Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 29

Röportaj: Filistin meclisi İsrail zindanında PDF Yazdır E-posta
Yazar F.Zehra Bayrak - zehrakalkan@ihh.org.tr   
Dokuz binden fazla siyasi tutuklu ile birlikte onun da işgalciler tarafından yaşına hiçbir hürmet gösterilmeden işkence altında tutulması, bir eş olarak, bir Filistinli olarak, her şeyden önemlisi insan olarak bizi yaralıyor.


İHH İnsani Yardım Vakfı’nın başlatmış olduğu Tutsak Vekiller kampanyası çerçevesinde Türkiye’ye gelen tutsak vekil eşleri ile İHH adına konuştuk. Vekil eşleri kampanyamızdan etkilendiklerini belirtirken Türkiye halkının göstermiş olduğu fedakarlıktan dolayı çok duygulandıklarını özellikle vurguladılar.

Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?roportaj.jpg
İsmim Nahile Düveyk. Yedi çocuk annesiyim. Filistin Parlamentosu başkanı Aziz Düveyk’in eşiyim.
Ben Abla Saadet. Halk Cephesi lideri, büyük direnişçi Ahmet Saadet’in eşiyim. Üç çocuk annesiyim.

Eşleriniz ne zamandan beri İsrail hapishanelerinde tutuluyor? Nasıl tutuklandılar? İsrail, eşlerinizi tutuklarken bir gerekçe gösterdi mi? Mahkumiyetleriyle ilgili yasal durum nedir?
Nahile Düveyk: Eşim 2006 Haziran’ından bu yana İsrail zindanlarında tutulmakta. Bir gün, gece yarısından sonra kapımız sert bir şekilde çalındı. Bizim dışarı çıkmamıza ve ne olduğunu anlamamıza fırsat vermeden, eşime megafonlarla, sanki bir terörist avlıyormuşçasına teslim olması çağrısında bulundular. Kendisine saygısız bir şekilde kötü muamelede bulunarak onu alıp götürdüler. Evimizi bu şekilde basan İrsali askerleri elbette herhangi bir gerekçe göstermediler. Ancak daha sonra eşimin İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturduğunu söyleyerek dava açtılar. Dava halen devam ediyor.
Abla Saadet: Benim eşim daha önce yıllarca hapis yattığı için artık kaç kere tutuklandığının önemi yok. Önemli olan, İsrail işgaline karşı mücadelesini sürdürmesidir. Eşimin son tutuklanması 2004 yılında oldu ve halen hapiste tutuluyor. Eşimin tutuklanma gerekçesi, İsrail işgaline karşı mücadele etmesidir.

Eşlerinizden haber alabiliyor musunuz? Kendileriyle görüşebiliyor musunuz? Sağlık durumları ve psikolojileri nasıl? Yakında çıkacakları umudunu taşıyorlar mı?
N.D.: Eşim ile ayda bir kez, gardiyanların gözetiminde görüşebiliyoruz. Tutulduğu kötü koşullar sebebi ile sağlık durumu çok iyi değil. Yaşadığı psikolojik işkence sebebiyle kendisini çok bitkin görüyorum.
A.S.: Biz 1948 yılında işgal edilen topraklarda bulunan Araplardan olduğumuzdan, İsrail vatandaşlığımız var. Dolayısıyla eşimi periyodik olarak ziyaret edebiliyorum. Eşim psikolojik olarak, direniş bilinci sayesinde kendisini sürekli canlı tutmaya gayret ediyor. Yakında çıkacağı gibi bir umudu ne kendisi ne ben taşımıyoruz.

Bir tutsak vekil eşi olmak nasıl bir duygu? Eşlerinizin tutsak olmasından dolayı üzerinizde herhangi bir baskı var mı? Tutsak vekil eşleri olarak, Filistin halkından ve dünyadan yeterince destek görüyor musunuz?
N.D.: Tutsak eşi olmak değil ama eşimin İsrail’in elinde olması beni çok üzüyor. Dokuz binden fazla siyasi tutuklu ile birlikte onun da işgalciler tarafından yaşına hiçbir hürmet gösterilmeden işkence altında tutulması, bir eş olarak, bir Filistinli olarak, her şeyden önemlisi insan olarak bizi yaralıyor. Üzerimizde doğrudan bir baskı hissetmiyoruz ama dolaylı yoldan sürekli korku ve yıldırma operasyonlarına maruz kalıyoruz. Çok şükür ki yalnız değilim. Benim gibi yüzlerce Filistinli kadın, eşini İsrail zindanlarında bıraktığı için birbirimizle dayanışmamız, birbirimize cesaret vermemiz daha kolay oluyor. Dünyanın Filistin’de yaşananlardan çok fazla haberdar olduğunu da düşünmüyorum.

Günlük hayatınız nasıl geçiyor? Filistin’e uygulanan siyasi ve ekonomik ambargo ve bunun yanında eşinizin hapiste olması günlük hayatınızı nasıl etkiliyor? Eşinizin yokluğunda nasıl geçiniyorsunuz?
N.D.: Eşimin hapiste olması, kuşkusuz günlük yaşantımızı oldukça zora sokuyor. Bu yüzden evlatlarımıza karşı hem anne hem baba olmak gibi çifte bir sorumluluk taşıyoruz. Çok şükür maddi sorunumuz olmuyor. Çünkü meclis başkanının ailesi olmamızdan dolayı toplumda bir ayrıcalığımız var. Ayrıca kendim zaten bir okulda müdür olarak çalışıyorum.
A.S.: Ben yerel belediyede insan kaynakları bölümünde çalışıyorum. Evet maddi sıkıntı yaşıyoruz. Ama bundan daha çok, işgal şartlarında evlatlarımın babasız büyümesi ve bu yüzden ailede sürekli bir karamsarlık havası olması beni üzüyor. Bunlara rağmen, onların mücadelesini biz de dışarıda devam ettirme azmiyle kimseye el açmadan onurlu bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz.

Sizce Filistin halkının Hamas hükümetini seçmesine İsrail neden bu kadar tepki gösteriyor? İsrail’in, bakan ve milletvekillerini tutuklaması ve meclisin üçte birini mahkum etmesindeki gayesi nedir?
A.S.: İsrail’in en çok korktuğu şeylerden biri, Filistin’in başına İslami duyarlılığı bulunan bir hükümetin gelmesi idi. Seçimlerden önce böyle bir sonucu beklemiyorlardı. Zaten o yüzden Filistin’de seçimlere izin verdiler. Hamas’ın en fazla %35 oy alacağını hesaplıyorlardı. Ancak Filistin halkı %50 oyla Hamas’ı iktidar yaptı. İsrail’in bakan ve milletvekillerine karşı bu kadar sert davranmasının sebebi, Filistin halkının iradesini tahkir etmektir.
Geçtiğimiz günlerde Filistin’de Ulusal Birlik Hükümeti kuruldu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
N.D.: Ulusal Birlik Hükümeti Allah’a şükür kurulmuş durumda. Sadece Hamas ve el-Fetih değil, birçok Filistinli grup koalisyonda yer aldı. İsrail ilk günden beri bu hükümete karşı düşmanlığını da ortaya koydu ama elinde hükümeti tanımaktan başka seçenek bulunmamaktadır.

Özelde eşlerinizin durumu, genelde Filistin’de yaşananlar karşısında İslam dünyası neler yapmalı? Sizce Filistin sorunu için çözüm ne olmalı?
N.D.: Filistin sorununun çözümü için üç tane önemli şart vardır: İlk olarak; İsrail işgal ettiği topraklarımızdan derhal çekilmelidir. İkinci olarak; yerinden edilmiş olan Filistinlilerin dönüşüne izin vermelidir. Üçüncü olarak ise; Kudüs’e yönelik Yahudileştirme politikasından vazgeçmelidir. Bunlar olmadığı sürece İsrail ile barıştan söz etmek mümkün değildir.
A.S.: Nahile kardeşimin sözleri, bizim kırmızı çizgilerimizi yansıtmaktadır. Buna ilaveten ben kesinlikle, ayrımcı duvar, Yahudi yerleşim birimleri ve İsrail’in nükleer silahları olduğu müddetçe bölgede sükunetin olacağını düşünmüyorum.

Türkiye ziyaretiniz nasıl geçiyor? İHH’nın başlatmış olduğu “Tutsak Vekiller için İmza Kampanyası” hakkında ne düşünüyorsunuz?
A.S.: İHH’ya, bizim sorunlarımızı sahiplendiğinden dolayı çok teşekkür ediyorum. İHH’nın yıllardır devam ettirdiği insani yardımları ve Filistinli yetimlere yönelik çalışmaları da toplumumuzun direncini artırıyor.
Nahile ve Abla Hanım, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor; başta vekiller olmak üzere, İsrail zindanlarında tutulan tüm Filistinlilere ve yakınlarına sizlerin şahsında metanet diliyoruz.

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...