Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 28

Balkanlar: Kosova statü planı açıklandı: Sonuç karmaşık ve zorlu PDF Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Akif Gül   
Arnavut tarafın parlamento, bayrak, milli marş, ordu ve uluslararası ilişkiler anlamında serbest hareket edebileceği belirtilmektedir. Ancak bunları yaparken azınlıkların da göz önünde bulundurulması talep edilmektedir.

kosova.jpg“Balkanlaşma” ya da “Balkanlaştırma” teriminin uluslararası manada istikrarsızlığı ve kaosu ifade etmek için kullanıldığı Balkan coğrafyasında, ülkelerin komşu ülke ve bölgelerle onlarca konuda ihtilafları bulunmaktadır. Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi ülkeler bu manada zikredilebilir. Bu ihtilaflar uzun tarihi süreçte çoğu kez savaş ve şiddetle ‘çözülmeye’ çalışılmış; ancak şiddet ve sınırsız güç kullanımı, milliyetçiliği ve karşı milliyetçiliği besleyerek işleri daha da içinden çıkılmaz bir noktaya taşımıştır.

Balkan coğrafyasında ihtilaflı noktalardan biri de Arnavut çoğunluğun hiçbir zaman bir devlet hüviyetine bürünemediği Kosova olmuştur. Tito Yugoslavyası (1945-1980) döneminde 1963 ve 1968 yıllarında statüsünde değişiklikler yapılan Kosova, 1974 yılında Voyvodina ile birlikte Yugoslavya’dan ayrılma hakkı tanınmayan ve fakat bunun dışında diğer tüm federal birimlerle aynı haklara sahip bir özerkliğe kavuşmuştur. Bundan sonraki süreçte Arnavutlar tam bağımsızlığı beklerken 80’li yılların ikinci yarısından itibaren esmeye başlayan Miloşeviç rüzgarıyla 1989’da yeniden tüm anayasal haklarını ve özerkliklerini kaybetmişlerdir. Aynı yıl İbrahim Rugova ile hakları için mücadeleye başlayan Kosova halkı geçen 18 yılın ardından bağımsızlığa yakın görünse de bu yolda birçok engel bulunuyor.

1998-99 savaşı ardından nispeten rahat bir dönem geçiren Kosova’da, 2006 Şubat’ından itibaren statüyle ilgili görüşmeler başlatılmıştır. Fakat maalesef, belediyeler ve bazı yönetim sorunları üzerinde ancak durulabilmiş, asıl konularla ilgili bir uzlaşma sağlanamamıştır. Nihai statünün açıklanmasıyla ilgili olarak 21 Ocak tarihli Sırbistan seçimlerinin sonucu beklenmiş; BM Kosova Özel Temsilcisi Finlandiyalı Martti Ahtisaari’nin bölgenin statüsüne ilişkin planının önemli bir kısmının 2 Şubat 2007’de açıklanmasıyla yeni bir sürece girilmiştir.
Ahtisaari’nin 2 Şubat’ta hem Belgrad hem de Priştina ile paylaştığı ve öncesinde de Temas Grubu’na açıklanan planında açık bir biçimde Kosova’ya bağımsızlığın verildiği belirtilmemekle birlikte, Arnavut tarafın parlamento, bayrak, milli marş, ordu ve uluslararası ilişkiler anlamında serbest hareket edebileceği belirtilmektedir. Ancak bunları yaparken azınlıkların da göz önünde bulundurulması talep edilmektedir. Azınlıklardan kast edilen ise Kosova’daki Sırp tarafıdır.

Statüyle ilgili plan, Belgrad ve Priştina’da farklı yankılar uyandırmıştır. Sırbistan, ilk tepki olarak böyle bir kararın asla kabul edilemeyeceğini en üst makamlar aracılığıyla açıklamıştır. Toplanan Sırbistan parlamentosu da 15 “evet”e karşı 225 “hayır” oyuyla planı reddetmiştir.

Arnavut taraf ise yönetim düzeyinde açıklanan plandan şimdilik memnun görünmektedir. Başbakan Agim Çeku “Kosova halkına sürecin doğru ilerlediğine ve Kosova’nın yakın zamanda bağımsız olacağına dair güvence veriyorum.” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu da Çeku’yla benzer görüşleri paylaşmaktadır. Arnavut yöneticiler bağımsızlığın kesin bir şekilde kendilerine verilmeyeceğini ve bu konuda Batılı güçlerle bir zıtlaşmaya gidilmemesi gerektiğini düşünmektedir. Halihazırda, Arnavut liderliğinin İslam dünyası ve Türkiye ile yeni açılımlar sunacak ya da farklı perspektiflerden olaylara bakabilecek bir manevra alanı bulunmuyor. Hal böyle olunca da Kosova için BM, AB ve Temas Grubu’na rağmen yeni stratejiler geliştirmek şu anda ihtimal dışı görünüyor.

Arnavut yöneticiler karardan memnun görünürken daha önce Kosova’nın statüsüyle ilgili gösteriler düzenleyen Kendi Kararını Kendin Ver Hareketi (Vetevendosja) lideri Albin Kurti, 10 Şubat’ta 10 bine yakın Arnavut’un katıldığı bir gösteri düzenledi. Polisin müdahalesiyle 80 kişinin yaralandığı ve iki kişinin kaldırıldıkları hastanede öldüğü gösteride Kurti, Kosova’nın tekrar Sırp idaresine bırakılmak istendiğini, oluşturulması düşünülen Uluslararası Sivil Temsilcilik Kurumu’yla Kosova’nın bir şekilde manda idaresine sokulduğunu ifade ederek derhal bağımsızlığın ilan edilmesi gerektiğini ifade etti. Kurti’nin endişeleri aslında yabana atılacak cinsten değil. Gerçekten Kosova için şu an öngörülen sistem, ifade edilenlerle aynilik taşıyor.

ABD, Rusya, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere’den oluşan Temas Grubu’nun çalışmalarına rağmen Kosova’nın statüsüyle ilgili farklı bir şeyin olması mümkün görünmüyor. Bu noktada bölgeyi bekleyen yeni tehdit unsurları şu şekilde sıralanabilir:

Öncelikle Sırplarla uzun tarihi birliktelikleri bulunan ve kendi sınırları içerisinde zoraki tuttuğu birtakım bölgelerin de Kosova’ya emsal teşkil edebileceğinden çekinen Rusya, Kosova’nın bağımsızlığı için sorun teşkil edebilecek bir güç. Rusya’nın hem Temas Grubu’nda hem de BM Güvenlik Konseyi’nde alınacak kararı veto etme hakkı bulunuyor. Bu çerçevede tabii ki birtakım pazarlıklar gündeme gelecek ve Rusya bu pazarlıklar doğrultusunda kararını verecek.
Diğer bir tehlike ise, her ne kadar Bosna Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dodik’in Bosna’nın bütünlüğü konusunda verdiği kesin sözler bulunsa da, bu cumhuriyetin ayrılmayı talep etmesi durumunda etnik şiddetin yeniden yükselmesidir.

Gerçekleşmesi muhtemel bir başka kritik husus da, Kosova’nın Mitrovitsa’sında daha çok Sırp radikallerin kullanmaya çalıştığı Kosova’daki Sırp azınlığın ayrılık talepleri olabilir.
Şimdi 21 Şubat’tan itibaren başlayan nihai görüşmelerin sonuçlanması bekleniyor. 2 Mart’a kadar devam edecek görüşmeler 10 Mart’ta sonuç olarak açıklanacak. Kosova’nın önündeki süreç her şeye rağmen oldukça karmaşık ve zorlu.


 

Sayı 45

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...


ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...