Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 33

Sonuçlar 1 - 16 Toplam: 16
Göster #

1. GÜNEY ASYA : Medreseler, modernizm ve Pakistan : Turan Kışlakçı
GÜNEY ASYA : Medreseler, modernizm ve Pakistanİslam dünyasının gözbebeği olarak görülen Pakistan’da son aylarda yaşanan gelişmeler, tüm dünya Müslümanlarını rahatsız etmekte. Lal Mescidi olayı ile ayyuka çıkan ülkedeki iç sorunlar, ülkenin ne denli derin bir krizin eşiğinde olduğunu da ortaya koydu. Irak, Filistin ve Lübnan’daki sıcak bölgelere odaklanan İslam dünyası, Pakistan’da uzun zamandır gün be gün daha da büyüyen kaos ve keşmekeşin sonuçlarının nereye varacağını tahmin edemedi. 16 Kasım 2007’de genel seçimlere hazırlanan Pakistan’da artan huzursuzluğun ülkenin geleceğini de etkileyeceği aşikar.
 732 Hit | Devamını oku...

2. Şiddet kültürünün tezahürü: Güney Afrika'da adi suçlar : Serhat Orakçı
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde tecavüz kurbanlarının büyük çoğunluğu 12 ve altı yaş grubu kız çocuklarından oluşuyor. Güney Afrika Polis Teşkilatı’nın son verilerine göre tecavüz ve tecavüze yeltenme gibi rapor edilmiş suçların %41’i doğrudan çocukları hedef alıyor. Bebekleri hedef alan tecavüzler ise ülkede ortaya çıkan yeni bir fenomen.
Şiddet kültürünün tezahürü: Güney Afrika'da adi suçlar
Güney Afrika’daki en büyük siyahi yerleşim birimi Soweto’da, mahkemeye yansıyan cinsel şiddet içerikli suçların %70’ini çocuklar hakkında açılan davalar oluşturuyor. En yeni olaylardan biri ise yine aynı bölgede yaşanan ve üç aylık bebeği hedef alan tecavüz olayıdır. 11 yaşında bir kız çocuğunun başına gelen şu olay ise aslında yaşanan diğer olaylara çok benziyor. Habere göre, fakir bir muhitte yaşayan kız çocuğu evine gitmek için yakınlardaki bir semtten geçerken tecavüze uğramış. Tecavüzcü, 11 yaşındaki kıza bir kova su vererek yıkanmasını söylemiş, sonra da cebinden çıkarttığı iki randi (yaklaşık 50 yeni kuruş) vererek kızı göndermiş. Bu olaydaki en çarpıcı unsur ise tecavüzü işleyen kişinin “ hayat kadınlarının çok pahalı” olmasından yakınmasıdır.
 1212 Hit | Devamını oku...

3. Ruanda: Asıl suçlu kim? : Sezgin Tunç
Ruanda: Asıl suçlu kim?Geçtiğimiz mayıs ayında, Ruanda BM Barış Gücü’nde görevli 10 Belçikalı askerin öldürülmesi olayı dolayısıyla Brüksel’de görülmekte olan davada, Belçika Başbakanı Guy Verhofstad, verdiği ifadede, “Eğer Belçika birlikleri orada kalsaydı, yüz binlerce kişinin hayatını kurtarabilirdik.” dedi. Bu açıklama ile bundan 13 yıl önce yaşanan Ruanda Soykırımı’ndan kimlerin sorumlu olduğu tartışmaları yeniden başladı.
 1045 Hit | Devamını oku...

4. Bölgesel hesaplar üzerinde güç denemesi : Abdurrahim Warsame
Bölgesel hesaplar üzerinde güç denemesiEtiyopya askerleri, İslam Mahkemeleri Birliği’ni başkent Mogadişu’dan püskürtmek ve yerine Amerika ile işbirliği içerisinde bir yönetim tesis etmek amacıyla 2006 yılının son iki haftasında güney Somali’yi işgal etti. Etiyopya güçlerinin saldırıları sonucu İslam Mahkemeleri Birliği geri püskürtüldü ve parçalandı. Etiyopya saldırılarının sözde nedeni, yönetimde bulunan ve Somali’ye Taliban tarzında bir yönetim getirmeyi hedeflediği iddia edilen radikal İslamcıların kökünü kurutmaktı.
Somali, 1991 yılından beri merkezi yönetimden yoksundu. 2004 yılında, komşu ülke Kenya’da düzenlenen bir toplantı sonucu ortaya çıkan ve Etiyopya güçlerinin hakim bir konuma sahip olduğu Geçici Federal Hükümet, Somali’de yönetimi ele almıştı.
Geçici Hükümet’in kurulmasını takip eden süreçte İslamcıların güç kazanmasında ABD’nin de rolü oldu. ABD, 2004 yılında Geçici Hükümet’in kurulmasını desteklemek suretiyle Etiyopya’nın Somali yönetimine müdahale etmesini sağladı. Bu olay, Mogadişu’da 11 adet İslam Mahkemesi’nin birleşip konfederasyon kurmasına, yani İslam Mahkemeleri Birliği (İMB)’nin ortaya çıkmasına meydan hazırladı.
 593 Hit | Devamını oku...

5. UZAKDOĞU: Yeni-paganist kültür ve ileri teknoloji : Nazife Şişman
UZAKDOĞU: Yeni-paganist kültür ve ileri teknolojiBM Çocuk Fonu’nun raporuna göre, Hindistan’da çocuğun cinsiyetinin belirlendiği testten sonra kız ceninlerin önemli bölümü kürtajla alınıyor. 1991 yılından beri bu rakamlarda ciddi artış söz konusu. Her gün doğan 71 bin çocuktan sadece 31 bini kız; yani her 1000 erkek çocuğa karşılık 882 kız çocuğu doğuyor. Dünya ortalaması ise 1000 erkek çocuğa karşılık 954 kız çocuğu.
 1108 Hit | Devamını oku...

6. ORTADOĞU :Irak mültecilerinin görmezden gelinen dramı : Osman Atalay
ORTADOĞU :Irak mültecilerinin görmezden gelinen dramıIrak’ta dört buçuk yıldır devam eden işgal yönetimi ve mevcut Irak hükümetinin çabaları, Irak topraklarına maalesef ne demokrasi ne de huzur getirmeyi başarabildi. Yaşanan süreçte bir milyon insan hayatını kaybetti; savaş geride, sakat kalan yetimleri ve dulları,  hapishanelerde suçsuz yere bekleyen  on binleri, sekteye uğramış bir eğitim hayatını, güvenlik gerekçeleriyle okula gitmeye korkan  ve eğitim öğrenim hayatı biten milyonlarca  genç nesli, ticari hayatı sonlanmış ve iflas etmiş tüccarları ve bir  şehirden diğer  şehre gitme  cesaretini kaybetmiş insanları bıraktı. Pazara, çarşıya, alışverişe çıkmaya korkan erkekler, gündüz bile sokağa çıkmaktan çekinen insanlar… Bu manzaralar artık dünya bültenlerinde pek de yer bulmuyor. Artık Irak’tan medyaya yansıtılan, günde bir defa ajanslardan geçen 50’nin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği  haberler.
 609 Hit | Devamını oku...

7. Gazze ekonomik ambargolarla sarsılıyor : F. Zehra Bayrak
Gazze ekonomik ambargolarla sarsılıyorABD ve İsrail, Hamas hükümetinin yıpratılmasını ve el-Fetih’in yeniden iktidara gelmesini sağlamak için maddi olarak desteğini sürdürürken; Gazze Şeridi’nde yaşayan 1,5 milyon kişi, ekonomik ambargolarla boğuşmaya devam ediyor. Özgür iradelerini kullanarak Hamas’ı iktidara getiren Filistin halkı, yıllardır uygulanan ambargoların yanı sıra, bu seçimlerinden ötürü “cezalandırılarak” tam bir buçuk senedir çok daha büyük bir baskı ve yıldırma politikasına maruz kalmakta.
Son yıllarda, Gazze havaalanının kapalı olması, iktidar değişikliği ve İsrail boykotu sebebiyle ABD ve Avrupa ülkelerinden yapılan yatırımların tümüyle kesilmesi, işgücünün yarı yarıya azalması ve iki milyon Filistinlinin fakirlik sınırının altında yaşaması, Filistin’de yaşamı tamamen çıkmaza sokmuştu. Ayrıca utanç duvarı nedeniyle yok edilen tarımsal araziler, mülkler ve insan hayatına yönelik ihlaller, uzun yıllar telafi edilemeyecek bir kayba neden olmuştu. Neticede ise Filistin, ambargodan dolayı son beş yılda 20 milyar dolar civarında zarara uğramış durumdaydı.
Geçtiğimiz aylarda yaşanan iç çatışmalarla birlikte ise Filistinliler daha da köşeye sıkışmış durumda. Zira son çatışmaları fırsat bilen ve ABD’nin desteğiyle Gazze’de uyguladığı şiddeti artıran İsrail, hukuken Filistin yönetimine ödemesi gereken fonları iade etmediği gibi kuşatmasını sıkılaştırdı ve çeşitli ambargo yöntemleriyle Gazze’yi büyük bir insani ve ekonomik kriz içerisine soktu. Tarımsal ve endüstriyel üretimde büyük bir düşüşün yaşandığı, fabrikaların neredeyse tamamının kapandığı, Gazze’ye ihraç edilen malların İsrail tarafından alıkonulmasından dolayı üretimin ve ticaretin yok olduğu bölge tam bir çöküntü yaşamakta.
İsrail, sınır kapılarını da bu yıldırma politikası için bir araç olarak kullanmaktan geri durmadı. Kapanan sınır kapılarıyla birlikte Gazze’ye mal giriş çıkışlarının yasaklanması, Gazzelileri ciddi bir kıtlık tehlikesiyle baş başa bıraktı. Gazze ile Mısır arasında bulunan Refah sınır kapısının 9 Haziran’da kapatılmasıyla, 5000’den fazla kişi geçiş için haftalardır Mısır tarafında bekletiliyor. Sınır kapısının kapatılması ayrıca, Gazze’de bazı sağlık hizmetlerinin verilememesi ve birtakım ameliyatların yapılamaması dolayısıyla Kahire’ye tıbbi tedavi için giden birçok Filistinli hastanın da günlerce ülkelerine dönememesine ve paraları olmadığı için de sınır bölgesinde mağdur olmasına yol açtı. Gazze Şeridi’ni çevreleyen altı sınır geçiş noktasında şu an sadece insani yardımlar ve sağlık malzemeleri ile sebze ve meyvelerin girişi yapılabiliyor. Fakat İsrail tarafından başka her türlü ithalatın ve ihracatın önlenmesi, işsizlik oranının %60’ları aştığı Filistin’de binlerce masum çocuk ve sivili dolaylı bir ölüme itiyor.
 Bölgede yaşanan son şiddet olayları binlerce binanın da yok olmasına veya hasar görmesine yol açtı. Fakat sınırların kapanması, bölgeye inşaat malzemelerinin girişini de durdurduğu için, evlerinden veya işyerlerinden olan insanların mağduriyetlerinin giderilebilmesi için herhangi bir şey yapılamıyor.
Gazze Şeridi’ndeki nüfusun büyük bölümü halen büyük ölçüde, uluslararası yardım kuruluşlarının gönderdiği yardımlara bağlı. Sınırın kapalı olması nedeniyle mallarını ihraç edemeyen Gazze halkının alım gücü iyice azalmış durumda. Bu nedenle insanlar temel ihtiyaçları olan içme suyu, yakıt ve sabun gibi maddeleri alamıyor. Gazze Şeridi’nde nüfusun % 90’a yakını fakirlik sınırının altında ve günde ortalama iki dolarla yaşamaya çalışıyor.
Kapanan işyeri sayısının hızla artması ve işsizlere her geçen gün yenilerinin eklenmesi, Gazze ekonomisinin toptan çökmek üzere olduğunun sinyallerini veriyor. Bölgede hammaddelerin bulunmaması nedeniyle özel sektördeki işyerlerinin %80’i kapanmış durumda; kalan kuruluşlar ise %60 kapasiteyle çalışabiliyor. Bölgede sadece geçtiğimiz Haziran ayı içinde 1200 işyerinin kapısına kilit vuruldu; 65.800 işçi de işsiz kaldı. Çok az iş olanağının bulunduğu Gazze Şeridi’nde insanların bir kısmı eve ekmek götürebilmek için çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalırken; büyük bir kısmı hiçbir gelirleri olmaksızın, yardımlara daha çok bağımlı hale gelmiş bir şekilde yaşamaya çalışıyor.
Ekonomik çöküşün en büyük nedenlerinden biri de, Hamas ve el-Fetih çatışmasının şiddetlendiği günlerde, 12 Haziran’da, ana ticari kapı olan Karni geçiş kapısının kapatılarak bölgeden ihracat yapılamamasıdır. Mal göndermek ve almak için tek seçeneği, İsrail’le sınırındaki geçiş noktaları olan Gazzelilerin bu durumuna karşılık olarak İsrail askeri yetkilileri, Hamas’la bir koordinasyon gerektirdiği bahanesiyle Karni geçiş kapısını ihracat için tekrar açmayacaklarını belirtiyorlar.
Gazze’ye yönelik iki milyar dolarlık ambargo bu şekilde sürerken; İsrail’in Filistinlilere ödemesi gereken 600 milyon doların sadece 117 milyon doları ödendi. Fakat İsrail’in elinde tuttuğu vergi ödemeleri Filistin devletine iade edilerek 18 aydır maaşlarını alamayan on binlerce Filistinli memura maaşları ödenirken, Hamaslı memurlar bu uygulamanın dışında tutuldu.
Geçişleri kapatarak uluslararası yasaları ihlal eden İsrail, Gazze ekonomisini baltalamakla kendisi için ciddi tehditler de yaratmış oldu. Zira Hamas zayıflatılmak istenirken 1,5 milyon kişinin cezalandırılması, uzun vadede ters tepecek ve ne el-Fetih’in ne de İsrail’in lehine işleyecektir.
 543 Hit

8. Bölgesel hesaplar mültecileri vuruyor : Kemal Özdal
Bölgesel hesaplar mültecileri vuruyorLübnan’da Hariri suikastını takip eden süreçte başlayan siyasi cinayetler, 2006 Temmuz işgali ve ardından başlayan siyasi kaos, bütün dengeleri yerinden sarsmıştı. Endişe ve tedirginlik her an yeni hadiselerin patlayabileceği sinyallerini veriyordu. Nitekim İsrail’in Lübnan’a yeniden operasyon düzenleyeceği iddialarının güçlendiği bir dönemde, Filistin’de ulusal birlik hükümetini yıkmak maksadıyla sokak çatışmaları (iç savaş değil) başlatıldı; Lübnan’da da Nehru’l-Barid mülteci kampında da çatışmalar baş gösterdi. Bu olayların arka arkaya gelmesi ise hiç de tesadüf gibi görünmüyor.
 531 Hit | Devamını oku...

9. BALKANLAR: Bağımsız Kosova ve uluslararası adalet! : Muamer Fusha
Kosova’da savaşın üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, Kosova halkı maalesef halen bağımsızlığına kavuşabilmiş değil. Savaşı takip eden sekiz yıllık süreç içerisinde, gerek BM Kosova Misyonu (UNMIK), gerek ABD ve Avrupa, Arnavut çoğunluğu ve Sırp azınlığı ortak bir zeminde toparlayacak bir çözüm bulamadı. BM Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari de, bu durumu kabul ederek, Kosova’nın nihai statüsünün çıkmaza girdiği yönünde açıklamalar yaptı. Zira, gelinen noktada bundan sonra ne olacağını kimse kestiremiyor.
BALKANLAR: Bağımsız Kosova ve uluslararası adalet!
Sırp kesimin dini bağlarla bağlı olduğu Rusya Federasyonu, Sırplar için güçlü bir ortak. Nitekim, uluslararası kamuoyunda her geçen gün güç kazanan Rusya, Sırpları gözeterek Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkıyor.
Kosova’nın bağımsızlığı ile ilgili süreçte yaşanan bu engeller, Kosovalı siyasetçileri de zor bir duruma soktu. Çünkü, 2007 yılının Kosova’nın bağımsızlık yılı olacağı çoktan ilan edilmiş; bizzat Avrupa devletleri bu tarihi ortaya atmıştı. Ancak, Avrupa’nın uluslararası adalet sisteminin her zaman ve herkese karşı aynı şekilde işlemediği bir kez daha ortaya çıktı.
Halbuki Kosova’da son yaşanan savaşta, Sırplar 20 bin Müslüman’ı öldürdüler ve çok sayıda da yaralı bıraktılar. Yerleşim yerlerini yıktılar, yaklaşık 200 camiyi tahrip ettiler. Yaşanan savaş esnasında uluslararası baskıya karşı gelemeyen BM, ancak savaşın başlangıcından bir yıl sonra, bölgeye müdahale etti ve Kosova’nın tamamen yerle bir edilmesinin önüne geçti.
Evet, Kosova’da savaş, geç kalan BM müdahalesiyle durduruldu; ancak Arnavut Müslümanların acıları ilk günkü gibi tazeliğini koruyor. Nitekim Sırplar, savaş sırasında öldürdükleri Müslümanların cesetlerini kamyonlara yükleyip Sırbistan’a götürmüş ve orada toplu mezarlara gömmüştü. Halen toplu mezarlar bulunmaya devam ediyor. Savaşta yakınlarını kaybeden Kosovalılar, savaş esnasında Sırbistan’a götürülüp oradaki toplu mezarlara gömülen 2000 kişinin cesetlerinin geri getirilmesini, aksi takdirde Sırbistan’la bir anlaşma yapılmamasını istiyorlar. Geçtiğimiz günlerde de Malisevo bölgesinde yeni bir toplu mezar bulundu. Ancak, Sırbistan Cumhuriyeti toplu mezarlarda sadece kendi araştırmacılarının çalışmasına izin veriyor. Bu ise yakınlarının cesetlerine kavuşmayı ümit eden ailelerin daha uzun bir süre beklemesi anlamına geliyor. Kosova’da yaşananlar Batı dünyasının yeni bir ayıbı olarak tarihe geçti. Şimdi beklenen bağımsızlık sürecinde uluslararası adalet mekanizmalarının üzerine düşeni yapması.
 536 Hit

10. Kağıt üzerinde kalan Gelişme Hakkı : Ahmet Mercan
Dosya: Ama burada böyle yazmıştınız!?İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, barışa olan özlem, 50 milyon insanın ölümüyle derinden hissettirdi kendini. Dünyanın her yanı acı ile yoğrulunca, belki de bugün yazmaya muktedir olunamayacak, Evrensel İnsan Hakları Bildirisi ortaya çıktı. Bildiriye dair genel bir kabule karşılık, bildirinin bazı maddelerine farklı bölge devletlerince çekince kondu. Yeterince üzerinde tartışmaların yapılmadığı eleştirisi, temsilde yeterliliğin olmaması gibi nakısalarla olsa da, ilgi açısından, İHEB bigane kalınacak bir bildiri değildi.
 838 Hit | Devamını oku...

11. Ezilenlerin yüzü her yerde aynıdır& : Ebru Afat
Ezilenlerin yüzü her yerde aynıdır& 1990’larda daha da hızlanan küreselleşmenin yol açtığı bilgi ve haber edinme araçlarının çeşitlenmesinin arttırdığı toplum içi ve toplumlar arası etkileşim sayesinde, dünyanın herhangi bir köşesinde meydana gelen siyasi,  toplumsal, ekonomik ya da kültürel nitelikli bir olay dünyanın geri kalanına aynı anda yansımaktadır.
 646 Hit | Devamını oku...

12. RÖPORTAJ: Toplu mezarlar sessiz çığlığı dünyanın : Ümit Sönmez
RÖPORTAJ: Toplu mezarlar sessiz çığlığı dünyanınSrebrenitsa Katliamı’nın 12. yıldönümü vesilesi ile Bosna’ya giden İHH ekibi, Bosna Savaşı’nda ve Srebrenitsa Katliamı’nda ölen kişilerin cesetlerinin bulunması ve kimlik tespitlerinin yapılması sürecini takip eden International Commission on Missing Persons (ICMP) yetkililerinden Adam Boys ile görüştü. Cesetlerin kimlik tespitlerinin yapıldığı laboratuarlara da giren İHH ekibi, Srebrenitsa’da yaşanan kıyımın izlerini birebir müşahede etti.
 770 Hit | Devamını oku...

13. İKTİBAS:Modern uygarlığın barbarları* : -
İKTİBAS:Modern uygarlığın barbarları* Hiç şüphe yok ki dünya kötü bir yer; ancak bu kötü dünyada Müslümanlara yönelik zulmün vahameti ya da uluslararası düzen ve hukuk üstünlüğü kavramlarının uygulamaya dökülmesinde görülen riyakarlık ne yazık ki itiraf edilmiyor. Askeri olarak güçlü olanlar “terörizm” kisvesi altında zayıfları ezerken, zenginler de “gelişme” bahanesiyle fakirleri sömürüyor. Evet, her zaman güç ve servete bağlı eşitsizlikler olacaktır; ancak küçük bir azınlığın büyük servetleri elinde tuttuğu ve büyük çoğunluğun aşırı fakirlik içerisinde olduğu bir dünyada, bu durum mutlaka fakirleri gücendirecektir.
 589 Hit | Devamını oku...

14. İSLAM COĞRAFYASI: Yaşamın asimile edildiği yer - Doğu Türkistan : Nida Hakkulu
İSLAM COĞRAFYASI: Yaşamın asimile edildiği yer - Doğu TürkistanDoğduğum ve büyüdüğüm ana vatanım Doğu Türkistan hakkında yazı yazmak bana hep zor gelmiştir. Yapılan zulümlerin hangi birisini yazacağımı ve kimi kime şikayet edeceğimi çoğu zaman şaşırırım.
Dünyanın en verimli topraklarına sahip olmasına rağmen, Doğu Türkistan’daki fakirlik oranı inanılmaz boyutlardadır. Ayağınızı nereye basarsanız basın her yerin petrol kaynadığı, çok çeşitli doğal zenginliklerin merkezidir oysa Doğu Türkistan.
 1008 Hit | Devamını oku...

15. Irkçı rejime başkaldıran bir mücadele adamı: İmam Abdullah Harun : Muhammed Harun
Irkçı rejime başkaldıran bir mücadele adamı: İmam Abdullah HarunHayatı
İmam Abdullah Harun, 1924 yılında Güney Afrika’nın Cape Town şehrinde doğdu. Eğitim hayatına Cape Town’da adım atan İmam Harun, erken gençlik döneminde gerek yurt dışında gerekse yerel hocaların tedrisinde İslami çalışmalar yapma fırsatı buldu. Yerel hocalardan biri olan ve İmam Harun’un, tavsiyelerini ve rehberliğini istemek üzere sürekli başvurduğu İsmail Ganief Edwards, kendisinin hayatı üzerinde silinmez izler bıraktı.
 932 Hit | Devamını oku...

16. 33. Sayı Sunuş : -
 33. Sayı SunuşDeğerli okuyucularımız, yeni bir Düşünce Gündem’le yeniden sizlerle birlikteyiz.
Bu ay dosyamızda, uluslararası düzende görülen mevcut adaletsizlikleri BM’nin Gelişme Hakkı’na Dair Bildirisi’nden yola çıkarak vurgulamaya çalışıyoruz. Nitekim, bu bildiriye göre devletler ulusal ve uluslararası planda, herkesin temel kaynaklara, eğitime, sağlık hizmetlerine, yiyeceğe, barınmaya, işe ve adil gelir dağılımına sahip olmasını taahhüt ediyor. Ancak, halihazırda görülen o ki, insan yaşamının geliştirilmesine dair önlemler dünyanın her yerinde aynı şekilde uygulamaya konmamakta, gerekli sosyal imkanlar herkese sunulmamakta. Örneğin, Tayland’da veya Pakistan’da gerçekleşen bir doğal afet dehşet verici oranda insani kayıplarla neticelenirken, bir Avrupa ülkesinde veya ABD’de gerçekleşen benzer çaplı bir doğal afet küçük kayıplarla atlatılabiliyor. Doğal felaketlerin çapı aynı olmasına rağmen, bir coğrafyada insana daha az yatırım yapılmış olması ve bu durumun siyasi yaklaşımlar sonucu oluşmuş olması temel bir adaletsizliğe sebep oluyor.
 522 Hit | Devamını oku...

  

Sayı 43

DOSYA; Küreselleşen açlık
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....

DÜNYA GÜNDEMİ; Burundi tekrar iç savaşın eşiğinde
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isy...

DOSYA: AÇLIK KADER DEĞİLDİR

Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği

Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pi...

DOSYA; Küresel gıda krizi: Nedenleri sonuçları ve öneriler
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını s&u...

Kısa Kısa
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler?
Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artır...

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...