Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 31

ORTADOĞU : Filistin'de kara bulutlar uzlaşmayı dinamitliyor PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
 Filistin'de mayıs ayı ortalarından sonra yoğunlaşan olaylarda, bir haftalık çatışmalarda 50'ye yakın insan hayatını kaybederken, Hamas el-Fetih koalisyon hükümeti çatırdıyor. Yaşanan çatışmalarla birlikte bu yılın başından itibaren iki taraf arasındaki olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı 120'yi bulurken; aynı süre içinde İsrail tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı ise 34'te kaldı. Bu, iki taraf arasında kurban giden insan sayısının daha fazla olduğunu gösteriyor. İçerideki çatışmaları fırsat bilerek Gazze'ye yönelik hava saldırılarını yoğunlaştıran İsrail'in, el-Fetih'in elini güçlendirdiği dikkatlerden kaçmayan bu operasyonlarında Hamas'a ait birçok yeri hedef alması sonucu onlarca sivil hayatını kaybetti.

Son bir aydır yaşanan gelişmeler göstermektedir ki; Suudi Arabistan'ın sponsorluğunda, bundan iki buçuk ay önce varılan zoraki anlaşma, Filistin'deki sorunu çözmediği gibi, bu anlaşma ardından kurulan ulusal uzlaşma hükümeti de Filistin'e yönelik uluslararası ambargoyu kaldırmaya yetmedi. Şubat 2006 tarihinden bu yana ekonomik ve siyasi ambargo altındaki Hamas hükümetinin alternatifi olarak ve çıkış umudu ile oluşturulan uzlaşma hükümeti; kendisini oluşturan Fetihçi ve Hamaslı bakanlara farklı muamele yapılması, kimi bakanların Batılı ülkelerce muhatap alınmaması ve Arap ülkelerinin kayıtsızlığı sebebiyle, halkın ekonomik ve siyasal beklentilerini hayal kırıklığına uğrattı.

Mekke'de varılan anlaşmadan umulan en önemli sonuç ise, el-Fetih'in ıslah edilmesi ve ülkedeki güvenlik durumunun bir düzene sokulması idi. Buna göre iç güvenlik işleri bağımsız bir bakana verilmiş ve gruplara ait silahlı güçlerin caddelerden çekilmesi hedeflenmişti. Hamas'ın kendi üyelerinden oluşturduğu 3000 kişilik özel birlikler düzenli hükümet birliklerine katılacak ve el-Fetih ile Hamaslı polisler ortak görev yapacaklardı.

Ancak bu anlaşmanın en büyük zaafı, uygulanması konusunda tatmin edici güvenceler ve gerekli araçlardan yoksun olmasıydı. Nitekim hükümetin kurulmasından sonra iki taraf arasında başlayan bahar havasının dağılması çok sürmedi.

Çatışmaların başlangıç noktasını; el-Fetih'e bağlı güvenlik güçlerinin Gazze'yi kontrol etmek amacıyla çok sayıda adamını sokağa dökmesi oluşturuyor. Hamas üyeleri ise bunu kendi güçlerine bir meydan okuma ve el-Fetih'in kendilerini sindirme politikası olarak algılamış ve üst düzey bir el-Fetih yetkilisinin öldürülmesinden sonra çatışmalar kontrolden çıkmıştı.

Batı Şeria bölgesi kısmen el-Fetih'in kontrolünde bir görünüm sergilerken, Gazze ise neredeyse tamamen Hamas'ın hakimiyet alanı olarak kabul edilebilir. Bu nedenle Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ın görev yaptığı Başkanlık binaları ile Filistin parlamentosunun bulunduğu Batı Şeria'da alınan kararların İsrail kuşatmasının tüm ağırlığı ile hissedildiği Gazze'de pratik sonuçlar üretmesi, bu kararların tamamen silahlı grupların çıkarlarına uyup uymamasına bağlı. Filistin hükümetinin sokakları tam olarak kontrol edemediği, son çatışmalarla bir kez daha ortaya çıkarken, Suudi Arabistan'ın cömert yardımlar karşılığında kotardığı barışın, Filistin'de güç mücadelesinin bitmesine yetmediği de açıkça görüldü.

Kimi uzmanların da dediği gibi, iki grup arasındaki bu mücadele, gerçekte grup liderlerinin kendi kitlelerine tam olarak hakim olamadıklarını ve yönlendirme zaaflarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yetmiyormuş gibi, İsrail ve ABD'nin de olaylara karışması ve olayları tetiklemesi, Filistin'deki gerilimi içinden çıkılmaz bir hale dönüştürüyor. Başından beri Hamas hükümetini vuran İsrail son çatışmada açıkça el-Fetih'in yanında yer aldı. İsrail, bir yandan yerleşim birimi Sederot'a atılan bir füze nedeniyle Hamas'a yönelik füze saldırıları başlatırken, diğer yandan da el-Fetih'e bağlı 500 kişilik bir grubun Gazze'ye geçmesine izin verdi.

Yaşanan ikilik, son bir yıldır yaşanan tecrübe ile birleştiğinde, resmi kurumlardaki hakimiyetini bırakmak istemeyen bir el-Fetih ile sokaklara hakim Hamas olgusunu güçlendiriyor.

Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek yerlerinden birinde patlak veren bu sokak çatışmaları, söz konusu sokaklara hakim olma mücadelesinden daha çok, iki tarafın birbirini imha stratejisine dönüşmek üzere.

Gelinen aşamada Hamas ve el-Fetih önemli kararlar almak zorunda. Bu kararlar çerçevesinde bir sonuca varmak gerekirse, Filistin'de bundan sonra yaşanacak süreç için şu öngörülerde bulunmak mümkün:

Aslında Hamas, iktidarda olmasının Filistin'in bağımsızlığını kolaylaştırmak yerine Filistin'e yük olmaya başladığını fazlasıyla hissediyor. Bunun için yavaş yavaş iktidardan el çekmeye hazırlanıyor.

Hamas, hükümetten kendi rızasıyla kolayca vazgeçmesi halinde halk tarafından kendisine "başarısız" damgası vurulacağını biliyor. Bu nedenle zorla uzaklaştırılma seçeneğini sonuna kadar bekleyecek ve "vuruşarak" hükümetten çekilip, halka kendini anlatacaktır.

Filistin'de iki ay önce Arap ülkelerinin desteklediği Ulusal Birlik Hükümeti'nin kurulmasına rağmen Hamas ve el-Fetih arasındaki sorunların çözülmediği bir kez daha ortaya çıktı. Bu nedenle köklü çözüm için kalıcı mekanizmalar kurulmadan bir barış dayatması doğru değil.

Gazze'deki çatışmalar, zaman zaman şiddetini azaltmakla birlikte durmayacak.

İsrail saldırılarının artması, Hamas'ı yeniden yeraltına iterken, eylemlerin başlaması da bölgede yeni gerilimleri tetikleyecek.

Hamas eğer hükümette kalmakta ısrar ederse, barış görüşmelerinde muhatap alınmayan Hamas ile Abbas yönetimi arasındaki ipler kopacak.

Amerikan yönetiminin baskılarının yoğunlaşmasına paralel olarak el- Fetih'in hakim güç olduğu yeni bir hükümet kurulacak.

 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA; Siyaset rayına oturdu, sorunlar büyüyor
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şe...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...