Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 27

Ortadoğu: Filistin halkının iradesine yapılan aşağılama sona ersin! PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ - ahmedemin@ihh.org.tr   
Ortadoğu’da barışın yolu Filistin’den geçmektedir. Filistin’de bu barışın sağlanması ise, işgalin sona erdirilmesi ve halkın meşru temsilcilerinin serbest bırakılarak onlarla masaya oturulmasıyla gerçekleşecektir.

Geçen yıl Ocak ayında yapılan Filistin seçimleri, beraberinde Hamas iktidarını getirirken bölgede yeni bir dönemi başlatmıştır. Birçokları için bu dönem, silahlı mücadele dışında da seçeneklerin bulunduğunu ve artık hakları savunmanın siyasal mücadele ile gerçekleştirileceği umudunu getiren yepyeni bir dönemdi.
2006 seçimlerinde Hamas, oyların %50’den fazlasını alarak 132 sandalyeli parlamentoda 70 vekillik elde etmiş, sağladığı parlamento çoğunluğu sayesinde hükümeti kurma hakkını kazanmıştı. Kasım 2005 tarihinden itibaren ateşkes ilan etmiş olan ve bu kararını şu ana kadar bozmayan Hamas, aradan geçen süre içinde siyasal sorumluluğa uygun olarak davrandıysa da, İsrail ve destekçileri ona şans vermek yerine, kapsamlı bir ambargo başlatarak Hamas’ı cezalandırmayı tercih etmiştir. Yeni hükümeti düşürmek amacıyla yürütülen ambargo tüm halkı yıpratan, kitlesel bir cezaya dönüşmüş, Filistinliler, “İsrail’in istediği” kişileri seçmediği için adeta mahkum edilmiştir.

filistinhalkinaasagilama.jpgEkonomik ve siyasi ambargoların yanı sıra Haziran sonundan itibaren Gazze ve Batı Şeria’ya kapsamlı bir operasyon başlatan İsrail, bu operasyon sırasında çok sayıda kişiyi öldürürken 27 milletvekili ile sekiz bakanı da tutuklamıştır. Böylece Filistin parlamentosunun üçte biri ile bakanlar kurulunun dörtte biri İsrail hapishanelerine atılarak meclisin ve hükümetin çalışması engellenmiştir.
Biri Meclis Başkanı, biri Meclis Genel Sekreteri ve sekizi bakan olan vekiller o tarihten bu yana hapiste tutulmaktadır. Daha önceki yıllardan tutuklu bulunan ve hapiste iken milletvekili seçilen 10 siyasetçi ile birlikte hapisteki politikacı sayısı 40’ı aşmıştır.

Halen 9400 Filistinli siyasi mahkumun bulunduğu İsrail’de, en azından milletvekili ve bakanların serbest kalması, bir halkın iradesine saygının ve onurunu savunmanın küçük bir göstergesi olacak iken, bu bile Filistin halkından esirgenmiştir. Tutuklanmalarının üzerinden bir yıla yakın bir süre geçtiği halde, milletvekilleri salıverilmediği gibi, dünya kamuoyunda kendilerine destek için en ufak bir kıpırdanma olmamış, kınama dahi duyulmamıştır.
Söz konusu siyasetçileri dünya görüşleri ne olursa olsun sonuçta mazlum bir halk seçmiştir. Milletin vekillerine yapılan muamele, doğrudan doğruya halka yapılmış bir hakaret olarak görülmelidir. Filistin halkının seçimine saygı göstererek milletvekili ve bakanların serbest bırakılması konusunda duyarlılık göstermenin zamanı çoktan gelmiştir. Hiçbir ülkenin parlamentosu ve hiçbir milletin temsilcileri bu ölçüde aşağılanmamıştır.
Ortadoğu’da barışın yolu Filistin’den geçmektedir. Filistin’de bu barışın sağlanması ise, işgalin sona erdirilmesi ve halkın meşru temsilcilerinin serbest bırakılarak onlarla masaya oturulmasıyla gerçekleşecektir. Bugün İsrail, halkın sesini keserek barışı dinamitlemeye devam etmektedir.

Milletvekillerinin tutukluluğu, İsrail’in hukuksuz tutuklama politikasını bir kez daha gündeme getirmiştir. Bugün İsrail hapishanelerinde kalanların 120’si kadın, 425’i çocuktur. İsrail hapishanelerinde bulunan 2200 kişi hiç mahkemeye çıkarılmadığı gibi, 800 kişi de sebepsiz yere hapiste tutulmaktadır.
İsrail’in ‘güvenlik’ gerekçesiyle Filistin’de yürüttüğü tüm siyasi tutuklamalar İsrail askeri kurallarından kaynaklanmaktadır. Keyfi biçimde geniş tutulan ‘güvenlik’ yorumu sayesinde en basit tepkilerden dolayı insanlar uzun süre hapis yatabilmektedir. Filistinli mahkumlar, İsrail askeri mahkemelerinde yargılanmakta ve sivil hukuk uygulanmamaktadır. Savunma avukatlarının müvekkilleri ile görüşmeleri bürokratik engeller çıkarılarak zorlaştırılmakta ve çoğunlukla görüşmeler gardiyanların gözetiminde yapılmaktadır.
Herhangi bir Filistinli hiçbir suçlama olmadan gerekçesiz olarak 90 gün İsrail tarafından tutulabilmekte, izin alınması halinde bu süre 90 gün daha uzatılmaktadır.
Bir diğer haksız uygulama da, askeri mahkemelerin verdiği hükümlerin diğer mahkemelerce de temyiz edilememesidir.

İsrail’in en önemli ihlallerinden biri de “idari tutuklu” adıyla uyguladığı tutuklama biçimidir. İsrail, herhangi bir Filistinliyi hiçbir gerekçe göstermeden “idari” olarak altı ay hapiste tutma hakkını kendi hukukuna koymuştur. Halihazırda İsrail’in elinde idari tutuklu statüsünde 800 mahkum bulunmaktadır. Milletvekillerinin bazıları “idari suçlu” adıyla tutulmakta ve bu kişilere suç dahi isnat edilmemektedir.
İsrail, 1967 işgalinden bu yana toplam 650 bin Filistinliyi hapse atmıştır. 3,5 milyon nüfuslu Filistin’de bu kadar çok sayıda insanın hapis cezası görmüş olması toplumsal bir trajedidir.
İsrail, elinde tuttuğu mahkumları bir pazarlık kozu olarak kullanmaktan vazgeçmeli, 1994 ve 1999 anlaşmalarında belirtilen siyasi mahkumları serbest bırakacağı sözünü yerine getirmelidir.

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...


45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...