|
Doğu Afrika sahilinde bir ticaret merkezi
Antik dönemde Mısırlılar tarafından Punt ülkesi olarak bilinen Somali’nin toprakları II. ve VII. yüzyıllar arasında bugünkü Etiyopya’nın bulunduğu Habeşistan’daki Aksum Krallığı’nın idaresinde kaldı. İslam’ın Arap yarımadasında yayılmaya başladığı VII. yüzyılda çok sayıda Arap kabilesi Aden Körfezi’nin Afrika tarafındaki sahillerine yerleşti. İçlerinden bir kısmı bir müddet sonra bugün Cibuti devletine yakın bir bölgede yer alan Yemen’e bağlı Zeyla Sultanlığı’nı kurdular. Buranın Araplar gelmeden önceki yerli halkı daha ziyade çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmekteydiler. Somali soylular da bu dönemde İslamlaştılar. Arap yarımadası ve İran’da yaşanan mezhep ve taht kavgaları neticesinde yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalanlar, Doğu Afrika sahillerine akın ederken başkent Makdişu (Mogadişu) da onların tercih ettikleri yerlerden birisi oldu. Yine Arap denizcilerinin çok sık uğradığı bu liman şehrinde ticari hayat oldukça gelişti ve Afrika Boynuzu’nun pek çok tarafıyla alışverişin yapıldığı merkezlerden birisi oldu. Somali topraklarında asırlardır yaşayan Oromo etnik grubu ise daha o dönemde Habeşistan’ın iç bölgelerinden Ûcâdîn’e (Ogaden) ve daha yüksek yerlere göçtüler. Somali ırkından olanlar ise aynı bölgelere XIII. yüzyılda göçmeye başladılar. Bugünkü Somali topraklarının tamamına yayılmaları ise XVI. yüzyıla kadar devam etti. İbn Battûta XIV. yüzyılın başında bugünkü Somali sahillerini dolaşmış ve özellikle başkent Makdişu’nun bütün Doğu Afrika sahilleri içinde en etkili merkez olduğunu ve son derece canlı bir ticaret hayatı yaşandığını bizzat görmüştü.
Somali kıyıları Osmanlı idaresinde
Habeşistan Hıristiyan Krallığı’yla devamlı rekabet halinde olan Zeyla
Sultanlığı, XV. yüzyılın başında büyük bir yenilgi yaşadı. Yaklaşık bir
asır Habeşistan’ın idaresinde kalan bu sultanlık daha sonra eski gücüne
kavuştu ve payitaht merkezi solak manasına gelen Cerrî (Grang) lakablı
Ahmed bin İbrahim isimli sultanları tarafından 1521 yılında bugünkü
Etiyopya’nın güneydoğu bölgesindeki Harar’a taşındı. Zeyla XVI.
yüzyılın başında Yemen’den bağımsız hale gelmişse de aynı yüzyılın
ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin idaresine girdi. Çünkü 1517
yılında Memlükler’in idaresinden Mısır’ı alan Osmanlılar kısa zamanda
Kızıldeniz’deki Portekiz istilasına son vermek amacıyla donanmalarını
Aden Körfezi’ne kadar sevk ederek Somali kıyılarını da İstanbul’a
bağlamışlardı. Harar sultanı olan Ahmed b. İbrahim ise Osmanlı
Devleti’nden aldığı destekle Habeş Krallığı ile ittifak yapan
Portekizlileri büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu dönemde Hint Kaptanlığı
kurularak başına getirilen Piri Reis Kitâb-ı Bahriye isimli eserinde
başkent Makdişu’nun bölgedeki önemini ısrarla belirtmekteydi. 1670’li
yıllarda Evliya Çelebi de Zeyla’ya kadar gelerek burada bir müddet
kalmıştı.
XIX. yüzyılın ortasına kadar Osmanlı Yemen vilayetinin
nüfuzunda kalan Somali kıyılarındaki kasabalar Avrupalı sömürgeci
devletler tarafından yakın takibe alındılar. Önce 1840’da Yemen’in Aden
şehrinde İngilizler bir depoyu Osmanlılar’ın izniyle kiraladılar,
ardından burayı adım adım sömürgeleştirme siyaseti güttüler.
Somali tekrar Osmanlı-Mısır idaresinde
Mısır’da Hidiv İsmail Paşa Osmanlı Devleti’nden aldığı izinle 1870’li
yılların ortasında Kızıldeniz’in Afrika kıyılarını ve Harar şehrini
idaresine aldı. Somali’nin Hint Okyanusu sahillerindeki bütün
iskelelerine Osmanlı bayraklarını dikti. Mısır’ın 1882 yılında
İngiltere tarafından işgali üzerine Afrika Boynuzu’nda büyük bir boşluk
oluştu ancak bu bölge bir müddet daha Osmanlı idaresinde kaldı.
Somali sömürgecilerin elinde paramparça
İngiltere, Zeyla, Berbera ve Tacura gibi iskelelerin bulunduğu Aden
Körfezi kıyılarını işgal edip buraları 1887 yılında İngiliz Somalisi
ilan etti. 1899 yılında Salihiye tarikatı şeyhlerinden Muhammed b.
Abdullah Hasan’ın sömürgeciliğe karşı dervişleriyle başlattığı direniş
1910 yılına kadar devam etti. İngiltere ele geçirdiği kısımları önce
Aden’deki idaresine, 1898’de doğrudan Dışişleri Bakanlığı’na, son
olarak da 1905 yılında Sömürge Bakanlığı’na bağladı. İç kesimleri
sömürgeleştirme girişimi ise 1921 yılında Muhammed b. Abdullah Hasan’ın
vefatına kadar başarısız oldu.
Bu arada Fransızlar da o
dönemde Somali’nin bir parçası olan günümüzdeki Cibuti sahillerinde yer
alan Obuk iskelesini yerli idareciden 50 bin frank karşılığında
kiraladılar.
Afrika kıtasında bir türlü sömürge edinemeyen İtalya
ise Somali’nin Hint Okyanusu sahillerine göz dikti. Bunu
gerçekleştirmek üzere buralarda birtakım haklar elde etmek için 1905
yılında -mahalli sultanlıklar dahil- İngiltere, Etiyopya ve Zengibar
Sultanlığı ile anlaşmalar imzalayarak bu bölgede söz sahibi olduğunu
ilan etti. İtalya, 1915 yılında Londra’da yaptığı bir antlaşma ile bu
kıyıların iç bölgelerini de işgale girişti. 1936 yılında Afrika
Boynuzu’nda hedeflediği işgal sürecini tamamlayarak Somali, Eritre ve
Etiyopya İtalyan Doğu Afrika Sömürge İmparatorluğu’nu ilan etti. 1940
yılında Almanya’nın safında İkinci Dünya Savaşı’na girince bunu önemli
bir fırsat olarak görüp derhal İngiliz Somalisi’ne girerek burayı da
işgal ettiyse de bir yıl sonra buradan çekilmek zorunda kaldı. 1947
yılında da İtalya, Afrika’daki sömürgelerini bırakmak zorunda kaldı ve
buraların idaresi ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler’den oluşan dört
itilaf devletine bırakıldı. Ancak aralarında bu sömürgelerin nasıl
idare edileceği konusunda uzlaşma olmayınca Somali’nin idaresi 1949
yılından itibaren on yıllık bir süre BM’nin nezaretinde İtalya’nın
vesayetine bırakıldı. 1 Nisan 1950’den itibaren Somali adıyla İtalya
tarafından idare edildi.
Bağımsız Somali ile geçici huzur dönemi
26 Haziran 1960’ta İngiliz Somalisi bağımsızlığına kavuşurken İtalyan
Somalisi de 1 Temmuz 1960’da kararlaştırıldığı üzere bağımsız oldu ve
kısa süre sonra her ikisi tek bir devlet çatısı altında birleşti. Bu
tarihten itibaren iktidarı ele geçiren bütün idareler topluma Fransız
Somalisi olan Cibuti’yi, Etiyopya’nın Ogaden bölgesini ve Kenya’nın
kuzeyindeki Somali bölgesini ülke topraklarına dahil edeceklerini vaat
ettiler.
Bağımsız Somali devletinin ilk devlet başkanlığına Aden Abdullah Osman
Daar seçildi. 1967 yılında eski başbakan Ali Şarmake seçimleri kazandı
ve Aden Abdullah’ın iktidarına son vererek yeni devlet başkanı oldu.
Ancak, 15 Ekim 1969’da yapılan bir darbede öldürülünce General Muhammed
Siyad Berrî yönetimindeki bir grup subay, idareyi ele geçirdi ve Somali
Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Somali, 1970 yılında Sovyetler
Birliği’nin desteğini alarak sosyalist bir çizgi takip etmeye başladı
ve ülkedeki ekonomik yatırımların çoğunu millileştirdi. Ayrıca o güne
kadar yazılı olmayan Somali dilinin Latin alfabesiyle yazılarak
okunmasını sağladı ve toplum üzerinde etkili olan kabileleri devlet
idaresine dahil ederek mahalli güçlerini azaltmaya çalıştı. 1974
yılında başlayan ve iki yıl süren kuraklık süresince büyük sıkıntı
çeken Somali bu afet esnasında yardım gördüğü Arap Birliği’ne dahil
oldu.
Etiyopya’da imparatorluk idaresine karşı 1974 yılında
yaşanan darbeden istifade eden Ogaden’deki Somali soylular anavatanla
birleşmek için ayaklanınca Muhammed Siyad Berrî 1977 yılında buraya
birliklerini sevk ederek bu bölgenin büyük bir kısmını ele geçirdi.
Ancak Etiyopya’daki yeni idare Sovyetler Birliği ve Küba’dan aldığı
askeri destekle Somali birliklerini ele geçirdiği topraklardan
çıkardığı gibi bu ülkenin kuzeyindeki muhalif birliklere de destek
olmaya başladı. Bu savaş esnasında yaklaşık iki milyon kişi Somali’ye
göç etti. Bölgedeki karışıklığı bir fırsat olarak gören ABD Siyad
Berrî’ye insani ve askeri yardımda bulunduğu için eskiden Sovyetler
Birliği’ne verilen Aden Körfezi’ndeki Berbera deniz üssünü kullanma
hakkını elde etti. Etiyopya ile yaşanan gerilim ise 10 yıl daha devam
ederek 1988 yılı sonunda imzalanan barış anlaşmasıyla yatıştı. 1986
yılında yeniden devlet başkanı seçilen Siyad Berrî’ye karşı Somali
Milli Hareketi adlı muhalefet giderek büyüdü ve eski İngiliz
Somalisi’nde ülkenin kuzeyinde birçok bölgeyi ele geçirdi. Bunları
bastırmak için gönderilen merkezi güçler hareketin merkezi Hargeyza’yı
harabeye çevirdiler. Fakat bu müdahale ülke genelindeki muhalif
oluşumların sayısını artırmaktan başka bir işe yaramadı.
Somali iç savaşla harabeye döndü
1991 yılı Ocak ayında muhalefet ülke genelinde yaygınlaşıp etkili
olmaya başlayınca Siyâd Berrî ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Devletin
başına Birleşik Somali Kongresi üyesi olan General Ali Mehdi Muhammed
Ferah Aydid geçtiyse de rakip muhalif güçler arasında iki yıl süren bir
iç savaş yaşandı. 50 binden fazla insanın ölmesine sebep olan bu
savaşın halkın, geçimi için gerekli olan gıdanın temin edilmesine engel
olması yüzünden yaklaşık 300 bin kişi de açlıktan öldü.
ABD 1992
yılı Aralık ayında Umut Operasyonu adıyla bu ülkeye denizci
birliklerini çıkardığı gibi bu gücü desteklemek üzere BM de ONUSOM
adıyla uluslararası bir barış gücünü bu ülkeye gönderdi. Yine pek çok
uluslararası kuruluş da bu ülkeye gıda ve insani yardım yapmak için
harekete geçti. Ancak bütün müdahalelere rağmen iç savaş devam etti.
ABD askerlerinin ardından BM adına burada görev yapan barış gücü
askerlerinden bir kısmının yerli halka karşı şiddet uygulaması üzerine
büyük bir tepki oluştu. Bunun üzerine önce ABD, ardından Fransa,
askerlerini buradan çekerken sadece insani yardım amacıyla BM gücü
bölgede kalmaya devam etti. Bu birlikler de 1995 yılı Mart ayında kesin
olarak Somali’yi terk ettiler.
Herhangi bir devlet yapısı
kalmayan Somali bütün uluslararası yapılanmadan çekilmek zorunda kaldı.
General Muhammed Ferah Aydid, 1996’nın Ağustos ayında bir çarpışmada
öldürülünce, yerine ülkenin merkez ve güneyindeki bazı bölgeleri elinde
tutan oğlu Hüseyin Muhammed Aydid geçti. Bu arada 23 Şubat 1997’de,
Muhammed İbrahim Egal Somaliland olarak bilinen ülkenin kuzeyinde kendi
otonom cumhuriyetini ilan etti. Kuzeydoğudaki Puntland ise Abdullah
Yusuf Ahmed’ın, Kismayu ve çevresi General Morgan’ın, en güney bölgesi
ise Ömer Hâc Massale’nin idaresinde bulunuyordu. Başkent Makdişu ise
Ali Mehdi, Ömer Ces ve Morgan arasında hak edilen bir şehre dönüştü.
Somali’de yeniden birliği tesis çalışmaları
Kenya ve Etiyopya’nın girişimiyle Somali’yi tek bir idare altında
toplayacak bir sistemin kurulması ve milislerin silahlardan
arındırılması için Sodere’de bir toplantı yapıldı. 26 Ağustos 2000
tarihinde sürgünde geçici bir hükümet kurularak Abdülkerim Salih Hasan
devlet başkanlığına getirildi. Ancak bu hükümet fazla etkili olamadı.
Bunun yerine başkent Makdişu’ya 250 km içeride ve Etiyopya’ya yakın bir
şehir olan Baydoa’da (Badio) kurulan geçici hükümetin başına 1977
yılındaki Ogadin Savaşı’na karşı çıkan ve Siyad Berrî’ye askeri darbe
girişiminde bulunduktan sonra Addis Abeba’ya kaçan Abdullah Yusuf Ahmed
getirildi. Gerçi bu kişi Etiyopya’da 1970’li yılların sonunda
tutuklanmış ve 1991’deki darbeye kadar hapiste kalmasına rağmen bugünkü
mevcut iktidara yakınlığıyla biliniyordu. Zaten Halen Etiyopya
başbakanı olan Meles Zenavi sayesinde serbest bırakılan Abdullah Yusuf
Ahmed, Somali’nin geleceğinde kilit isimlerden birisi haline geldi. Bu
arada ABD uzun yıllar iç savaşı sürdüren tarafların elebaşlarına
milyonlarca dolar aktararak 18 Şubat 2006’da Somali’de terörün
engellenmesi ve barışın tesisi adıyla bunları bir araya getirdi.
İstikrara Etiyopya ve ABD müdahalesi
18 bölgeye ayrılan Somali’nin özellikle başkenti Makdişu’da oluşan
idari boşluk herkesi korkutuyordu. Bunu telafi etmek amacıyla 1994
yılında ilk defa kurulmaya başlayan ve kendilerine İslam mahkemeleri
adını veren kuruluş, 2006 yılına gelindiğinde toplam 12 mahkemeye
ulaşmış ve bu mahkemelerin hepsi bir birlik oluşturmuştu. Şeyh Şerif
Şeyh Ahmed önderliğindeki bu birliğin özellikle askeri işlerinin
başında Ogaden Savaşı’na albay rütbesi ile katılan Hasan Zahir Üveys
vardı. İslam Mahkemeleri Birliği (İMB) 5 Haziran 2006 günü başkent
Makdişu’nun idaresini ele geçirdi. Birkaç ay içinde dört bölgenin
idaresini daha ele geçirmeleri üzerine Etiyopya hükümeti Abdullah Yusuf
Ahmed’i desteklemek amacıyla 10 bin askerden oluşan ordu birliklerini
20 Aralık günü Somali’ye soktu. Bir hafta içinde başkent Makdişu’ya
ulaşan birlikler İslam Mahkemeleri Birliği’ni ele geçirdikleri
bölgelerden çıkardı. Böylece Geçici Somali Hükümeti ülkenin idaresini
ele geçirmiş oldu. ABD ise İMB’yi devamlı olarak el-Kaide ile
ilişkilendirdi ve Makdişu’nun düşmesi üzerine bu birliğe mensup
kimselerin ülkenin güneyine kaçarak sığındıklarını iddia ettiği köyleri
günlerce uçaklarla bombalayarak çok sayıda sivilin ölümüne sebep oldu.
Afrika ülkeleri 1960’lı yıllardan itibaren bağımsızlıklarını kazanmaya
başlayınca Sovyetler Birliği bunlar üzerinde büyük bir nüfuz kurmuştu.
Ancak 1991 yılında Sovyetlerin parçalanmasının ardından Afrika kıtasına
gözünü kamuoyunu ikna
için kullanılan ciddi bir bahaneden ibarettir. Gerçekte ise kıta
üzerinde kendisine rakip olma gayreti içinde bulunan ve bu kıtanın
geleceğinde nüfuz sahibi olmak isteyen devletlere karşı bir güç
gösterisinden ibarettir. Yerli iktidarları kendi safına çekmesi ise bir
anlık manevra kabiliyetinden ibarettir. Bunun en güzel örneği de çok
değil 10 sene önce ABD askerlerinin ülkelerinden gitmesini büyük
patırtılarla kutlayan Somali Geçici Hükümeti temsilcilerinin
tavırlarında görülmektedir. Çünkü bugün aynı ülke tarafından kendi diken ABD, bu kıtada eski sömürgeci devletlerden Fransa,
İngiltere, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerin nüfuzlarını da kırmak
suretiyle tek başına söz sahibi olma siyaseti gütmektedir. Bir de
Çin’in son yıllarda Afrika’da artan nüfuzu da ABD’nin son hamlelerinde
etkili olmaktadır. Ne var ki ABD’nin bütün kıtalararası menfaat
çekişmesi üzerine kurduğu girişimlerini birtakım İslami hareketleri
terörle ilişkilendirerek sürdürmesi aslında uluslararası
vatandaşlarına yapılan her türlü müdahaleyi alkışlamaktadırlar.
Kaosun yıktığı Somali’de toplumsal projeler önemli
Ekonomik ve sosyal altyapının toptan yıkımıyla neticelenen kabileler
arası savaş sonucunda, Somali merkezi hükümeti 1991 yılı başında çöktü.
Uzun yıllar süren iç savaş, ardında çok sayıda yetim ve dul
bırakmıştır. 15 yıldır merkezi otoritenin olmadığı Somali, İslam
Mahkemeleri Birliği’nin güç kazanmasıyla istikrara kavuşmuş ancak,
geçtiğimiz aylarda yaşanan Etiyopya ve ABD saldırısı ile tekrar kaosa
sürüklendi.
İHH İnsani Yardım Vakfı, siyasi boşluk, açlık, salgın hastalıklar ve
kuraklık pençesindeki Somali’de, eğitim enstitüleri, su kuyuları ve
camiler açarak, sağlık hizmetleri sunarak Somali toplumunun
kalkınmasına destek olmaktadır. Örneğin, "Hamdi Dul Kadınlar Eğitim
Enstitüsü" projesi, halkının %75’ini çocuk ve kadınların oluşturduğu
Somali’de çok önemli bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır.
Resmi Adı: Somali Demokratik Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi: Parlamenter sistem
Başkenti: Makdişu (Mogadişu)
Bağımsızlık Tarihi: 1 Temmuz 1960
Nüfusu: 8.863.338 (2006)
Yüzölçümü: 637.657 km²
Önemli Şehirleri: Kismayu, Hargeysa, Berbera, Merka, Baydoa, Bosaso, Garove, Beledveyne
Din: %99,8 Müslüman, %0,2 diğer
Dil: Somalice ve Arapça (resmi), İngilizce, İtalyanca
Doğal Kaynakları: Uranyum, petrol, demir, kalay, alçıtaşı, boksit, bakır, tuz.
|