Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 38

DOSYA: Yüzyılın kıyamet provaları: Kitle imha silahları Nükleer terör çağı PDF Yazdır E-posta
Yazar Mesut Karaşahan   
Image
Bugün nükleer silahların üretimi ile ilgili yaşanan güncel uygulamalar, geçen yüzyılda modern ölüm teknolojisini dizginlemek uğruna yapılan anlaşma ve mutabakatların çöküşünü ifade ediyor.

Herhalde Makyavelist politikacıların ve onların hizmetindeki bilim insanlarının dünyayı karşı karşıya bıraktığı nükleer tehdide Makyavelli’nin kendisi bile rıza göstermezdi. İtalyan düşünür, halkın itaatini sağlamayı ve iktidarda kalmak isteyen yöneticinin tüm ahlaki kayıt ve ilkelerden bağımsız hareket edebilmesini salık verirken bu kadarını öngörmemiştir. İnsanlığa tahakküm etmek adına insanlığı yok etme gücüne sahip olmayı, Makyavelli’nin ne pahasına olursa olsun İtalyan birliğini sağlamak biçimindeki çok masum kalan idealiyle karşılaştırmak bile yanlış olur.
Image
Bugün nükleer silahlar, modern ölüm teknolojisini dizginlemek uğruna, geçen yüzyılda ulaşılan anlaşma ve mutabakatların çöküşünü ifade ediyor. Savaşın ölümcül etkilerini savaşçılarla sınırlı tutmak, sivilleri ve doğal çevreyi korumak gayesiyle formüle edilen, bağlayıcı belgeler haline getirilen Cenevre Sözleşmeleri’nin, insan hakları bildirge ve sözleşmelerinin hükümsüzlüğüne işaret ediyor.

ImageHiroşima ve Nagazaki’de yaşananlar, bu yeni ölüm teknolojisine son verilmesi yönünde sağlam bir iradenin oluşmasına hizmet etmekten ziyade, aynı akibete uğramamak için bu silahlara sahip olmak gerektiği düşüncesini kışkırttı. ABD önderliğindeki Batı NATO Bloku ile Sovyetler Birliği önderliğindeki Doğu Varşova Bloku arasındaki açmaz, nükleer silahlar dolayısıyla "terör dengesi" (balance of terror) diye adlandırıldı.

1960’ların sonunda ulaşılan uzlaşma, büyük bir başarı diye takdim edilse de, adından da anlaşılacağı gibi, güçlünün ve zayıfın ayrıcalık ve mahrumiyetini kayıt altına almaktan başka bir şey yapmamıştı. 5 Mart 1970’te yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması, Ocak 1967’den önce nükleer silah yapmayı (ve patlatmayı) başarmış devletlerin, diğer tüm devletlere karşı hakim konumunu pekiştiriyordu. Ne ilginçtir ki, bunlar BM Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisine sahip beş daimi ülkesiydi; yani ABD, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği (Rusya) ve Çin.

Antlaşma, nükleer silaha sahip olmayan devletlere bir dizi vaatte bulunuyordu: Nükleer silahlanma yarışına son verilecek, hatta stoklar imha edilerek tam bir silahsızlanma başarılacaktı. Gerçi bunun ne zaman ve nasıl mümkün olacağı, daha önemlisi bu beş devletin, bu müthiş ayrıcalıklarını niçin terk edecekleri soruları cevapsız kalmıştı. Nükleer silahı olmayan devletler ise, tabiri caizse sofranın artıklarıyla yetineceklerdi. Nükleer silahları geliştirirken elde edilen teknolojinin barışçıl tatbikinden yararlanacaklar ve hatta "barışçıl amaçlarla nükleer teknolojiyi geliştirme, üretme ve kullanma konusunda devredilemez bir hak" sahibi olacaklardı.

Fakat geçen süre zarfında hiçbir vaat yerine getirilmedi. Hatta bilakis barışçıl, enerji amaçlı nükleer projeleri için yeterli kaynak bulabilen İran gibi ülkeleri engellemek üzere anlaşma metni fiilen değiştirildi.

Antlaşma’nın yürürlüğünü denetlemek üzere her beş yılda bir düzenlenen konferansların 2000 yılındaki ayağı dramatik bir "başarı" ile sonuçlandı:  Nükleer silahı olmayan devletler, nükleer silahı olan devletlerden, bu silahları ortadan kaldırma vaadini 30 yıl sonra tekrar almayı, neredeyse unutulmuş bir vaadi teyit ettirmeyi başarmışlardı.

Lakin bu sevinç bile fazla uzun sürmedi. ABD hükümetinin 2001 yılı içinde, nükleer silahları hiç görülmemiş bir biçimde kullanma planları yaptığı, 2002 Mart’ında Amerikan basınına sızdırılan belgelerle ortaya çıktı. Planlara göre ABD, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere önceden (preemptive) saldırılar gerçekleştirme hazırlıkları yapmaktaydı.

Üstelik Bush yönetimi, "mini nükleer" veya "sığınak delici" diye adlandırılan yeni nesil nükleer silahların geliştirilmesi projesine yönelmişti. Bu yeni silahlar, konvansiyonel ve nükleer silahlar arasındaki sınırı belirsizleştiriyor ve dolayısıyla mesela Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın olası denetimini (tabi UAEA, ABD topraklarında böyle bir şeye cesaret edebilirse!) neredeyse imkansızlaştırıyordu. Ve bunlar kullanılması daha kolay ve daha donanımlı silahlar olacaktı.

O yüzden 2005’in Mayıs ayındaki Gözden Geçirme Konferansı’nın tam bir fiyaskoyla sonuçlanması sürpriz olmadı. Bir ay devam eden Konferans, bir sonuç bildirisi bile imzalanamadan dağıldı. Nükleer silahı olmayan ülkeler, "Nükleer Kulüp"ün eski taahhütlerine atıf yapılmasını sağlayamadı. Belki de en kötüsü; kendilerine karşı bu silahların kullanılmayacağına dair bir taahhüt koparma girişimleri dahi sonuçsuz kaldı.
Fakat aynı yıl içinde UAEA ve onun 10 yılı aşkın bir süredir başkanlığını yürüten Muhammed el-Baradey, "nükleer enerjinin askeri amaçlarla kullanımını önleme ve mümkün olan en güvenli yollarla barışçıl amaçlarla kullanımını sağlama yönündeki çabalarından dolayı" Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.
Image
Şimdi ABD, Anti-Balistik Füze Antlaşması’ndan da çekilmiş bulunuyor. Rusya ise Anti-Star Wars (Yıldız Savaşları Karşıtı) diye takdim edilen ve her türlü füze kalkanı sistemini delip geçeceği iddia edilen hipersonik silahını başarıyla denemekle övünüyor. İnsanlık, tarihteki bütün terör örgütlerinin toplam terör üretme kapasitesini nanometre ölçeğinde bırakacak bir nükleer devlet terörü yüzünden eski "terör dengesi" günlerini mumla arayacağı bir döneme doğru hızla ilerliyor. Nükleer silahlar bu şekilde birer egemenlik sembolü olarak görülmeye devam ettiği ve silahlanma, ekonomi için canlılık ve elitler için yüksek kar anlamına geldiği sürece, nükleer silahsızlanma başarılamaz.

İnsanlık, Makyavelli’yi bile dehşete düşürecek bir yaklaşımla kendi halklarını dahi insan tanımı içine dahil etmeyen elitlerin tahakkümü altındadır. Nükleer silahlar, bu elitlerin yeryüzündeki tüm canlı varlıkları kutsaldan ve dolayısıyla dokunulmazlıktan mahrum bırakan seküler, materyalist anlayışının ürünüdür.

Dolayısıyla, nükleer silahlardan arınmış bir dünyayı hedefleyen her projenin, insanoğlunun hemcinsleriyle, diğer canlı varlıklarla ve hepsinden önemlisi Yaratıcı’sıyla olan ilişkisini gözden geçirerek işe başlamak mecburiyeti vardır.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DOSYA: Çocuk istismarı ve ihmali: Türkiye ve dünyada durum
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişile...