Romanya ve Bulgaristan'ın katılımıyla beraber AB, Karadeniz'e ulaşırken küresel güç dengeleri açısından jeostratejik bir mevki kazanmış oldu.
Müzakere sürecini tamamlayan Romanya ve Bulgaristan, 1 Ocak 2007’de Avrupa Birliği’ne tam üye oldular. Bulgaristan ve Romanya’da birlik üyeliği büyük bir coşku içinde kutlandı. Öncelikle şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor: Her iki ülke de özellikle yargıdaki zafiyetlerin giderilmesi, yolsuzlukla mücadele ve azınlıkların (Roman/Çingene) hakları konularında Birliğin kriterlerini tam olarak yerine getirmede başarısız oldular. Son üç-dört aya kadar genişleme sürecinin altı ay veya bir yıl ertelenmesi bile gündemdeydi. Ancak Brüksel, üyeliği geciktirmenin bu ülkelerde devam eden reform sürecini sekteye uğratabileceğini ve buralarda AB’ye olan güvenin azalabileceğini göz önüne alarak, tam üyeliğin bir an önce gerçekleşmesinin, Bükreş ve Sofya’yı bu yolda teşvik etmenin ve hızlandırmanın en iyi seçenek olduğunu düşündü.
1951’de yaşlı kıtanın merkezinde kuzey-güney ekseninde yer alan altı ülke ile başlayan bütünleşme harekatında, gerçekleşen altı genişleme dalgasının ardından Birlik bugün 27 üyeli hale geldi. Bulgaristan ve Romanya’nın Birliğe katıldığı bu son genişleme dalgası, eski Komünist ülkeleri kapsayan 1 Mayıs 2004’ün devamı olarak okunabilir. Soğuk Savaş sonrası dönemde Orta ve Doğu Avrupa’daki eski Komünist ülkeler ekonomik ve sosyal istikrarı AB’ye üye olmakta bulurken, askeri güvenliklerini NATO’ya katılarak sağladılar. Romanya ve Bulgaristan da aynı süreci takip ederek önce NATO’ya sonra AB’ye üye oldu. Özellikle Romanya’nın Karadeniz kıyısında bulunan deniz ve hava üsleri ülkeyi NATO açısından önemli bir müttefik haline getiriyor. Bu noktada NATO üyeliğinin tüm bu ülkeler tarafından ABD’nin bölgedeki etkinliğine referans olarak algılandığının altını çizmek gerekiyor. Aynı zamanda tüm eski Demir Perde ülkelerince NATO üyeliğinin öncelenmesi hem Rusya’ya hem de AB’ye bir mesaj niteliği taşıyor. Diğer taraftan Romanya ve Bulgaristan’ın katılımıyla beraber AB, Karadeniz’e ulaşırken küresel güç dengeleri açısından jeostratejik bir mevki kazanmış oldu. AB Komisyonu’na göre iki ülkenin Brüksel’e en önemli katkısı Birliğin dış politika ve güvenlik stratejisinin şekillenmesinde olacak. Romanya, özellikle Moldova ve Ukrayna ile Avrupa arasında köprü işlevi görecek. Bulgaristan ise Birliğin Balkanlar ve Karadeniz’le olan bağlantısını güçlendirecek. Romanya ve Bulgaristan’ın üye olmasıyla birlikte Batı Balkanlar dört taraftan Birlikle çevrilmiş oldu. Bu katılımlarla AB’nin bölgeye yönelik politikasını daha etkin hale getirmesi ve Hırvatistan’ın ardından Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan-Kosova ve Arnavutluk’un Birliğe katılmaları yönünde de yeni politikalar üretmesi bekleniyor.
İki ülkedeki hızlı ekonomik büyüme ve işgücü potansiyeli Birliğe sosyo-ekonomik katkılar sağlayacak. Romanya ve Bulgaristan’dan, refah seviyesi yüksek diğer AB üyelerine yönelik bir göçün başlayacağı Batı Avrupalıların en büyük korkusuydu. Fakat 1 Ocak sonrasında sanıldığı gibi büyük bir işçi göçü olmadı. Bununla beraber şu gerçekleri göz ardı etmemek gerekiyor. 2004 yılından beri seyahat serbestisi olan Romenler ve Bulgarlar bu iki yıl içinde zaten Batı’ya göçmüş durumda. Bunun bir sonucu olarak yaklaşık dört milyon Romen, bugün, çeşitli Avrupa ülkelerinde yasal veya yasadışı şekilde çalışıyor. Diğer taraftan çoğu Birlik üyesi Romen ve Bulgar, iş göçüne serbestiyet verme konusunda çekinceli davranıyor. Öncelikle önümüzdeki birkaç yıl içinde çoğu Batı Avrupa ülkesinde çalışma hakları olmayacak. Yani serbest dolaşım bu iki ülke vatandaşları için belli sürelerle sınırlandırılıyor. İngiltere gibi bazı üyeler de sınırlı çalışma izni verebileceğini bildirdi. Bu iki ülkeden bazı gıdaların ihracı da, hijyen standartları, güvenlik ve sağlık kaygıları nedeniyle yasak.
Avrupa Birliği nüfusunun %6’sını oluşturan Bulgaristan ve Romanya’nın Birlik gayrisafi hasılasındaki payları %1’den daha az. Birliğin icra organı Avrupa Komisyonu’nda üyelik sayısı 25’ten 27’ye yükselirken, Avrupa Parlamentosu’nda Romanya 36, Bulgaristan 18 parlamenter ile temsil edilecek. 18 parlamenter içinde Türk kökenli üç milletvekilinin yer alması kayda değer bir gelişme.
Her ne kadar Sofya ve Bükreş ile Ankara arasında açık ve ciddi sorunlar olmasa da Bulgaristan ve Romanya üyeliğinin Türkiye açısından olumlu ve olumsuz sonuçları olacağı muhakkak. Türkiye ile bu iki ülke arasında siyasi bir sorun yaşanması zor görünüyor. Yaşanacak sorunlar daha çok AB teknik mevzuatları gereğince ortaya çıkacaktır. Ankara bundan böyle artık 27 üye ülke ile müzakere masasına oturacak. Bulgaristan ve Romanya’dan "bavul ticareti" yoluyla gelen döviz girdisinin önü tıkanabilir. Bulgaristan üzerinden sağlanan Kosova, Makedonya, Bosna-Hersek ve Avrupa karayolu bağlantısı yaşanacak vize problemleri nedeniyle sorunlu hale gelebilir. Diğer taraftan, geçen yıl imzalanan Avrupa enerji koridoru Nabucco Anlaşması ve bölgedeki ekonomik yatırımların Türkiye ile ilişkilendirilmesi Türkiye’ye ekonomik açıdan yarar sağlayabilir.
|