|
DÜNYA GÜNDEMİ: Bulgaristan'daki yerel seçimlerin belirleyici söylemi: "Türkler geliyor!" |
|
|
|
|
Yazar Vedat S. Ahmed
|
 1989 yılında esen demokrasi rüzgarlarıyla birlikte Bulgaristan’da çoğulcu bir politik sisteme geçildi. Bu çoğulculuğun neticesinde birçok siyasi oluşum meydana geldi. Ancak zamanla bu oluşumların büyük bir kısmı tarihe gömülürken, bir elin parmaklarıyla sayılabilecek çok az bir kısmı da ölüm kalım savaşı vererek bugüne geldiler. Demokrasinin çocuğu olup da bugüne kadar varlığını sürdüren, 1996 yılından beri hız kaybetmeden yükselen ve güçlenen tek siyasi oluşum, Bulgaristan Müslüman-Türklerinin çoğunluğunun desteklediği Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH)’dir.
HÖH’ün bu başarısının birkaç sebebi bulunmakta. Tabii, bunların başında, Türklerin azınlık psikolojisi ile hareket etmesi ve kahir ekseriyetin HÖH dışında bir parti tanımaması geliyor. Diğer yandan HÖH, yeterli derecede olmasa da, diğer partilere nazaran, seçmenlerini daha çok dikkate alıyor ve gözetiyor; ekonomik alanda günden güne güç kazanmakta olan HÖH’ün sesi de dinlenir hale geldi. Ahmet Doğan’ın son seçimlerde ifade ettiği gibi, “balta göstererek değil, satranç oynayarak”, gerçekçi ve dengeli siyaset yaparak yavaş yavaş büyüme yönünde gayret gösteren HÖH, bu çabalar neticesinde ülke içinde ve dışında otorite kazandı. Ayrıca, partinin üye ve çalışanlarının büyük bir oranının sisteme taze kan getirebilecek gençlerden olması (Bulgarlar ise bundan çok ciddi anlamda mahrum); liderinin çok güçlü ve karizmatik bir kişi olması ve biraz da gayri müslimlerin seçimlere katılım oranın düşük olması, HÖH’ün güçlü bir konuma gelmesine sebep oldu. Bu güç kazanma ile birlikte HÖH’e ve temsil ettiği Türkler ile Müslümanlara karşı tepkiler büyüyor. Her seçimden önce medyayı Türkler aleyhindeki yayın ve yazılar işgal ediyor, camilere yönelik değişik türden hakaret ve saldırılar artıyor, İslami sembol ve değerlere karşı nefret körükleniyor. Özellikle son iki seçim (Avrupa Parlamentosu ve yerel) propagandaları neredeyse tamamen HÖH ve Türk düşmanlığı üzerine kurgulandı. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki; bu durum bir yandan HÖH’ün seçmenlerinin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirirken, öte yandan diğer partilerin yapıcı olmayan, sadece savunmacı ve kendi kusurlarını gizleyici politikaları, Bulgar asıllı vatandaşları kendilerinden ve politikaya ilgiden uzaklaştırdı. Bunun neticesinde Müslümanların azınlık durumunda olduğu bölgelerde seçime katılım oranları %30’lara düştü.
28 Ekim’de düzenlenen yerel seçimler bu bahsettiğimiz atmosferde gerçekleşti. Yeni kurulan, seçimlere ciddi anlamda ilk defa katılan ve en önemli hedefi HÖH’ü “iktidardan uzaklaştırmak” olan, Bulgaristan’ın Avrupa Gelişimi için Vatandaşlar Partisi (GERB) dışındaki bütün siyasi parti ve koalisyonların güç kaybettiği yerel seçimlerin aslında tek galibi HÖH oldu ve iki dönemdir hükümet ortağı olmasına rağmen bunu başardı. Bu seçimlerde HÖH birkaç yıldan beri dillendirdiği gibi, “etnik bir parti” değil de “ulusal bir parti” olduğunu ispatlama yönünde belirli bir mesafe kaydetti. Ülkenin bütün belediyelerinde yerel teşkilatı olan HÖH, toplam 264 belediyenin 35’ini tek başına, sekizini de koalisyon ortağı olarak kazandı; ayrıca belediye meclislerine 900’ün üzerinde danışman sokarak 350.000 seçmeniyle ülkenin üçüncü partisi olarak konumunu güçlendirdi ve etki alanını genişletti. Bu seçimlerde, şu ana kadar elinde olmayan 10’un üzerinde belediyeyi kazanarak Müslümanların parmakla sayıldığı belediyelere nüfuz etme imkanı buldu. Şunu da belirtmek gerekir ki HÖH, lideri Ahmed Doğan’ın tabiriyle “yedi belediyede kendisiyle yarışarak” konumunun sağlamlığını gösterdi ve bundan sonra daha da gelişeceğinin emarelerini ortaya koydu. Yerel seçimlerin önemini, belediyelerin gücünü kavrayan ve bundan sonra Avrupa Birliği fonları sayesinde daha da güçleneceğini iyi bilen HÖH, son seçimlerde çok büyük gayretler sarf ederek başarılar kazanmasına rağmen, hedeflediği birkaç sembolik belediyeyi kaybetti ve bunlar HÖH yönetiminin içinde ukde kaldı. Bu belediyeler arasında Rudozem, Madan, Gırmen ve Velingrad gibi, büyük ölçüde dindar Müslüman Pomaklarla meskun olan Rodaplar’daki belediyeler de var. Yukarıda çizmiş olduğumuz olumlu portrenin içinde böyle siyah noktaların olması HÖH’ün bazı hatalı seçimlerinden kaynaklansa da, bu durumun önemli sebeplerinden biri ise şudur: Belirli mihrakların daha önce HÖH’ü etnik bazda bölüp parçalama çabalarının netice vermemesi sonucunda, dini/İslami bazda bu denenmektedir. Bazı dindar Müslümanların güç ispat etme yönünde böyle bir yol izlemeleri bugün için belki de kendileri açısından faydalı olabilir, ancak gelecekte Müslümanların birlik ve gücü bakımından büyük olasılıkla olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Ancak, yanlışlarından ibret alabilen HÖH, gelecekte bu bölgelerde etkin olabilmek ve halkın güvenini kazanmak için daha farklı bir yol izleyecektir. Yerel seçimler esnasında yapılan bazı hatalar bertaraf edildikten sonra, hala tam potansiyelini kullanamayan HÖH, ilk yapılacak meclis seçimlerinde yine politikayı belirleyen konumunu koruyacak ve Avrupa Birliği’ne Müslüman-Türklerin nefesini taşıyacaktır. Özellikle son seçimlerde ciddi bir biçimde dile getirilen “Türkler geliyor!” söyleminin etkisiyle gündeme gelen ve bundan sonra da belirleyici olacağı görülen etnik ve dini mensubiyete bağlı “etnik seçim” meselesi güncelliğini koruyacaktır. Bu noktada HÖH’ün, Müslüman seçmenin ezici çoğunluğunu kendi tarafına çekebilmek için sosyo-ekonomik şartları iyileştirmesi gerekmektedir. Ayrıca, azınlık olarak varlıkları din, dil ve kültür şeklinde üç esasa dayanan Bulgaristan Türklerinin Müslüman-Türk kimliğinin güçlendirilmesi için ciddi adımlar atılması da elzemdir. |
|
Sayı 44
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLARBaşımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın
düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi
sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat ÖzdoğruDünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar
Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yamanİslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...
|