Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 28

Röportaj: Kudüste yıkılmak istenen onurumuzdur PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Bayrak - abdullahbayrak@gmail.com   

İsrail’in bir sonraki işi, bastıkları broşürlerden ve yaptıkları açıklamalardan öğrendiğimiz kadarıyla, Mağribliler Kapısı’na çıkan yola üzerinden askeri araçların da geçebileceği, Mescid-i Aksa’ya aynı anda 300 askerin baskın düzenleyebileceği büyük bir köprü yapmak olacak.

Mescid-i Aksa davası sadece Filistinlilerin değil, tüm İslam ve Arap aleminin davasıdır. Bizler, tüm İslam alemi olarak; medeniyetimizi, dinimizi, tarihimizi koruyacak şekilde, birliğimizi nasıl sağlarız diye düşünmek ve çabalamak zorundayız.


İsrail sınırları içerisinde yaşayan Filistinliler tarafından kurulan Aksa İslami Eserleri İmar Kurumu; genelde Kudüs, özelde ise Mescid-i Aksa ve çevresindeki İslami eserlerin korunması, tamiri, yeniden inşası, bakımı ve restorasyonu gibi faaliyetlerde bulunuyor. Pek çok mezarlık ve cami, kurum sayesinde yeniden ibadete ve kullanıma açılmış durumda. Ayrıca kurum tarafından Mescid-i Aksa’nın cemaatsiz kalmaması ve Filistin halkının birliktelik bilincinin artırılması için her namaz vakti, çeşitli bölgelerden Mescid-i Aksa’ya ücretsiz seferler düzenleniyor.

Kurum son olarak, geçtiğimiz günlerde, Mescid-i Aksa’nın Mağribliler Kapısı’na çıkan yolun İsrail tarafından yıkılması sırasında bir direniş çadırı oluşturdu ve gerçekleştirdiği eylemle dünya kamuoyunu bilgilendirerek yıkıma engel olunması çağrısında bulundu. Bu eylem sonrasında kurum başkanı Raid Salah gözaltına alındı. Para cezasına da çarptırılan Salah’ın iki ay süreyle Mescid-i Aksa’ya girişi yasaklandı.

Aksa İslami Eserleri İmar Kurumu Başkan Yardımcısı Kemal Hatip ile Mescid-i Aksa’da yaşanan son gelişmeler ve İslami eserler üzerine konuştuk.



kemalhatip.jpgİsrail’in, kuruluşundan bu yana İslami eserlere yönelik olarak gerçekleştirdiği yıkımları bize kısaca anlatır mısınız?
1948’den bu yana Mescid-i Aksa da dahil olmak üzere İslami eserlerin yok edilmesi konusu, gerçekten tüm İslam alemi için onur kırıcıdır. O tarihten bu yana İsrail kurumları tarafından 1200 mescit yerle bir edilmiştir. Bu mescitlerin arasında, Kudüs’ün Hz. Ömer zamanında fethedilmesinin ardından inşa edilen mescit ile Osmanlı Devleti zamanında yaptırılan mescitler de vardır. Bu mescitlerin dışında, yıkılmamış olan ama İsrail kurumları tarafından gasp edilerek amacı dışında kullanılan onlarca mescit de bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı lokanta, birahane veya ahır olarak kullanılırken bir kısmı da gece kulübü haline getirilerek ahlaksızlık ve uyuşturucu batakhanesi haline dönüştürülmüştür.

Bununla beraber İsrail tarafından binlerce mezar yok edilmiş, ölülerimiz mezarlardan çıkarılarak denize atılmış ve bu mezar yerleri üzerine binalar, oteller ve yollar yapılmıştır. İsrail bu suçu işlemeye halen devam etmektedir.

Kudüs, Hz. Ömer tarafından fethedildiği günden 1948’e kadar İslam medeniyetine ev sahipliği yapmıştır. Peki, bugün bu topraklarda, Kudüs’e 13 asır boyunca hakim olan İslam devletlerinden hangilerinin eserleri var? Maalesef İsrail tarafından binlerce İslami eser yok edilmiş, bir kısmına da el konulmuştur. Mesela; Filistin’de antik bir liman şehri olan Kayseriyye’deki eserlerimizden geriye kalan sadece bir tane mescittir ve o da lokanta olarak kullanılmaktadır. Taberiye’deki, Halid bin Velid zamanından kalma mescide ise İsrail tarafından el konulmuştur. Bu bölgedeki iki tarihi cami de kapatılmıştır. Müslümanların el-Remle şehrinde ilk inşa ettikleri mescit de yok edilmiştir. Ayrıca bu şehirdeki Kalevun Kalesi’ne de İsrail Tarihi Eserler Kurumu tarafından el konulmuştur. Maalesef bu kalenin çevresindeki İslami eserler, bazı Yahudi yerleşimciler tarafından mantar üretimi için kullanılmaktadır. Akka’daki, Yafa’daki, Lut şehrindeki tarihi eserler de maalesef yok edilmiştir. Geriye kalanlar ise döküntü haldedir veya İsrailli bazı kurumlar tarafından gasp edilmiş durumdadır.


Son olaylardan da bahsetmek gerekirse; geçtiğimiz günlerde İsrail Başbaşkanı Ehud Olmert, Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyareti esnasında, Mescid-i Aksa’daki kazı çalışmalarının amacının, yıkılmış bir yolun yeniden inşası olduğunu ve bu çalışmaların hiçbir İslami esere zarar vermediğini söyledi. Olmert’in açıklamaları ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Sizce İsrail bu kazı çalışmaları ile neyi hedefliyor?

Biz, İsrail’in İslami eserlere karşı işlediği suçlara da, bunları temize çıkarmaya çalışan yalan beyanlarına da alıştık. Şimdi aynı oyun, Mescid-i Aksa’nın bir kısmını yıkacak olan kazı çalışmaları için de sergilenmektedir. Yapılanlar, Mağribliler Kapısı’na çıkan yolun ve altındaki Arap-İslam medeniyetine ait tarihi hazinelerin yok edilmesi girişimidir. Bu hazineler Emevi, Eyyubi, Memluklu ve Osmanlı Devleti’nden günümüze ulaşmıştır. Bu yolun altında, Selahattin Eyyubi tarafından inşa edilen ve o devirde Kudüs’ü koruyan Faslıların çocuklarının eğitim aldıkları el-Afdaliyye Medresesi bulunmaktadır. İsrail bu suçu işlemeye devam ederse bu tarihi hazineler ebediyen yok olacaktır. Sonra ne olacak? İsrail, bu yoldan sonra el-Burak duvarına bitişik olan iki tarihi odanın da yıkılacağını ilan ediyor. Bu odalar yıkıldıktan sonra ne olacak? Akabinde el-Burak Mescidi’ne el atacaklar ve orayı da Yahudi havrası yapacaklar. Sonra? Bundan sonra yapacakları şey, bastıkları broşürlerden ve açıklamalarından öğrendiğimiz kadarıyla, buraya üzerinden askeri araçların da geçebileceği, aynı anda Mescid-i Aksa’ya 300 askerin baskın düzenleyebileceği büyük bir köprü yapmak olacak. Tüm bu yapılanlardan ve açıklamalardan sonra son gelişmeleri hala “yeniden inşa ve tamir” diye algılamak mümkün müdür?! Bu yapılanlar; dinimize, medeniyetimize, hatta insanlık medeniyetine ait mirasa yönelik yok etme planlarının uygulamasıdır ve medeniyetlere ve insanlık mirasına önem veren herkesi ilgilendirmektedir.


Yahudilerin, Mescid-i Aksa’nın Süleyman Mabedi üzerine inşa edildiğini düşündüklerini ve bunu ispat etmek için de Mescid-i Aksa’nın altını kazdıklarını biliyoruz. Bu kazılarda ve bu hayallerini gerçekleştirmede gelinen aşama nedir?

1967 yılından bu yana, Mescid-i Aksa’nın çevresinde ve altında devam eden bu kazıların sorumluları, on yıllardır devam ettirilen bu kazılara rağmen Mescid-i Aksa’nın altında Yahudi halkına ve dinine ait toplu iğne başı kadar bir tarihi esere bile rastlayamamışlardır. Bu ifadeler, Mair ben-Dud ve ben-Mezzar adlı kazı işçilerinin ifadeleridir. Daha da önemlisi; Herzog adlı meşhur bir Yahudi tarihçisi, tüm bu araştırma ve kazılara rağmen Mescid-i Aksa’nın altında veya Kudüs’ün herhangi bir yerinde Süleyman Mabedi’ne ait hiçbir kanıtın bulunmaması sebebi ile Yahudi tarihinin yeniden yazılması gerektiğini söylemektedir. Müslümanlar olarak bizler, tam bir iman ile bu çabaların boşa çıkmaya mahkum olduğunu biliyoruz. Çünkü Kudüs’te ilk inşa edilen bina Mescid-i Aksa’dır. Bu konuda Sahih el-Buhari’de Ebu Zer el-Gıfari’den rivayet edilen bir hadiste şöyle denmektedir: “Rasulullah (s.a.v.)’a Ebu Zer hazretleri şöyle sorar: ‘Yeryüzünde inşa edilen ilk mescit hangisidir?’ Rasulullah şöyle cevap verir: ‘Mekke’deki Mescid-i Haram’dır.’ ‘Sonra hangisidir?’ deyince o şöyle buyurur: ‘Mescid-i Aksa’dır.’ ‘Aralarında ne kadar var?’ diye sorunca da ‘40 yıl’ diye cevap verir.” İşte bu hadis, bize çok net bir şekilde yeryüzündeki ilk mescit olan Mekke’deki Harem-i Şerif’ten 40 yıl sonra Mescid-i Aksa’nın inşa edildiğini beyan etmektedir. Hz. Adem zamanında inşa edilen bir mescidin altında nasıl olur da başka bir mabedin kalıntıları aranabilir?! Bu iddialar, Yahudi efsaneleri ve yalanlarından başka bir şey değildir.


Az önce bahsettiğiniz Mağribliler Kapısı’na çıkan yolun yıkımında İsrail’in planı ve hedefi nedir? İşgal yönetimi yıkımı durdurduğunu ilan etti. Bu açıklamanın doğruluk payı nedir? Bu yıkım işleminin zamanlaması konusunda ne dersiniz?
İsrail, yıkım işlemine devam etmekte ve Mescid-i Aksa’nın bir parçası olan bu yol, yok edilmektedir. Bu yıkımın arkasında çok tehlikeli planlar yatmaktadır. Bunlardan birincisi, Mescid-i Aksa’nın taksimidir. Mağribliler Kapısı’nı Yahudilere özel bir giriş haline getirmeye çalışıyorlar. Akabinde de Mescid-i Aksa’yı işgal ederek bölme planını kuruyorlar. Bir başka hedefleri de Mescid-i Aksa’nın içinde, el-Esbat Kapısı ile Mervan Mescidi arasında büyük bir Yahudi havrası inşa etmektir. Diğer bir hedef ise, biraz önce belirttiğimiz gibi, büyük bir köprü inşa ederek Mescid-i Aksa’nın içerisine askeri araç ve asker geçişi sağlamaktır.


Siyonistlerin Ma’manillah Mezarlığı ile ilgili planları nasıldır? Gelinen son nokta nedir?
Bu mezarlık, Kudüs’ün ilk fethedildiği dönemde sahabileri, tabiini ve fetihten bu yana, Osmanlı hilafeti de dahil olmak üzere, İslam medeniyetinin büyük temsilcilerini bağrında taşımaktadır. Ancak bugün İsrail, tarihimize, dinimize ve medeniyetimize ait bu değerleri inkar etmekte; bazı Amerikan kuruluşları ile birlikte, adına utanmazca “Hoşgörü Müzesi” diyebildikleri bir projeyi hayata geçirmeye çalışmaktadır. Hangi hoşgörü bu? Bizim dinimize ve medeniyetimize el uzatıp, haklarımızı gasp edip ölülerimizi yeniden katletmek, sonra da bunun adına “hoşgörü” demek nasıl izah edilebilir?


İslam aleminin bu olaya karşı tepkisi nasıl oldu? Sizce tepkileri yeterli seviyede miydi? Sizin bu konudaki önerileriniz nelerdir?
Mescid-i Aksa’nın içerisine düşürüldüğü büyük sorunlara karşı yeni yeni filizlenen bu tepkiler, maalesef yeterli değil. Her zaman söylediğimiz gibi, Mescid-i Aksa’yı İsrail planlarından kurtarabilmek için ayakları yere basan, samimi ve sürekli çabalara ihtiyacımız var. Bu konuda hükümetlerimizin, alimlerimizin, siyasi partilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, medyamızın ve halklarımızın yapması gerek vazifeler var. Tüm bu gruplar, azmi kuşanıp ellerinden gelen tüm vasıtaları kullanarak tereddütsüz bir şekilde çaba sarf etmelidirler. Ancak bu çabaların birleşmesiyle Siyonist tuzaklara karşı bir güç oluşturabilir; Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü ve Müslümanların onurunu koruyabiliriz.


Biz, işgal yönetiminin, Filistin halkı ile İslam medeniyeti arasındaki köprüyü İslami eserleri yok ederek yıkmaya çalıştığını anlıyoruz. Bu sorunla mücadelede yük sizin omuzlarınıza binmiş durumda. Genelde İslam medeniyetini, özelde Mescid-i Aksa’yı korumaları için Filistin halkına yönelik ne gibi bilinçlendirme çalışmaları yapıyorsunuz?

Bu soru gerçekten çok önemli. Biz, durumun farkındayız. Mescid-i Aksa davası sadece Filistinlilerin değil, tüm İslam ve Arap aleminin davasıdır. İşte buradan yola çıkarak hepimiz, tüm İslam alemi olarak; medeniyetimizi, dinimizi, tarihimizi koruyacak şekilde birliğimizi nasıl sağlarız, diye düşünmek ve çabalamak zorundayız. İşte kurum olarak bizler, bu bağlamda geçmişten geleceğe yürüyüşümüzde büyük bir kale olarak gördüğümüz Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve önemli şahsiyetler ile irtibatlar kuruyor ve bu irtibatları geliştirmeye ayrı bir önem veriyoruz.


Kudüs davasında geleceğe dönük tahminleriniz nelerdir? İslam mirasını koruma konusunda İslam aleminden neler bekliyorsunuz?
Biz, Arap ve İslam toplumundan İslami değerleri koruma konusunda ortak bir bilinç geliştirmelerini umuyoruz. Endülüs’ten Buhara’ya, Semerkand’a ve Nişabur’a; Afrika’dan Hindistan’a kadar toplu bir uyanış ile İslam medeniyetini yeniden diriltmenin gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede İKÖ’nün, yakın zamanda, Kudüs’ü Arap-İslam kültür başkenti ilan etmesini çok önemli buluyoruz. Bu anlamda, sahip olduğu el yazmaları, müzeler ve İslami eserler ile Türkiye’nin, bu konunun omurgasını oluşturduğunu da biliyoruz.

Son olarak, Kudüs ve Mescid-i Aksa davasında Türkiye’nin dünya kamuoyunu harekete geçirmeye yönelik çabalarını, özellikle de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çabalarını memnuniyetle izliyoruz. Türk halkına ve size, hassasiyetinizden dolayı teşekkür ediyorum.
 

Sayı 44

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...