Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 37

DÜNYA GÜNDEMİ: Abbas ve Peres Ankara'da; Filistin halkı İstanbul'da! PDF Yazdır E-posta
Yazar Hakan Çopur   
Image
Türk, Filistinli ve İsrailli işadamlarını bir araya getirmek amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından 2005 yılında kurulan Ankara Forumu, yedinci buluşmasında üç ülkenin cumhurbaşkanını bir araya getirdi. 11-13 Kasım tarihlerinde Ankara’da yapılan görüşmeler, Filistin ile İsrail arasında son dönemin en önemli diplomatik temaslarından biri olarak kayda geçti. Ankara Forumu’ndan çıkan en somut karar, Batı Şeria bölgesinde yapılması planlanan ve binlerce Filistinliye iş imkanı sağlayacak olan sanayi bölgesi idi. Ancak bu ziyaretten en çok akılda kalan sahne, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in Türk parlamentosunda yaptıkları konuşmalar oldu. Zira Abbas TBMM’de konuşan ilk Filistin devlet başkanı olurken Peres de Müslüman bir ülkenin meclisinde konuşan ilk İsrail cumhurbaşkanı oldu. Bu ziyaretlerin ardından farklı yorumlar yapıldı; kimileri bunun Türkiye’nin bir başarısı olduğunu savunurken kimileri de Yahudi bir cumhurbaşkanının meclisimizde konuşma yapmış olmasından dolayı kızgındı. Tüm bu farklı tepkiler bir yana, son ziyaretler ve önümüzdeki günlerde Annapolis’te yapılacak zirve göz önüne alındığında ortaya çıkan tabloyu dikkatle incelemek gerekiyor.
Türkiye’nin Filistin ile İsrail arasında barış yönünde adımlar atılabilmesi için yaptığı girişimleri anlamak mümkün. Nihayetinde Filistin-İsrail barışı sadece bu iki toplumu değil, Türkiye’yi ve tüm bölgeyi de yakından ilgilendirmektedir. Ancak bu görüşmelerin hangi tarz, söylem ve biçimde yapıldığı da son derece önemlidir. Kanaatim odur ki son ziyaretlerden kimin daha kârlı çıkacağı henüz belli değilken kimin zararlı çıktığı şimdiden belli olmuştur. Bu Abbas-Peres görüşmesinden Hamas zararlı çıkmıştır; zaten Abbas da Filistin’e döner dönmez Hamas aleyhinde çok ağır açıklamalarda bulunarak tavrını net bir biçimde ortaya koymuştur. Öte yandan Peres’in bu ziyaret sonucunda Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlığın daha da artırılması yönünde bir zemin yakaladığı da görülmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Annapolis’te yapılacak olan zirveye davet edilmesi, bu süreçte hem ABD’nin hem de İsrail’in Türkiye’yi ne derece önemsediklerinin bir işareti olarak okunabilir. Ancak kendinden menkul olmayan bu önemin hangi bağlam ve şartlarda verildiği de iyi anlaşılmalıdır. Bu bakımdan Türkiye’nin (son ziyaretlerde olduğu gibi) diplomatik açıdan barış girişimleri anlamlı olsa da Filistin halkına kalıcı barış ve refah getirecek çözümler üzerinde daha fazla durması kanaatimce daha anlamlı olacaktır. Çünkü İsrail’in kurulduğu 1948 yılından bugüne kadar İsrail ile Filistin arasında sayısız diplomatik girişim olmasına karşın, gerçek bir barış hiçbir zaman olmamıştır ve bunun sebebi Filistin halkı değildir.
Madalyonun İsrail kanadında ise aslında değişen pek bir şey yok. Çünkü diyelim ki Ankara Forumu’ndan ve Annapolis’te yapılacak zirveden bir şey çıkmadı; İsrail ne kaybeder veya İsrail için ne değişir? İsrail daha önceki barış süreçlerinden ve görüşmelerinden sonra ne kazandı veya ne kaybetti ki şimdi Annapolis’ten çıkabilecek olumsuz bir sonuç için kaygılansın? Dolayısıyla İsrail’in kalıcı bir barış arayışı içinde olduğuna inanmak istesek de, bu konuda somut adımlar göremediğimiz için hayal kırıklığına uğruyoruz. Yine de “barış” sözcüğünün her şeye rağmen kendileri için bir anlam taşıdığı Filistin halkı, bunun için gayret göstermeye değer diye düşünüyor. Ancak bu barışın bedelini de bilmek istiyor ve bu konuda Abbas’a yeterince güvenemiyor.  Hamas karşısında el-Fetih’i koruduğu için Abbas ile toplumun büyük kesimi arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Belki de İsrail bu yüzden Abbas ile masaya oturulabileceğini söyleyip yeni bir müzakere sürecine yeşil ışık yakıyor. Çünkü bu sürecin sonunda Filistin lehine bir sonuç çıkmasını veya Abbas’ın bunu gerçekleştirmesini beklemiyor.
Peki, bu ziyaretler ve Annapolis zirvesi Filistin için ne anlam ifade ediyor? Genel anlamda bakılacak olursa Filistin halkı için geçtiğimiz şubat ayında Hamas ile el-Fetih arasında imzalanan Mekke Bildirgesi, bu görüşme ve ziyaretlerden daha fazla anlam taşımaktadır. Mekke Bildirgesi’nin ruhuna ve gerekliliklerine sahip çıkan bir “birliktelik”, Filistin halkı için Abbas ile Peres’in Ankara’da gösterdikleri birliktelikten daha fazla ümit vaat ediyor. Filistin halkının umutlarını sürdürmelerine yardımcı olan başka unsurlar da var elbet; mesela Kudüs Buluşması. Tam da Ankara’daki Abbas-Peres buluşmasının akabinde İstanbul’da bir araya gelen yaklaşık 3500 katılımcı üç dinin de ortak merkezi olan Kudüs için barış ve kardeşlik çağrısı yaptılar. Bu buluşmanın Filistin halkını daha çok memnun ettiğini belirtmek lazım.
Image
Bu buluşmayı Türkiye’nin sahip olduğu çok boyutlu dinamiklerin nitelikli bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir. Zira Abbas ile Peres’i bir araya getirerek diplomatik yollardan çözümler üretmeye çalışan Türkiye ile, Kudüs Buluşması’na ev sahipliği yapan ve Batı Şeria bölgesinde sanayi bölgeleri kurarak Filistin halkına istihdam sağlama gayretinde olan Türkiye farklı ülkeler değil. Her ne kadar Ankara ile İstanbul arasında belli bir mesafe olsa da peş peşe yapılan bu iki organizasyon da aynı Türkiye aynasından yansıyan iki görüntü olarak okunmalıdır. Türkiye, Filistin halkı için somut barış ve refah girişimlerine öncülük edebilecek bölgedeki en önemli ülkedir; Ankara, Kudüs’ü Tel-Aviv’den daha fazla önemsediği ölçüde sahip olduğu imkan ve ağırlığı Filistin’e yansıtabilecektir.
 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*
Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...