Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 28

Balkanlar: Lahey Adalet Divanı Sırpları korudu PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz - myilmaz101@ihh.org.tr   
Lahey Adalet Divanı 250 binden fazla Boşnak’ın hayatını kaybettiği, onlarca katliamın işlendiği olaylarda Sırbistan’ı temizlemiş ve potansiyel katillerin ellerine sağlam bir delil vermiştir.

lahey.jpgBundan tam 12 yıl önce Bosna Savaşı bitti denilen bir dönemde, çizilen haritaları yeniden değiştiren ve bölgedeki Boşnak Müslümanların acılarına bir yenisini ekleyen büyük bir katliam yaşandı: Srebrenitsa Katliamı. Bu, Bosna’da üç buçuk sene boyunca işlenen yüzlerce katliamdan bir tanesiydi. Zira Omarska ve Foça gibi 100’ün üzerindeki toplama kampında Boşnaklar, her gün işkenceye, tecavüze akıl ve mantık sınırlarını zorlayan katliamlara tanıklık etmişler ve böylesi zulüm sahnelerini Avrupa’nın ortasında yaşamışlardı. Srebrenitsa Katliamı’nın bir döneme damgasını vurmuş bir vakadan çok, Osmanlı hakimiyeti boyunca sessiz kalan ve Osmanlı’nın düşmeye başlamasıyla birlikte yarım kalan hesapların yeniden görülmeye başlandığı seri katliamların son halkası olarak görülmesi daha uygun olacak. Zira Boşnaklar her vesileyle ezilmeye çalışılmış, bölgede İslam kültürüne ait ne varsa yok edilmek istenmişti. Bu geleneğin temsilcileri, 19. yüzyılın ortalarında İliya Graşanin, 20. yüzyılın ortalarında Draya Mihailoviç ve yine aynı yüzyılın sonlarında Slobodan Miloşeviç ve Radovan Karadziç gibi azılı katiller olmuştur.

Srebrenitsa’yı kısaca hatırlayacak olursak, Srebrenitsa’nın Bosna’nın en doğusunda katliam öncesinde nüfusunun %75’ini Boşnakların oluşturduğu bir coğrafya olduğunu belirtmek gerekir. Sırplar, nüfusun %23’lük bir kısmını oluşturmaktadır. Srebrenitsa nispeten izole bir noktada bulunduğundan, Sırpların başlattığı saldırılardan başlarda etkilenmemiştir. 1993 yılında BM, şehri Saraybosna, Zepa, Gorajde, Bihaç ve Tuzla ile birlikte “güvenli bölge” ilan etmiştir. Bu özelliğinden dolayı aslında 20 bin civarında olan şehir nüfusu 40 binin üzerine çıkmıştır. Bölgenin koruması BM’ye bağlı Hollanda ‘barış’ gücü askerlerine verilmiş ve bu kadar insanın korunması için sadece 400 kişilik bir asker topluluğu görevlendirilmiştir.

Srebrenitsa’daki Boşnakların tamamının av tüfeklerine varıncaya kadar silahları toplanmış ve Fransız General Jacques Morillon “BM sizi koruyacaktır ve asla terk etmeyecektir.” şeklinde halka teminat vermiştir. Bu şekilde tamamen korumasız bırakılan halk, 1995 Temmuz’unun başlarında 10 günlük bir zaman dilimi içerisinde Ratko Mladiç ve emrindeki Çentik sürülerinin insafına bırakılmak suretiyle 10 binden fazla kurban vermiştir. İşlenen katliam tüyler ürpertecek cinstendir ve geçen 10 gün içerisinde BM, NATO, ABD ve AB gibi güçlerin hiçbirisi herhangi bir girişimde bulunmamış, Sırplara adeta “Siz işinize bakın.” mesajı verilmiştir. Bu şekilde Dayton Antlaşması ile belirlenen harita değiştirilmiş ve Doğu Bosna “Republica Sırpska”ya hediye edilmiştir.

Boşnakların BM’nin en üst mahkemesi sayılan Hollanda’daki Lahey Adalet Divanı’na ilk başvuruları, Srebrenitsa Katliamı’ndan çok önce 1993 yılında olmuştu. Mahkeme başvuru karşısında sadece soykırımın önlenmesi yönünde basit bir açıklamayla yetindi. Boşnakların ikinci başvurusu ise 2003 tarihinde olmuş ve başvuru Lahey yargıçlarının önüne ancak 2006 Şubat’ında gelebilmişti. Nihayet, bir senelik sürecin ardından geçtiğimiz ay 26 Şubat’ta karar açıklandı. Lahey Adalet Divanı, Srebrenitsa Katliamı’nın 1948 tarihinde belirlenen soykırım suçu kapsamına girdiğini belirtmekle beraber, Sırbistan’ın katliamdan suçlanamayacağını, fakat imkanları bulunduğu halde Bosnalı Sırpları durdurmadıkları için sorumlu olduklarını, Bosna’nın diğer bölgelerinde işlenen insanlık suçlarından Sırbistan’ın sorumlu tutulamayacağını ve aynı ülkenin soykırım yapanları cezalandırma yönünde yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtti.

1992 yılında Bosna’da savaş başladığında, Avrupa’nın en büyük üçüncü gücü olan ve %80’ine varan kısmını Sırpların oluşturduğu Yugoslavya ordusunun tüm askeri mühimmatı Sırpların eline geçmişti. Bu ordunun malzemeleri Miloşeviç’in emriyle Sırp Genelkurmayı tarafından Bosnalı Sırplara aktarılmış ve Sırplar da Sırbistan’ın finansal ve askeri desteği ile savaşı sürdürmüştü. Hatta Sırbistan askerleri de katliamların tamamına bizzat karışmıştı. Böylesi bir durum söz konusuyken, Sırbistan siyasi bir kararla Bosna’daki katliamların dışında tutulmuş ve Boşnakların talep edebilecekleri yekunu milyarlarca dolara varabilecek olan tazminattan da kurtarılmıştır. Lahey Adalet Divanı’nın kararı kesin olduğundan Boşnak tarafının temyize gitme şansının bulunmaması da oynanan oyunun son halkası olmuştur. Lahey Adalet Divanı’nın burada yapmış olduğu şey, zaten daha önce Yugoslavya’daki savaş suçlularını yargılamak için kurulmuş bulunan Savaş Suçları Mahkemesi’nce ilan edilmiş bulunan “Srebrenitsa’da işlenenler soykırımdır.” kararını tekid etmenin ötesine geçememiştir.

Yukarıda belirtilen kararla suçlananlar ise 12 yıldır serbestçe dolaşmaktadırlar. Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç hala yakalanmamıştır. Bu ikilinin Sırbistan’da bulunduğu ve yerlerinin de bilindiği söylenirken yakalanmaları yönünde hala bir gelişmenin olmaması, asıl üzerinde durulması gereken konudur.

Lahey Adalet Divanı 250 binden fazla Boşnak’ın hayatını kaybettiği, onlarca katliamın işlendiği olaylarda Sırbistan’ı temizlemiş ve potansiyel katillerin ellerine sağlam bir delil vermiştir. Sayıları neredeyse 500’e ulaşmış bulunan toplu mezarlara her geçen gün bir yenisinin eklendiği Bosna ise Batı’nın utanç abidesi olmaya devam etmektedir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da, Batı dünyasının Bosna’daki katliamlarda üzerine düşen rolü hakkıyla yerine getirmemiş olmasıdır. ABD, Srebrenitsa Katliamı’ndan bir ay önce bu katliamın istihbaratını almış olmasına rağmen bir şey yapmamıştır. Hoolbroke’un ifadesiyle Fransa, yapılacak her operasyonu Sırbistan’a bildirmiştir. Srebrenitsa Katliamı’nda tek kurşun bile atmayarak mazlumları Sırp çentiklerin eline teslim eden Hollandalı ‘kahramanlar’ ise geçtiğimiz sene şeref madalyasıyla ödüllendirilmiştir.

Batı’nın Boşnak olsun Arnavut olsun Müslüman topluluğa bakışı Lahey Adalet Divanı’nın penceresinden bir kez daha aşikar olmuştur. Bundan sonra yapılması gereken, İslam ülkelerinin tamamının bu adaletsiz karar karşısında seslerini yükseltmeleridir.


 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...