Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 35

DÜNYA GÜNDEMİ: Özbekistan'da Ramazan yasakları PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Aydoğan Kalabalık   
ORTA ASYA: Özbekistan'da Ramazan yasaklarıÖzbekistan yönetimi, özellikle de inanç hürriyeti ve insan hakları ihlalleri gibi konulardaki farklı ve ilginç uygulamaları sebebiyle sıklıkla İslam aleminin gündemini işgal ediyor. Nüfusu, tarihi ve kültürel zenginlikleri bakımından Orta Asya’nın merkezi ülkesi konumundaki Özbekistan, Sovyetler zamanında bile ilim irfan yuvası olma özelliğini muhafaza edebilmiş olması bakımından önem arz etmektedir.

Türk Cumhuriyetlerindeki ve halen 20 milyondan fazla Müslüman’ın yaşadığı Rusya’daki müftü ve din adamlarının kahir ekseriyeti, Özbekistan’daki Mir Arap Medresesi gibi güzide İslami eğitim müesseselerinden mezun olmuşlardır.

Özbekistan yönetimi, bağımsızlıktan sonra tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkarak, Sovyetler zamanında ahır, depo veya başka amaçlar için kullanılan cami, medrese, tekke, külliye, hamam gibi tarihi binaları restore ettirmiş ve buraların eski işlevini tekrar kazanmalarını sağlamıştır.

Bu tür bazı olumlu uygulamalara imza atan Özbekistan yönetimi, İslami akımlar, cemaatler ve camiler konusunda aynı duyarlılık ve müsamahayı göstermiyor. Özbekistan’da insan hak ve hürriyetlerini kısıtlayıcı bazı uygulamaların olduğu, özellikle de son beş yılda değişik platformlarda gündeme getiriliyordu. Mayıs 2005 Andican olayları sonrasında ise bu uygulamalar dünya gündemini günlerce meşgul etti ve konu BM’de dahi ele alındı.

Ülkede, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayında, teravih namazı gibi bu ayda eda edilen ibadetlerle ilgili emsali görülmemiş, ilginç yasak ve kısıtlamalar başlatıldı. 5 Eylül 2007 günü Namangan şehri ve bölgesindeki cami imam hatiplerine ve bütün dini organizasyonlara devletin ilgili organları tarafından, Ramazan ayında uyulması gereken kurallarla ilgili bir talimat gönderildi. Namangan Vilayeti Kadısı (Müftüsü) Abdulhay Tursunov tarafından duyurulan talimat çok ilginç yasaklar içermekte.

Talimata göre, merkezi camilerde hatimle teravih kıldırmak yasak. Kenar mahallelerdeki camilerde hatimle namaz kıldırmak isteyen imamlar ise sadece Molla Kırgız Medresesi’nden hafız çağırabilecek. Müftülüğün kontrolü dışındaki herhangi bir yerden hafız çağırarak hatim okutan cami yönetimi ve imamları ise cezalandırılacak. Saat 22:00’ye kadar teravih namazı, dua ve bütün dini merasimler tamamen bitirilmiş olacak. İmamlar, her gece teravih namazı sonrası bulundukları bölgedeki muhtarlık, belediye gibi yönetim birimlerine giderek gecenin olaysız geçtiğine dair tekmil verecek.

Müftü Tursunov,  ayrıca ortaöğretim öğrencilerinin teravih namazına gelmelerinin yasak olduğunu belirterek, “Çocukları camiye çağırırsanız cehennemde yanarsınız.” dedi. Delili ise daha ilginç: “Bu talimata uymaz ve çocukları camiye alırsanız, devlet tarafından camiler kapatılır. Böylece halkın lanetine uğrar ve cehennemi hak etmiş olursunuz!”  
Image

Özbek yönetimi, Namengan şehri ve civarındaki camilere gönderdiği talimatla, Ramazan ayında uyulması gereken kuralları bildirdi. Müslümanların camiye giriş-çıkış saatleri, ne şekilde teravih kıldıracakları ve benzer konular talimatla kısıtlandı. Bir yıl öncesine kadar, Namangan vilayetinde ortaöğretimde okuyan öğrencilerin cuma namazlarına gitmeleri de engelleniyordu. Camiler, vilayet eğitim müdürlüğü ve polis tarafından çok sıkı kontrol ediliyor, öğrenciler camilere sokulmuyordu. Herhangi bir şekilde girenler ise tespit edildiğinde cezalandırılıyordu.   

Camilere yürüyerek gitme zorunluluğu ise en ilginç olan talimat. Cemaatin camiye otomobil ile değil yürüyerek gelmesi isteniyor. Özellikle de cuma namazlarında camilerin etrafında 100 adetten fazla otomobilin bulundurulması yasaklanmış durumda. Geçen yıl Sufuzoda Mahallesi Camisi İmamı, bölge polis şefi tarafından cami etrafında fazla otomobil bulunduğu sebebiyle karakola çağrılarak sorgulanmıştı.

Dini inanç ve ibadetlere bu şekilde yapılan baskı ve kısıtlamaların inanç özgürlüğüne müdahale olarak algılandığı, bölge halkının ise bu uygulamalardan oldukça rahatsız olduğu, Özbekistan medyasına yansıyan haberler arasında. Yöneticiler ise, Özbekistan’da din ve inanç özgürlü olduğunu, isteyenin istediği dine inanabileceğini, ülkede misyonerlerin ve Yahudi cemaatlerinin dahi rahatça faaliyet yapabildiklerini iddia ediyorlar.

Özbek yetkililerin, camilerin bu şekilde sıkı kontrol edilmesine karşı gösterdikleri gerekçe ise tarihi tecrübe. 19. yüzyılın başında camilerin kanun dışı siyasi organizasyonların genel merkezi olarak kullanıldığını iddia ediyorlar. Şimdilerde ise, Ekremiye Hareketi’nin de bu yöntemi kullanmak istediğini, aynı hataya tekrar düşmemek için devlet olarak bu tür uygulamalara başvurduklarını söylüyorlar.

Ekremiye Hareketi’nin ortaya çıkışı 90’lı yılların başına dayanıyor. Andican şehrinde 1992 yılında, Hizbuttahrir’den ayrılan 28 yaşındaki matematik öğretmeni Ekrem Yoldaşev “İmana Giden Yol” adında bir kitap yazdı. Siyasi konulara dokunmayan Yoldaşev, kitabında İslam esasları ve İslam ahlakından bahsetti. Zamanla etrafına toplanan insanlara “Ekremistler” denildi.

Üyelerinin çoğalması sonucu dikkat çeken hareketin önünü kesmek için Özbekistan istihbaratının, eski müftü Muhammed Sadık Muhammed Yusuf aracılığı ile bu fikri akımın beşinci bir mezhep olduğunu halk arasında yaymak istediği söyleniyor. Muhammed Sadık Muhammed Yusuf, Ekremiye Hareketi öğretisine göre beş vakit namaz kılmanın ve Ramazan ayında oruç tutmanın mecburi olmadığını, bu fikri akımın ortaya beşinci bir mezhep olarak çıkarak halkın inançlarına zarar verdiğini iddia ediyor. Özbekistan yönetimi bu tarz iddiları ileri sürmeyi, dini yaşam üzerindeki baskıların artırılması ve İslami oluşumların önünün kesilmesi için bilinçli olarak kullanıyor. Özbekistan yönetimi, Ekremiye Hareketi’ni ve bu hareketle ilgili iddiaları bahane ederek; cami imamlarının Andican olaylarına benzer bir toplu ayaklanma veya protestoya ön ayak olmaları ihtimalini ileri sürüyor ve dini yaşam üzerindeki kısıtlamalara devam ediyor.
 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*
Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur...

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...