|
- Milletler Cemiyeti Mültecilerin Uluslararası Statüsü (1933)
- Milletler Cemiyeti Almanya'dan Gelen Sığınmacıların Statüsü (1938)
Her iki sözleşme de az sayıda ülke tarafından imzalanmıştır ve bu sözleşmeler çok fazla çekinceye uğraması nedeniyle dar kapsamlı kalmıştır.
- Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948)
- Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme (1951)
1951 sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden sonra, dünyada mülteci hareketlerinde meydana gelen artış ve dolayısıyla birçok mültecinin gerek tarih gerekse coğrafi sınırlama nedeniyle Sözleşme kapsamına girememeleri önemli sorunlar oluşturmuş ve kişilerin herhangi bir sınırlama olmaksızın Sözleşme kapsamına giren mültecilere tanınan uluslararası korumadan yararlandırılmaları zorunluluğunu gündeme getirmiştir.
Sözleşme'nin ilk taraf devletlerinden olan Türkiye, 29.08.1961 tarihinde 359 sayılı kanunla sözleşmeyi onayladı ve bu kanunda Sözleşme'nin başlangıcındaki ifadeyi, "Avrupa'da meydana gelen olaylar nedeniyle" şeklinde anladığını ve kabul ettiğini açıklayarak Sözleşme'ye "coğrafi sınırlama" koydu.
- BM 1967 Protokolü
BM Genel Kurulu 1951 Sözleşmesi'ne ek olan "Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokolü" New York'ta kabul edilmiştir. 31 Ocak 1967 tarihinde imzaya açılan Protokol, 4 Ekim 1967 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Protokolün 1.2. maddesine göre sözleşmedeki tanımdan "1 Ocak 1951'den önce meydana gelen olaylar sonucunda" ve "söz konusu olaylar sonucunda" ifadeleri çıkarılmıştır. Türkiye, Bankalar Kurulu'nun 1 Temmuz 1968 tarihli kararı ile Protokol'e katılmıştır.
- Afrika'daki Mültecilerin Özel Sorunlarını Ele Alan Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesi
1969'da imzalanan sözleşme, 1951 Sözleşmesi'ndeki tanımı tekrarlarken "menşei ülkesinin veya tabiiyetinde bulunduğu ülkenin bir kısmında veya tamamında dış şiddet, işgal, yabancıların istilası veya kamu düzenini ciddi biçimde etkileyen olaylar sebebiyle" ülkelerinden ayrılmak zorunda bırakılan kişileri de bu kapsama alır. Bu tanım, sivil çatışmalardan, yaygın şiddetten ve savaştan kaçan kişilerin, bu sözleşmeye taraf ülkelerde, haklı nedenlere dayalı zulüm korkusuna bakılmaksızın, mülteci statüsü talebinde bulunabilecekleri anlamına gelir.
- Kartagena Beyannamesi (1984)
1984 yılında Latin Amerika ülkelerinde bir grup hükümet temsilcisi, akademisyenler ve seçkin avukatlar Kolombiya'nın Kartagena şehrinde bir araya gelerek Kartegana Beyannamesi'ni kabul ettiler. Beyanname'de ele alınan diğer hususların yanı sıra, bölgede kullanılan mülteci tanımına, 1951 Sözleşmesi koşullarını sağlayanlara ek olarak, "genel şiddet, yabancıların saldırısı, iç çatışmalar, yoğun insan hakları ihlalleri veya kamu düzenini ciddi biçimde bozan diğer koşullar nedeniyle, hayatları iç güvenlikleri veya özgürlükleri tehdit altında olduğundan" ülkelerinden kaçan kişilerin de eklenmesi tavsiye edilmiştir. Beyanname'nin devletler açısından hukuki bağlayıcılığı bulunmamasına rağmen, Latin Amerikan Devletleri bu tanımı pratiklik için kullanmaktadır ve hatta bazıları bu tanımı ulusal mevzuatlarına dahil etmişlerdir.
- Avrupa Konseyi Ülkesel Sığınma Bildirisi (1977)
Bildiri, kendinden önceki mülteci sözleşmelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne atıf yaparak taraf ülkelere gelen kişilere sığınma hakkı tanımalarını belirtmektedir. Bildiride, 1951 Sözleşmesindeki tanımın yanı sıra "insancıl nedenlerle" sığınma talebinde bulunan kişilere de sığınma hakkının verileceğinin açıklanması, 1951 Sözleşmesi'nin boyutlarını aşmakta ve büyük bir önem taşımaktadır.
- Arap Devletlerinde Mültecilerin Durumunu Düzenleyen Arap Sözleşmesi
Arap ülkeleri Birliği Konseyi'nin 27 Mart 1994 tarihinde kabul ettiği Sözleşme, devletlerin dini inançları ve ahlaki kurallarından esinlenerek, 1951 Sözleşmesi ve 1967 Protokolü ile 1992 Kahire Bildirgesine atıf yaparak ve Sözleşme'ye taraf devletlerin karşılıklı kardeşlik bağı içinde olmalarını dileyerek giriş bölümü oluşturulmuş ve mülteci tanımını içerir 1. maddesinin 1. paragrafında 1951 Sözleşmesi'ndeki tanım, "etnik köken" eki ile birlikte aynen kabul edilmiş; 2. paragrafında "ülkesine yönelik savaş, işgal ya da yabancı denetimi ya da ülkenin bütününde ya da bir bölümünde kamu düzeninin ciddi biçimde bozulmasıyla sonuçlanan doğal afet ya da yıkıcı olayların meydana gelmesi nedenleriyle, menşei ülke, yer veya daimi ikameti dışında bir ülkede sığınma aramak zorunda kalan herhangi bir kimse" olarak tanımı daha da genişletilmiştir.
Mültecilerin Özel Statülerini Düzenleyen Sözleşmeler Dışındaki Mevzuat:
BM Her Tür Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşme (1965)
BM Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (1966)
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (1966)
BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşme (1979)
BM İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme (1984)
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (1989)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
|