|
Çin’in Afrika ülkelerinde sürdürdüğü nüfuzlu ticari faaliyetler, Afrika’nın yeniden ancak bu sefer Doğulu bir güç tarafından sömürülmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduğu düşüncesini akıllara getiriyor.
Çin-Afrika ilişkileri çok eski bir geçmişe sahip. Çin’in eski Afrika
krallıkları ile de ilişkide olduğu kayıtlarda geçiyor. Fakat bu ilişki,
Çin’in bugünkü kapitalist-komünist yapının üzerine kurduğu gibi
istilacı bir karakter taşımamaktaydı.
1,4 milyara yaklaşan nüfusu, bir katrilyon dolara yaklaşan döviz
rezervi, dünyanın en büyük şirketlerinin ve markalarının ucuz iş
gücünden dolayı bu ülkede üretime başlamaları gibi unsurlar üst üste
gelince, Çin roket hızıyla yükselişe geçen bir güç oldu. Bu durum,
geçen yüzyılda Soğuk Savaş’ın taraflarından biri olan komünist bloğun
ve lideri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra rakipsiz kaldığını
zanneden kapitalist dünyayı da endişeye sevk ediyor.
Çin, Afrika’da yeni bir sömürgeci güç olarak karşımıza çıkıyor.
Afrika’da izlediği siyaset ile, Amerika ve Avrupa ülkeleri tarafından
dışlanan ve ambargoya uğrayan Zimbabve ve Sudan gibi ülkelerle ciddi
ilişkiler geliştiriyor. Zimbabve sokaklarında üzerlerinde Çince yazılar
olan onlarca otobüs dolaşıyor. Zimbabve’de devlet Çince kursları
açıyor. Çünkü Çin’in ülkede önemli yatırımları ve ticari girişimleri
var. Çin; Nijerya ve Sudan’dan petrol, Zimbabve’den de maden taşıyor.
Afrika kıtasında ekonomik nüfuzunu artıran Çin, Batılı iktidarlara
karşı da muhalifleri destekliyor. Çin, Afrika’nın her yerine bayrağını
dikmiş durumda. Bunun en iyi göstergesi ise Çin’in başkent Pekin’de
düzenlediği Afrika Zirvesi’ne 50 Afrika devlet başkanının katılmasıydı.
Siyasi nüfuzunu artırmak ve hammadde ihtiyacını karşılamak için
Afrika’ya yönelen Çin, bu zirvede, Afrika ülkelerine üçer milyar dolar
ayrıcalıklı borç ve üç yıllığına iki milyar dolar ihracat kredisi
teklif etti. Çin, Afrika’ya yaptığı yardımları iş anlaşmaları
karşılığında yapıyor; ancak 2007 başında hiç koşulsuz olarak Nijerya’ya
2,5 milyar dolar, Angola’ya da dokuz milyar dolar borç verdi. 1996
yılında Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin ve Nisan 2006’da yeni devlet
başkanı Hu Jintao Afrika seyahatlerinde birçok anlaşmaya imza attılar.
Afrika’daki birçok ülkede Çin ticaret merkezleri açılıyor. Bunlardan
bazılarının ismi Afrika Ticaret Merkezi, bazılarınınki Dragon City, bir
kısmınınki ise China Mart. Çin’den getirilen ucuz ve kalitesiz mallar,
piyasaları kasıp kavuruyor. Çinli tüccarlar, vergi kaçırıp Afrika
ülkelerini zarara uğratıyorlar. Ayrıca Çin, Mısır’da alüminyum sektörü
için 300 milyon dolar, Nijerya’da çevre yollarını geliştirmek için 300
milyon dolar, Zambia’daki bakır yatırımı için de 200 milyon dolar
bütçeli anlaşmalar yaptı. Nijerya ile Çin, Lagos ile Kano arasındaki
1315 km uzunluğundaki demiryolunun inşası için sekiz milyar dolarlık
bir anlaşma imzaladı.
Güney Afrika Devlet Başkanı Thabo Mbeki’nin belirttiği üzere,
Afrika’nın iyi ve güvenilir arkadaşlara ihtiyacı var. Mbeki, Çin’den
Güney Afrika’ya çok fazla malın ithal edildiğini, bunun karşılığında
kendi ülkesinden Çin’e çok az malın ihraç edildiğini ve bunun dengeli
bir biçimde yapılması gerektiğini belirtiyor.
Çin, özellikle tekstil sektöründe Afrika’yı çok kötü vurdu. Çin’in
Afrika’da tekstil sanayisine yönelik yatırımları dolayısıyla
Afrika’daki birçok işyeri kapandı. Son dört yılda 67 bin kişi bu yüzden
işsiz kaldı. Mbeki, Çinle olan ilişkilerde her şeyin eşit şartlar
altında, ticaret ölçütünde yürütülmesi gerektiğini belirterek
Afrika’nın yeniden sömürgeleştirilmesi oyununa düşülmemesi noktasında
Afrika ülkelerini uyarıyor.
Çin, ekonomik emperyalizmi kullanarak Afrika üzerinde hakimiyet kurmaya
başladı. Çinlilerle Avrupalılar arasında aslında çok fazla bir
farklılık yok; onlar da Afrikalı yerlilere çok kötü davranıyorlar. Bu
yüzden Zambiya’da ve Namibya’da düzenlenen gösterilerle Çin protesto
ediliyor.
Çinliler, Batılıların çok riskli görüp yatırım yapmadıkları yollar,
limanlar, telefon hatları, elektrik rafineleri gibi önemli sahalarda
yatırım yapıyorlar. Diğer yandan Çin, Afrika ile ilişkilerini
geliştirmeye çalışmasına rağmen bu ülkelerden birinin BM Güvenlik
Konseyi’nin daimi üyesi olmasına karşı çıkıyor. Bu da Çin’in Afrika’da
sadece ekonomik olarak değil, siyasi olarak da egemenlik kurmak
istediğinin bir göstergesi.
Çin Afrika ülkelerinde özellikle iktidardaki partiler vasıtasıyla
çalışıyor. Bu da Çin’in iktidar değişikliklerinde problemler yaşamasına
yol açacak gibi görünüyor. Çin, Afrika’yı yeniden sömürgeleştirdiği
suçlamalarını ise reddederek, karşılıklı ekonomik ilişkilerin
sürdürüldüğünü ileri sürüyor.
Afrika ülkeleri ise yavaş yavaş Çin’e karşı mesafeli davranmaya
başladı. Mesela 2007 başına kadar Çinliler Zambiya’ya girişlerinde
sınırı geçerken bile vize alabiliyorlardı; ancak şimdi bu ülkeye vize
için Çin’den başvuru yapmak zorundalar.
20. yüzyılda Afrika ülkelerinin ağırlıkta olduğu İngiliz Milletler
Topluluğu ve Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu kuruldu. 21. yüzyılda
ise Çin Milletler Topluluğu kurulacak gibi görünüyor.
|