|
DÜNYA GÜNDEMİ: Pervez Müşerref'ten yargıya balans ayarı |
|
|
|
|
Yazar Mahmut Osmanoğlu
|
 20. yüzyılın son çeyreği, Pakistan’ı tüm imkansızlıklarına ve yoksulluğuna rağmen, İslam dünyasının en önemli ülkelerinden biri durumuna getirdi. Bunu sağlayan en önemli faktörlerin başında; Sovyetler’in Afganistan işgali ve bu işgale karşı direnişin Pakistan üzerinden yürütülmesi ile herhangi bir İslam ülkesinin nükleer silah elde etmesini engelleyen tüm çabalara rağmen Pakistan’ın atom silahını elde etmesi ve de facto bir nükleer ülke statüsüne kavuşması geliyordu.
Sovyetler’in 1979-1989 yılları arasında Afganistan’ı işgal macerası hüsranla sonuçlandı. Bunda Pakistan’ın payı büyüktü. Direniş, büyük oranda Pakistan üzerinden organize edildi. Bu yıllar, Pakistan’ın uluslararası ilişkilerde önemli aşama kaydettiği yıllardı. Belki bu yüzden, Pakistan’ın nükleer silah edinme çalışmalarına göz yumuldu. Batı’nın anti propaganda amaçlı olarak oldukça yaygara kopardığı bir durum olan Pakistan’ın “İslam bombası”nı elde etmesinin ardından gelişen konjonktür, ülkenin önemini daha da artırdı. Dolayısıyla, Pakistan’daki gelişmeleri aslında hep bu nükleer silaha sahip olma faktörü ile birlikte değerlendirmekte fayda var. Bir taraftan çevrede yaşanan gelişmeler, diğer taraftan Pakistan iç siyasi dinamiklerinde İslamcıların oldukça güçlü bir konuma gelmesi, Batılıların, özellikle de ABD’nin dikkatlerini hep Pakistan üzerinde toplamasına yol açmıştır. Dolayısıyla, ABD kendisi açısından Pakistan’da herhangi bir kazayla karşı karşıya kalmamak için yıllardır Pakistan’ı çok yakından enterne etmiştir. Pakistan’ın elinde nükleer silah oldukça da durum bu şekilde devam edecektir. Dolayısıyla, Afganistan savaşının bitiminde Ziyaulhak’ın bir suikasta kurban gitmesi dahil, siyasi hadiseler zinciri tesadüfen gelişmemiştir. ABD dolaylı ve dolaysız, bazen tehditle bazen teşvikle her halükarda devrede olagelmiştir. Pakistan üzerine hep senaryolar yazılmıştır; ve aslında bu senaryoların genelde İslam dünyası ve özelde de Pakistan açısından en kötüsü, Pakistan’ın istikrarsızlaştırılarak bölünmesi ve nükleer silahından arındırılmasıdır. Bu istikrarsızlaştırma için gerekli malzeme, Pakistan’ın toplumsal, kültürel ve siyasi dokusunda kafi miktarda mevcuttur. Bugün Pakistan’ın Belucistan ve Veziristan bölgesi ile son olarak da Swat Vadisi’nde yaşanan gelişmeler ve geniş çaplı silahlı çatışmalar tesadüfi olarak görülmemelidir.
Son siyasi gelişmelere de bu perspektiften bakmak gerekir. 1999’da Nevaz Şerif’i deviren Pervez Müşerref’i adeta kendi aleyhine darbe yaptırmaya zorlayan da perde gerisi sebeplerdir. Nevaz Şerif’in sürgünden ülkesine dönmesinden hemen sonra derdest edilip tekrar yurt dışına yollanması nasıl tesadüf değilse, Benazir Butto’un Pervez Müşerref’le anlaşıp ülkesine geri dönmesi de tesadüf değildir. Amerikalılar da zaten bu ikiliyi bir araya getirdiklerini inkar etmemektedirler. Onların planına göre popülaritesi dip yapan Pervez Müşerref, Benazir’in halk desteği ile takviye edilecek ve dolayısıyla ABD için bir kabus senaryosu anlamına gelen İslamcıların siyasi olarak güç kazanması engellenecektir. Bu senaryonun gerçekleştirilmesi yolunda en büyük engel ise Pervez Müşerref’in ikinci dönem devlet başkanlığı önündeki yargı engeli idi. Dolayısıyla, ortadaki anayasal boşluğu gidermek ve yargının kazanılmış başkanlığı engelleme riskini ortadan kaldırmak için yargıya bir “balans ayarı” çekmek gerekiyordu. İşte Pakistan’da son günlerde yaşananlar bu “balans ayarı”nın yansımalarından ibarettir. Pervez Müşerref, Pakistan halkını ve tüm dünyayı karşısına almak pahasına olağanüstü hal ilan ederek bu “balans ayarı”na girişmiş ve karşıt siyasi dengeleri çok güzel bir şekilde kullanarak bu oyundan başarı ile çıkmıştır. Pervez Müşerref geçtiğimiz günlerde üniformasını çıkararak devlet başkanlığı yemini etmiştir. Bunun akabinde de olağanüstü hal kaldırılacak ve 8 Ocak 2008’de genel seçimler yapılarak Pakistan tekrar rayına oturacaktır. Seçimlerle ilgili tek endişe, seçimlerin siyasi partiler tarafından boykot edilmesi tehlikesi olmakla birlikte; Benazir’in, üniformasını çıkardıktan sonra Müşerref’le çalışabileceğini belirtmesi ve bazı siyasi partilerin seçimleri boykot etmeyeceklerini ilan etmesi, boykotçuların elini zayıflatmaktadır ve muhtemelen seçimler yapılarak ülke istikrar yolunda önemli bir adım atacaktır. Şu da var ki, hem devlet başkanlığı ve hem de genelkurmay başkanlığını uhdesinde bulundurarak başarılı bir “balans ayarı” çeken ve ikinci dönem devlet başkanlığını garantileyen Pervez Müşerref’i sivil devlet başkanlığı döneminde hiç de kolay günler beklememektedir. |
|
Sayı 45
DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmakEski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ... DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir.... ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Raİslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a... DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K... Kısa kısa Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyorHer yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ... İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa CezayirCezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ... İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...
|