Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 33

Ruanda: Asıl suçlu kim? PDF Yazdır E-posta
Yazar Sezgin Tunç   
Ruanda: Asıl suçlu kim?Geçtiğimiz mayıs ayında, Ruanda BM Barış Gücü’nde görevli 10 Belçikalı askerin öldürülmesi olayı dolayısıyla Brüksel’de görülmekte olan davada, Belçika Başbakanı Guy Verhofstad, verdiği ifadede, “Eğer Belçika birlikleri orada kalsaydı, yüz binlerce kişinin hayatını kurtarabilirdik.” dedi. Bu açıklama ile bundan 13 yıl önce yaşanan Ruanda Soykırımı’ndan kimlerin sorumlu olduğu tartışmaları yeniden başladı.
Ruanda Soykırımı, Ruanda’da 1994 yılında 100 gün içinde 800.000’den fazla Tutsi ve ılımlı Hutu’nun aşırı milliyetçi Hutular tarafından öldürülmesi olayı olarak bilinir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki; 1994 Soykırımı, Ruanda tarihinde yaşanan tek soykırım olayı değildir. 1890 Brüksel Konferansı’nda Almanya idaresine verilen Ruanda, I. Dünya Savaşı sonrasında Belçika yönetimine bırakıldı. Yönetimi devralan Belçika, klasik sömürge politikaları doğrultusunda Ruanda’da, nüfusun çoğunluğunu oluşturan Hutulara karşı, azınlıkta olan Tutsilere bazı ayrıcalıklar verdi. Bu ayrıcalıklar, antropolojik verilerle oluşturulan tamamen yapay bir ırk ayrımına dayanmaktaydı. Klasik sömürge yönetim biçimi olan bu sisteminin uygulandığı her sömürge ülkesi gibi, Ruanda’da da azınlık tarafından yönetilen çoğunluğun biriken öfkesi, taraflardan birinin diğerine uyguladığı şiddet ve soykırımla sonuçlandı.
Ardından, II. Dünya Savaşı sonrası Ruanda’nın yönetimi, bağımsızlığını kazanmak üzere BM yönetimine bırakıldı. Yapılan seçimler sonucunda iktidara gelen Hutu Özgürlük Hareketi (Parmehutu), bu defa ülkede etkinliğini sürdüren Belçika’nın da desteğiyle Tutsilere karşı bir temizlik harekatına başladı. Bu süreçte Tutsilerden 20 ile 100 bin arasında insan öldürüldü. Yine Parmehutu yönetimi tarafından, 1974 yılında da Tutsilere karşı benzer bir geniş çaplı temizlik harekatı başlatıldı. Bu dönemde, ülkedeki Tutsi nüfusunun üst sınırı %9 olarak saptanıp bu yönde idari ve demografik tedbirler alındı.
 Son soykırım sürecinde, “uluslararası toplum” yaşananları seyretmekle kalmadı. Fransa ve ABD, dünyadaki soykırımlara seyirci kalamayacakları için BM’de “soykırım” kelimesini içeren önergelerden “soykırım” kelimesinin çıkartılmasını istedi.
Yazının girişinde aktarılan Belçika başbakanının ifadesine konu olan olay ise, 1994 yılında soykırım harekatı başladıktan bir süre sonra, Ruanda’da 10 Belçikalı BM askerinin öldürülmesinin ardından, BM askerlerinin ülkeden çekilmesidir. Bu olayda, her ne kadar öncelikli olarak Belçika tartışılıyor olsa bile, söz konusu çekilmenin, büyük ölçüde Somali’de başarısızlığa uğrayan ABD’nin bölgeden uzak durma isteğinin etkisiyle gerçekleştiği bilinen bir gerçek. BM Barış Gücü askerlerinin çekilmesinden sonra soykırımın şiddeti daha da arttı. Komşu ülkelerdeki Tutsiler, katliam haberlerinden sonra ülkenin doğusundan girip başkent Kigali’ye kadar katliamcılara karşı başlattıkları operasyondan sonra bu defa sahneye çıkan Fransa’nın da desteğiyle, Hutu güçleri, başkent Kigali’den Kongo’ya kadar olan bölgeyi Tutsilerden arındırarak ve katliama kaldığı yerden devam etti ve 200 bin Tutsi daha katledildi.
Ruanda Soykırımı boyunca sessiz kalan BM Güvenlik Konseyi’nin 08.11.1994 tarih ve 955 sayılı kararı ile kurulan Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçu ile yargılamalarına hala devam ediyor. Ne var ki, yukarıda aktarılan özellikle Fransa, Belçika ve ABD gibi devletlerin sorumlulukları, mahkemenin yapısı gereği, yargılamaya konu olamıyor.
Ruanda Mahkemesi’nde, soykırım ve diğer ciddi insancıl hukuk ihlalleri ile ilgisi ve sorumluluğu bulunan Ruanda vatandaşları yargılanıyor. Mahkeme yer itibariyle, Ruanda ile birlikte komşu devletleri de kapsıyor. Zaman itibariyle mahkemenin yetkisi, 1 Ocak 1994 ile 31 Aralık 1994 arasındaki bir yıllık süreyi kapsıyor. Etki ve sonuçları bakımından uluslararası niteliği olmayan suçların uluslararası yargıya konu olduğu ilk örnek Ruanda Mahkemesi’dir.
2010 yılında çalışmalarının sona ermesi öngörülen Ruanda Mahkemesi’nde, sanıklarına ömür boyu hapis cezasının verildiği davaların yanı sıra, yargılaması hala devam eden davalar da vardır. Bu arada, Ruanda eski başbakanı Jean Kambanda da, soykırım suçlusu olduğunu itiraf etti ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Ruanda Mahkemesi ile ilgili sözü fazla uzatmaya gerek yok, zira yargılama makamının aslında sanık konumunda olması gereken bu yargılama süreci, en başından itibaren gerçeğe aykırı olarak sahnelenen bir oyundan ibaret.
Belçika Başbakanı’nın açıklamasına yeniden dönelim: “Eğer Belçika birlikleri orada kalsaydı, yüz binlerce kişinin hayatını kurtarabilirdik.” sözü ilginç bir ironiyi de içinde barındırıyor. Soykırımın en önemli nedenlerinin, sömürge dönemi boyunca Belçika’nın Ruanda’da uygulamaya koyup kurumsallaştırdığı etnik temele dayalı ırk ayrımına dayanan yönetim biçimi ve devamında Fransa gibi devletlerin yaratılan bu tehlikeli zemin üzerinde gerçekleştirdiği manipülatif ve kışkırtıcı siyasetler olduğunu anlamak için daha fazla analiz ve açıklamaya ihtiyaç yok.
Bugün Ortadoğu’da ABD ve diğer Batılı devletlerin neo-sömürgeci müdahaleleriyle yaşanan iç savaşlar ve etnik kışkırtmalar üzerinden oluşan gerilimlerin, sonuçları ve etkileri bakımından Ruanda örneğinden farklı olmadığını da belirtmek gerekiyor. Bu nedenle Belçika Başbakanı’nın açıklamasını şu şekilde yeniden okumak gerekiyor: Belçika ve diğer Batılı devletler Ruanda’da hiç bulunmasaydı, yüz binlerce Ruandalı katledilmeyecekti.
 

Sayı 44

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...