Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 35

RÖPORTAJ: Terör üreten söylem: "Terörizmle savaş" PDF Yazdır E-posta
Yazar H. Zehra Öztürk   
ImageDr. Heytam Menna, 1970’lerde Suriye’de öğrenci olduğu yıllarda arkadaşlarının çoğunun siyasi gerekçelerle tutuklanmasına şahit oldu, kendisi de benzer gerekçelerle 1978’de Suriye’den sürüldü ve Fransa’ya yerleşti. Fransa’ya yerleştiği günden bu yana insan hakları ve insani yardım alanında çalışmalar yürüten Menna, insani yardım alanında 40’tan fazla bölgede çalışma takip etti; insan hakları alanında makaleler yayımladı, iki ciltlik “Kısa Evrensel İnsan Hakları Ansiklopedisi”ni literatüre kazandırdı. Halen Arap İnsan Hakları Komisyonu sözcüsü olan Menna, merkezi Paris’te olan International Bureau Humanitarian (Uluslararası İnsani Yardım Dernekleri Bürosu)’ın da başkanlığını yapmaktadır.

International Bureau Humanitarian tarafından 8-9 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen III. Uluslararası İnsani Yardım Kuruluşları Konferansı için İstanbul’da bulunan Dr. Heytam Menna ile konferansın alt başlığı olan “terörizmle savaş” söylemi ve insani yardım kuruluşları üzerindeki etkisi hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.


Sayın Menna, sizi böyle bir konferans düzenlemeye iten sebep neydi?

İnsani yardım kuruluşlarını ve çalışanlarını keyfi olarak yorumlanan “terörle mücadele” söylemine karşı korumak ve desteklemek için sürdürdüğümüz çalışmalar boyunca, geçmişte neler yaptığımızı ve dolayısıyla neleri değiştirmeye gücümüz olduğunu biliyoruz. Terörizmle mücadele söylemi altında yapılan hukuksuzluklara karşı da yapabileceğimiz önemli şeyler olduğunun farkındayız. Bu nedenle, 11 Eylül sonrasında bütçelerine el konan, kapatılan, çalışmaları engellenen kuruluşların “Biz terörist değiliz.” savunmasından sıyrılıp artık kendilerine üretilen bu terörizme karşı harekete geçmeleri için bir zemin oluşturulması ihtiyacından hareketle bu konferansı gerçekleştirdik.

İsimlerinin “terörizmle savaş” ile birlikte anılmasını istemedikleri için bazı kuruluşların konferansa katılmadığı doğru mu?

Üyemiz olan bazı Hıristiyan kuruluşlar konferans için başka bir konu başlığı önermemizi istediler. Oysaki biz konferans konusunu demokratik olarak tartıştık ve çoğunluk “terörizmle savaş” konusunda ittifak etti. Sonuçta bu kuruluşlar gelmek istemediklerini söylediler, ancak demokratik olarak katılımcıların çoğunluğunun almış olduğu kararı kabul etmek zorundalar.

Bizzat terörizmle savaştığını söyleyen ABD tarafından üretilen “terörizm” karşısında, birçok insani yardım kuruluşu zarar gördü. Somutlaştıracak olursak, bu kuruluşlar ne tarz problemlerle karşılaştı?

Maalesef insani yardım alanında çalışan birçok İslami kuruluş, terörizme karşı savaş başlığı altında keyfi olarak yürütülen bu hukuksuzluğun kurbanıdır. Geçtiğimiz altı yıl içerisinde söz konusu İslami kuruluşlara karşı herhangi bir yasal suçlama yapılmadı. Suçlamalar keyfi olarak yapıldı; bu kuruluşların terörizmle ilişkili olduğuna dair herhangi bir kanıt gösterilmedi. Geçerli delil olmaksızın bu kuruluşlar kapatılma, bütçelerine el konulma gibi muamelelerle karşılaştı. Ancak ben çok iyi tanınan, Nobel Ödülü’ne layık görülen Sınır Tanımayan Doktorlar örneğinden bahsedeceğim. Sınır Tanımayan Doktorlar, kurumlarının beş üyesinin suikaste kurban gitmesinden sonra Afganistan’dan çekildiler. Daha sonra Irak’ta sorun yaşamaya başladılar ve Irak’taki adamlarını da çektiler. Somali’de, Sudan’da sorun yaşadılar; oralardan da çekildiler. Şu an sadece Çad’da mültecilerle ilgileniyorlar. Yani artık onlara sınır tanımayan doktorlar demek mümkün görünmüyor. Onlar da mağdurlar. Kendilerine bu toplantıya gelmeleri gerektiğ
ini, kendilerinin de bu savaş nedeniyle mağdur edildiğini söyledim; zira onlar da konferansa katıldılar.

ImageSizin de belirttiğiniz gibi, dünyanın farklı bölgelerinde insani yardım kuruluşlarının çalışmalarına ihtiyaç duyan binlerce insan var. İnsani yardım kuruluşlarına karşı sürdürülen bu tutumdan ihtiyaç sahipleri nasıl etkileniyor?

Örneğin, Suudi Arabistan kökenli el-Harameyn Yardım Kuruluşu, Somali’de çok önemli faaliyetlerde bulunuyordu. El-Harameyn’in oradaki amacı, savaş mağduru olan çocukları eğitim imkanlarına kavuşturmaktı. Bu bağlamda el-Harameyn, kabilevi veya politik bir ayrım gözetmeksizin her çocuğa ulaşmaya çalıştı. Onlarca merkezden eğitim faaliyetlerine destek verdi. Ancak el-Harameyn’in terörizm listesine dahil edilmesinin ve faaliyetlerinin durdurulmasının ardından bu kurumlarda eğitim alan onlarca çocuk gıda ihtiyaçlarını gidermek için milis hareketlerine dahil oldular.

Peki, uluslararası hukuk mekanizmaları neden “terörizmle savaş”ın geldiği bu nokta karşısında sessizler?

Bildiğiniz gibi uluslararası mekanizmalar Soğuk Savaş’ın, ABD ve SSCB arasında çatışmaların yoğun olduğu bir dönemin, gayri meşru çocuklarıdır. Şu anda, Güvenlik Konseyi’ndeki durumu değiştirebilecek tek güç ABD’dir. Biz STK’lar olarak lobi faaliyetlerinde bulunuyoruz. Bu duruma karşı mücadelemizi sürdürüyoruz; BM’de ve Güvenlik Konseyi’nde bazı şeyleri değiştirmek için çalışıyoruz. İki ay önce dünya çapında 32 STK olarak, Irak işgali hakkında 3000’den fazla referansın kullanıldığı bir kitap yayımladık. Guantanamo’nun açılışının altıncı yılında New York’da olacağız ve kapatılması yönündeki taleplerimizi yineleyeceğiz. Bildiğiniz gibi Guantanamo’da üç arkadaşımız var. Pentagon üç yıl önce üçünün de suçsuz olduğuna ve evlerine dönebileceklerine karar verdi ancak kendileri halen Guantanamo’da tutuluyor. Bu kişilerden biri Afganistan’da 20 sağlık ocağı açmış, diğeri yine Afganistan’da 12 okul açmıştı. Ödülleri ise hayatlarından altı yılın çalınması oldu. Birçok insan hakları ve insani yardım kuruluşu bu kişiler h
akkında konuşmamayı tercih ediyor, çünkü korkuyorlar.

Bu alanda sürdürülen mücadeleler uzun soluklu olmalı ve sınır tanımamalı. İşte bu noktada Brezilya’dan Güney Afrika’ya dünyanın farklı bölgelerine ulaşan iletişim ağımız önem kazanıyor. Bugün uluslararası hukuka, insan hakları hukukuna karşı sürdürülen bu savaşa karşı en iyi silah, uluslararası sivil toplumdur. Ancak sivil toplum, devletler üzerinde baskı oluşturabilir.

Peki, konferansa geri dönecek olursak, International Buraeu Humanitarian üyeleri “terörizmle savaş” karşısında nasıl bir yol takip edecek?

Biz IBH olarak, BM Güvenlik Konseyi ile ve İnsan Hakları Yüksek Komisyonu özel raportörü ile düzenli olarak temas halinde olacağız. Her ay kendilerini düzenli olarak ziyaret ederek konuyu gündemlerine taşıyacağız. Masum ve mazlum meslektaşlarımızın durumunu iyileştirmek, sorunlarına çözüm bulmak için kendilerini zorlayacağız.

Buna ek olarak, terörizm listesinde olan birçok kuruluş var. Biz bu kuruluşların terörizmle ilişkilendirilmesine itiraz olarak davalar açtık; bu davaları takip edecek, devlet yetkilileri ile görüşeceğiz.

Sayın Menna, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz.
 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...