1.
37. Sayı Sunuş
: IHH Değerli okuyucularımız, ABD’nin Irak işgalinin beşinci yılına yaklaştığımız şu günlerde bölgeden yansıyan raporlar, bir ülkenin beş yıl gibi kısa bir süre içerisinde nasıl tarumar edildiğini, ülke halkının nasıl bir insani krizle karşı karşıya bırakıldığını, toplumun eğitim ve kültür hayatının nasıl sekteye uğratıldığını aşikar bir şekilde gösteriyor. Bugün itibariyle, işgal sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının bir milyona yaklaştığı; beş milyon çocuğun yetim kaldığı; Irak halkının %43’ünün mutlak fakirlik içerisinde olduğu; komşu ülkelere sığınan veya ülke içerisinde yer değiştiren Iraklıların sayısının beş milyona yaklaştığı belirtiliyor. İşgalin ilk gününden bu yana Irak halkının yanında olan İHH İnsani Yardım Vakfı, Irak’taki insani durumu bölgeden iletilen tespitler sonucu tekrar mülahaza etmek ve Irak için yardımları koordineli hale getirmek üzere, geçtiğimiz ay İstanbul’da “Uluslararası Irak Yardım Buluşması” başlıklı bir toplantı gerçekleştirdi.
Irak içerisinde faaliyet gösteren yardım kuruluşları ile dünyanın farklı bölgelerinden yardım kuruluşlarını bir araya getiren toplantıda, Irak’taki insani durum bölgeden aktarılan raporlar eşliğinde istişare edildi. Toplantı sonucunda, dünyanın farklı bölgelerindeki yardım kuruluşlarının, Irak’taki insani krize müdahil olması noktasında, koordineli hareket etmelerini sağlayacak olan uluslararası bir sekretarya kurulmasına karar verildi.
2.
KISA KISA
: IHH Bangladeş’te kasırga afeti binlerce can aldı Dünyanın en yoksul ülkeleri arasında bulunan Bangladeş, yaşanan doğal afetler nedeniyle zor günler geçiriyor. Bangladeş’in kıyı bölgelerini vuran tropikal Sidr kasırgası binlerce kişinin ölümüne neden olurken yüz binlerce insanı da evsiz bıraktı. Elde edilen son verilere göre felaket nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 4000’i aştı. Fakat bu sayının 10 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Temiz içme suyuna erişimde sıkıntı yaşanan bölgede salgın hastalıklar baş gösterirken, kış şartları da sel mağdurlarını zorlamakta. Kasırgada beş milyon kişinin evsiz kaldığı belirtilirken, bölgede yardım çalışmalarında bulunan İHH ekibi de yardımların bölgeye artırılarak ulaştırılması gerektiğini belirtiyor.
3.
DÜNYA GÜNDEMİ: Krizden doğan yeni işbirliği: "Uluslararası Irak Yardım Buluşması"
: Ahmet Emin Dağ Irak işgalinin üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçerken, Irak’ta gerek insani ve gerekse siyasi hiçbir sorunun iyiye gittiği söylenemez. Hatta Irak’taki kriz, son 60 yıl içinde Ortadoğu’nun gördüğü en büyük insani kriz durumunda.
4.
DÜNYA GÜNDEMİ: Abbas ve Peres Ankara'da; Filistin halkı İstanbul'da!
: Hakan Çopur Türk, Filistinli ve İsrailli işadamlarını bir araya getirmek amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından 2005 yılında kurulan Ankara Forumu, yedinci buluşmasında üç ülkenin cumhurbaşkanını bir araya getirdi. 11-13 Kasım tarihlerinde Ankara’da yapılan görüşmeler, Filistin ile İsrail arasında son dönemin en önemli diplomatik temaslarından biri olarak kayda geçti. Ankara Forumu’ndan çıkan en somut karar, Batı Şeria bölgesinde yapılması planlanan ve binlerce Filistinliye iş imkanı sağlayacak olan sanayi bölgesi idi. Ancak bu ziyaretten en çok akılda kalan sahne, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in Türk parlamentosunda yaptıkları konuşmalar oldu. Zira Abbas TBMM’de konuşan ilk Filistin devlet başkanı olurken Peres de Müslüman bir ülkenin meclisinde konuşan ilk İsrail cumhurbaşkanı oldu. Bu ziyaretlerin ardından farklı yorumlar yapıldı; kimileri bunun Türkiye’nin bir başarısı olduğunu savunurken kimileri de Yahudi bir cumhurbaşkanının meclisimizde konuşma yapmış olmasından dolayı kızgındı. Tüm bu farklı tepkiler bir yana, son ziyaretler ve önümüzdeki günlerde Annapolis’te yapılacak zirve göz önüne alındığında ortaya çıkan tabloyu dikkatle incelemek gerekiyor.
5.
DÜNYA GÜNDEMİ:Irak'a komşu ülkeler toplantısı
: Mesut Özcan 2-3 Kasım’da İstanbul’da gerçekleştirilen genişletilmiş Irak’a Komşu Ülkeler Toplantısı, daha çok PKK gündeminin etkisinde kalsa da, oldukça geniş katılımlı bir toplantı olarak dikkat çekti. Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasal egemenliği konusundaki endişelerinin dile getirildiği toplantıda; Türkiye’nin tutumu, Irak’ın komşuları, ABD Dışişleri Bakanlığı ve BM Genel Sekreteri tarafından da haklı görüldü. Irak’ın toprak bütünlüğünün, siyasi birliğinin ve bağımsızlığının korunması ile topraklarının terör amaçlı kullanılmaması yönündeki talepler, sonuç bildirgesinde vurgulu cümlelerle yer aldı. Türkiye, başından beri Birleşmiş Milletler (BM)’in Irak’ta aktif rol üstlenmesini isterken, zirveden buna yönelik bir karar da çıktı. Sekiz askerin serbest bırakılmasına yönelik çabalar da toplantının olumlu sonuçları arasında sayılabilir.
6.
DÜNYA GÜNDEMİ: Burma hükümetine dur diyememek
: Zeliha Sağlam Burma, 1967’de kurulan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN)’ne 1997’de katıldı. Birlik’e üye olduğu zamandan bu yana, Burma’nın cunta rejimi ve rejimin ülkede sebep olduğu insan hakları ihlalleri, Birlik’e üye diğer ASEAN üyeleri tarafından sıklıkla gündeme getirildi. ASEAN; Güneydoğu Asya bölgesinde kültürel gelişim ve sosyal ilerlemeyi sağlamayı, ekonomik büyümeyi hızlandırmayı, bölgede ülkeler arası adalet ve hukuka bağlı olarak barış ve istikrarı tesis etmeyi ve BM’nin ilkelerine bağlı kalmayı amaçlayan bölgesel bir organizasyon. Ancak, ASEAN’a bağlı ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmayı uygun görmemekteler. Bunun sebebi, ülkelerin kendi içlerinde birçok etnik yapıyı barındırmaları. Birbirlerinin iç işlerine karışmaları kendilerinin de aynı uygulamaya tabi tutulabileceği anlamını taşımakta.
7.
DÜNYA GÜNDEMİ: Bulgaristan'daki yerel seçimlerin belirleyici söylemi: "Türkler geliyor!"
: Vedat S. Ahmed 1989 yılında esen demokrasi rüzgarlarıyla birlikte Bulgaristan’da çoğulcu bir politik sisteme geçildi. Bu çoğulculuğun neticesinde birçok siyasi oluşum meydana geldi. Ancak zamanla bu oluşumların büyük bir kısmı tarihe gömülürken, bir elin parmaklarıyla sayılabilecek çok az bir kısmı da ölüm kalım savaşı vererek bugüne geldiler. Demokrasinin çocuğu olup da bugüne kadar varlığını sürdüren, 1996 yılından beri hız kaybetmeden yükselen ve güçlenen tek siyasi oluşum, Bulgaristan Müslüman-Türklerinin çoğunluğunun desteklediği Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH)’dir.
8.
DÜNYA GÜNDEMİ: İç ve dış dinamikler bağlamında Kosova seçimleri
: Yusuf Armağan Yugoslavya’nın tarih sahnesinden çekilmesini müteakiben, eski Yugoslavya’yı oluşturan devletlerde bugüne kadar yapılan her referandum ve seçimin sonucu, bölgenin tümünün ilgi alanına girmiştir. Sonuçların bölgedeki genç devletleri ilgilendiriyor olması, elbette ki daha farklı coğrafyaları da etkisi altına alması anlamını ihtiva edegelmiştir. Bu, Bosna-Hersek’in referandum oylamasında bağımsızlık yönünde oy kullanmasında da böyle olmuştur; Sırbistanlı Sırpların Kosova’yı Sırbistan’ın ayrılmaz bir parçası olarak ilan ettikleri anayasa referandumunda da. Bölgedeki halkların müdahil olduğu tüm hareketlilikler, özellikle Bosna Savaşı ve Kosova tecrübesinden sonra tüm dünya üzerinde söz söyleme hakkını elinde bulunduranların ilgi alanına girmiştir. Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılma kararı, Bosna-Hersek’te yapılan genel seçimler ve Kosova’nın statü görüşmeleri tüm dünya tarafından dikkatle izlenmiştir.
9.
DÜNYA GÜNDEMİ: Devrilme sırası Saakaşvili'de (mi?)
: M. Ali Bolat Komşumuz Gürcistan’ın başı devrimlerden kurtulmuyor. 5 Nisan 1991’de bağımsızlığını kazanan ülkenin başına ilk devlet başkanı olarak Gürcü milliyetçisi Zviad Gamsakhurdia geçmişti. Ülkede yaşanan iktidar-muhalefet çekişmesi iç savaşa dönüşmüş ve devlet başkanının Ocak 1992’de ülkeyi terk etmesiyle olaylar son bulmuştu. Yönetime el koyan Askeri Konsey’in davetiyle iktidarı devralan Eduard Şevardnadze ise, muhaliflerin eylemleriyle 23 Kasım 2003’te başkanlık koltuğunu bırakmıştı. Bu tarihte, yapılan seçimler sonucu muhaliflerin lideri Mikhail Saakaşvili görevi devralmıştı.
10.
DÜNYA GÜNDEMİ: Pervez Müşerref'ten yargıya balans ayarı
: Mahmut Osmanoğlu 20. yüzyılın son çeyreği, Pakistan’ı tüm imkansızlıklarına ve yoksulluğuna rağmen, İslam dünyasının en önemli ülkelerinden biri durumuna getirdi. Bunu sağlayan en önemli faktörlerin başında; Sovyetler’in Afganistan işgali ve bu işgale karşı direnişin Pakistan üzerinden yürütülmesi ile herhangi bir İslam ülkesinin nükleer silah elde etmesini engelleyen tüm çabalara rağmen Pakistan’ın atom silahını elde etmesi ve de facto bir nükleer ülke statüsüne kavuşması geliyordu.
11.
DÜNYA GÜNDEMİ: Hukuki ve insani yardımlaşma
: Dr. Haytham Menna Arche de Zoe adlı Fransız yardım kuruluşunun 103 çocuğu Fransa’ya götürmesi ile ilgili girişimi dünya gündeminde büyük yankı uyandırdı. Kuruluşun Fransa’ya götürmek istediği üç-altı yaş arasındaki 82’si erkek, 21’i kız olmak üzere 103 çocuğun dörtte üçü Çad’ın Tina ve Edriye bölgelerinden, geri kalanı Darfur’daki mülteci kamplarından toplandı. UNICEF, Uluslararası Kızıl Haç Örgütü ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği raporlarına göre bu 103 çocuktan 91’inin ebeveynlerinden en az biri hayatta değil.
12.
DÜNYA GÜNDEMİ: İnsan hakları ekseninde Darfur: Atlantik'ten Afrika'ya bir krizin anatomisi
: Selçuk Baş İnsan hakları, demokrasi, özgürlükler ve sömürü. Birbirini takip eden ilk üç kavram, sömürü sözcüğü ile zıt görünse de bunlar günümüz dünyasında birbirini tamamlayan kavramlardır. Küresel aktörlerin dış politika stratejilerini belirlemede çizdikleri rota, genelde bu kavramlar üzerine inşa edilir. Önce karar verilir. Sonra düğmeye basılır. Yeni bir senaryo sahneye konulacaktır. (Aslında senaryo aynıdır fakat filmin çekildiği kareler farklı coğrafyadadır.) Filmin kahramanları kavramlardır. Önce kavramlar ekranda görülür, ardından tanklar ve füzeler… Sonra da Afganistan, İran-Irak, Bosna, Çeçenistan, Somali, Afganistan, Irak ve son olarak da Sudan…
13.
DOSYA: Hak mücadelesinin karakteri ve sorunları
: Ahmet Mercan
İnsan ilişkileri hiçbir dönem sorunsuz olmamıştır. Tekli ilişkiler yanında, grupların toplum ve devlet ilişkileri de bu kapsamda, hak ve sorumluluk dengesini oluşturmak için duraksamadan sürdü, sürmeye de devam edecek. İnsan ilişkilerinin çok daha sade yüz yüze olduğu dönemlerde anlaşılır ve sade bir iletişim zemini mevcuttu. Güven ve tehlike tanımlanabilir ve anlaşılabilirdi; bu nedenle karşı mücadeleyi de aynı doğrultuda belirlemek imkan dahilindeydi.
14.
DOSYA: İnsan haklarını savunma zemini
: Av. Yasin Şamlı Şüphe yok ki, hem insan hakları kuruluşlarının hem de bu konuda faaliyet gösteren savunucuların amacı; hakların ihlal edilmediği, kimseye haksızlık yapılmadığı bir dünyanın oluşturulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, insan hakları savunucuları ve/veya insan hakları kuruluşları olarak, yaşadığımız ülkedeki insan hakları ihlalleri ile mücadele etmemiz kaçınılmazdır. Fakat hak mücadelesini, yaşadığımız ülke ile sınırlandırmak mümkün değildir. Esasen böyle dar bir çalışmanın başarı şansı da yoktur. Dar anlamda insan hakları savunuculuğunda, geniş anlamda hak savunuculuğunda, genişlik itibariyle olabildiğince sınırsız düşünmek gerektiği gibi, derinlik itibariyle de olabildiğince derin düşünmek gerekmektedir. Bu mücadelede, sınırlara bağlı kalınmamalı ve önümüze sunulan kavramlarla ve kalıplarla sınırlı düşünülmemelidir.
15.
DOSYA: Neden farklı bir insan hakları dili?
: Ahmet Faruk Ünsal -Farklı bir medeniyet çözümlemesi yaklaşımıyla “insan hakları dili” eleştirisi- Bu yazı, her ne kadar insan hakları mücadelesinin yaygınlaştırılması ve etkinleştirilmesi için neler yapılması gerektiğini anlatmak niyetiyle kaleme alınmış ise de, “dış dünya ile irtibatımızı sağlayan bir enstrüman olarak dil” ve “dili kurgulayan bir çevre olarak medeniyet çözümlemesi/eleştirisi”yle başlayacaktır. Böylece, hem genel konulara özel bir yaklaşım içinde nasıl bakılacağının hem de özel konuların nasıl bir genelleme ile ele alınacağının ipucu verilerek konuya ilişkin bir zihni inşa süreci oluşturulmaya çalışılacaktır. Tarihin, yazının icadı ile başladığı söylenir. Yani tarih, bilginin toplandığı, aktarıldığı ve bir kayıt dilinin oluşturulduğu dönemle başlar. Ondan önce de insanoğlu mevcuttur yeryüzünde; ama tarihlendirilmemiş, kayıtlandırılmamıştır. İnsanoğlunun yeryüzü macerası, yazıdan önce ancak birtakım izlerden, işaretlerden, alet-edevattan ya da resim benzerlerinden yorumla bilinmeye çalışılırken, yazının bulunmasıyla kesin ir bilgi aktarım kaynağına sahip olunmuştur. Yazıda yorum değil, kayıtlı bilgi vardır. İ.Ö. 8000 yıllarından yani günümüzden yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayanan tarihlerden yazının bulunmansa kadar, yazının atası sayılabilecek resim benzeri bilgi iletim araçları da vardı ve bunlar “bir arada hayat”ın nasıl olduğuna ilişkin ipuçlarını da vermekteydi. Ama detaydan mahrumdu. Yani asayiş nasıl sağlanırdı; ilişkileri düzenleyen kurallar neydi ve nasıl konurdu; ortak çıkar gerektiren durumlarda -örneğin ortak emek veya beraber hareket etme durumlarında- kurallar nasıl sağlanırdı; ihtilafların çözümü nasıl olurdu; son söz bir başkanın mı, güçlünün mü, yoksa çoğunluğun mu olurdu? Bunları bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şu ki; tarih(lendirme) öncesinde de insanlar vardı ve şu an alışık olduğumuzun ve muhayyilemizin dışında bir hayatı yaşıyorlardı. Üstelik bu hayat, tarihlendirilmiş olan 10 bin yıldan çok çok daha uzundu. Bugün bildiğimiz anlamıyla yazı, İ.Ö. 3500 yılında, günümüzden yaklaşık 5500 yıl önce Sümerler tarafından icat edildi. Ve yazı ile birlikte, “şehirler halinde ve yerleşik olarak bir arada hayat”ı mümkün ve bir anlamda mecbur kılan site devletleri ve krallıklar, -yani bugünkü anlamıyla devlet- hayatımızın vazgeçilmezi oldu(mu?). Bir tarafta Sümer alfabesini kullanan Akad, Asur ve Babillerin dili ile Hammurabi Kanunları yazılırken; aynı dönemde Mısır’da, aynı teknikten Sümer alfabesinden esinlenilerek hiyeroglif geliştiriliyor ve “hayat ve kuralları” kayıt altına alınıyordu.
16.
ADANMIŞ HAYATLAR: Malcolm X: Bir insan hakları mücadelesi
: Recep Şentürk 1990 yılı ilkbaharıydı. Bir ikindi vakti yeni gittiğim New York’taki Columbia Üniversitesi’nin bahçesinde College Walk olarak isimlendirilen 116. Cadde’de yürüyordum. Kulağıma ezan sesi gelmeye başladı. Bir anda bunun memleket özleminden kaynaklanan bir yanılsama olduğunu düşündüm. Sesin geldiği istikamette yürümeye başladım. Ayaklarım beni doğu istikametine götürdü. Morning Side Drive’a ulaştım ve caddeden karşıya geçtim. Yol sona ermişti. Balkona benzeyen gözetleme noktasında durdum, Harlem’e yukarıdan bakıyordum. Dikkatle dinledim. Ezan sesi Harlem’deki Malcolm X Camii’nden geliyordu. O anda yaşadığım karmaşık hisleri anlatamam. Amerika’nın Hollywood filmlerine yansımayan bir yüzü ile karşılaşmaktan dolayı sarsılmıştım.
17.
İKTİBAS: Los Angeles Emniyeti'nin Müslümanlara yönelik istihbarat projesi
: IHH Los Angeles Emniyet Müdürlüğü (Los Angeles Police Department / LAPD), Kaliforniya yerel yönetiminin Müslümanlar’ı toplumdan tecrit etmeye yönelik son uygulaması olan, Güney Kaliforniya’daki Müslüman toplulukların yaşadıkları yerlerin tespitine yönelik programını duyurdu.
18.
İSLAM COĞRAFYASI: Enerji devlerinin yeni savaş alanı: Tacikistan
: Erdal Şimşek ABD’nin Orta Asya enerji kaynaklarını Afganistan ve Pakistan üzerinden Hint Okyanusu’na taşıyarak buradan ülkesine nakletme projesinin akamete uğramasından dolayı gözler Tacikistan’a çevrildi. Ancak, Putin sonrası dönemde ülkede oluşan Rus ağırlığı ve Tacikistan’ın Şangay Birliği’ne üye olması, ABD’nin bu ülkede siyasi hakimiyet sağlamasını oldukça güçleştiriyor.
DÜNYA GÜNDEMİ; Bağımsız Kosova Hristiyanlaşıyor mu? 17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sö...
Kısa Kısa Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artır...
43. Sayı Sunuş Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat ...