|
Geçtiğimiz ay beşinci yılını dolduran kara zindan Guantanamo, dünyanın birçok başkentinde protesto edildi. İslam ülkeleri ise olayı sadece seyretmekle yetiniyor.
ABD’nin Guantanamo Körfezi’ndeki gözetim kampına ilk esirlerin
nakledilmesinin altıncı yıldönümüne Ocak ayında girdik. ABD’nin 11
Eylül saldırıları ardından başlayan sözde ‘terörle savaş’ında
Afganistan ve Irak başta olmak üzere birçok Müslüman ülkede yakalanan
773 kişi Guantanamo Üssü’ne götürülerek orada tutuldu. Bu esirlerden
bazılarını yaşlılar ve çocuklar oluşturuyordu. İngiliz basını
Guantanamo’da tutulan ve işkenceden geçirilen 14–15 yaşlarındaki
tutsakların sayısını en az 10 olarak vermişti.
Geçen beş yıl içinde bu esirlerden 377’si ya serbest bırakıldı ya da
başka ülkelere nakledildiler. Bırakılanların anlattıkları ise dehşet
vericiydi. Serbest bırakılan Pakistan asıllı İngilizlerden Asif İkbal,
Ruhel Ahmed ve Şefik Resul orada yaşadıklarını kısmen de olsa
oynadıkları “Guantanamo’ya Giden Yol” filmi ile aksettirmeye
çalıştılar. Dünya beyaz perdeye aktarılan insanlık dışı uygulamaların
bu filmle yansıtılan bir kısmına dahi tahammül edemedi. Fakat
anlatılamayanlar daha çoktu. Türk asıllı Alman vatandaşı eski
Guantanamo esiri Murat Kurnaz’ın, Alman Federal Mahkemesi önünde
anlattıkları insan olan herkesi ağlatmıştı. Kurnaz olayındaki son
gelişmeler, Alman istihbaratı BND dahil birçok istihbarat örgütünün CIA
ile anlaştıklarını ortaya çıkardı.
Bush yönetimi, aradan beş yıl geçmesine rağmen Guantanamo Üssü’ne
nakledilen esirlere hemen hemen hiçbir hak tanımadı. Bu kişilere ne
savaş esiri ne de suçlu muamelesi yapıldı. Maalesef, bir diktatörü dahi
yargılarken "Cenevre Sözleşmesi"ne sarılanlar konu Müslümanlar olunca
hukuku tanımaz oluyorlar. Esirlerin birçoğunun el-Kaide ve Taliban ile
ilişkilerinin olmadığı da ortaya çıkmasına rağmen hala Guantanamo
esirleri ile ilgili bir yasal işlem başlatılamıyor. Bunun yerine,
yakalanan kişilere, ‘yasadışı savaşçı’ sıfatı verildi ve esirler ABD
mahkemelerinin ulaşamayacağı ve Amerikan yasalarının koruması altında
olmayan Guantanamo’ya nakledildi. Burada uygulanan sorgu yöntemlerinin
ve işkencelerin sık sık gündeme gelmesine rağmen kimse kılını bile
kıpırdatamıyor. Tek tip turuncu esir üniformaları içinde, elleri
kelepçeli ve ayakları prangalı bu suçsuz esirlere yardım elini uzatan
yok.
Guantanamo’da serbest bırakılma kararı alınan 17 Uygur Türkü’ne ise
kimse sahip çıkmıyor. Doğu Türkistan’daki Çin zulmünden kaçarak
Afganistan’a sığınan Uygur Türkleri, 2001 yılının sonbaharında hiçbir
suçları olmamasına rağmen ödül avcıları tarafından yakalanarak
Amerikalılara satılmışlardı. Şimdi suçsuz oldukları ispatlandı fakat
Çin’e teslim edilmeleri halinde idam edileceklerinden ve hiçbir ülke de
onları kabul etmediğinden Guantanamo’da kalmaya devam ediyorlar.
Devletler, Guantanamo’da tutulan vatandaşlarını teslim almaya
yanaşmazken, bazı esirlerin askeri mahkemede yargılanması için planlar
yapılmış durumda.
Dünyanın tanınan televizyonu haline gelen Arap el-Cezire televizyonunun
Guantanamo’da bulunan muhabiri Sami el-Hac’ın durumu da elem verici. El
Cezire televizyonu kameraman yardımcısı el-Hac, 2001 Aralık’ından beri
gözaltında. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF),
konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Guantanamo Üssü’nde hukuksal
ve insani yönde yaşanan skandal bir yana, izlenimimiz odur ki, El-Hac’a
yönelik muamelenin kaynağında El Cezire'ye karşı gösterilen tavır var."
demiştir.
Pentagon, dünyadan yükselen tepkiler karşısında, Guantanamo esirleri
için iki yıl önce göstermelik bir mahkemeyi devreye soktu. Esirlerin ne
avukat tutma ne de suç dosyalarını görme hakkı vardı. Üç askeri
yetkiliden oluşan mahkeme karşısında, esir ifade verebiliyor, yeminli
beyanla tanıklık sunabiliyordu. Ancak avukatı olmayan esir, sadece
‘kişisel temsilcisi’ olan askeri bir yetkiliden yardım alıyordu.
Kişisel temsilcinin, esirin aktardığı sırları saklı tutma yükümlülüğü
bulunmuyordu. Esir hakkındaki gizli dosyalara ulaşamıyor, temsilcisi
aracılığıyla suçlamalar hakkında kabataslak bir bilgiye sahip oluyordu.
Tüm dünyanın gözü önünde devam eden bu insanlık dışı uygulamalar,
birçok insan hakları örgütü tarafından yayımlanan raporlar ile ortaya
serildi. Ancak halen bu konuda atılmış ciddi bir adım bulunmamakta.
Geçtiğimiz ay beşinci yılını dolduran kara zindan Guantanamo, dünyanın
birçok başkentinde protesto edildi. İslam ülkeleri ise olayı sadece
seyretmekle yetiniyor.
|