|
Ortadoğu: Kerkük ısınıyor |
|
|
|
|
Yazar Mesut Özcan - mesutozcan@bisav.org.tr
|
Kerkük’e ilişkin tartışmaların temelinde, Baas zamanında bölgeden uzaklaştırılanların sayısından çok daha fazla Kürt’ün bölgeye yerleştirildiği ve demografik yapının Kürtler lehine değiştirildiği vurgusu yatmakta.
Kerkük’ün geleceğini tayin edecek olan referandumun tarihi yaklaştıkça,
bu şehirle ilgili tartışmalar da alevlenmeye başladı. Irak anayasası
yapıldığı zaman, Kerkük’ün geleceğini tayin etmek için belirlenen 2007
sonu oldukça uzak bir zaman gibi görünüyordu. Ayrıca referanduma kadar
ülke içerisinde istikrarın sağlanacağı düşünülüyordu. Ama iç
karışıklıkların azalması bir yana, Irak’ta durum neredeyse kontrolden
çıktı.
İşgal sonrasında ABD’nin ülke içerisindeki en önemli müttefiki olan
Kürtler, kendi bölgelerindeki istikrarlı yapının da verdiği destekle
Kerkük sorununu istedikleri gibi çözebileceklerini düşündüler. Bu
noktada Irak Anayasası, Baas yönetimi zamanında ülkenin kuzeyinde
gerçekleştirilen Araplaştırma siyaseti sonucu yerlerinden edilen
kişilerin geri dönmeleri sonrasında yapılacak olan referandumla
Kerkük’ün Kürt Özerk Bölgesi’ne katılıp katılmayacağının
belirleneceğini söylüyordu. İşgal sonrasında Kerkük’e giren Kürt
silahlı grupları devlet dairelerindeki kayıtları ele geçirerek bu
noktada ilk adımı attı. Daha sonra yapılan seçimlerde de Kerkük’te
üstünlüğü ele geçirdiler.
Bugün Kerkük’e ilişkin tartışmaların temelinde, Baas zamanında bölgeden
uzaklaştırılanların sayısından çok daha fazla Kürt’ün bölgeye
yerleştirildiği ve demografik yapının Kürtler lehine değiştirildiği
vurgusu yatmakta. Valinin Kürt kökenli olduğu Kerkük’te, Kürtlerin
bölgeye yerleşimini engellemenin güçlüğü ortada. Bu noktada Kürt
grupları frenleyebilecek tek güç olan ABD de şu an için onları
kızdırmayı istemiyor. ABD’li yetkililerinin açıklamaları da böyle bir
niyetleri olmadığını gösteriyor. Gerçi Baker-Hamilton raporu Kürtlerin
yüreğini ağızlarına getirdiyse de, Bush’un bu raporu uygulamaya
koymaması nedeniyle Kürt grupların korkuları nispeten azaldı.
Türkiye’nin son zamanlarda Kerkük konusunda sesini yükseltmesi ise iç
siyasi sebepler ile PKK konusunda ABD ve Irak yönetimlerinin beklenen
adımları atmamasına bağlı gibi gözüküyor. Türkiye bu noktada ağırlığını
hissettirerek PKK konusunda adım atılmasını sağlamaya ve Kerkük’teki
diğer grupları da sürece dahil etmeye çalışıyor. Türkiye’nin
endişesinin kökeninde, Irak petrollerinin %40’ına sahip olan Kerkük’ün
Kürt yönetiminin kontrolüne geçmesinin Kuzey Irak’ta muhtemel bir Kürt
devletinin yaşama şansını artırması yatıyor. 2007 yılında Kerkük
konusunun gündemi epey meşgul edeceği şimdiden görülüyor.
|
|
Sayı 45
DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmakEski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ... Kısa kısa Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyorHer yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ... ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Raİslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a... ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınlarıİHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb... DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl... DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddialarıSudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl... DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: SrebrenitsaSrebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
|