|
RÖPORTAJ: Ebu Gureyb'den bir tanık, Iraklı Hacı el-Kaysi |
|
|
|
|
Yazar Adem Demir
|
Amerika Birleşik Devletleri, Saddam ve kitle imha silahlarını bahane ederek 19 Mart 2003 tarihinde Irak’ı işgal etti. Geçen süre içinde Irak’ta kitle imha silahları bulunmadığı ortaya çıktı. Ülkenin varlıkları talan edildi. Hapishaneler doldu taştı. Cezaevlerinde insanlara akıl almaz işkenceler yapıldığı ortaya çıktı. İnsan hakları ihlalleri konusunda insanın kanını donduran görüntüler Ebu Gureyb Hapishanesi’nde ortaya çıktı.
Buradaki insanlık dışı işkenceler günlerce konuşuldu. Birçok insan sakat kaldı. Ebu Gureyb’te işkence gören insanlardan biri de Haci Ali el-Kaysi oldu. Irak’ta imamlık yapıyorken gözaltına alındı. Aylarca sistematik işkenceye maruz kaldı. Elektrik verildi, çırıl çıplak soyularak hakarete uğradı. Skandalın ortaya çıkmasından sonra ABD, Ebu Gureyb’te sakat olan tutukluların bir kısmını serbest bıraktı.
Ebu Gureyb’te işkence gören Iraklı Hacı Ali el-Kaysi: “Kâbuslarla uyanıyorum”
“Ebu Gureyb’te yaşananlar anlatılmakla bitmez. Her anımda orada yaşadıklarımı hatırlıyorum. Benim pozisyonumda olan binlerce insan var. Belli ölçüde o psikolojiden kurtulmayı başardığımı söyleyebilirim. Fakat yine de kabuslarla uyandığım çok oluyor.”
“Günlerce çırıl çıplak bekletildik. Bize aklınıza gelen her türlü işkenceyi yaptılar. Elektrik verdiler, köpeklerle korkuttular. Erkeklere tecavüz ettiler. Irak’ta taciz ve tecavüze uğramış binlerce kadın var.”
Hacı Ali el-Kaysi serbest bırakıldıktan sonra kamuoyunu Ebu Gureyb’de yaşananlardan haberdar etmek ve bir duyarlılık oluşturmak adına mücadeleye başladı. Amerika İşgal Hapishaneleri Kurbanları Derneği’ni kurdu. Şimdi ülkedeki insan hakları ihlallerine karşı mücadele ediyor. El-Kaysi İHH İnsani Yardım Vakfı’nın misafiri olarak İstanbul’a geldi. Dört yıldır çoğu zaman kabuslarla uyandığını belirten el-Kaysi, Iraklı kadınlara yönelik tecavüzün hat safhada olduğunu gözleri dolarak anlattı. İşte işkence ile yaşamı baştan sona değişen Iraklının sorularımıza verdiği cevaplar:
Ebu Gureyb’teki hikayeniz nasıl başladı?
13 Ekim 2003 tarihinde Amediye bölgesinde işe giderken Amerikan askerleri beni gözaltına aldı. Gözaltına alınmamdan iki ay sonra Ebu Gureyb Hapishanesi’ne gönderildim. Burada altı ay süren bir işkenceye tabi tutuldum. Benimle birlikte cezaevinde kalan tüm mahkumların hayatı tamamen değişti.
Hapishane altı bölümden oluşuyordu. Bizim bulunduğumuz bölümde 800 kişi vardı. Bu 800 kişinin tamamı benim gibi işkenceden geçirildi. Zaten tutuklandıktan sonra ilk yaptıkları insanı çırıl çıplak soymaktı. Ben 15 gün tamamen çıplak durdum. Vücudumuzun haya kısımlarını kapatmamıza bile izin vermiyorlardı.
O anlara ait neler geliyor gözlerinizin önüne?
Orada yaşananlar anlatılmakla bitmez. Yaşadıklarım aklımdan bir an bile çıkmıyor ve benim pozisyonumda olan binlerce insan var. Her zaman acı bir hatıra olarak zihnimde canlanıyor. Ama İnancı sağlam bir insanım. Belli ölçüde o psikolojiden kurtulmayı başardığımı söyleyebilirim. Fakat yine de kabuslarla uyandığım çok oluyor.
Amerikan askerleri sizi neden tutukladıkları ile ilgili bir gerekçe gösterdiler mi?
Irak’ta insanların tutuklanması için bir sebep gerekmiyor. ABD askerleri Canları kimi isterse onu tutuklayıp aylarca hatta yıllarca cezaevlerinde tutabiliyorlar. Beni serbest bırakmalarına gelince; sol elim felç olduğu ve sakat kaldığım için beni serbest bıraktılar.
Ebu Gureyb’te yaşadığınız işkenceler hayatınızı nasıl etkiledi?
Eğer bugün Irak’ta bir işgal varsa ve sürüyorsa, bu tamamen işgalci güçler ve onların kuklası olan Irak hükümetinden kaynaklanıyor. Şiddet sarmalının devam etmesi de hapishanelerdeki şiddetten besleniyor. İnsanların ırzlarına, namuslarına her türlü hakaret ve işkenceler yapılıyor. Akabinde serbest bırakılan insanların büyük kısmı intikam duygusuyla bu şiddet sarmalına dahil oluyor.
Ben hapishaneden çıkınca insan hakları alanında mücadele etmeyi, kamuoyunu Ebu Gureyb’de ve Irak’ta yaşanan ihlallerden haberdar etmek için çalışmayı tercih ettim. Ancak benden farklı kararlar veren çok insan oldu.

Ebu Gureyp’ten çıktıktan sonra size işkence edenlerle karşılaştınız mı?
Bizimle bir şekilde muhatap olan, bize işkence yapan insanları televizyondan görüyoruz. Ancak benim özellikle ismini vermek istediğim iki kurum var. Titanik Grup ve KS isimli güvenlik şirketleri, dünyanın değişik ülkelerindeki katilleri, paralı asker olarak Irak’a getiriyor. Bu iki güvenlik şirketinin başta İslam ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede gizli hapishaneleri olduğu biliniyor. Güney Afrika’da bir adam çok ağır suçlamalarla mahkemede yargılandı. Avukatları söz konusu bu adamın Irak’ta savaştığına ilişkin belge sunarak serbest bırakılmasını istediler. Mahkeme heyeti ise bu adamın dışarıda olmasının toplum için büyük tehlike arz ettiğini ifade etti. Bu örnekte olduğu gibi düşünün azılı, azgın tehlikeli bir katili Amerikalı güvenlik şirketleri Irak’a paralı asker olarak götürebiliyor. Bunun gibi yüzlerce, binlerce adam var. Katiller, hapishanelerden kaçanlar, emekli askerler, hep bu kirli savaşta kullanılıyorlar.
Başkanlığını yaptığınız Amerika İşgal Hapishaneleri Kurbanları Derneği hakkında biraz bilgi verir misiniz? İşgal altındaki ülkede neler yapıyorsunuz?
Öncelikli işimiz, Irak’ta insan hakları ihlallerini belgelemektir. Dünya üzerinde faaliyet gösteren 500 insan hakları örgütüyle irtibat halindeyiz. Irak’ta belgelediğimiz işkenceleri, bu sivil toplum kuruluşları aracılığıyla dünyaya bildiriyoruz. İşkence mağdurlarına yardım ediyoruz. Onların psikolojik tedavileri için uğraş veriyoruz. Ailelerine yardım eli uzatıyoruz. Basın yayın kuruluşlarıyla temasa geçerek ülkedeki işkencecilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarıyoruz.
Irak’taki sivil toplum kuruluşunuzu ne zaman kurdunuz?
Ebu Gureyb cezaevinden serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra 4 Nisan 2004 tarihinde arkadaşlarımızla bu örgütü kurduk. Ebu Gureyb mağdurlarının sivil toplum kuruluşu çatısı altında bir araya gelmeleri Irak’ta büyük ilgi gördü.
İşgalcileri kızdıracak işler yapmaya başladınız. Hayatınızdan endişe etmiyor musunuz?
Irak’ta hiç kimsenin garantisi yok. Herkes her an öldürülebilir. Yüzlerce gazeteci öldürüldü. Tabi ki ben de hayatımdan endişe ediyorum. Ama kaderimde ne varsa onu göreceğime inanıyorum.
Ülkenizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? İşgal sona erecek mi?
İşgal eninde sonunda bitecek. İşkence yapanlar ise hesap verecekler. Bir kere Ebu Gureyb Cezaevi’nde yaşanan işkencelerin dünya kamuoyuna yansımasından sonra Amerika kaybetti. Bana göre işgalci güç, büyük darbe aldı. Ebu Gureyb Cezaevi’nde yaşanan işkenceler, maskeleri düşürdü. İşgalcilerin hangi yalanlarla Irak’ı talan ettiği açığa çıktı. Bundan ötürü de dünya devletleri, işgalci ABD’ye verdikleri desteği geri çektiler.
Şimdi Amerika, kaçmanın yollarını arıyor. Artık “BM Irak’ta daha fazla rol üstlenmelidir.” diyerek bölgeden çekilmek istiyor. Dört yıldır olup bitenler, ABD’nin ülkeye hiçbir şey kazandırmadığını net bir şekilde gözler önüne serdi. Irak, bugün bataklık haline gelmiş ve halk tefrikalara ayrılmış durumdadır. Amerika da bu işgalin her açıdan başarısız olduğunu kabul ediyor. Bana göre fazla sürmeyecek. ABD, kaosa sürüklediği Irak’ı bırakıp kaçacaktır.
Iraklı olmak ve işgale karşı olmak işkence görmek için yeterli sebep mi?
Bu, sebeplerden sadece bir tanesi olarak gösterilebilir. Irak’ta ırksal ve mezhepsel nedenlerden başka, işgali istemiyor olmak ve de işgalcilere yardım etmemek de işkence görmek için önemli sebeplerdir. Bir Iraklı eğer işgalcilere yardım etmiyorsa ya da yardım etmeyi reddediyorsa işkence görmesi kaçınılmazdır. Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları, Irak’ta yaşanan işkencenin çok küçük bir kısmını yansıtabiliyor. Bizim şahit olduğumuz ya da gördüklerimiz kelimelerle izah bile edilemiyor.
Bugüne kadar yüzlerce kadınımıza ve kızımıza işkence edildi. Pek çoğu tecavüze uğradı. Hangi kadınlara tecavüz edildiğini biliyoruz. Ama kadınlarımız başlarına gelenleri anlatamıyorlar. Onların yaşadığı ruhi bunalımı atlatmalarına yardımcı olmak için Türkiye’den yardım istiyoruz. Bu anlamda tecavüze uğramış kişilere yönelik işlemlerin raporlanmasının nasıl olacağını bizim Irak’taki bayan insan hakları aktivistleri bilmiyorlar. Bu sorunu aşmak için kadınlarımızı eğitimlerden geçireceğiz. Kadınlarımız başlarına gelenleri erkeklere anlatmıyorlar. Bayan insan hakları aktivistlerine ihtiyacımız var. Eğer bayanlara yönelik işkencelerin raporlarını tutabilirsek ve belgeleyebilirsek daha fazla uğraş vererek mücadelemizi neticelendirmeye çalışacağız.
Sayın el-Kaysi, verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ediyor, Irak halkının işgalin yaralarını en kısa sürede sarabilmesi için yardıma hazır olduğumuzu söylemek istiyoruz.
|
|
Sayı 44
Film Tanıtımı: In This WorldOrijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... 44. Sayı SunuşDeğerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...
|