Makedonya’da bir irşad adamı
Asıl adı Abdülfettah Rauf’tur. 1910 yılında Üsküp’te (Makedonya) doğdu. Halk arasında daha çok Fettah Efendi adıyla tanınmış, bazı makale türü yazılarında ve ona ait şahsî evrakında Fetah İshak ya da Fetah İshakoviç imzası kullanılmıştır. Babası, Üsküplü Hacı İshak ailesine mensup memleketin tanınmış şahsiyetlerinden Rauf Efendi, oğlunu küçük yaştan itibaren aile mesleği olan tüccarlıktan uzak tutmuş, onun iyi bir tahsil yapması için elinden geleni esirgememiştir.
İlköğrenimini doğum yeri olan Üsküp’te muhtemelen Sırpça olarak tamamlayan Fettah Efendi, daha sonra Üsküp’te Ataullah Kurtiş (Ata Efendi) tarafından kurulan Meddah Medresesi’ne devam etti. 1933 yılında, burada düzenlenen ilk icazet töreninde diploma (icazet) aldı. Fettah Efendi, 1933-1938 yılları arasında Meddah Medresesi’nde kelâm ve akaid müderrisliği görevinde bulundu; aynı zamanda Üsküp’teki çeşitli camilerde fahrî vaizlik yaptı. 1938’de hocası Ata Efendi’nin Ülema Meclisi Üyeliği’ne tayiniyle, Meddah Medresesi’nin baş müderrisliğine getirildi. Medrese kapatılıncaya kadar bu göreve devam etti ve değerli talebeler yetiştirdi. 1944 yılında düzenlenen törende icazet alan meşhur öğrencileri arasında Kemal Aruçi ve Bekir Sadak da vardı.
Cezaevi tecrübesi ve ardından gelen zorlu yıllar
1945’te Yugoslavya’ya komünist iktidarı gelince şer’î mahkemeler
(Šeriatski Sudovi), çeşitli dinî hizmet amaçlı müesseseler ve
medreseler yanında Meddah Medresesi de kapatıldı, Fettah Efendi ve
arkadaşları tutuklanıp çeşitli mahkemelerde yargılandılar. Fettah
Efendi, “rejim aleyhtarı”, “devlet haini” ve “savaş dönemi zengini”
olduğu ileri sürülerek yedi yıl ağır hapis ve cebrî iş, üç yıl da
siyaset yasağı hükmü ile yargılanıp tutuklandı (Bkz. “Fettah Rauf ve
Onun Grubuna Dahil Balistlerin Yargılanması”, Birlik, Üsküp 1 Ekim
1947, s. 4).
Cezaevinde iken bir yıl Bosna-Hersek’teki Doboy kasabasına taş kırmak
için gönderildi. Cezaevinden çıktıktan sonra uzun bir süre devlet
tarafından yakın takibe alındı, uzun zaman işsiz bırakıldı ve meşhur
bir müderris olmasına rağmen müezzinlik yapmasına bile izin verilmedi.
Hayatının son yıllarında Makedonya Arşivi’nde (Arhiv na Makedonija)
Makedonya’ya ait Osmanlı dokümanlarını tercüme için uzman olarak göreve
alındı. Bu göreve vefatına kadar devam etti. 24 Nisan 1963’te
Üsküp’teki evinde vefat etti. Ölümünden beş gün önce yazdığı bir şiirde
duygularını: “Elli üç yıl celb-u teshîr etmemiştir kâinât / Afv-u
gufrân etsin artık Hâlik-i mevt-u hayât” mısralarıyla dile getirdi. Dini, vatani ve sosyal meseleleri eserleri ile gündeme getirdi
Hem hece hem aruz vezniyle yazan Fettah Efendi’nin eldeki şiirlerinden Osmanlıca, Farsça ve Arapça’ya vâkıf olduğu anlaşılmaktadır. İlk şiirleri Üsküp’te çıkan Sadâ-yı Millet (1925) gazetesinde yayımlanmıştır. Şiirlerinin muhtevasını daha çok dinî, vatanî ve sosyal konular oluşturmaktadır. Hayatı boyunca Osmanlı münevveri olmanın sağladığı üstünlüğün gururunu taşıyan ve bunu fikirlerine aktaran Fettah Efendi, saltanatın sona ermesine ve vatanında gurbet hayatı yaşamasına rağmen mağlubiyet duygusuna kapılmamış, şiirlerinde cesur bir kişilikle ortaya çıkmıştır. “Hasma teslim olmam amma Rabba teslim olmuşum” mısraı bu tür duygunun bir tezahürüdür.
Şiirlerinin büyük bir kısmında maziye karışmış tarihî mefâhirle kaybolup giden Osmanlı medeniyetinin mirasına karşı duyduğu hasret ve üzüntüyü dile getirmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası Yugoslavya’dan Türkiye’ye başlatılan göçe karşı çıkmış ve muhtelif yerlerde bu göçün dinî açıdan caiz olmadığını söylediği gibi, bu kanaatini şiirlerine de aktarmış, “Ah hicret, o mel’ûn akın” mısraı ile tanımlamıştır. Onu Balkanlar’da Osmanlıca yazan ve aruz veznini kullanan son nesil şairlerinden biri olarak kabul etmek mümkündür. Birkaç defter hacmindeki şiirleri henüz toplu olarak yayımlanmamıştır. Bu şiirlerin büyük bir kısmı talebesi Kemal Aruçi tarafından konularına göre tasnif edilip birkaç deftere geçirilmiş (Bugün bu defterler yazma halinde Muhammed Aruçi’nin özel kitaplığındadır ve neşre hazırlanmaktadır.), bir kısmı da Bekir Sadak tarafından yayımlanmak arzusuyla toplanmışsa da bu mümkün olmamıştır (Bkz. Muhammed Aruçi, "Fettah Efendi", DİA, İstanbul 1995, XII, 483-484).
Bazı gazete makaleleri de yazan Fettah Efendi’nin Mehmed Âkif Ersoy’un ölümü üzerine yazdığı bir yazısı ile mersiyesi Sofya’da neşredilen Medeniyet gazetesinde (6 Şubat 1937); yine aynı yazı ve ikinci bir mersiyesi Üsküp’te çıkan el-Hilâl dergisinde "Büyük İslâm Şairi Mehmed Âkif Ersoy” başlığıyla yayımlanmıştır (yıl III, sy. 15, [1 Eylül 1989], s. 14). “Bir Ağacın Tarihçesi Yaratan’ın Bir Kitap Kudretidir” makalesi de Osmanlıca’dan sadeleştirilerek yayımlanmıştır (El-Hilâl, yıl I, sy. 4, [1 Kasım 1987], s. 7). Son yıllarda Üsküp’te Makedonya Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşredilen El-Hilâl dergisinin sayılarında “Tanrı”, “Allah’ım ile birkaç söz”, “Vasiyetim”, “Şanlı Peygamber Mesih” vb. şiirleri yayımlanmıştır.
Fettah Efendi’nin Vančo Boškov ile birlikte kaleme aldığı iki önemli makalesi şunlardır: 1. "Rifaiskoto Teke vo Skopje" ([Üsküp’teki Rifâî Tekkesi], Glasnik na Institutot za Nacionalna Istorija, yıl II, nr. 2, oddelen otpečatok (özel fasikül), Skopje [Üsküp] 1958; 2. "Edno Skopsko Vakafname od XVI Vek" ([XVI. Yüzyıla Ait Bir Üsküp Vakıfnâmesi], Glasnik na Institutot za Nacionalna Istorija, yıl V, nr. 1, Skopje [Üsküp] 1961).
Ayrıca Turski Dokumenti za Istorijata na Makedonskiot Narod (Makedon Halkının Tarihine Dair Türkçe Vesikalar) adı altında çıkan Makedonca neşriyat serisinde müellifler arasında (Metodija Sokolovski, Arif Starova, Vančo Boškov) Fettah Efendi’nin adına rastlanmakta ve bu yazılarda imzası Fetah Ishak olarak geçmektedir (bk. Turski Dokumenti za Istorijata na Makedonskiot Narod, Državna Arhiva na SR Makedonija, Serija Prva, 1607-1699, Tom I, Skopje 1963, Pod Redakcija na Metodija Sokolovski, Arif Starova, Vančo Boškov i Fetah Ishak).
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, ulu...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...