Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 36

İKTİBAS: Burma Neden Irak Değil? PDF Yazdır E-posta
Yazar Remzi Barud   
2003 Irak işgali iki önemli gerçeği ortaya çıkardı: Hakim güçlerin sadece kendi menfaatleri söz konusu olduğunda harekete geçtikleri gerçeği ile; insani müdahalenin, bir diğer değişle insani emperyalizmin, medya ve resmi çevreler tarafından saldırganlıklarının asıl amaçlarını gizlemek için gündeme getirildiği ve teşvik edildiği gerçeği. Birçok Amerikalı hala Irakın el-Kaideye yataklık yaptığını, toplu imha silahları geliştirdiğini ve Amerikanın güvenliğini tehdit ettiğini düşünmekte. Onları kim suçlayabilir ki? İşgal öncesinde Bush yönetiminin ve onun medya destekçilerinin katkıları ile yürütülen kampanyayı, kampanya ile gündeme getirilen vaatleri, ve askeri müdahalenin işgal öncesinde gündeme getirilen gerekçelere ne derece hizmet ettiğini ve dile getirilen hedeflerin ne ölçüde gerçekleştiğini düşünün.
2003 Irak işgali iki önemli gerçeği ortaya çıkardı: Hakim güçlerin sadece kendi menfaatleri söz konusu olduğunda harekete geçtikleri gerçeği ile; insani müdahalenin, bir diğer değişle insani emperyalizmin, medya ve resmi çevreler tarafından saldırganlıklarının asıl amaçlarını gizlemek için gündeme getirildiği ve teşvik edildiği gerçeği. Birçok Amerikalı hala Irak’ın el-Kaide’ye yataklık yaptığını, toplu imha silahları geliştirdiğini ve Amerika’nın güvenliğini tehdit ettiğini düşünmekte. Onları kim suçlayabilir ki? İşgal öncesinde Bush yönetiminin ve onun medya destekçilerinin katkıları ile yürütülen kampanyayı, kampanya ile gündeme getirilen vaatleri, ve askeri müdahalenin işgal öncesinde gündeme getirilen gerekçelere ne derece hizmet ettiğini ve dile getirilen hedeflerin ne ölçüde gerçekleştiğini düşünün.

İşgal öncesinde, Amerikan propagandası, her aşamada Irak’a müdahale edebilmek için farklı sebepler bulmaya çalıştı. Müdahale edebilmek için ileri sürülen sözde gerekçelerin yanı sıra, Irak’ın Saddam rejimi altında korkunç bir dönem geçirmekte olduğu sıklıkla vurgulandı. Sürgündeki Iraklı elitlerin, Amerikan müdahalesinin Iraklı geniş kitlelerin talepleri ile uyumlu olduğunu belirtmeleri de işgal öncesi bir vitrin çalışmasıydı. Iraklı elitlerin bahsettiğinin aksine işgalin Iraklılara bilançosu ağır oldu. İşgal sonrasında kitleler kurban edildi. Saddam döneminde baskı gördüğü söylenen kurbanlar ile Amerikan işgali sonucu sayıları bir milyonu aşan kurbanları kıyaslayın. Ne tuhaftır ki, bu kurbanlar, savaş kurbanları olarak değil savaştan kazançlı çıkan kesim olarak sunuluyorlar.

İşgalin ilk aylarında, Amerika’nın önde gelen aşırı muhafazakarlarından biri bana, “Irak’a demokrasi götürme deneyimi çok başarılı olmuştur.” demişti ve İranlıların kendisini arayıp “Iraklıları özgürleştirdiniz ancak nasıl olur da bizi kurtarmazsınız?” diye sorduklarını belirtmişti.

Peki, Amerika ve İngiltere neden bugün Burma’daki duruma, geçmişte Irak’a ve şimdi de İran’a yöneldikleri gibi aynı kararlılıkla tepki göstermiyor?  Medya patronları, bırakın halkının politik özgürlüğünü, en basit şerefli yaşam isteklerini dahi reddeden General Than Shwe’nin vahşi rejimine karşı savaş sebepleri aramak için neden acele etmiyorlar? Burma’nın cunta generalleri, halkın sefalet derecesine varan bir yoksulluğa muhatap olduğu bir ülkede, kendi müsrif hayat tarzlarının devamını sağlamak için benzin fiyatlarını ağustos ayında %500 artırdı. Bu durum, sabır ve barışın simgeleri olan Burmalı rahipleri bile kışkırttı; Burmalı rahipler büyük gruplar halinde gösteri yapıp yoksul halk için şefkat taleplerini dile getirdi. Ağustos’un 19’unda bir kasabada başlayan protestolar, yüz binlerin katıldığı toplu gösterilere dönüştü ve haftalarca sürdü.

Medya, Burma’da yaşanan son gelişmelerle, yakın zamandaki Safran Devrimi ve 1988 yılında Rangon’da öğrencilerin başlattığı ve ordu tarafından vahşi bir şekilde bastırılan, 300 kişinin hayatını kaybettiği ayaklanma arasında paralellikler kurdu. General Than Shwe 1992 yılında cunta yönetiminin başına geçti ve ülkeyi demir yumrukla yönetmeye devam etti.  Her şeye rağmen, Burma’nın demokrasiden uzaklaşması, büyük uluslararası şirketlerin bu doğalgaz zengini ülkede iş yapmalarını engelleyecek derecede etkili bir sebep değildi.  

General Than Shwe, iktidarı boyunca zenginliğini artırmaya devam ederken, yoksul Burmalılar da sıkıntı içinde yaşamaya devam etti. Bu durum en son yaşanan ve merhametsizce bastırılan ayaklanmaya kadar bu şekilde sürdü. Son yaşanan ayaklanmanın bastırılması sürecinde ölenlerin sayısı net olarak bilinmemekle beraber 200 ila 2000 kişinin olaylarda hayatını kaybetmiş olabileceği tahmin ediliyor. Olaylar süresince binlerce insan tutuklandı, din adamlarına işkence edildi, ibadet yerleri basıldı. Medya perspektifinden hiçbir devrim bu kadar dikkat çekici olamazdı. Ama tabii ki on binlerce din adamının yüz binlerce fakir halka protestolarda öncülük etmesi Burma devrimini geleceğe taşıdı.

Kendilerini bekleyen eleştirilerin farkında olan Batılı liderler ise sadece formalite icabı bazı demeçler vermekle yetindiler. İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Burma hükümetinin protestoculara karşı kuvvet kullanmasını eleştirdi ve Avrupa devletlerinin ülkeye yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirtti. Başkan Bush ise, Amerikalıların cesaretli Burmalıların yanında olduğunu açıkladı. Diğer yandan İsrail, birçok açık delile rağmen, cuntayla olan askeri ilişkilerini reddetti. Burma’nın İsrail’i tanıyan ilk Güney Asya ülkesi olması, İsrail’in duruma müdahale etmeme isteğini nostaljik olarak tatmin etti. BM, General Than Shwe ile görüşmek üzere heyet gönderdi ve BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari uluslararası toplumun endişelerini ancak günler süren beklemeden sonra aktarma fırsatı buldu.  Hepsi bu...

Ortadoğu nasıl Amerika için stratejik ve önemli bir bölge ise, Burma da Çin için stratejik bir bölge. Çin için önemli olan, demokrasi ve insan haklarından çok, komşularının politik istikrar içinde olması. Amerika da kendi askeri ve ekonomik menfaatlerine uygun olduğu sürece benzer bir yaklaşım gütmekte. Çin, halihazırda dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi; kısa zamanda üçüncü güç de olabilir. Çin’in Amerikan hazine bonolarından 1,4 trilyon dolarlık rezervi var ve dünya finansal sistemindeki etkisi reddedilemez. Çin, hiçbir şekilde Amerika’nın kendisi ile 2000 km sınırı olan bir ülkede etkin rol almasına müsaade etmeyecektir. Amerika, diğer yandan Burma’da demokrasiyi güçlendirmek adına göstermelik bir destek sunuyor; muhalif lider Aung San Suu Kyi ve onun partisi olan Demokrasi için Ulusal Birlik Hareketi’ni demeçlerle destekliyor. Amerika’nın amacı aslında gelecekte üstleneceği bir rol için Burma’da kendisine bir dayanak bulmak. Batı ile Çin arasındaki ilişkiler kötüleşirse, ABD Burma’nın geleceğinde rol almayı hedefliyor.

İnsani müdahalenin adaletsizlikleri yok etmek yerine daha da körüklediği bir gerçek. Diğer yandan, insani müdahalenin Burma’da gerçekleşmesini beklemeyin; çünkü Burma’ya müdahale ne Çin’in ne Batı’nın ne de Rusya’nın menfaatlerine hizmet edecektir.

Burma’da Aung San Suu Kyi ve cunta generallerinin temsilcileri arasında birkaç duygusal toplantı gerçekleşebilir; genaraller göstermelik olarak birkaç iyileştirmeye imza atabilir. Ancak bu çabalar, köklü reformları, gerçek anlamda bir demokrasiyi veya insan haklarını getirmeyecektir. Demokrasi ve insan haklarına ancak Burma halkı tarafından; Burmalı din adamları, sivil toplum aktivistleri ve sıradan insanların çabaları sonucu ulaşılabilir.

Eğer Irak’tan bir ders alınacaksa, bu ders, müdahale adına Amerikan saldırıları veya İngiliz napalmlarına muhatap bırakılmayan Burmalıların Iraklılardan daha iyi bir durumda olduğudur. Gerçek reform ve demokrasi sadece içeriden, yoksun bırakılmış halkın kararlı mücadelesi sonucu doğabilir. Gerçek şu ki, Burma Irak değil ve bunun için Allah’a şükürler olsun.
 

Sayı 45

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...