Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 37

DÜNYA GÜNDEMİ: İnsan hakları ekseninde Darfur: Atlantik'ten Afrika'ya bir krizin anatomisi PDF Yazdır E-posta
Yazar Selçuk Baş   
DÜNYA GÜNDEMİ: İnsan hakları ekseninde Darfur: Atlantik'ten Afrika'ya bir krizin anatomisiİnsan hakları, demokrasi, özgürlükler ve sömürü. Birbirini takip eden ilk üç kavram, sömürü sözcüğü ile zıt görünse de bunlar günümüz dünyasında birbirini tamamlayan kavramlardır. Küresel aktörlerin dış politika stratejilerini belirlemede çizdikleri rota, genelde bu kavramlar üzerine inşa edilir. Önce karar verilir. Sonra düğmeye basılır. Yeni bir senaryo sahneye konulacaktır. (Aslında senaryo aynıdır fakat filmin çekildiği kareler farklı coğrafyadadır.) Filmin kahramanları kavramlardır. Önce kavramlar ekranda görülür, ardından tanklar ve füzeler… Sonra da Afganistan, İran-Irak, Bosna, Çeçenistan, Somali, Afganistan, Irak ve son olarak da Sudan…
Küresel aktörlerin sahneye koydukları son oyun, bu kez Afrika’nın yüzölçümü bakımından en büyük kara parçası Sudan Cumhuriyeti üzerine yazılmış. Uzun yıllar iç savaşla uğraşan Sudan bugün problemli bir bölge olarak zihinlerde yer etmiştir. Tüm dünyada daha çok Kuzey-Güney çatışması ile gündeme gelen bölge, 2003 yılından beri Darfur problemiyle karşı karşıya. Sorunun kökeni 1985 yılında bölgede yaşanan kuraklığa dayalı. İçten içe işleyen süreç 2003’te gün ışığına çıktı. Geçimi tarım ve hayvancılığa dayalı olan bölgede, otlak alanlarına nüfuz eden kabilelerin topraklarına çobanların girmesi ve hayvanları otlatması, bombanın fitilinin çekilmesine ve kardeş kavgasının (çatışmanın) başlamasına neden oldu. Bölgenin tamamına yakını İslam dinine mensuptur. Uluslararası arenada bölgedeki çatışma, Sudan hükümeti tarafından desteklenen ve göçebe hayat süren Arap Cancavit milisleri ile yerleşik hayat süren Afrikalı Mesalit Areva kabileleri arasında cereyan eden bir çatışma olarak gösterilmektedir. Şu da bilinmektedir ki bölgede Araplar oldukça azdır. Bölgenin tamamına yakını Afrikalı kabileler olup yerel dilleri konuşmaktadırlar. Arapça, bölge halkının iletişim dilidir. İslam’ın bölgedeki yayılışı sürecinde bölgeye gelen Araplar yerli halk ile kaynaşmış, kültürel anlamda her iki tarafta da etkileşim olmuştur.
Image
Bölgede süren çatışma nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı Sudan hükümetinin açıklamalarına göre 15 bin civarındadır ve bölgede yüz binlerce kişi de yer değiştirmiştir. Kızıl Haç yetkililerinin, uluslararası kuruluşların ve uluslararası medyanın ifade ettiği rakamlar ise yüz binlerce kişinin öldüğü ve iki buçuk milyon insanın da yer değiştirdiği yönündedir. İmkanlarını seferber eden Sudan hükümetinin sağladığı yardımlar ve oluşturduğu kamplar, yaşadıkları yerlerden göç edip bu kamplara yerleşen insanlar için yeterli gelmemekte. Bunu fırsat bilen bazı uluslararası sivil toplum kuruluşları ise bölgeye yardım götürürken çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. Genelde Amerika’da ve Avrupa’daki kiliselerin desteklediği bu sivil toplum kuruluşları insani yardım götürmek amacıyla geldikleri bölgede misyonerlik faaliyetleri sürdürüyorlar. Kampların etrafında görülen her 10 araçtan yedisi ABD ve AB kökenli STK’lara ait.
Save Darfur Coalition (Darfur’u Kurtarma Koalisyonu) uluslararası yüksek koordinatörü Lawrence G. Rossin, ABD’de 180 farklı STK’yı bir araya toplayarak Darfur’u kurtarmak için (!)  harekete geçti. Bu STK’ların 130 milyon üyesi olup bir milyonu aşkın kayıtlı aktivisti var. Lawrence G. Rossin, Türk hükümetine de çağrıda bulunup hükümetten Sudan hükümetine baskı yapmasını istiyor. Bu süreçte küresel güçlerin karar alma sürecinde etkili olan sivil toplum kuruluşları, tüm dünyanın dikkatini bölgeye çekmek için Hollywood yıldızlarını da kullanmaktan geri durmuyor. George Clooney, Angelina Jolie ve Brad Pitt gibi yıldızlar, Sudan hükümetinin bölgede terör estirdiği ve yerli Afrika kabilelerinin Sudan hükümeti tarafından desteklenen Cancavit milisleri tarafından katledildiği mesajını tüm dünyaya veriyorlar. Öte yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Luis Moreno, Sudan eski İçişleri Bakanı Ahmed Muhammed Harun ve Cancavit milisleri liderlerinden Ali Kushayb hakkında 51 ayrı suçtan (tecavüz, cinayet, işkence) dava açtı. Ayrıca 2007 Şubat ayında açıklanan “ABD İnsan Hakları İhlalleri Darfur” başlıklı raporda ise bölgede 2003-2007 yılları arasında 200 binden fazla kişinin öldüğü belirtilerek Sudan hükümetine baskı yapılması yönünde kararlar alındı. Yaşanan bu süreçlerden sonra ABD’nin BM’den bölgeye asker göndermesini istemesi, filmlerin senaryolarının birbirlerine ne kadar benzediklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Asker gönderilmesine Sudan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Ömer el-Beşir tarafından ısrarla karşı çıkılıyor. Özellikle Sudan’ın güneyinde çıkan petrol rezervlerini %50 ortaklıkla Çin’in işletmesi ve bu petrol yataklarının Darfur’a kadar uzanması, ABD’nin BM’den bölgeye barış gücü gönderilmesini istemesi konusunda ne kadar haklı(!) olduğunu ve olayın ne kadar manidar olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Darfur’da insan hakları ihlalleri var. Bu ihlallere yol açan gelişmeleri sıralayacak olursak;
• ABD ve AB tarafından desteklenen STK’lar, bölgede misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaktadır.
• Bölgede kardeş kanının akıtılmaması ve barışın sağlanması konusunda Sudan hükümetinin girişimlerini desteklemeyen kabileler kolaylıkla silah temin edebilmektedir.
• Uluslararası Ceza Mahkemesi, Sudan’a heyet göndermemiştir; dahası, Sudanlı yetkilileri dinlemeden Eski İçişleri Bakanı hakkında 51 suçtan dava açmıştır. (2004 yılında gelen heyet, Sudan dışındaki bir başka ülkede toplanmıştır.)
• ABD’nin, “BM bölgeye asker göndersin.” söylemleri de başlı başına ihlallere davetiye çıkarmaktadır. (Küresel güç ABD’nin, “BM eliyle insan hakları, demokrasi ve özgürlük götüreceğiz.” dediği ülkelerin son durumlarını biliyoruz.)
• Çin ve ABD arasındaki rekabet, Afrika kıtasında devam etmektedir. Bu süreçten ülkenin Müslüman halkı zarar görmekte, elde edilen karı ise Çin ve ABD paylaşmaktadır.
Sonuçta, yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi, insan hakları, demokrasi ve özgürlük kavramlarının bir maske/kalkan olarak kullanıldığı ve bu kavramların kaynağında sömürünün bulunduğu günümüz dünyasında, Darfur’da yaşananlar sadece basiret sahibi insanların gördüğü bir durumdur. Senaryolarının Müslümanlar tarafından yazılacağı filmler olmadığı müddetçe bu filmleri daha çok izleyeceğiz gibi gözüküyor. 21. yüzyılın Müslüman kanının akıtılmayacağı bir yüzyıl olabilmesi için, Müslümanların içinde bulundukları kaostan bir an evvel kurtulup kendi geleceklerine kendilerinin karar vermeleri ise ancak ümmet bilinciyle olacak bir durumdur. Küresel karar vericilerin çizdikleri rotalarda kayıklarını yüzdüren Müslüman ülkeler, Sudan’dan sonra sıranın er geç kendilerine geleceğini unutmamalıdır.
 

Sayı 45

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...


45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...