistin seçeneğini pekiştirici yaklaşımları, Filistinli gruplar arasında iç savaşa varan gerilimde katalizör rolü oynadı.

Dünyanın en kalabalık yerleşimine sahip küçük bir coğrafyasına sıkışıp kalmış, 1,5 milyon insanın 900 bini mültecilerden oluştuğundan, bu durum siyasi ve sosyal çalkantılar için de uygun bir toplumsal alt yapı sağlamaktaydı. Nitekim 2007 yılı ortalarına gelindiğinde, bir yanda iç kışkırtmalar, bir yanda İsrail’in operasyonları; hedeflenen sonucu getirdi ve Gazze’de Hamas ile Fetih arasında ciddi bir iç çatışma yaşandı. Olaylarda 200’ü aşkın insan hayatını kaybederken, fiili bir durum oluşturan iktidardaki Hamas, milis güçleri eliyle, Fetih’e ait tüm silahlı birimleri tasfiye ederek Gazze’deki yönetimi tamamen kendi kontrolüne aldı. O tarihten itibaren tüm çabasını bu fiili (de facto) durumu yasal (de jure) duruma dönüştürme çabalarına yoğunlaştırdıysa da, Gazze bölgesi bu kez kapsamlı bir kuşatma ile karşılaştı. Uluslararası camia tarafından tüm ekonomik ve siyasi baskı mekanizmaları harekete geçirildi ve Gazze için zorlu bir dönem başladı.


İHH İnsani Yardım Vakfı Gazze RaporuGazze neresi?
1948 yılındaki Arap-İsrail savaşı ardından yapılan 1950 ateşkes anlaşması ile BM tarafından sınırları çizilmiş olan Gazze, 1967 yılına kadar (17 yıl) Mısır’ın kontrolünde kaldı. Ortadoğu’da sınır değişikliklerini getiren 67 savaşından sonra doğrudan İsrail işgaline giren bölge, (38 yıl sonra) 2005 yılında kısmi bağımsızlığa kavuştu.
Her ne kadar görünüşte İsrail işgali sona ermiş olsa da, fiili olarak uluslararası sahada bu bağımsızlık tanınmadığı gibi, Gazze’nin tüm sınırları, kara suları ve hava sahası bu güne kadar İsrail’in kontrolünde olmaya devam etti.
 447 Hit | Devamını oku...

11. Ambargo altındaki bir halkın, Filistinlilerin başbakanı İsmail Haniye'den Türk halkına : IHH
Ambargo altındaki bir halkın, Filistinlilerin başbakanı İsmail Haniye'den Türk halkına
Bismillahirrahmanirrahim. Allaha hamd ve Rasulüne, onun aline ve ashabına salat ve selam olsun.
 346 Hit | Devamını oku...

12. ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer Muhtar : Abdurrahman Dilipak
ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer MuhtarÖmer Muhtar, Libya, Defne’de doğdu. Babası Muhtar, 1878 tarihinde hacda vefat etti. Annesi Muharib’in kızı Aişe olarak bilinirdi. Amcası onu ve kardeşi Muhammed’i öğrenimi için babasının yakın dostu Seyyid el Giryani ile birlikte Cağbum’daki medreseye yazdırdı. Muhtar burada sekiz yıl kaldı. Muhtar medrese eğitimi yaparken, çeşitli meslek alanlarında, ziraattan marangozluğa, demircilikten duvar ustalığına kadar bir çok işle uğraştı ve kendisini yetiştirdi.
 828 Hit | Devamını oku...

13. RÖPORTAJ: Kenya iç savaşın arifesinde : H. Zehra Öztürk
RÖPORTAJ: Kenya iç savaşın arifesindeKenya’da yaşanan seçim süreci, 42 farklı kabilenin bulunduğu ülkede, iki kabile arasında şiddetli çatışmaları beraberinde getirdi. Katliamdan kaçan insanların toplama kamplarına sığındığı, evlerin, işyerlerinin hatta mahallelerin yakıldığı, insanların palalarla katledildiği çatışmalarda yaklaşık 3000 kişi hayatını kaybetti.

İHH İnsani Yardım Vakfı, Kenya’da yaşanan insanlık dramına kayıtsız kalmadı ve bölgeye insani yardım ulaştırdı. İHH görevlisi olarak bölgeye giden Veysel Başar’la Kenya’daki son durum hakkında kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
 439 Hit | Devamını oku...

14. İKTİBAS: Taliban sonrası Afganistan'ının acı gerçeği : Burhan Yunus *
İKTİBAS: Taliban sonrası Afganistan'ının acı gerçeği
30 yaşlarındaki bir adam birden bire kendini işlek bir yola attı ve “Öldür beni, üzerime sür!” diye bağırdı.
“Onlar bize bakamazlar, en kolayı beni ve çocuklarımı öldürün. İnsanlar, Allah aşkına, gelin ve bizi öldürün.” diye bağırdı bitkin görünüşlü adam, devletin kendisine sunduğu hayat şartlarındaki başarısızlığından dolayı ağlayarak.
Onun bağırışına ilk tepkiyi, eski kumandanın koruması, lüks cipinden çıkıp kalaşnikofun kabzasıyla tekmeleyerek ve vurarak verdi. Daha sonra silahlı adamlar onu sürükleyerek yoldan uzaklaştırdılar. Sefil kıyafetli adam büyük bir hayal kırıklığıyla çocuk gibi ağlamaya başladı.
 461 Hit | Devamını oku...

15. İSLAM COĞRAFYASI: Stratejik bir Kafkas beldesi: Dağıstan : Zaze Dağıstanlı
İSLAM COĞRAFYASI: Stratejik bir Kafkas beldesi: DağıstanDağıstan Cumhuriyeti, kuzey Kafkasya’nın doğusunda yer alan dağlık bir bölgedir. Dağıstan, Kafkas ülkeleri arasında en yoğun nüfusa ve en geniş yüzölçümüne sahip ülkedir.  
Kafkasya’nın iki büyük doğal geçidinden birisi üzerinde bulunan Dağıstan, yüzyıllar boyunca bu stratejik öneminden dolayı birçok devletin işgaline uğramıştır. 13. yüzyılın başında Dağıstan, Moğol ve Tatarlar tarafından işgal edilmiş, daha sonra da Selçuklular, Osmanlılar ve İranlıların hakimiyeti altına girmiştir. 1813 yılında imzalanan Gülistan Antlaşması’ndan sonra da Rusya’nın hegemonyasına girmiştir. Kafkas Savaşı zamanında (1817–1864) Dağlılar sömürgeye karşı cihat hareketi yürütmüşlerdir. 20 Ocak 1921 yılında bölgede Dağıstan Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti kurulmuştur. Sovyetlerin dağılmasından itibaren Dağıstan, sınır devleti olarak varlık göstermektedir.
Bugünkü adı Dağıstan Cumhuriyeti olan ülke, kuzeyde Kalmikya, kuzeybatıda Stavropol bölgesi, batıda ise Çeçenistan’la çevrilidir. Başkent Mohaçkala, Hazar Denizi’nde bulunan aktif askeri ve ticari bir limandır. Dağıstan, Hazar’a kıyısı en uzun olan ülkedir. Bu kıyı şeridi petrol haricinde karbon, biyolojik kaynaklar ve balık türleri açısından da zengin bir bölgedir.
 503 Hit | Devamını oku...

16. 39. Sayı Sunuş : İHH
ImageDünya bu ay Gazze’de insanlığın ölüme terk edilişine şahit oldu ama üç duyusunun işlevsizliği eyleme geçiremedi bedenleri. Her durum için çözüm üretmeye çalışan politik aktörler, bu duruma uzaktan bakmayı hatta dokunmamayı yeğledi. Binlerce insanın “Açız, dayanamıyoruz, kurtarın!” çığlıkları uzay boşluğuna doğru yol aldı kulaklar yerine. İsrail’in enerji akışını durdurmasının hemen ardından İHH İnsani Yardım Vakfı, Filistinli kardeşlerinin yanındaydı. Filistinliler, komşusu Mısır tarafından kapatılan kapıların tıkladıklarında açılmayacağını düşünmemişlerdi belki. Çaresizlik tırnaklarıyla yıktırdı duvarları, inanmak istemedi elbet yürekleri komşu kapısının yüzlerine kapanmasını.
 261 Hit | Devamını oku...

  

Sayı 43

ADANMIŞ HAYATLAR; Allame Abdulvali Kari Mirzaev
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....

DÜNYA GÜNDEMİ; Burundi tekrar iç savaşın eşiğinde
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isy...

DÜNYA GÜNDEMİ; Somali'de bölgesel ve uluslararası güçlerin tetiklediği insani krizler
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırak...

DÜNYA GÜNDEMİ; KAFKASYA: Kafkas çocuklarını yiyip bitiren gizem
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başlad...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği

Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pi...

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...

DOSYA; Dünyada ve Türkiye'de açlık sorunu
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”...