Kanada, Müslüman memnuniyetinin en yüksek olduğu Batı ülkesi. Fakat bu görece olumlu resim, Kanada’nın yumuşak karnı Quebec bölgesinde
çatlamaya başlamış görünüyor.
Kanada’nın
Quebec eyaletinde, 11 yaşındaki amatör futbol oyuncusu Asmahan
Mansour’un başörtülü olduğu gerekçesi ile, maç sırasında oyundan
atılmasının ve ardından Quebec Turnuvası’ndan çıkartılmasının ardından
olay, Türkiye gündemine de yansıdı. Aslında bu olay, Kanada’nın bu
eyaletinde bir süre önce ortaya atılan ve son günlerde artan olaylarla
altı doldurulan Reasonable Accomodation (makul intibak) politikasının
bir uzantısıydı. “Makul intibak”, menşeini Quebec’ten alan ve özellikle
göçle büyüyen çok kültürlü topluluklarda her geçen gün daha da popüler
hale gelen politik bir kavram. Kavramın ortaya çıkışı, bir yıl önceye
dayanıyor. 2006 yılı Mart ayında, Kanada Yüksek Mahkemesi, Montrealli
Sih Gurbaj Singh Multani’nin okula kutsal kama (kirpan) ile girmek
istemesini “makul” bulduğunu ifade ederek bu şekilde okula girmesine
izin verdi. Ve böylece kavram, göçmenlerin geleneklerini uygulamaları
ile ilişkili olarak ilk kez hukuki bir platformda kullanılmış oldu.
Arkasından, Müslüman göçmen ve vatandaşların okullarda namaz
kılabilecekleri bir mekan talepleri gündeme geldi. Ancak, 2007
Ocak’ında, Quebec’in küçük bir yerleşim bölgesi olan Herouxville’de
hazırlanan “davranış yönetmeliği” ile “makul” kavramı kapsam değiştirdi
ve kavram göçmenlerin haklarını korumaya yönelik olmaktan çıktı.
Hedefi, Herouxville sınırları dahilinde göçmenlere tanınan özgürlükleri
“makul” seviyede tutmak olan yönetmelik, okulda ibadet için mekan talep
edilmesini de yasaklayan bir dizi sınırlamalar içermekteydi.
Herouxville kent meclisi, böylece göçmenlerin potansiyel olarak
sergileyebileceği bazı davranış şekillerinin kendileri için “makul”
olmadığını dile getirmiş ve bunlara ilişkin taleplerin de önünü kesmiş
oluyordu.
2007 başında 12 yaş altı bayanlar Quebec Futbol Turnuvası’nda
Asmahan’ın “kendi güvenliği” gerekçe gösterilerek oyundan çıkartılması,
takım arkadaşları tarafından protesto edilmiş; olay, önce takım
arkadaşlarının, ardından da turnuvaya Ottowa’dan katılan diğer dört
takımın turnuvadan çekilmesi ile sonuçlanmıştı. Asmahan’ın komşu
bölgelerdeki turnuvalarda böyle bir sorunla karşılaşmamış olması,
Quebec’i ayrımcılık yaptığı yönünde suçlamalara maruz bırakırken;
Asmahan’ı oyundan çıkartan hakemin Müslüman olması da tartışmaları
içinden çıkılmaz bir hale soktu. Asmahan’ın oyundan çıkartılmasına
gerekçe gösterilen güvenlik maddesi, oyuncuları tehlikeye sokabilecek
takı, fular gibi eşyalar için yönetmeliğe konmuştu; ancak bu maddenin
başörtüsü ile ilgili bir ifade içermemesi, gözleri FIFA’ya çevirdi.
FIFA, 3 Mart 2007’de yaptığı yıllık toplantısında gündemine son anda
aldığı başörtüsü tartışmasına son noktayı koymak yerine konuyu muğlak
ifadelerle geçiştirmeyi yeğledi. Başörtüsünü güvenliğe engel görüp
görmeme, yine hakemin inisiyatifine kalmıştı. Fakat Quebec Futbol
Federasyonu zaten ocak ayında aldığı bir kararla sahalarda başörtüsü
takmayı hakemin insiyatifine bağlı olmaktan kurtarmıştı. Lakin gariptir
ki bu kez gerekçe olarak güvenlik gösterilmemişti. Memorandumda, açık
açık “İslami tesettür veya başka herhangi bir dini sembol”ün
yasaklandığı ifade edilmişti.
Türkiye gündeminde pek yer etmemiş bir diğer olay ise, 19 yaşındaki
Sodos Abdelatif’in, Montreal Bordeaux Hapishanesi’ndeki gardiyanlık
eğitimi sırasında, başörtüsünü çıkartması yönünde uyarılması üzerine
eğitimden ayrılması oldu. Yetkililer, başörtüsünün mahkumların
düşmanlığına vesile olabileceği ve Abdelatif’in güvenliğini tehlikeye
atabileceği endişesiyle, başörtülü gardiyanlık yapılamayacağına karar
verdiklerini açıkladılar.
Yöntem çok tanıdık: Yasaklamalar, masum ve makul gerekçeler öne
sürülerek yapılıyor. Gerekçelerin masumiyeti, hem yasakların içeriğini
sorgulamayı güçleştiriyor hem de arkalarında yatan adaletsizliği
görünmez kılıyor. Tartışma büyütülüp resim bulanıklaştıkça, güvenliği
önemsenen zümre kendini ironik bir biçimde daha güvensiz, daha
savunmasız, hatta daha çok hedef tahtası konumunda hisseder hale
geliyor. Durum Türkiye’de üniversitelere başörtüsü yasağının ilk
gelişini ve sorunun çözülemez şekilde, bir kangrene dönüşme sürecini
hatırlatıyor. Benzerliğin bir başka boyutu da, konuyu takip eden insan
hakları ve demokrasi savunucularının söz birliği etmişçesine “bu
tartışmaların asıl önemli gündemi saptırdığını” söylemeleri. Quebecli
analist Jean-Francois Dumas’ya göre ise, tartışmada dengelerin
bozulmasında medyanın rolü büyük. İletişim uzmanları, konunun
tartışılma şeklinin de gerginlik oluşturmaya matuf olduğunu dile
getiriyorlar. Medya, başıbozuk bando kararlılığında gürültü koparmaya
devam ediyor. Ve tabi, konuya uygun terimler üretilip sonra da bu
terimlerin altı dolduruluyor. Sorun ister bir savaş, ister yasaklama,
isterse ayrımcılık olsun; hep aynı adımları izliyor, aynı istasyonlarda
duruyor ve aynı neticeye varıyor.
Kanada, Müslüman memnuniyetinin en yüksek olduğu Batı ülkesi. Müslüman
vatandaş ve göçmenlerin büyük çoğunluğu Kanada’da yaşamaktan memnun
olduklarını ifade ediyor ve kendilerini “Kanadalı” olarak
tanımlıyorlar. Fakat bu görece olumlu resim, Kanada’nın yumuşak karnı
Quebec bölgesinde çatlamaya başlamış görünüyor. Quebec, kendi
kültürünü koruma kaygısını obsesyon düzeyine çıkartmaya başladı. 7,5
milyon nüfuslu bölgede yaşayan 50 bini aşkın Müslüman’la birlikte,
kendilerine yöneltilen ayrımcılık ve dışlamaların artmasını kaygıyla
izliyoruz.
|