|
DÜNYA GÜNDEMİ: Burma hükümetine dur diyememek |
|
|
|
|
Yazar Zeliha Sağlam
|
Burma, 1967’de kurulan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN)’ne 1997’de katıldı. Birlik’e üye olduğu zamandan bu yana, Burma’nın cunta rejimi ve rejimin ülkede sebep olduğu insan hakları ihlalleri, Birlik’e üye diğer ASEAN üyeleri tarafından sıklıkla gündeme getirildi. ASEAN; Güneydoğu Asya bölgesinde kültürel gelişim ve sosyal ilerlemeyi sağlamayı, ekonomik büyümeyi hızlandırmayı, bölgede ülkeler arası adalet ve hukuka bağlı olarak barış ve istikrarı tesis etmeyi ve BM’nin ilkelerine bağlı kalmayı amaçlayan bölgesel bir organizasyon. Ancak, ASEAN’a bağlı ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmayı uygun görmemekteler. Bunun sebebi, ülkelerin kendi içlerinde birçok etnik yapıyı barındırmaları. Birbirlerinin iç işlerine karışmaları kendilerinin de aynı uygulamaya tabi tutulabileceği anlamını taşımakta.
Bu sebeple, askeri idarenin yönetimi altındaki Burma’da insan hakları ihlallerinin varlığına dikkat çekilmesine ve konuşulmasına rağmen maalesef bölgesel bir karar alınıp yaptırım uygulanamamakta. Burma’da ciddi insan hakları ihlalleri olmasına, halkın sesini dünyaya duyurmaya çalışmalarına rağmen ne Burma’nın bağlı bulunduğu Birlik ne de insan hakları örgütleri ülkeye müdahil olamamakta. Örneğin 1988’de Burma’da görülen demokrasi yanlısı protestolar tüm ülkeye yayılmıştı. Öğrenciler, uzmanlar, devlet memurları ve hatta bazı askerler özgürlük ve demokrasi adına büyük sokak gösterileri sergilemişti. Hükümet tarafından şiddet kullanılarak bastırılan eylemler ülkenin daha sonraki politik yaşamının belirlenmesinde de etkileyici rol oynadı. Altı hafta sonunda, ordu kontrolü ancak sağlayabildi ve yeni hükümetin oluşabilmesi için çok partili seçim sözü verdi. 1990’da Aung San Suu Kyi liderliğinde seçime katılan Demokrasi için Ulusal Birlik Partisi (NLD)’nin ezici oy üstünlüğü, ülkede olması gereken değişimi gözler önüne serdi. Fakat rejim, gücün elinden gitmesine karşı çıkarak seçim sonuçlarını kabul etmedi. Halkın seçtiği birçok kişiyi halka rağmen tutukladı ve NLD lideri olan Aung San Suu Kyi de ev hapsine aldı.
Öte yandan askeri rejimin farklı dini gruplar üzerindeki aşırı baskısı, halkın yaşamını çekilmez bir hale getirdi. Burma’da nüfusun %15’ini oluşturan Müslümanlar, rejimin baskıları sonucu dinlerinin gereklerini yerine getiremedikleri gibi, şiddete de maruz kalmakta. Burma’ya bağlı bir eyalet olan Arakan’da yaşayan Müslümanlar, yerlerinden edilmekle kalmayarak, mecburen göçtükleri yerlerde hiçbir vatandaşlık hakkından yararlanamamakta. Gördükleri baskı ve şiddetten dolayı binlerce Arakanlı, Bangladeş sınırında mülteci olarak yaşamak zorunda kalıyor. Son olarak 15 Ağustos 2007’de cuntanın kamuoyundan habersiz olarak benzin fiyatlarını %500 oranında artırması üzerine, halkın yardımlarıyla geçinen rahipler ayaklandı. Bu ayaklanma hem ülke içinde hem de uluslararası arenada yeni bir demokrasi girişimi olarak algılandı. 1988’den bu yana en büyük protesto gösterisine dönüşen eylemler, cuntanın resmi rakamlara göre 10 (muhalif gruplara göre ise 200’ün üzerinde) kişiyi öldürmesi ve göstericilere şiddet uygulamasıyla son buldu. Kasım başında tekrar sokaklara dökülen rahipler bu sefer ilahiler okuyarak, slogan atmadan ve siyasi bir açıklama yapmadan yeniden gösterilere başladı. Bu durum “Cuntada bir yumuşama oldu mu?” sorusunu akla getirse de; Burma’nın son olarak BM temsilcisi Charles Petrie’yi ülkedeki yoksulluğa dikkat çektiği gerekçesiyle sınır dışı etmesi, cuntanın tutumunda hiç bir değişikliğin olmadığını gözler önüne sermekte. İnsan hakları ihlalleri konusunda adından sıkça bahsedilen bir ülke olan Burma’nın kendi halkına uyguladığı ihlallerine ne zaman ve nasıl son vereceğini kestirmek oldukça zor. BM’nin ve uluslararası STK’ların ülkeyi yakın markaja almasından rahatsızlık duyan cunta, ülkede oldukça baskın bir politika izlemekte. Uluslararası organizasyonlar ve çeşitli ülkelerden gelen tepkiler Burma’nın izlediği politikayı yönlendirmede pek de etkin bir rol oynayamıyor; Burma bu organizasyonlardan birinin üyesi olsa dahi. |
|
Sayı 44
Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-AliFilistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle... MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLARBaşımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak... MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİUluslararası arenada mültecilik sorunu
- Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo... İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜNAltı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.
Coğrafya
Ürdün, kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...
|