|
İKTİBAS: Los Angeles Emniyeti'nin Müslümanlara yönelik istihbarat projesi |
|
|
|
|
Yazar IHH
|
Los Angeles Emniyet Müdürlüğü (Los Angeles Police Department / LAPD), Kaliforniya yerel yönetiminin Müslümanlar’ı toplumdan tecrit etmeye yönelik son uygulaması olan, Güney Kaliforniya’daki Müslüman toplulukların yaşadıkları yerlerin tespitine yönelik programını duyurdu.
Amerika’da New York City’den sonra Müslümanların yoğun olarak yaşadığı ikinci şehir olan Los Angeles’in Orange ve Riverside illerini kapsayan bölgede 500 bin Müslüman’ın yaşadığı tahmin ediliyor. LAPD’nin Müslümanlara yönelik istihbarat projesi, Müslüman nüfusun yoğun olduğu diğer şehirlerde de benzer projelere örnek olacakmış gibi görünüyor. Los Angeles Emniyet Müdürlüğü Anti Terörizm/Suç İstihbarat Bürosu Amiri, Michael P. Downing, bu proje ile Los Angeles’taki Müslümanlar’ın coğrafi dağılımlarının saptanabileceğine ve Müslüman nüfusun demografik yapılarının, tarihlerinin, dillerinin, kültürlerinin, etnik yapılarının, sosyo-ekonomik durumlarının ve sosyal etkileşimlerinin de incelenebileceğine dikkat çekti. Downing ayrıca, projenin ılımlı Müslümanların fanatiklere karşı seslerini yükseltmesi açısından olumlu sonuçlanabileceğini de ileri sürdü. Ancak Downing’in iddiaları beraberinde iki temel soruyu getirmektedir: İlk olarak, ılımlı Müslüman kimdir? Diğer bir deyişle, kimin ılımlı olduğuna kim karar verecek? Polis teşkilatları bu konuda görevlendirilecek olursa, kimlerin ılımlı Müslüman olduğuna karar verme veya Müslümanların yaşadıkları yerleri tespit etme sürecinde polislerin kendi kanaatleri etkili olacak demektir. Peki, söz konusu süreçte hangi kıstaslar kullanılacak? Bu kıstaslar kişinin dini inanışını veya mezhebini mi, yoksa politik görüşünü mü baz alacak? Polis, ılımlı Müslümanların tanımını yapmaya çalışan Rand Corporation gibi yarı resmi bir beyin takımından rehberlik talep edecek mi? Diğer bir soru da, ılımlı Müslümanların kimliklerinin nasıl tespit edileceği ile ilgilidir. Dini inanışlarından dolayı Müslümanlar sorgulamaya mı alınacaklar? Zaten Müslümanların dini inanışları ve dindar olup olmadıkları hususunda daha önceden FBI tarafından soruşturulduklarını belirten birçok rapor bulunmakta. Emniyet birimleri acaba Müslümanlar hakkında bu gibi bilgileri toplamak için ajanlar mı kullanacak? Diğer bir deyişle, Müslüman yerleşimlerin tespit edilmesi operasyonu, istihbarat toplamak için bir maske olacak. LAPD’nin “Müslüman Yerleşimleri Tespit Etme Programı” New York Emniyet Müdürlüğü (New York Police Department / NYPD)’nün “Batı’daki Radikalizm ve Yerli Tehdit” başlıklı raporunun hemen ardından ortaya çıktı. Bu rapor, Amerika’da aslında kendi halinde yaşayan ama yaşadığı hayatla ilgili hayal kırıklıkları bulunan ve “cihat” yanlılarıyla görüşmeye başlayan Müslüman gençler arasında “radikalizm” tehlikesinin yayıldığı uyarısında bulunmuştu.
NYPD raporu ayrıca, Amerikalı Müslümanlarca ziyaret edilmesi muhtemel mekanları da radikalizmin çoğalmasına uygun ortamlar olarak belirtti. Raporda belirtilen mekanlar, camileri, kafeleri, taksi şoförlerinin takıldıkları yerleri, öğrenci derneklerini, sivil toplum kuruluşlarını, kitapçıları ve hatta kasap dükkanlarını da kapsıyor. Ayrıca rapor, radikalizm belirtilerinin kişide sigara, alkol ve kumarı bırakma gibi pozitif değişimlere yol açtığını ileri sürüyor. İslami kıyafetler giyinenler ya da dinen tavsiye edilen biçimde sakal bırakanlar da radikalizmle ilişkilendiriliyor. Müslüman sivil haklar grupları, NYPD’nin raporunun Amerika’da yaşayan yedi milyonluk Müslüman toplumu hakkında klişeleşmiş önyargıları ve asılsız kuşkuları güçlendirecek geniş kapsamlı genelleştirmeleri içermesi dolayısıyla kaygılı. Ayrıca rapor, neredeyse her Müslüman’ı potansiyel bir tehdit olarak etiketleyerek Müslüman toplumunu tecrit etmeye hizmet ediyor. LAPD’nin bu programı, doğal olarak Müslüman kuruluşları ve sivil haklar kuruluşlarını alarma geçirdi. Amerika-İslam İşleri Konseyi, Güney Kaliforniya İslami Şura Konseyi ve Müslüman Hakları Savunucuları adlı üç Müslüman kuruluş ile Güney Kaliforniya Amerikan Sivil Özgürlükleri Birliği, LAPD’ye “istihbarat” projesi hakkındaki endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiler. Terörizmle mücadele çabalarının bir parçası olan bu proje, “diğer inançlara mensup insanlara göre Müslümanların şiddet eylemlerinde bulunma olasılıklarının daha muhtemel olduğu” gibi yanlış bir önerme üzerine kurulu. Yukarıda adı geçen kurumlar LAPD’ye gönderdikleri mektupta, bireylerin inançları dolayısıyla soruşturmaya uğramalarının, takip edilmelerinin ve bireyler hakkında inançları baz alınarak bilgi toplanmasının “dini profil” oluşturmayı beraberinde getirdiğini; bunun ise ırk ayrımcılığı kadar gayri meşru, sakıncalı ve son derece aşağılayıcı bir durum olduğunu belirttiler. Güney Kaliforniya Sivil Özgürlükler Birliği’nden avukat Peter Bibring “Bir emniyet araştırmasının başlangıç noktasının ‘tüm Müslümanları gözetlemek’ üzere kurulması, bu tehlikeli bir yola girdiğimizin habercisidir.” Diyerek projeyle ilgili fikrini açıkladı. Zira polis, güvenliğini sağladığı toplumlarla ilgilenebilir, ilgilenmesi de gerekir; fakat bu ilgi, istihbarat toplamak için bir maske olamaz. LAPD’nin Müslümanlara yönelik istihbarat programı, kısa adıyla SANE olarak bilinen, Ulusal Mevcudiyet için Amerikalılar Topluluğu Grubu’nun “şeriatı tespit etme” başlıklı anti-İslamcı projesiyle tamamen örtüşmektedir. Bu proje, Amerika’daki 2300 İslami müessese içerisinde bulunarak casusluk yapmaya yöneliktir. Sonuç olarak, bu tarz programlar, 11 Eylül Amerika’sı sonrasında abluka altına alınan Müslüman topluluğunu yabancılaştırmanın ve tedirgin etmenin dışında bir anlam ifade etmemektedir. |
|
Sayı 45
DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir.... DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl... ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Raİslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a... İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ... DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddialarıSudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl... DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmakEski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...
|