|
Şiddet kültürünün tezahürü: Güney Afrika'da adi suçlar |
|
|
|
|
Yazar Serhat Orakçı
|
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde tecavüz kurbanlarının büyük çoğunluğu 12 ve altı yaş grubu kız çocuklarından oluşuyor. Güney Afrika Polis Teşkilatı’nın son verilerine göre tecavüz ve tecavüze yeltenme gibi rapor edilmiş suçların %41’i doğrudan çocukları hedef alıyor. Bebekleri hedef alan tecavüzler ise ülkede ortaya çıkan yeni bir fenomen.

Güney Afrika’daki en büyük siyahi yerleşim birimi Soweto’da, mahkemeye yansıyan cinsel şiddet içerikli suçların %70’ini çocuklar hakkında açılan davalar oluşturuyor. En yeni olaylardan biri ise yine aynı bölgede yaşanan ve üç aylık bebeği hedef alan tecavüz olayıdır. 11 yaşında bir kız çocuğunun başına gelen şu olay ise aslında yaşanan diğer olaylara çok benziyor. Habere göre, fakir bir muhitte yaşayan kız çocuğu evine gitmek için yakınlardaki bir semtten geçerken tecavüze uğramış. Tecavüzcü, 11 yaşındaki kıza bir kova su vererek yıkanmasını söylemiş, sonra da cebinden çıkarttığı iki randi (yaklaşık 50 yeni kuruş) vererek kızı göndermiş. Bu olaydaki en çarpıcı unsur ise tecavüzü işleyen kişinin “ hayat kadınlarının çok pahalı” olmasından yakınmasıdır.
Bu türden tecavüz haberleri Güney Afrika’daki günlük gazete
sayfalarından hiç eksik olmuyor. Sosyologlara göre insan haklarını hiçe
sayan şiddet içerikli suçların temelinde, Güney Afrika’nın apartheid
rejiminden devralınan şiddete maruz kalmış bir topluluk olması yatıyor.
Bu görüşe göre, bugün tecavüze maruz kalan kız çocukları ve bebekler,
özellikle ailelerin parçalanmasıyla sonuçlanan apartheid
politikalarının ürünü. Ülkenin ahlaki temellerini derinden sarsan
şiddet yüklü olaylar aynı zamanda toplumun ve bireylerin ne kadar
yozlaştığının da bir göstergesidir. Lara Foot Newton ve Gerhard Marx’ın
bebek tecavüzlerinden etkilenerek birlikte sahneye aktardığı kısa film
“And There In the Dust” bu konuda atılmış cesur adımlardan biri
olmuştur. Tecavüze uğrayan bir bebeğin ufalanmış ekmekle sembolize
edildiği filmde verilen mesaj aslında çok anlamlı: “Ufalanan ekmek
kırıntılarını toplayıp ekmek haline getirmek artık imkansızdır.”

AIDS virüsü taşıyan erkekler arasındaki, aslı astarı olmayan garip bir
söylenti ise bahsettiğimiz çocuk ve bebek tecavüzlerinin bir kısmında
rol oynuyor. Batıl bir inanışa göre, bakire bir kadınla girilen cinsel
ilişki, insanı HIV virüsünden arındırıyor. Halk arasında ağızdan ağıza
dolaşan ve çıkış kaynağı tam olarak belli olmayan bu mit, bu tür
olayların altındaki sebeplerden biri olarak gösteriliyor. Her ne kadar
kulağa saçma gelse de bu tür inanışlarla deva bulacağına inanan insan
sayısı az değil. Aslında bulaşıcı hastalıklardan bakire biriyle girilen
cinsel ilişki yoluyla kurtulma, kökleri Avrupa’ya kadar uzanan eski bir
inanış. Bunun temel nedeni ise cehaletten başka bir şey değil.
Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, Güney Afrika’da çözüm bekleyen
ciddi sorunlar arasındadır. Nisan 2003 ile Mart 2004 arasında Güney
Afrika Polis Teşkilatı’na 52.733 tecavüz vakıası rapor edildi. Hükümet,
2004 yılında uygulamaya koyduğu “Cinsel Suçlar Yasası” ile bu konuda
önemli bir adım atmış olsa da özellikle tecavüz kurbanları günden güne
artıyor. Halkın dörtte birinin HIV olduğu ülkede tecavüz kurbanları
çoğunlukla AIDS virüsü kapıyor. Hükümet, özellikle tecavüz vakaları ile
şiddete maruz kalan kişilere nasıl davranılması gerektiği konusunda
polisleri eğitiyor. Ve yine yüksek rakamlara ulaşan tecavüz davalarına
bakmak için bu konuda uzmanlaşmış mahkemeler kuruyor.
BBC’de yayınlanan bir haberde Güney Afrika’nın en büyük şehri
Johannesburg, “Dünya Tecavüz Merkezi” olarak adlandırıldı. Yine aynı
habere göre şiddet içerikli cinsel suç oranı şehirde artmaya devam
ediyor. CIET Afrika tarafından yapılan bir araştırma sonucuna göre
araştırmaya katılan 4000 kadından üçte biri geçmiş yıllarda tecavüze
uğradıklarını belirtmiştir. İlginç bir istatistiğe göre ise Güney
Afrika’da doğan bir kadının tecavüze uğrama olasılığı, okuma öğrenme
olasılığından daha yüksek. Kız çocuklarının dörtte biri 16 yaşına
basmadan tecavüze maruz kalıyor. Her ne kadar tecavüz vakıalarına
gösterilen tepkiler ve alınan önlemler geçen yıllara göre artmış olsa
da rapor edilmeyen vakıaların yüksekliği dikkat çekici.
Ülkedeki yüksek suç oranını tek bir örnekle açıklamak elbette mümkün
değil. Çalışmalar birçok faktörün konu üzerinde önemli rol oynadığına
işaret ediyor. Ülkenin özellikle 1994’ten sonra bir geçiş dönemi
yaşaması ve bu dönemde başta adalet sistemi olmak üzere yürürlüğe
konulan birçok alandaki yeni kanunların suçlar için öngörülen cezaları
hafifletmesi önemli. Bir diğer önemli faktör ise ülkenin devraldığı
şiddet yüklü politik geçmiş ve zamanla oluşan “şiddet kültürü”.
Apartheid rejiminin yol açtığı ayrılıkçı rejim ve ırkların toplu
yaşamını öngören yapı, sonuçta aile yaşamının parçalanmasına yol açtı,
ebeveynlerin çocuklar üzerindeki kontrolünü azaltarak aile biriminin
temellerini kökten sarstı. Yine aynı dönemde iş için kırsaldan şehre
göçler artmış, sonuçta aileler kırsal-şehir arasında sıkıştı. “Şiddet
kültürü” teorilerine göre apartheid, ev içinde ve dışında şiddeti çözüm
olarak gören bir anlayışın tohumlarını attı. Şiddet, bireyin evde, işte
ve sosyal çevresinde karşılaştığı sorunlarla baş etmek için başvurduğu
bir çözüm yolu haline geldi.
Ülkede tecavüz vakıalarının bu kadar yaygın olmasının bir diğer nedeni
ise adalet sistemindeki yetersizliğin halk arasında güvensizlik
oluşturması. 2001 yılında rapor edilen 50.000 tecavüz olayından sadece
5000’i tutuklanmayla sonuçlandı. Bu ise tüm tecavüz vakıalarının ancak
%10’una tekabül ediyor. Bu durumda suçluların büyük bir kısmı ne
mahkeme salonu ne de hücre yüzü görüyor. Bu tabloya rağmen umutlar hala
tükenmedi. İnançlı bireyler, Güney Afrika’nın mücadeleci bir ulus
olduğuna ve eğer apartheid rejimini devirirlerse, aynı ulusun kadınları
ve çocukları hedef alan şiddet kültürünü de eninde sonunda
yeneceklerine inanıyor.
Aslında açık olan şudur ki; ülke geçmişinin oluşumunda büyük rol
oynayan şiddet kültürü, toplum sağlığını ve insan haklarının gelişimini
bugün çok ciddi oranda tehdit ediyor. Ortada cevap bekleyen çok sayıda
soru var. Baskıcı ve zorba bir rejimin sağlıklı düşünebilen, inisiyatif
kullanabilen, sağduyulu bireyler yetiştiremediği ise apaçık ortada.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ne dair istatistikler:
Ülkede bir yılda ortalama 20 bin kişi cinayete kurban gidiyor.
Ülke nüfusunun %40 ila 50’si işsiz.
Her 18 saatte bir kadın, eşi ya da beraber yaşadığı kişi tarafından öldürülüyor.
5,4 milyon kişi HIV virüsü taşıyor. Bunlardan 250 bini 15 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor.
Günde 1600 kişiye HIV virüsünün bulaştığı ülkede her gün en az 600 kişi AIDS nedeniyle ölüyor.
|
|
Sayı 45
DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmakEski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ... DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K... DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir.... İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ... DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl... 45. Sayı SunuşDeğerli Okuyucularımız,Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...
|