Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 30

Röportaj: Guantanamo: Hukukun kara deliği PDF Yazdır E-posta
Yazar F. Zehra Bayrak - zehrakalkan@ihh.org.tr   
ABD, tutukladığı kişileri iç hukukunun uygulanmadığı topraklara götürüyor. Hukukun işlemediği bu topraklardan biri olan Guantanamo’da tutulanlar hukuki sürecin dışında bırakılıyor. İşte, Guantanamo bu yüzden hukukun kara deliğidir.

Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Sayın Avukat Mustafa Ercan ile, özelde hukukun kara deliği olarak tanımlanan Guantanamo Üssü, genelde ABD’nin 11 Eylül sonrası politikaları üzerine konuştuk.

roportaj.jpgSayın Ercan, Mazlumder’in, Guantanamo’yla ve bilhassa orada beş sene tutulan Murat Kurnaz’la ilgili uzun soluklu bir kampanya yürüttüğünü ve bu konudaki hukuki süreci de yakından takip ettiğini biliyoruz. Bize bu süreçten bahseder misiniz?
Murat Kurnaz 2001 yılında gittiği Pakistan’da, Pakistan güvenlik güçlerince tutularak ABD askerlerine teslim edilmiştir. İddiaya göre burada Murat Kurnaz kendisinden istenen rüşveti vermediği için ceza olarak ABD askerlerine teslim edilmiştir. ABD askerleri Murat Kurnaz’ı Guantanamo Üssü’ne götürmüşlerdir. Bundan haberdar olan ve Almanya’da yaşayan ailesi birçok kurum yanında ülkemizde de Mazlumder’e başvurmuştur. Bu başvuru üzerine anne Rabia Kurnaz’ın vekaletnamesi tarafıma tevdi edildi ve ben de Murat Kurnaz’ın avukatlığını üstlenmiş oldum.
Dernek olarak hemen bir kampanya başlatarak, çalışma prensiplerimiz doğrultusunda konuyu yetkili resmi makamlara iletmek yanında kamuoyuna duyurma ve duyarlılık sağlamaya da çalıştık. Guantanamo kıyafetleri ve kafeslerle gösterilerin yapıldığı dönem bu şekilde başladı. Konu hakkında bir broşür hazırlayıp dağıttık. Nitekim adli süreçleri işleterek, Murat Kurnaz’ın tutulmasını sağlayan ABD Başkanı Bush ve diğer ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Murat Kurnaz’ın serbest bırakılma süreci nasıl gerçekleşti?
Murat Kurnaz maalesef Türk değil Alman resmi makamlarının gayretleri sonucunda bırakılmıştır. Burada ülkemiz yöneticilerinin zayıf kaldığını söylemem gerekir. Hatta ABD’deki bir hariciye görevlimiz anne Rabia Kurnaz’a, Murat Kurnaz’ın Guantanamo’dan tahliye edildiği takdirde, Türkiye’ye transferi için gerekli olan uçak bileti masrafının sorun olacağını ima etmiştir. Yine, ailenin başvurusunu inceleyen TBMM İnsan Hakları Komisyonu, aileye gönderdiği cevapta Guantanamo’da Murat’ın diş tedavisinin dahi yapıldığı bilgisini vermiştir. Maalesef bu süreçte umduğumuz gayreti göremedik. Hatta adli makamlar suç duyurusu dilekçesini kabul etmek istemedi. Medya adliye önünde hazırdı; Savcı Bey’e bunun sonuçlarını hatırlatarak dilekçeyi bir şekilde kabul ettirebildik. Halen de bu suç duyurusu hakkında ne yapıldığı ile ilgili bize bilgi verilmiş değildir. Bir tek istisnadan bahsetmem gerekir sanırım, iki yıl önce dış işleri yetkilileri, ABD yetkilileri ile görüşürken kullanmak için elimizdeki belgeleri istediler. Biz de hemen elimizde ne tür belge varsa gönderdik. Ülkemiz yöneticilerinin bu konularda duyarlılık geliştirmesi gerektiğine bu vesileyle vurgu yapmak isterim.
Bu konu Almanya’da çok farklı boyutlarda işlendi. Bir miktar siyasal tartışmaların aracı dahi yapıldı ama hep kamuoyu gündeminde kaldı. Almanya Başbakanı Merkel, konuyu ABD yetkililerine iletti. Bundan sonra da Murat Kurnaz bırakıldı. Ama bırakma sürecinin hikayesini Murat Kurnaz’dan özel olarak dinlemek istiyorum.

Hiçbir hukuk sisteminin ve yargı mekanizmasının işlemediği Guantanamo Üssü’nde tutulan kişilere, oraya götürülüşleri konusunda herhangi bir gerekçe gösteriliyor mu? İnsanlar neyle suçlandıklarını biliyorlar mı? Bilseler dahi, bu suçlamaların ne kadarı gerçeği yansıtıyor?
Bu tarz sorular hukuku gözeten bir süreçte sorulabilir ancak. ABD ise gerçekler ve hukuk adına yapmıyor bunları. ABD’yi de perde gerisinde yöneten mekanizma insanlığa bir mesaj veriyor. Küresel imparatorluklarına karşı duran herkesi cezalandırma gücüne sahip olduklarını göstermek ve gözdağı vermek istiyorlar. Bunun için gerçeklerden ve hukuktan bahsetmek yersiz olacaktır. Kimi ABD adalet mekanizmaları bu duruma refleks vermiş ise de bunlar etkili olamamıştır. Bu nedenle biz bu duruma “hukukun kara deliği” diyoruz.

Guantanamo’da, sadece basına yansıdığı kadarıyla bile çok ağır işkencelerin yaşandığını biliyoruz. Orada tutulanların ciddi psikolojik rahatsızlıklar geçirdiği, hatta çıldırma noktasına geldikleri veya intihar ettikleri haberlerini alıyoruz. Guantanamo’da psikolojik ve fiziksel olarak ne tür işkenceler uygulanıyor?
Biz de bizzat görerek bu işkencelere tanık değiliz. Ancak Murat Kurnaz gibi serbest kalan insanların beyanlarından işkence ve kötü muamele yapıldığını biliyoruz. Bunların içeriğine girmek istemem; işkencenin her çeşidi kötü ve aşağılıktır.

Guantanamo’da tutulanlara yasal olarak kendilerini savunma izni veriliyor mu? Bu süreçte hukukun işleyişi açısından gördüğünüz problemler nelerdir?
Tutulanların savunma hakları kullandırılmıyor. Bir kere ABD’nin, dünyanın herhangi bir yerinden insanları alıp istediği bir yere götürmesi hukuka aykırı. Hadi götürdü diyelim; ne şartlarda savunma imkanı verecek? ABD, bu insanları iç hukukunun uygulanmadığı topraklara götürüyor. Yani hukuk hilesi yapıyor. Ayıplarını örtmeye çalışıyor. Ama ayıp ayıptır. Bu şartlar altında da gerçekçi bir savunma imkanı verildiğinden bahsedilemez. Kaldı ki, şeklen verseniz ne olacak; bu insanlar çok kötü şartlarda tutuluyor ve psikolojileri bozuluyor. Bu şartlar altında nasıl savunma yapılacak. Onun için burası gerçekten hukukun kara deliğidir.

Murat Kurnaz’la görüşüyor musunuz? Kendisi, o günlerin etkisinden kurtulabildi mi? Eski hayatına dönebildi mi; bir bilginiz var mı?
Murat Kurnaz serbest kaldığında 15 dakika süren bir telefon görüşmesi yaptık. O an için konuşmasından iyi olduğunu anladım. Türkiye’ye gelmek ve bize yaşadığı her şeyi anlatmak istediğini söyledi. Ama askerlik sorunu nedeniyle bu gerçekleşmedi. Eski hayatına ne kadar dönebildi, bilmiyorum.

Amerika’nın suç ortağı konumundaki birtakım ülkelerin para karşılığında Amerika’ya kendi vatandaşlarını teslim ettiklerini; bu kişilerden bazılarının Guantanamo ve benzeri üslere gönderildiğini; bazılarının da buralara gönderilmeden önce dünyanın diğer yerlerinde CIA’e ait gizli merkezlerde sorgulandıklarını biliyoruz. Bu konudaki düşünceniz nedir?
Az önce bahsettiğim gibi, küresel bir imparatorluk kurup tek kutuplu dünya düzeni ile insanları yönetmek isteyenler ve onlara yardımcı olmak isteyenler var. Bu tür irade sahipleri insanların zarar görmesinden ve haksızlığa uğramasından rahatsız değillerdir. Bunun için de güç ve imkanlarını hukuksuzluk için kullanabilmektedirler. İnsanlığın bu hukuksuzluklara karşı durması ve aktif bir rol ve sorumluluk üstlenmesi gerekir. Mazlumder, Murat Kurnaz özelinde yürüttüğü kampanya ile bu yolda bir katkı sağladı. Ancak bu konuların devamlı olarak gündeme getirilmesi gerekir.

Özellikle 11 Eylül’den sonra başta Amerika olmak üzere Batı’daki birçok ülkede bir İslamofobi dalgası baş göstermiş ve Guantanamo da bunun sonucunda ortaya çıkan işkence üslerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, işkence üsleri, dünyanın farklı bölgelerine yayılmaktadır; peki sizce bu işkence merkezlerinin kuruluş amacı nedir?
Küresel imparatorluk kurulurken, çatışmacı ve ötekileştirici bir dile ve söyleme ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun en kısa ve kestirme yolu da İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık üretmektir. Bu nedenle devletler vatandaşlarına bu düşmanlığı sürekli olarak empoze edecek olaylar yaratmakta ve bu olayları gündemde tutmaktadır. Böylelikle üretilen korku ile kendi halklarının özgürlüklerinden vazgeçerek güvenlik adına yönetimlere teslim olmaları istenmektedir. Bu işkence üsleri ile kendi halklarına, tehlikenin somut bir tehlike olduğunu hatırlatmak ve kendilerinin de gerekli önlemleri aldığını göstermek istiyorlar. Muhalif gördükleri insanlara ise gözdağı vermek istiyorlar; bu durumu ben böyle izah ediyorum.

ABD’nin, Guantanamo Üssü gibi askeri üsler dışında, çeşitli ülkelerde bulunan gizli merkezlerinin, ayrıca işkence uçakları ve gemilerinin bulunduğu biliniyor. Sizce uluslararası mekanizmalar neden bunun önüne geçmekte yetersiz kalıyor?
Uluslararası mekanizmalar maalesef bağımsız değildir. Bu bağımlılık, askeri ve maddi güçten önce psikolojik bir bağımlılıktır. Psikoloji değiştiğinde yol ve imkanların da görünür olduğunu biliyoruz. Güney Amerika’da Venezüela ve benzeri ülkelerin değişen psikolojiler ile halklarının haklarını korumakta yol aldıklarını görüyoruz. Ama uluslararası mekanizmalar hala merkez güçlerin kontrolünde bulunmaktadır.

İnsan hakları aktivistlerinin ya da bu konuda duyarlı olan kişilerin, yaşanan hukuksuzluğa dur diyebilmek için üzerlerine düşen görevler nelerdir?
Ülkemizde ve dünyada bir hukuk düzeni tesis etmek mümkündür ve bunu her bir insanın gayreti ile başaracağız. Adalet, hükümetler veya uluslararası mekanizmaların sorunu olarak görülmemelidir. Ailemiz ve komşularımız başta olmak üzere ilk olarak bizler adil olmaya çalışırsak bu etki devlet ve uluslararası mekanizmalara elbette yansıyacaktır. Komşumuza vermeyi çok gördüğümüz her bir selam ile haksızlık yaptığımızı ve şikayet ettiğimiz zulüm düzenlerine katkı sağladığımızı unutmamalıyız.
Bizler ahiret gününe ve Allah’a inanan insanlarız. Allah Teala’nın yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan bizi hesaba çekeceğini; zerre miktarı iyiliğin ve zerre miktarı kötülüğün hesabının sorulacağını bilmemiz gerekir. Hesap günü şuuru ile hareket eden insanların önce kendi sorumluluklarını gündem yapmaları ve adalet ve hukuk düzeni adına ne yapmaları gerektiğini düşünmeleri gerekir. Tabi ki düşünüp karar verdikleri hususlarda da tereddüt ve gevşeklik yaşamadan onu hayata geçirmeleri gerekir.

Son olarak, eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Yeryüzünde bir hukuk ve adalet düzeni kurulacak ise bundan biz sorumluyuz. Bu sorumluluğu başkalarına atarak ne bu dünyada ne de ahirette mutlu olabiliriz. Ne mutlu ki; bu sorumluluğunun farkında olarak çalışan, kurumlaşan güzel insanlar dünyanın dört bir yanında bulunmaktadır. Bu, harekete geçmemiz için ek bir motivasyondur ve bunu iyi değerlendirmemiz gerekir.
Sayın Ercan, verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ediyor, iyi çalışmalar ve iyi yayınlar diliyorum.

Guantanamo anıları kitap oldu

1982 Bremen doğumlu Murat Kurnaz, 11 Eylül saldırılarının akabinde, Pakistan’da bulunduğu süre içerisinde Pakistan güvenlik güçleri tarafından tutuklanmış ve ücret karşılığında Amerikan güçlerine teslim edilmişti. Daha sonra, el-Kaide ve Taliban ile bağlantılı olduğu iddia edilerek, 19 yaşındayken tutuklanan ve ABD’nin Küba’daki Guantanamo Üssü’nde beş yıla yakın bir süre yargılanmadan tutulan Murat Kurnaz, Guantanamo’da kaldığı süre içerisinde, gördüğü işkencelerden dolayı iki defa ölümün eşiğine gelmişti.
Murat Kurnaz, Hayatımın Beş Yılı: Guantanamo’dan Bir Rapor adlı kitabı ile Guantanamo’da yaşadıklarını kamuoyuyla paylaştı. Kurnaz’ın kitabı Almanya’da Rowohlt Yayınevi tarafından basıldı.

 

Sayı 44

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...