Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 31

BALKANLAR : Sırbistan'ın başkenti Lahey PDF Yazdır E-posta
Yazar Yusuf Armağan   

Eski Yugoslavya ülkelerinin coğrafyasında ve siyaset arenasında son bir yıl içerisinde meydana gelen değişmelere, Sırbistan'da yeni hükümetin kurulmasıyla beraber bir yenisi daha eklenmiş oldu.

21 Ocak 2007 tarihinde Sırbistan'da yapılan seçimlerin ardından yaklaşık dört ay boyunca olanca gerginliğiyle süren koalisyon görüşmeleri sonuçlandı. Hükümeti Boris Tadiç'in Demokrat Partisi (DS), Vojislav Koştunitsa'nın Sırbistan Demokratik Partisi (DSS) ve Sırbistan'ın dördüncü büyük partisi G17 Plus ile birlikte kurma kararı aldılar.

Seçimlerden birinci parti olarak çıkan Sırp Radikal Partisi (SRS)'nin koalisyonda yer almıyor olması gerçeğiyle birlikte, SRS, koalisyon görüşmelerini yürüten diğer partilerin istediklerini elde etme konusunda sürekli müracaat ettikleri önemli bir koz haline dönüşüverdi.

Bilindiği gibi Batı, Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden bu yana, kabuk bağlayamayan bir yara halinde kalakalmış Balkanlar'da kontrolden çıkmış bir gerginliği istememektedir. Batı'nın Bosna ve Kosova savaşlarının akabinde bölgedeki etkinliğini sağlaması ile beraber artık kontrollü gerginlik stratejisi izlediğini daha önceki yazılarımızda ifadelendirmiştik. Elbetteki kontrollü gerginlik stratejisinin çıkarlara hizmet etmemeye başladığı bir dönemde kontrolden çıkmış bir gerginlik için düğmeye basılması da muhtemel olacaktır. Son tahlilde Sırbistan'da hükümet kurma çalışmalarında da bu doğrultuda hareket edildiğini rahatlıkla söylememiz mümkündür.

Bölgeyi karıştırmaya öteden beri aday olan ve "Sırp kasapları"nın mirasçılığını üstlenen SRS'nin seçimlerin galibi olması, yeniden stratejik hesaplar yapma zorunluluğu bağlamında AB ve ABD nezdinde ilk anda bir şaşkınlık yaşatmış olsa da bu şaşkınlık hali yerini, diğer partilerin koalisyon kurabilecek olma ihtimalleri karşısında rahatlamışlığa bırakmıştı. Zaten Batı'nın onaylamayacağı ve SRS'nin içerisinde yer alacağı bir koalisyon da neredeyse imkansız hale gelmişti.

SRS'nin hükümet kuramayacağının seçimlerin hemen akabinde ortaya çıkmış olmasının en temel göstergesi Batılı diplomatların yapmış olduğu açıklamalardır. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, "Çoğunluk demokratik ve Avrupa yanlısı partilere oy vermiştir." derken aslında AB adına yeni Sırbistan hükümetine de şekil vermiş oluyordu. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in, Beyaz Saray sözcüsü Tony Snow'un, İsveç Dışişleri Bakanı Karl Bild'in beyanatları, Batı'nın Sırbistan'da nasıl bir hükümet istediğini açıkça göstermiştir.

Batı'nın bu tavrını ve isteğini en iyi kullanan isim ise kuşkusuz DSS lideri Koştunitsa'dır. 21 Ocak seçimlerinde %16,6 oy almış olmasına ve bu haliyle üçüncü parti konumunda bulunmasına rağmen Sırbistan'ın yeni başbakanı Koştunitsa olmuştur.

Koalisyon görüşmelerinde, SRS'siz seçenekler arasında anahtar parti konumunda bulunan DSS kritik bakanlıklar ve birimlerle beraber Başbakanlığı da sürekli talep etmekteydi. Kuşkusuz Koştunitsa, DS Başkanı Tadiç'in, kendi desteği olmaksızın hükümet kuramayacağını çok iyi bilmekteydi. Koştunitsa, hükümetin kurulması için öngörülen son tarih olan 15 Mayıs yaklaştığında, Tadiç'ten istediklerini alamayacağını anlayınca Parlamento Başkanı seçimlerinde DS adayı yerine Sırp Radikal Partisi (SRS) Başkan Yardımcısı Tomislav Nikoliç'e destek verdi. Bu mesaj gayet açık bir şekilde kendi isteklerinin yerine gelmemesi halinde radikallerle (SRS) koalisyona gireceğini ifadelendirmekteydi. Bu politik manevrası ile uluslararası kamuoyunun tepkisini çeken Koştunitsa, gelinen nokta itibariyle kendisi için olabilecek en iyi sonucu elde etmiş ve başbakanlık koltuğuna oturmuştur.

Sırbistan'ın yeniden kontrolsüz bir şekilde Miloşeviç dönemine dönecek olması ihtimalinden çekinen ve bu haliyle bölgeye yönelik planlarının ters yüz olmasından korkan AB'nin baskısıyla Tadiç, Koştunitsa'ya Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı'nı vermek zorunda kalmıştır. Buna mukabil olarak Tadiç, tüm güvenlik birimlerini (Sırbistan Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı-BİA da dahil olmak üzere) bir çatı altında buluşturacak Ulusal Güvenlik Konseyi'nin başına geçecektir.

Sonuç itibariyle, Sırbistan'da kurulan hükümet AB yanlısı görünümlüdür. Ancak her zaman radikallerle işbirliği yapmaya aday olduklarının mesajını da koalisyon hazırlıkları esnasında vermişlerdir. Bundan önceki dönem itibariyle, Bosna ve Kosova özelinde bölgeyi kilitleyici rol üstlenmiş olan bu siyasi yapılanmanın, yeni dönemde farklı bir icraat ortaya koyamayacağı da açıktır. Çünkü Sırbistan Radikal Partisi gerek en yüksek oy almış olması itibariyle ve gerekse de giderek genişleyen tabanı yönüyle koalisyonun kolay karar almasının önünde en büyük engeli oluşturacak ve kısa ömürlü olması beklenen bu yeni koalisyonun akabinde yapılacak ilk genel seçimlerin şimdiden en büyük galip adayı haline dönüşecektir.

Dış politikanın gerekliliğini yerine getiren yeni ortaklar, iç politik zeminlerini kaybetmemek için de kendi hafızalarında canlı tutmaya çalıştıkları Sırp ulusçuluğunu icraatlarıyla her daim gündeme taşıyacaklardır. Sanırız bunun ilk örneğini Ratko Mladiç başta olmak üzere, savaş suçlularının hükümet tarafından yakalanmayışı ile görmüş olacağız.

 

Sayı 45

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...