Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 30

Ortadoğu: Filistin'de tarih tekerrür mü ediyor? PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Özcan - mustafaozcan@yeniasya.com.tr   
Cenin Katliamı üzerinden beş yıl geçmesinin ardından Nisan 2007 sonlarına doğru İsrail askerleri yeniden Cenin’e girdi

filistin.jpgİsrail ve Filistin yine kırılgan ateşkes atmosferinin sonuna geldi. Ateşkes ve ilişkiler dikiş tutmuyor. 2002 yılında Beyrut Zirvesi’nde Arapların topyekun bir şekilde İsrail’e barış elini uzattıkları sırada Şaron’un askerleri Cenin’e girip katliam yapmışlar ve bunun sonucunda sadece Filistin-İsrail münasebetleri sarsılmakla kalmamış, aynı zamanda Arap-İsrail diyaloğu da başlamadan bitmişti. Kimileri Şaron’un Cenin’deki vahşetini ve katliamını ikinci Beyrut katliamına benzetmişler ve bunun üzerinden Arap planını akamete uğrattığını, sabote ettiğini söylemişlerdi. Nitekim, Cenin Katliamı’ndan sonra Arap barış inisiyatifi beş yıl boyunca uykuya yatırılmıştı. Araplar ve Suud Kralı Abdullah, kralın adını taşıyan planı beş yıl sonra Riyad Zirvesi’nde canlandırdı ve gündeme getirdi ama İsrail tarafı yine topu taca atmaya başladı.

Arapların tamamının, İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesi halinde -yani toprak karşılığı barış formülü çerçevesinde- İsrail’i tanıyacaklarını taahhüt etmelerine rağmen; Ehud Olmert ve tayfası “ılımlı Arap liderleriyle buluşmak” istediklerini söyleyerek bir kez daha topu taca atmaya yeltendi. İsrailliler bir taraftan böyle yaparken diğer taraftan da Suudlularla temas halinde olduklarını ima ediyorlardı. Ve yine aynı zamanda, ikinci adımı atmadan, Suudi Arabistan’ın barış planı konusunda ciddi ve samimi olmadığını ileri sürüyorlardı. İsrail’le müzakere yapmak zor olduğu gibi barış yapmak da zorun zoru, belki de imkansız. İsrail birkaç yıldır nükleer program konusunda İran’ı sıkıştırırken ve dünyayı İran aleyhinde kışkırtırken şimdilerde ise bu söyleminin Ahmedinecad tarafından dillendirilmesinin ardından İran’ın nükleer silah geliştirmekten çok uzak olduğunu ilan etti. Bu da gösteriyor ki niyetleri olmayınca her türlü oyalamaya başvuruyorlar. Oynamayı reddeden nazlı gelin gibi “Yerim dar!” diyorlar.

Birinci Cenin Katliamı üzerinden beş yıl geçmesinin ardından Nisan 2007 sonlarına doğru İsrail askerleri yeniden Cenin’e girdi ve bunun yeni bir Gazze işgalinin mukaddimesi ve pişdarı yani öncüsü olmasından korkuluyor. Bu bağlamda, İsrail askerleri 17 yaşında bir gencin de aralarında bulunduğu dokuz Filistinliyi öldürdüler. Buna şiddetli tepki gösteren Hamas, “Halkımızın kanı ucuz değil!” diyerek tepkisini ortaya koydu ve Hamas’ın silahlı kanadı İzzettin Kassam Tugayları da ateşkesi askıya aldığını duyurdu. Böylece İsrail ve Filistin arasında şiddet sarmalının yeni bir raundu daha başlamış oldu. Filistinli Hamas grubunun silahlı kanadı İzzettin Kassam Tugayları, 59. bağımsızlık yıl dönümünü kutlama etkinlikleri yapan İsrail’e onlarca roket ve havan topu mermisi fırlattığını duyurdu. Grup, Gazze’de yaptığı açıklamada, İsrail’le beş aydır devam eden ateşkesin sona erdiğini açıkladı. İsrail tarafına 30 roket ve 60 havan topu mermisi fırlattığını bildiren İzzettin Kassam Tugayları, saldırının “düşman tarafından işlenen suikastların intikamını almak için” düzenlendiğini belirtti. İsrail’in Sderot kasabasına fırlatılan bir roketin ardından İsrail askerlerinin 22 Nisan 2007 günü dokuz kişiyi öldürmesiyle 26 Kasım’da taraflar arasında varılan ateşkes anlaşması fiilen bozulmuştu. Filistin koalisyon hükümetini oluşturan partilerden Hamas, İsrail’le varılan ateşkes anlaşmasına büyük ölçüde uymuştu.

Bu çerçevede taraflar arasında tansiyon artıyor. Hamas’ın birinci hükümetinde dış işleri bakanı olan Mahmud Zahar da yaptığı bir değerlendirmede Kur’an’ın İsrail’le barışı yasakladığını söyledi. Ardından da sözlerinin arkasında olduğunu açıkladı ve müzakerelerin, İsrail’i tanımak anlamına gelmeyeceğini ileri sürdü. Zahar: “Görüşmek, tanımak değildir.” diyor. Bununla birlikte Filistinliler arasında da tansiyon yükseliyor. Hala yeni Filistin hükümeti üzerindeki abluka kırılabilmiş değil. Bu askıdaki meseleleri görüşmek ve siyasi uyumun önündeki diğer engelleri aşabilmek için Mekke’den sonra Abbas ile Meşal, bir kez daha Kahire’de bir araya gelme kararı aldılar. Onlar Kahire’de bir araya gelmeden önce Mısır kolluk kuvvetleri de Hamas bürosunu basmış ve mensuplarını tartaklayıp derdest etmişti. Hamas, Abbas’ın İsraillilerle yapacağı görüşmeleri engellemeyeceğini söylese de aktif olarak görüşmelere katılmıyor ve katkıda bulunmuyor; pasif bir boykot uyguluyor. Bu da uluslararası toplumun şartlarını yerine getirmemesi anlamına geliyor ve buna mukabil boykot ve ambargo sürüyor. Bir taraftan Meşal ile Abbas yeniden bir araya gelmeye hazırlanırken diğer taraftan da İsrail ve Filistinli tarafların Avrupa’da gizli görüşmeler sürdürdükleri ifade ediliyor.

Filistin devleti için gizli görüşmeler yapılıyor
Filistin’de yayımlanan önemli gazetelerden el-Kuds, İsrailli yetkililerle Filistinli yetkililerin, 2008 sonunda bağımsız bir Filistin devleti kurulması hakkında bir anlaşmaya varmak amacıyla Avrupa’da gizli görüşmeler yaptığını yazdı. Güvenilir kaynaklara dayandırılan haberde, Filistinli ve İsrailli yetkililerin, bir Avrupa başkentinde ABD ve Avrupa himayesinde gizlice bir araya gelerek, gelecek yıl sonunda bağımsız bir Filistin devleti kurulmasının nihai statüsüyle ilgili meselelerde anlaşma sağlamaya çalıştığı kaydedildi. Görüşmelerde “İsrail-Filistin anlaşmazlığının, Filistinli mültecilerin akıbeti, sınırlar, Kudüs ve Yahudi yerleşim birimleri” gibi çetin başlıkların gündeme geldiği belirtilen haberde, görüşmelerin amacının ABD Başkanı George Bush’un İsrail ile Filistin olarak iki devletli vizyonunu, görev süresinin dolacağı Ocak 2009’dan önce hayata geçirmek olduğu ifade edildi.

Haberde, bu görüşmelerin, ABD ve Avrupa ülkelerinin İsrail hükümetine baskısı sonucu yapıldığı ifade edilirken, Filistinli baş müzakereci Saib Erakat’ın “bu tür görüşmelerden haberi olmadığı” sözlerine de yer verildi. Haberde, bununla birlikte Erakat’ın, “gayri resmi bazı görüşmelerin yapıldığını” söylediği, ancak başka açıklamada bulunmadığı ifade edildi. Haberde, hangi Avrupa başkentinde yapıldığı belirtilmeyen görüşmelere kimlerin katıldığı bilgisi de yer almıyor. Bu gizli görüşme söylentilerine denk gelen bir zamanda, Ürdün Kralı Abdullah da Filistinliler namına konuşarak Filistinli mültecilerin dönüş hakkından feragat edilmesini istedi. Bu da başta Hamas olmak üzere, tüm Filistinlileri kızdırdı.
Bu tür görüşmeler geçmişte de çok yapılmıştı, ama şimdiye kadar bunların bir faydası görülmedi. Bu görüşmelerden şimdiden sonra da sonuç alınabilmesinin bir garantisi bulunmuyor.

 

Sayı 45


İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...