Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 32

Lübnan'ın değişen olayları, değişmeyen kaderi PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Bayrak   
Lübnanın değişen olayları, değişmeyen kaderiLübnan, Ortadoğu’nun dini açıdan en bölünmüş, siyasi açıdan en karmaşık ülkesi. Resmi olarak 18 dini ve mezhebi yapı, iktidarı paylaşıyor. Ülkenin İsrail’e yakın olması ve topraklarında 500 bin Filistinli mültecinin barınması onu Ortadoğu çekişmesinde merkezi aktörlerden biri haline getiriyor. Karmaşık yapısı ise bölgesel hesaplaşmalara elverişli bir sahne olmasına neden oluyor.
Bugün ise ülke siyaseti, Suriye yanlısı ve karşıtı olarak ikiye bölünmüş durumda. Hizbullah, Mişel Avn grubu (Maruni Özgür Ulusal Cephesi) ve Cumhurbaşkanı Nebih el-Berri Suriye yanlısı iken; Sünni gruplar, Dürziler, Hıristiyanlar ve Başbakan Fuat Sinyora ise Suriye karşıtıdır.

Lübnan’da özellikle İsrail saldırısı sonrası siyasi gerilimi arttıran unsurlar
Karmaşık bir yapının, çeşitliliğin ve farklı siyasi unsurların bir arada bulunduğu Lübnan’da, geçtiğimiz temmuz ayında yaşanan İsrail saldırılarından sonra gerilim her geçen gün tırmanıyor. Lübnan’da İsrail saldırılarının ardından gerilimi artıran unsurları başlıca şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Hizbullah’ın hükümette daha fazla söz sahibi olmak istemesi
Hizbullah, temmuz ayındaki İsrail saldırılarının durdurulması sonrasında İsrail saldırısını Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik bir fırsat görenlerle bir hesaplaşmaya girişti. Bu kapsamda İsrail ajanı olmakla itham ettiği başbakan ile hükümetin değişmesine yönelik söylemine ağırlık verdi. Buna karşın hükümet ise ülkede tek silahlı gücün ordu olması gerektiğine, Hizbullah’ın üniforma giymesi ya da silah bırakması gerektiğine dair söylemini ön plana çıkarmaya başladı.

2. Suriye karşıtlarının suikastla temizlenmesi ve bunun getirdiği kaos
Suikastların yarattığı kaos ortamı, grupların birbirine güvenini ve toplumsal barışı zedelemekte ve oldukça yönlendirici olmaktadır. Lübnan’da son iki yılın siyasi suikastları şunlardır: Başbakan Refik Hariri (Şubat 2005); Suriye karşıtı gazeteci Samir Kassir (Haziran 2005); Komünist lider George Havi (Haziran 2005); Suriye karşıtı milletvekili Cibran Tueni (Aralık 2005); Sanayi Bakanı Pierre Cemayel (Kasım 2006); Suriye karşıtı milletvekili Velid Eido (Haziran 2007).

3. Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastı ile ilgili BM’nin uluslararası mahkeme kurulmasına ilişkin kararı

Suriye karşıtlığı ile bilinen eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin Şubat 2005’te düzenlenen bir suikast ile öldürülmesi ve suçlama adresi olarak Suriye’nin gösterilmesinden en çok yukarıda zikredilen Suriye yanlısı gruplar rahatsız oldu. Toplum o tarihten beri uluslararası mahkeme kurulması ile ilgili tartışmalara sahne olmakta ve toplumsal kamplaşma artmaktaydı. Son olarak BM, uluslararası mahkeme kurulmasına kararı vererek bu kararı Lübnan Parlamentosu’nun onayına sundu. Önümüzdeki haftalarda mahkemenin çalışmaya başlaması planlanmakta. Bu arada Suriye’nin Lübnan’daki İstihbarat Şefi Gazi Kemal Suriye’ye çağrılmış ve kısa zaman sonra da intihar (!) etmiştir.

4. Filistin kampları çevresinde oynanan oyunlar
Etnik ve mezhebi çeşitliliğin oldukça renkli olduğu Lübnan’da üzerinde ittifak edilen tek değer, ordudur. Küresel sömürgeci güçler son İsrail saldırısının ardından bu değeri parçalamak için Lübnan içerisinde karışıklık çıkarmayı ve iç dengeleri altüst ederek Lübnanlı grupları birbirleri ile çarpıştırmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda geçen şubat ayında Beyrut’un Hıristiyan bölgesinde yaşanan iki bombalı otobüs saldırısından sonra olaydan Nehru’l-Barid mülteci kampında faaliyet gösteren Feth’ul-İslam örgütü sorumlu tutulmuş ve kamp kuşatmaya alınmıştır.

Lübnan’daki Filistin mülteci kampları
Lübnan’daki toplam Filistinli mültecilerin 500 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Geçmişte mülteci kamplarının sayısı 16 olmasına rağmen bunlardan Tel Zaatar, Falanjist gruplar eli ile; Nebatiye, Dikvane ve Cisr el-Başa kampları ise İsrail ve desteklediği Maruni milislerce yerle bir edildi. Resmi 12 kampın haricinde yedi tane de gayrı resmi Filistin mülteci kampı bulunmakta. Lübnan’da yaşayan Filistinlilerin 72 alanda meslek edinmeleri ve Lübnan topraklarında mülk sahibi olmaları yasak.
Son günlerde Lübnan ordusu ile çatışmalara sahne olan Nehru’l-Barid mülteci kampı, Trablus’un 7 km kuzeyinde, 40 bin nüfuslu, denize yakın bir kamp. Burası fakirliğin en yoğun olduğu kamp olduğu gibi, Lübnan’daki ikinci en büyük Filistin mülteci kampı.

Filistinli gruplar ile 38 yıl önce yapılan ve mülteci kamplarının güvenliğinin ve yönetiminin Filistinlilerce sağlanmasını içeren anlaşma sebebi ile Lübnan ordusu bu kamplara giremiyor. Hamas ve el-Fetih gibi Filistin arenasının büyük aktör grupları kampların kontrolünü ellerinde tutarken; Feth’ul-İslam, Cünd’üş-Şam, Ebna Şuheda, Mecmuat’un-Nur gibi marjinal silahlı yapılanmalar da faaliyet göstermektedir.

Nehru’l-Barid’deki çatışmalar
Nehru’l-Barid mülteci kampında son günlerde Feth’ul-İslam adlı grup ile Lübnan güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalarda 20’yi aşkın Lübnan askeri ile 20’yi aşkın Feth’ul-İslam mensubu öldürüldü. Bu çatışmalarda Suriye istihbaratının rolü tartışmaya açıldıysa da bunların Suriye ile bir ilgisinin olmadığı ortada. Feth’ul İslam, 2006 yılında Feth’ul-İntifada grubundan ayrılarak kuruldu. Bu grup da 1983 yılında el-Fetih’ten ayrılan bir grup tarafından oluşturulmuştu.
Selefi eğilimli Feth’ul-İslam örgütü lideri Şakir Absi, daha önce idamla yargılandığı Suriye’de esrarengiz bir afla serbest bırakılmıştı. Ancak bu bırakma, Ürdün ile arası iyi olmayan Suriye’nin Amman yönetimine bir tepkisi ve Amerikalılarla mücadele eden gruplara müsamahası çerçevesinde değerlendirilmektedir. Absi, Ürdün ve Irak’ta da benzer bir cezayla aranıyordu. El-Kaide ile örgütsel bağı yok. Ancak Absi, Irak’ta geçtiğimiz yıl öldürülen Irak el-Kaide lideri Zerkavi ile arkadaştı. Kitlesel desteği az olan örgütün 200-300 eylemcisi olduğu tahmin ediliyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğu da çeşitli Arap ülkelerinden gelen ve Nehru’l-Barid mülteci kampına yerleşen Arap asıllılardan oluşuyor. Selefilik ortak paydası ile Hizbullah’a duyulan öfke, örgütün temel özelliğini oluşturuyor.

 20 Mayıs tarihinde başlayan çatışmalar sebebiyle kuşatma altındaki Nehru’l-Barid mülteci kampına 2 Haziran’dan itibaren ağır bombardıman gerçekleştiren ve kara operasyonu düzenleyen Lübnan ordusu, kampın elektrik ve suyunu da kesmiş durumda. Çevresi sarılı durumdaki kampta yaşayan yaklaşık 40 bin kişinin 30 binden fazlası Bedavi gibi çevre mülteci kamplarına sığınmak zorunda kaldı.
Kampı terk etmeyen yaklaşık sekiz bin kişinin durumu ise aciliyet arz etmekte. Kampta kalanlar genelde, bir kez daha mülteci durumuna düşmek istemeyenler, kendi bölgelerinde çatışma olmayanlar, gidecek yeri olmadığına inananlar, arananlar, yaşlılar ve çok az da olsa Feth’ul-İslam’a sempati duyanlardan oluşuyor. Çatışmaların devam ettiği ve Lübnan ordusunun kademe kademe ilerlediği kamptaki yıkımın büyük olduğu, cami ve kliniklerin dahil olduğu çok sayıda binanın yıkıldığı belirtiliyor.

Feth’ul-İslam grubunu oluşturan unsurlar Nehr’ul Barid’e kampa, Eylül 2006 tarihinde ilk defa yerleşmeye başladılar. Suudi, Pakistanlı, Cezayirli ve Iraklı yabancıların yanı sıra, Lübnanlı Selefiler de grup üyeleri arasında. Filistinli mülteci halkın sempatisini kazanmış olan grup üyeleri, evlilik yolu ile yerel halkın arasına karışmış durumda. Hariri (el-Mustakbel) hareketinin örgüte, onu dolaylı yoldan Hizbullah’a karşı güçlendirmek üzere maddi destek verdiği bilinmekte. Hareket’in planlarına göre Körfez ülkelerindeki sivil kuruluşlardan da destek alacak bu tür Sünni görünümlü yapıların güçlenmesine imkan verilecek, bir süre sonra bunlar tıpkı Irak’taki gibi Şii düşmanlığı adına Hizbullah’a karşı eylemlere yönlendirilecek ve bundan da el-Kaide suçlanacaktı.
Filistin mülteci kamplarındaki bu yapılanmanın bir hedefi de ordunun zayıflatılması. Gücü azalacak olan orduya güven azalınca Hıristiyanlar Semir Caca’nın %15’lik militan tabanına bel bağlayıp Hizbullah’tan uzaklaşacak ve Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasındaki bağlantı tamamen kopmuş olacak.

Olaylar nereye gidiyor?
Ordunun yaptığı şiddetli yıkım gerilimi artırırken, gerginlik diğer kamplara da sıçradı. Yıpranan ordu, tarafsızlığını yitirmeye başlarken, iç savaşın bir aktörü olmak üzere. Bu ise Lübnan ordusu ile kamplardaki silahlı insanlar arasında yeni gerilimleri besleyecek.
Ayrıca değişik silahlı grupların ortaya çıkmaya başlaması ile bölgesel aktörlerin eliyle Lübnan’a yönelik büyük bir silah akışı sürmekte. Nitekim Amerika, Lübnan’a yedi uçak dolusu silah gönderirken; diğer bölge ülkelerinden de Lübnan’a silah yardımı yapılıyor. Lübnanlı ya da Lübnanlı olmayan tüm gruplar hızla silahlanmaya devam ediyorlar. Bu da yakın gelecekte yeni çatışmaların habercisi.
Hizbullah’ın gücünü dengelemeye yönelik askeri çalışmalar, ordunun Filistinli gruplarla çatışması sağlanarak gücünü zayıflatmaya yönelik faaliyetler tüm Lübnan’ı ateş çemberine yaklaştırıyor. Üstelik belirli periyotlarla gerçekleşen suikastlar yangına benzin döküyor.
Son olarak, Nehru’l-Barid çatışması durulsa bile yeni çatışmaların bölgedeki kaosu artıracağını tahmin etmek güç değil. 1975 iç savaşının başlangıcını oluşturan Filistinli mülteciler sorunu, yeniden sahnede yerini almış durumda. Pimi çekilen Lübnan’ın, küresel sömürgecilerden ve onların bu topraklardaki emellerinden ayrı yorumlanamayacağı ise aşikar.
 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...


DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...