|
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU, Irak'ta Maliki dönemi kapanıyor |
|
|
|
|
Yazar Ahmet Emin Dağ
|
Amerikan yönetimi, neredeyse son bir yıldır mevcut Irak Başbakanı Nuri Maliki’den duyduğu rahatsızlığı ve hayal kırıklığını gizlemiyor. Hatta Washington’daki yöneticiler, geçmiştekine göre eleştirinin dozunu arttırdıkları gibi, artık kibar cümleler kurma ihtiyacı dahi duymuyorlar. Maliki hükümetine yönelik tehditlere başlayan işgal patronları, artık tahammüllerinin kalmadığını eklemeyi de ihmal etmiyorlar.
Bunu söylerken Amerika’nın kuşkusuz Irak halkını çok sevdiğinden ya da onların çıkarını gözettiğinden daha çok kendi çıkarları konusunda bir takım kaygılar taşıdığına kuşku yok. Geçen şubat ayından bu yana kendince zaman kazanma stratejisi uygulayan Amerikan işgal yönetimi, Maliki’den bir takım siyasal ilerlemeler talep etmişti. Sünnileri ve özellikle Baasçıları siyasal sürece katmayı ve ülkedeki şiddet ortamını kendisi açısından tahammül edilebilir makul sınırlara çekmeyi hedefleyen bu stratejinin uygulanması için Amerika’nın temel argümanı, tüm bu işleri Maliki hükümetinin yapması için ona zaman tanımak şeklinde idi.
Ancak, aradan geçen aylar içinde bu stratejinin hayata geçmesinde
Maliki’de gerekli performansı bulamadı. Üstelik, Maliki hükümeti
Amerika’nın bu beklentilerini karşılamak bir yana Sünni partilerin
hükümetten çekilmesiyle sonuçlanacak bir sağırlar diyalogunun mimarı
olmayı başardı, hem de şiddetin dozunu biraz daha arttırarak.
Bunun üzerine bir takım alternatif yollar kullanmaya başlayan işgal yönetimi, Ürdün üzerinden Baasçılarla pazarlık yapmanın yanı sıra, direnişin en güçlü olduğu bölgelerde Sünni aşiretlerle diyaloga geçerek “kısa dönemli ittifaklar” oluşturdu. Bu ittifaklar doğrultusunda orta Irak’ta el-Kaide’yi neredeyse bitirme aşamasına gelen işgal yönetimi, Şii grupları kızdırma pahasına, müttefiki olan Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelerin lojistik desteğinde kapıları Sünnilere açmaya başladı. Baasçıları ve Sünnileri resmi ordu ve polis güçlerine gönüllü eleman olarak yazdıran işgalciler, içeride Maliki sayesinde yürütülen Şii kadrolaşmayı dengelemek üzere alternatif bir süreci yürütmeyi ve böylece hem güç dengelerini İran’ın istifade edeceği rotadan çıkarmayı hem de Sünnilerin güvenini kazanmayı amaçlıyordu.
Maliki dönemini kapatmaya hazırlanan Amerikalıların kafasında alternatif olarak iki isim bulunuyor: Bunlar, İslam Devrim Konseyi’nden Adil Abdülmehdi ile eski Başbakanlardan İyad Allavi. Abdülmehdi’ye Sadr grubu karşı çıkarken, laik milliyetçi bir ideolojiye sahip Allavi’ye ise tüm Şii partiler karşı çıkıyor. Dolayısı ile işgalcilerin istediği bir hükümet formülü olacak ise bu, tüm grupların belirli noktalarda üzerinde ittifak edeceği bir isim olmalı. Irak’ta şimdilik böyle bir isim görünmese de en güçlü adaylar bu ikisi.

Ayağının altındaki halının çekildiğini gören Maliki’nin bunlara yanıtı ise gecikmedi. Sözlü başlayan tepkiler, kendisinin “Irak’ın seçilmiş Başbakanı” olduğunu ve Amerikan yönetimini kastederek dıştan müdahalelere kimsenin hakkı olmadığını söyleyerek dozunu arttırdı. Ama, Irak gibi bir cadı kazanında başbakan olunca Maliki’nin bu tür hamasi ve içi boş çıkışlara güvenemeyeceği ortada. Nitekim bir aya yakın süredir harekete geçen Maliki, iktidarını güvenceye almak için alternatif çabalar içine girdi. Ardı ardına gelen İran, Suriye ve Türkiye ziyaretleri Irak’ın komşuları ile ilişkilerde yeni sürecin habercisi olmanın ötesinde, Maliki’nin iktidarı bakımından da hayati önemdeydi.
24 üyeli kabinesinde 12 bakanın istifa etmiş olduğu mevcut Maliki hükümetinin, Amerikan yönetimince özellikle Irak’taki iç işlere karışmaları fazla istenmeyen Türkiye, İran ve Suriye ziyaretleri, zamanlama bakımından komşuluk ilişkilerini geliştirmekten öte, kendi hükümetini kurtarmayı hedef alıyordu. Sünni gruplar üzerinde etkili olduğu düşünülen Türkiye ve Suriye’nin belirli tavizler karşılığında ikna edilmesi, yine İran’ın Sadr grubuna yönelik baskı yapmasının istenmesi gibi gelişmeler, Maliki hükümetinin istifa eden bakanlarını geri getirmese bile, bundan sonraki süreçle ilgili olarak en azından elini kuvvetlendirecekti.
Nitekim öyle de oldu. Maliki’nin ardından Türkiye’ye gelen Sünni lider Tarık Haşimi, gerekli tavsiyeleri almasının ardından, geri dönmesinden birkaç gün sonra, Maliki’nin başını çektiği ulusal uzlaşma görüşmelerine katılmak üzere anlaşmaya imza attı. Sünnileri ikna etmesi karşılığında Türkiye’nin Maliki’den büyük ihtimalle Kerkük konusundaki referandum ile ilgili bir takım tavizler aldığı ortada. Zira referandumun ertelenme ihtimalinin güçlendiğini gören Kürt partiler harekete geçerek Amerika’ya üst düzey bir heyet göndermeye hazırlanıyor. Kürtleri kızdırma pahasına, Sünniler cephesinde şimdilik işleri yoluna koymuş olan Maliki, kimi direnişçi aşiretlerin kontrolü konusunda Suriye’den, Sadr’ın ikna edilmesi konusunda da İran’dan daha göze görünür adımlar beklediğini gizlemiyor. Komşu ülkelerin Maliki’nin içinde bulunduğu çaresizlik halini, iyi bir fırsata dönüştürme çabaları söz konusu olduğuna göre, Suriye ve İran için de, petrol ve güvenlik konularında tatmin edici teminatların verildiği tahminini yapmak güç değil.
Irak’a komşu ülkelere yaptığı ziyaretlerin ardından Maliki’nin yaptığı ikinci manevra, ülke içinde yeni bir uzlaşma girişimi oldu. Anlaşmaya, Şii, Sünni ve Kürt siyasi grupların temsilcileri imza attı. Şiileri temsilen Devlet Başkanı Yardımcısı Adil Abdülmehdi’nin, Sünniler adına diğer başkan yardımcısı Tarık Haşimi’nin, Kürtler adına Mesut Barzani’nin imza attığı anlaşma ile, uzun süredir kesintiye uğramış olan ulusal uzlaşma çabaları yeniden başlarken, Amerikan yönetiminin gözden çıkardığı Başbakan Nuri el-Maliki’nin eli de güçlenmiş oldu.
Hatırlanacağı gibi, Ağustos ayı başında da Kürt ve Şii grupların kendi aralarında yaptıkları yeni bir ittifak vardı. Şimdi buna Sünnilerin eklemlenmesi, Maliki’nin merkez konumda olduğu yeni bir siyasal yapılanma olarak nitelendirilebilir. Bunun başarı şansı kuşkusuz Amerika’nın Kürt ve Sünni gruplarla yapacağı yeni pazarlıklarla doğrudan alakalı. Ama kısa vadede şiddetin bitmesi beklenmeyen Irak’ta Maliki’nin kan üzerinde yüzmekte olan tahtını Amerika’nın alaşağı etme ihtimaline daha ne kadar dayanacağı soru işaretleri ile dolu.

|
|
Sayı 44
44. Sayı SunuşDeğerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın
düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi
sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİUluslararası arenada mültecilik sorunu
- Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...
Film Tanıtımı: In This WorldOrijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi... Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-AliFilistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...
|