Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 29

Balkanlar: Rahibe Teresa: Arnavutluk'un kutsanmış misyoneri PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeynep Özbek - zeynebozbek@gmail.com   
Arnavutluk’un en büyük havaalanına, bulvarlara ve okullara Rahibe Teresa’nın adının verilmesi Müslüman çoğunluğa Hıristiyan değerlerinin zorla dayatılmasının bir örneği olarak görülebilir.

Hangi dine mensup olursa olsun karşılıksız insani yardım faaliyetlerinde bulunan herkes takdir edilmeli ve saygıylateresa.jpg anılmalı. Ne var ki bu çalışmaların arkasında gizli bir saik olduğunda, yapılan iş artık kutsal olmaktan çıkıyor. 2003 yılında Katolik Kilisesi tarafından azize ilan edilen Rahibe Teresa, Batılı devletlerin asırlardır siyasi ve ekonomik yönden sömürdüğü ülkelerde bugün fakirlik ve hastalık etiketini kullanarak, kendi dinini ve kültürünü nasıl yaydığının somut bir örneğini teşkil ediyor.

1910 yılında Üsküp’te Arnavut kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Rahibe Teresa, 18 yaşında iken misyonerlik faaliyetleri için Hindistan’a gitmek üzere ülkesinden ayrıldı. Rahibe Teresa 1948 yılında Vatikan’dan aldığı izinle Missionaries of Charity adıyla Kalküta’da kendi cemaatini kurdu. Amacı, kendi ifadesiyle “fakirlerin en fakirine gönülden ve karşılıksız yardım” olan ve 13 kişiyle faaliyete başlayan bu cemaat bugün 123 ülkede 610 kuruma sahip hale geldi. Cemaate mensup 4000’den fazla rahibe Asya, Afrika, Latin Amerika, Avrupa ve Afrika’da açtıkları yetimhaneler, hastaneler, hayır kurumları ve mülteci kampları ile sakatlar, yaşlılar, alkolikler, fakirler ve evsizlere yardım ediyor. Bu faaliyetler Rahibe Teresa’ya 1971’de Papa XXIII. John Barış Ödülü’nü, 1979’da ise Nobel Barış Ödülü’nü kazandırdı. 1997’de ölen Rahibe Teresa, hayatı boyunca yaptığı işler dolayısıyla, farklı kesimler tarafından dillendirilen ciddi eleştirilerin hedefi haline geldi. Özellikle yardımların kaynağı ve bu yardımların nasıl harcandığı konusundaki şüpheler, cemaatin bu konulardaki ayrıntıları açıklamaması ile daha da artıyor. Vatikan, belki de bu eleştirileri durdurmak ve Teresa’ya sahip çıkmak için onu ölümünden altı yıl sonra azize ilan etmiştir. Bu azizelik unvanı bile Vatikan’ın sadık iyilik elçisine karşı yapılan eleştirileri durduramamıştır.

Rahibe Teresa, ömrünün çoğunu Hindistan’da geçirmiş olmasına karşın Vatikan ve İtalya tarafından bugün Arnavutluk’un sembolü haline getirilmeye çalışılıyor. 1939-1944 yılları arasında İtalyan işgalini, ardından Balkanların en baskıcı Stalinist yönetim dönemini yaşayan Arnavutluk, geçirdiği tüm sıkıntılı dönemlere rağmen Osmanlı’dan aldığı beş asırlık tarihi, kültürel ve dini mirası günümüz Avrupa’sına taşımayı başarmış bir ülke. Oysa bugünlerde Arnavutluk ciddi bir Hıristiyanlaştırma tehdidi ile yüz yüze. Komünist dönemden arta kalan iki ciddi problem, işsizlik ve eğitimsizlik ise bu tehdidi daha da tehlikeli hale getiriyor. Bugün Arnavutluk bir yandan ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışırken bir yandan da 50 yıllık komünist yönetimin neden olduğu dini yozlaşma ve bilgisizliğin acısını çekiyor. Arnavutluk’un bu zayıf ve çaresiz durumundan istifade etmeyi ihmal etmeyen Hıristiyan misyonerler ise nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bu üçüncü dünya ülkesinde haklılaştırılamayacak bir Hıristiyan propagandası yürütüyor.

Bugün Arnavutluk nüfusunun yaklaşık %60’ını Sünniler, %15’ini Bektaşiler, %15’ini Ortodokslar ve %10’unu ise Katolik Hıristiyanlar oluşturuyor. Protestanların oranı %1’den az olmakla beraber çoğunluğu Birleşik Devletler’den gelmiş olan Evanjelistlerin misyonerlik çalışmaları neticesinde sayıları giderek artıyor. Ülkede Müslüman halkı Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinde İtalya ve Yunanistan başrolü oynuyor. 1991’de komünist rejimin çökmesiyle ülkede oluşan nispeten özgür ortam, gerek sosyal hayatta gerekse politikada baskın biçimde söz sahibi olan Hıristiyan grupların okullar, medya kuruluşları, siyasi partiler, üniversiteler ve yardım kurumları yoluyla dini propagandalarını rahatça sürdürmelerine imkan sağladı. Arnavutluk’taki mevcut örgütlenme ve siyasi yapıya bakıldığında ülkedeki dini grupların adil bir şekilde temsil edilmediği açıkça görülmekte.

Arnavutluk’un en büyük havaalanına, bulvarlara ve okullara Rahibe Teresa’nın adının verilmesi Müslüman çoğunluğa Hıristiyan değerlerinin zorla dayatılmasının bir örneği olarak görülebilir. Ayrıca 19 Ekim 2005 günü ülkede Rahibe Teresa Günü ilan edilmiş ve öğrenciler yapılan törene katılmaya zorlanmıştı. Yine 25 Ekim günü İtalyan elçiliğinin girişimiyle başkent Tiran’da Rahibe Teresa maratonu düzenlenmişti. Tüm bu onurlandırmalara rağmen, Rahibe Teresa’nın 1990’da ülkeyi ziyaret ederek diktatör Enver Hoca’nın mezarına çelenk koymak ve Hoca’nın dul eşine sarılarak onu teselli etmek dışında Arnavutluk’a hiçbir katkısının olmadığı bilinmektedir.

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...


DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...