Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 27

Latin Amerika: Değişen pusulada yönü belirlemek PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahsen Utku - autku@samanyoluhaber.com   
Dünya siyasetinin ekseni değişiyor ve bu devletlerin hepsi de bunun farkında. Değişen eksenin hangi şanslı ülke ya da bölge üzerinde sabitleneceğini ise bugünkü nüfuz hareketleri belirleyecek.

Ocak ayında İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejad, Latin Amerika’nın seçimin terini yeni atmış üç ülkesini ziyaret etti. Her üç ülkede de verilen mesajlar benzerdi: Bizler kardeş devletleriz, halklarımız kardeş; çünkü çok fazla ortak noktamız var.

Gerek ideolojik gerekse kültürel açıdan oldukça farklı görünen toplumların karşılıklı olarak bu tür bir söylemi benimsemeleri ilk esnada kulağa garip gelebilir. Ancak gerçekten de birtakım ortak özelliklerin (ya da çıkarların) var olması bir yana, bu devletlerin bütün ortak özelliklerini toplayan bir dış unsur aşikar olsa gerek. Nitekim Ahmedinejad ve diğer liderler objektiflere el ele pozlar verirken hepsinin üzerinde bütün bu ziyaret sürecini irkilmiş bir vaziyette yan gözle izleyen aynı devletin bakışları vardı.

chavezahmedinecad.jpgAhmedinejad, Venezüella, Nikaragua ve Ekvador’da çiçeklerle, basit bir resmi karşılamadan öte halkın sıcak ilgisiyle karşılandı. Ekvador’da yeni başkan Rafael Correa’nın göreve başlama törenine katılan Ahmedinejad, Chavez ile birlikte adeta "biraderlik" ilişkisi sergiliyor. Chavez’in, Ahmedinejad’ı "adil hakların savunucusu" olarak isimlendirmesi, apaçık verilmeye çalışılan bir mesaj olarak algılanmalı. Hiç kuşkusuz dünyanın "öteki" tarafında bir gruplaşmaya gidildiği, bir blok oluşturulmaya çalışıldığı söylenebilir. Ancak bugün tanıklık ettiğimiz bu çabalar, Soğuk Savaş döneminden hayli farklı. Devletlerin yakınlaşmasında ideolojik unsurlar etkisini yitirirken (önceden ne kadar etkili olduğu da ayrı bir bahis mevzuudur) günümüz dünyasının daha geçer akçeleri olan ekonomik ve askeri ilişkiler öne çıkmakta. Dolayısıyla burada verilen "mücadele" gerçekten de "emperyalizme" karşı bir savaş değil. Gerek ABD’ye petrol sağlayan ilk beş ülkeden biri olan Venezüella, gerekse Rusya’dan satın aldığı TOR-M1 savunma füzelerinin sevkıyatını henüz tamamlayan İran, ekonomik ve askeri ilişkiler söz konusu olduğunda pekala ideolojik ayrım gözetmiyor. Ne var ki, burada söz konusu devletlerin ilişkilerini ve dış politikalarını belirleyen, aldıkları tavırların, vermeye çalıştıkları mesajların içeriğini oluşturan hassas nokta ne ideolojik, ne ekonomik ne de askeri; bunun ayrımını yapmak gerekir.

Dünya siyasetinin ekseni değişiyor; pusulanın gösterdiği yönde yer alacak kutup da. Bu tıpkı büyük kıtaların yer değiştirmesi gibi bir değişim; on yıllık bir süreçte gözle görülebilecek şekilde belirgin ve hızlı bir değişim değil, ağır ancak istikrarlı bir değişim. Öyle ki, konjonktürün aynı kalmasına yönelik her çaba, bir önceki girişimden daha kötü, daha başarısız bir sonuç veriyor. Dünya siyasetinin ekseni değişiyor ve bu devletlerin hepsi de bunun farkında. Değişen eksenin hangi şanslı ülke ya da bölge üzerinde sabitleneceğini ise bugünkü nüfuz hareketleri belirleyecek. Gerek Latin Amerika, gerekse İran, modern ulus devlet sisteminin kurulmasından bu yana marjinalleştirilmeye ve sistemin dışına itilmeye, geçmişte sahip oldukları kadim medeniyet geleneklerine rağmen büyük güçlerin nüfuz alanları haline getirilmeye çalışıldı. Dolayısıyla zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları ile genç iş gücüne sahip iki bölgenin, artık barındırdıkları zenginliklerin gerçek zilyetliğini tekrar elde etmek için güçlerini birleştirmeleri doğal karşılanmalı. Zira bu halkları gerçekten "kardeş" ya da "ortak" kılan da budur: Değişen eksenin menziline yerleşebilmek ve kaybettiklerini geri alabilmek. Bugünün "Amerika karşıtlığını" basit bir hamburger yemezcilik ya da içi boşaltılmış anti-emperyalist söylemler olarak algılamamak gerekir. Sorun ABD yönetiminin işlediği insan hakları ihlalleri ise, diğer bölgesel ya da büyük güçler de (hatta "güç" bile olamayan pek çok devlet) benzer suçları, hatta belki çok daha da ağırlarını el altından yıllardır işlemekte. Dolayısıyla artık insan hakları meselesi de gerçekten bir kaygı unsuru olmaktan çıkıp, siyasi olarak "nasıl" yapıldığı, stratejik olarak da "kime karşı" yapıldığı önemli hale gelmiş bulunmakta.

Bu nedenledir ki, Ahmedinejad’ın (Hatemi’nin daha önceki benzer dostane atmosferde geçen ziyaretleri ve Ahmedinejad’ın son dört ay içerisindeki ikinci ziyareti olduğu da düşünülecek olursa) özelde Venezüella, genelde de Latin Amerika ziyareti, bu çerçevede bir "dostluk" ilişkisinin ilanıdır. Ortak fabrikaların kurulması, petrole yönelik yatırımlar, ABD karşıtı fonun oluşturulması gibi beraber atılan ekonomik adımlar ve kurulan stratejik ortaklık, sadece İran’ın, uranyum zenginleştirme politikalarına yönelik BM tarafından alınan yaptırım kararları karşısında kendisine bir destekçi arama çabası olarak değil birebir iki devletin de pusulanın ibresine oynama girişimleri olarak değerlendirilebilir.

Dünyanın ekseni artık değişiyor. Ekseni değiştiği gibi, işleyişi ve işlenişi de değişiyor. Dünya haritası aynı kalsa da haritaya bakışlar ve haritaya bakınca görülenler değişiyor. Bu yüzden bu denli farklı coğrafyalar arasında dokunan mekiklere alışmaya başlamak, bizim için ileride en büyük kolaylık olacak.

 

Sayı 45

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...


ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...