Ortadoğu’da barışın yolu Filistin’den geçmektedir. Filistin’de bu barışın sağlanması ise, işgalin sona erdirilmesi ve halkın meşru temsilcilerinin serbest bırakılarak onlarla masaya oturulmasıyla gerçekleşecektir.
Geçen yıl Ocak ayında yapılan Filistin seçimleri, beraberinde Hamas
iktidarını getirirken bölgede yeni bir dönemi başlatmıştır. Birçokları
için bu dönem, silahlı mücadele dışında da seçeneklerin bulunduğunu ve
artık hakları savunmanın siyasal mücadele ile gerçekleştirileceği
umudunu getiren yepyeni bir dönemdi.
2006 seçimlerinde Hamas, oyların %50’den fazlasını alarak 132
sandalyeli parlamentoda 70 vekillik elde etmiş, sağladığı parlamento
çoğunluğu sayesinde hükümeti kurma hakkını kazanmıştı. Kasım 2005
tarihinden itibaren ateşkes ilan etmiş olan ve bu kararını şu ana kadar
bozmayan Hamas, aradan geçen süre içinde siyasal sorumluluğa uygun
olarak davrandıysa da, İsrail ve destekçileri ona şans vermek yerine,
kapsamlı bir ambargo başlatarak Hamas’ı cezalandırmayı tercih etmiştir.
Yeni hükümeti düşürmek amacıyla yürütülen ambargo tüm halkı yıpratan,
kitlesel bir cezaya dönüşmüş, Filistinliler, “İsrail’in istediği”
kişileri seçmediği için adeta mahkum edilmiştir.
Ekonomik ve siyasi ambargoların yanı sıra Haziran sonundan itibaren
Gazze ve Batı Şeria’ya kapsamlı bir operasyon başlatan İsrail, bu
operasyon sırasında çok sayıda kişiyi öldürürken 27 milletvekili ile
sekiz bakanı da tutuklamıştır. Böylece Filistin parlamentosunun üçte
biri ile bakanlar kurulunun dörtte biri İsrail hapishanelerine atılarak
meclisin ve hükümetin çalışması engellenmiştir.
Biri Meclis Başkanı, biri Meclis Genel Sekreteri ve sekizi bakan olan
vekiller o tarihten bu yana hapiste tutulmaktadır. Daha önceki
yıllardan tutuklu bulunan ve hapiste iken milletvekili seçilen 10
siyasetçi ile birlikte hapisteki politikacı sayısı 40’ı aşmıştır.
Halen 9400 Filistinli siyasi mahkumun bulunduğu İsrail’de, en azından
milletvekili ve bakanların serbest kalması, bir halkın iradesine
saygının ve onurunu savunmanın küçük bir göstergesi olacak iken, bu
bile Filistin halkından esirgenmiştir. Tutuklanmalarının üzerinden bir
yıla yakın bir süre geçtiği halde, milletvekilleri salıverilmediği
gibi, dünya kamuoyunda kendilerine destek için en ufak bir kıpırdanma
olmamış, kınama dahi duyulmamıştır.
Söz konusu siyasetçileri dünya görüşleri ne olursa olsun sonuçta mazlum
bir halk seçmiştir. Milletin vekillerine yapılan muamele, doğrudan
doğruya halka yapılmış bir hakaret olarak görülmelidir. Filistin
halkının seçimine saygı göstererek milletvekili ve bakanların serbest
bırakılması konusunda duyarlılık göstermenin zamanı çoktan gelmiştir.
Hiçbir ülkenin parlamentosu ve hiçbir milletin temsilcileri bu ölçüde
aşağılanmamıştır.
Ortadoğu’da barışın yolu Filistin’den geçmektedir. Filistin’de bu
barışın sağlanması ise, işgalin sona erdirilmesi ve halkın meşru
temsilcilerinin serbest bırakılarak onlarla masaya oturulmasıyla
gerçekleşecektir. Bugün İsrail, halkın sesini keserek barışı
dinamitlemeye devam etmektedir.
Milletvekillerinin tutukluluğu, İsrail’in hukuksuz tutuklama
politikasını bir kez daha gündeme getirmiştir. Bugün İsrail
hapishanelerinde kalanların 120’si kadın, 425’i çocuktur. İsrail
hapishanelerinde bulunan 2200 kişi hiç mahkemeye çıkarılmadığı gibi,
800 kişi de sebepsiz yere hapiste tutulmaktadır.
İsrail’in ‘güvenlik’ gerekçesiyle Filistin’de yürüttüğü tüm siyasi
tutuklamalar İsrail askeri kurallarından kaynaklanmaktadır. Keyfi
biçimde geniş tutulan ‘güvenlik’ yorumu sayesinde en basit tepkilerden
dolayı insanlar uzun süre hapis yatabilmektedir. Filistinli mahkumlar,
İsrail askeri mahkemelerinde yargılanmakta ve sivil hukuk
uygulanmamaktadır. Savunma avukatlarının müvekkilleri ile görüşmeleri
bürokratik engeller çıkarılarak zorlaştırılmakta ve çoğunlukla
görüşmeler gardiyanların gözetiminde yapılmaktadır.
Herhangi bir Filistinli hiçbir suçlama olmadan gerekçesiz olarak 90 gün
İsrail tarafından tutulabilmekte, izin alınması halinde bu süre 90 gün
daha uzatılmaktadır.
Bir diğer haksız uygulama da, askeri mahkemelerin verdiği hükümlerin diğer mahkemelerce de temyiz edilememesidir.
İsrail’in en önemli ihlallerinden biri de “idari tutuklu” adıyla
uyguladığı tutuklama biçimidir. İsrail, herhangi bir Filistinliyi
hiçbir gerekçe göstermeden “idari” olarak altı ay hapiste tutma hakkını
kendi hukukuna koymuştur. Halihazırda İsrail’in elinde idari tutuklu
statüsünde 800 mahkum bulunmaktadır. Milletvekillerinin bazıları “idari
suçlu” adıyla tutulmakta ve bu kişilere suç dahi isnat edilmemektedir.
İsrail, 1967 işgalinden bu yana toplam 650 bin Filistinliyi hapse
atmıştır. 3,5 milyon nüfuslu Filistin’de bu kadar çok sayıda insanın
hapis cezası görmüş olması toplumsal bir trajedidir.
İsrail, elinde tuttuğu mahkumları bir pazarlık kozu olarak kullanmaktan
vazgeçmeli, 1994 ve 1999 anlaşmalarında belirtilen siyasi mahkumları
serbest bırakacağı sözünü yerine getirmelidir.
|