|
Dosya: Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti |
|
|
|
|
Yazar Elvan Gevrek
|
21. yüzyılın önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkan, insan haklarının ihlal edilmesine neden olan yasadışı göç veya göçmen kaçakçılığı, dünyada giderek daha büyük bir sorun haline gelmektedir. Organize suç örgütleri, diğer suç türlerine göre göçmen ticaretinden daha kolay kazanç elde ettikleri için bu alandaki suç oranı giderek artmaktadır. Bu yazıda, küreselleşmenin beraberinde getirdiği olumsuz sonuçlarından biri olan göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti kavramları üzerinde durulacak ve konu uluslararası düzeyde, özellikle de Türkiye’nin bu soruna yaklaşımı açısından ele alınacaktır.
Göçmen kaçakçılığı, kimi zaman, kimi ülkelerde insan ticaretine kaynaklık eden bir olgu olmakla birlikte, gerek kaynak gerek hedef ülke açısından, toplumsal ve kültürel olarak bazı olumsuzluklara yol açması nedeniyle büyük bir sorundur. Düzenli ya da düzensiz olsun, ekonomik, sosyal veya siyasal nedenlerle, iş bulma ya da iltica gibi amaçlarla yapılan göç hareketlerinin altında gerçekleştirilen göçmen kaçakçılığı faaliyetleri, günümüzde hem kaynak hem de hedef ülke olarak kullanılan Türkiye’yi çok yönden etkilemektedir. Söz konusu faaliyetler, genellikle uluslararası düzeyde örgütlenmiş organize suç şebekeleri tarafından yapılmakta; hem ülke içi hem de ülkeler arasında menfaat karşılığı işlenen suç, şiddet ile iç içe geçmektedir.
Sömürü ve istismar amaçlı gerçekleştirilen insan ticareti, bu suça maruz kalan kurbanlarının güvenliğini ve refahını hiçe sayan ve insan haklarına ilişkin olarak ağır suçlar doğuran organize bir suç türüdür. İnsanların çaresizliklerinden faydalanılarak gerçekleştirilen bu suç türünün tanımı ulusal ve uluslararası kanunlarda belirlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesine göre göçmen kaçakçılığı şöyle tanımlanmaktadır: “Doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tabiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye’de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye’ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmasını sağlamaya ‘göçmen kaçakçılığı’ denir.” TCK tanımından da anlaşılacağı üzere Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki konumunun da etkisiyle, hem “hedef” hem “ transit” hem de “kaynak” ülke konumundadır. Her ne kadar günlük yaşamda varlıkları çoğumuzca hissedilmese de, Türkiye’de şu an bir milyon kaçak göçmen işçinin varlığı ve her yıl 100 bin kaçak göçmenin yakalandığı emniyet güçleri tarafından bildirilmektedir. Ayrıca 100 bin kişinin de yakalanmadan Türkiye’ye giriş-çıkış yaptığı düşünülüyor. Yapılan incelemeler sonucunda 1995-2004 yılları arasında toplam 477 bin kaçak göçmen yakalanmıştır. Suç örgütlerinin Türkiye’yi hedef, transit ve kaynak olarak kullanmaları, AB baskısıyla Türkiye’nin bu suça karşı sert tedbirler almasını kaçınılmaz kılmıştır.
TCK’da, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti de yasaklanmakta olup; TCK’nın 79. maddesinde “Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına ya da Türk vatandaşının veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranda artırılır. Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” şeklinde; TCK’nın 80. maddesinde ise insan ticaretinin çeşitli boyutları açıklandıktan sonra bu suçu işleyenlere “Sekiz yıldan 12 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası verilir.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin devamında “Bu amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan eylemler var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. 18 yaşını doldurmamış olanların aynı maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerinden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilir. Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklinde karara bağlanmıştır.
Göçmen kaçakçılığının da kaynaklık yaptığı, sınır aşırı örgütlü insan ticaretine karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne ek insan ticaretinin, özellikle kadın ve çocuk ticaretinin önlenmesine, durdurulmasına ve cezalandırılmasına yönelik protokolün 3. maddesinde “insan ticareti”nin tanımı verilmektedir. Protokolün tanımına göre; a) İnsan ticareti: Kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kişinin çaresizliğinden faydalanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına gelir, b)İnsan ticaretinin (a) bendinde belirtilmiş yöntemlerden herhangi biriyle yapılmış olması halinde, mağdurun bu istismara razı olup olmaması durumu değiştirmeyecektir, c) Bu maddenin (a) bendinde öngörülen yöntemlerden herhangi birini içermese bile, çocuğun istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim edilmesi veya teslim alınması “insan ticareti” olarak kabul edilecektir, d) 18 yaşın altındaki herkes çocuk kabul edilecektir. Sınırı aşan örgütlü suçlara karşı BM sözleşmesi 29 Eylül 2003 tarihinde (4800 sayılı kanun, RG.04.02.2003/25014); insan ticaretinin, özellikle kadın ve çocuk ticaretinin önlenmesine ve yasaklanmasına ilişkin protokol 25 Aralık 2003 tarihinde (4804 sayılı kanun, RG.04.02.2003/25014); kara, deniz ve hava yoluyla göçmen kaçakçılığına ilişkin protokol ise 28 Ocak 2004 tarihinde (04.02.2003/25014) ülkemizde yürürlüğe konmuştur.
İnsan ticaretine en çok maruz kalan kitle maalesef kadınlar ve çocuklardır. Göçmen kaçakçılığında bireyin kendi rızası mevcutken, insan ticaretinde bu söz konusu değildir. Birey bu suçu zorla, kandırılarak, kaçırılarak ya da kaba kuvvet zoruyla işlemektedir. Göçmen kaçakçılığı devlete karşı işlenen bir suç olmasına karşın, insan ticareti kişilere karşı işlenen, insan haklarını ilgilendiren bir suçtur. Ancak göçmen kaçaklığı da insan tüccarları için birincil kaynak durumundadır. Göçmenlerin ulaştıkları ülkede karşılaştıkları sorunlardan dolayı insan tüccarlarının eline düşmesi büyük bir ihtimaldir. Bu tür sınır aşırı suçlar birbiriyle bağlantılı şekilde yürümektedir. Göçmenleri belli fiyata istediği ülkeye götüreceklerini vadeden kişiler, onları değişik metotlarla istedikleri ülkeye götürüp bıraktıktan sonra, insan tüccarlarını devreye sokmaktadırlar.
Gelişmiş ülkeler tarafından, genel olarak yasadışı göçü önlemek maksadıyla alınan önlemler, insan hareketliliğini azaltmaktan çok, gelişen ulaşım ve iletişim teknolojisiyle birlikte insan kaçakçılığının daha kompleks bir şekilde yapılmasına neden olmaktadır. Bu durum “bireysel” olarak gerçekleştirilen “yasadışı göç” olgusunun örgütlü bir şekle dönüşmesine yol açmaktadır. Bu durum, ülkelerin yasadışı göçle ve onun ortaya çıkardığı yeni suç türleriyle mücadelesini güçleştirmektedir. Bunun yanında uygulamaya konan yeni önlemler, göçmen kaçakçılığını çevre ülkelere yönlendirmekte ve suç örgütleri yardımıyla yasadışı yollardan girişe imkan tanımaktadır. Özellikle Avrupa devletlerinin yasal yollarla gelmek isteyen yabancılara veya mültecilere yönelik yıldırma ve bu kişileri istememe politikası, umut arayışında olan bu tür insanları göçmen kaçakçılığı ile ilgilenen suç şebekelerine yönlendirmektedir.
Sonuç olarak; üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan siyasi ve etnik çatışmalar, çevre felaketleri ve küreselleşmeyle gelen yaşam standartları, eşitsizliğin önemli yan ürünlerinden biri olan kaçak işçi göçü, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti bugünün dünyasını çok ciddi tehdit etmektedir. Ancak kaçak işçi göçü, insan kaçakçılığı ve ticareti her zaman için uluslararası göç olgusunun bir parçası olmasına rağmen, önlenemediği için son yıllarda bu tür suç eylemlerinde önceden tahmin edilemeyen bir artış olmuştur. Türkiye açısından ise bu sorun, AB’nin isteği doğrultusunda yapılan birtakım hukuki düzenlemelerin dışında, içsel bir sorun olarak yeterince değerlendirilmemektedir. Kamyonların içinde yakalanan ve Ege kıyılarında batan teknelerde ölüp giden kaçak göçmenlere ilişkin bir-iki haber dışında Türk medyasında bahsi geçmese de, Türkiye, jeopolitik konumu sebebiyle bu küresel olgudan payına düşeni fazlasıyla almaktadır.

Hedef, transit ve kaynak ülke: Türkiye Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki konumunun da etkisiyle, göçmen kaçakçılığında hem hedef hem transit hem de kaynak ülke konumundadır. Türkiye’de her yıl 100 bin kaçak göçmen yakalanmakta, halihazırda ise bir milyon göçmen işçi bulunmaktadır.
Afrika’dan Avrupa’ya insan seli Yoksul Afrika ülkelerinde yaşayan gençlerin, eğitim, kariyer ve daha iyi yaşam şartlarına kavuşma hayaliyle Avrupa ülkelerine yaptıkları yolculuklar hüsranla son buluyor. Örneğin; Fildişi Sahili’nde bir futbol kulübüne üye olan 34 genç, Avrupa futbol takımlarında kariyer vaadiyle kandırıldı. Ortalama 400 dolar ödeyerek çıktıkları yolculuk sonunda, kendilerini Mali’de terk edilmiş bir evde buldular.
|
|
Sayı 44
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat ÖzdoğruDünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar
Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLARBaşımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...
|