Haniy El Benna kimdir?
Dr. Haniy El Benna, Islamic Relief Worldwide’ın kurucu üyesidir. Kahire el-Ezher Üniversitesi’nde İslami İlimler’den lisans derecesini aldıktan sonra, İngiltere’de Birmingham Üniversitesi’nde master yapmıştır. Order of the British Empire, Ibn Haldun, Asian Jewel Lifetime Achievement ve Kappa Awards ödüllerini almıştır. Acil Felaket Komitesi (Disasters Emergency Committee) mütevelli üyesi; Bağış Komisyonu Danışma Grubu (Advisory Group to the Charity Commission), Üç İnanç Forumu (Three Faiths Forum) ve Dünya Ekonomik Forumu Konseyi (The World Economic Forum's Council) üyesi olan Benna, The Humanitarian Forum’un kurucusudur.
Islamic Relief hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
Islamic
Relief Worldwide (IRW) 1984 yılında kuruldu. Islamic Relief felaket ve
acil durumlar dolayısı ile ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap vermeyi;
ırkı, dini, cinsiyeti ne olursa olsun, yerel toplumlara destek olarak
sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor.
IRW su, hıfzıssıhha, yetimler, temel sağlık bakımı, eğitim, gelir
destekleme ve vakıf alanlarındaki çalışmalara yoğunlaştı. 35 ülkede
ofisi bulunan ve dünya üzerinde yaklaşık 2000 kişilik bir personelle
faaliyet gösteren IRW, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi Danışmanlık
statüsündedir; Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Kanunu’nu, Afet Yardım
STK’ları Kanunu’nu imzalamıştır. IRW, BOND (British Overseas NGOs for
Development) üyesidir.
Neden insani yardım? İnsani yardım ne anlama geliyor? Mevcut uluslararası düzende insani yardımın nasıl bir rolü var?
İnsani
yardım bize Yaratıcımız tarafından verilen bir görevin yerine
getirilmesidir; bu görev kim olursa olsun hemcinslerimizin acılarını
dindirmek ve onlara yardım etmeyi gerekli kılar.
Günümüz dünyasında
bir milyardan fazla insan temiz içme suyuna erişemiyor, 11 milyon
mülteci var. Dünyanın bazı bölgeleri gelişirken, Sahra Altı Afrikası
dünyanın en fakir bölgesi olarak kalmaya devam ediyor.
İnsani yardım
alanında yapılan çalışmalara son derece ihtiyaç duyuluyor. Bu yüzden
tüm gücümüzle güçsüzleri, fakirleri desteklemeliyiz. Diğer yandan,
yardım kuruluşları çatışmaların trajik sonuçlarının kamuya duyurulması
ve bu bağlamda değişimin gerçekleşmesi için baskı yapılmasında da
etkili oluyor.
Size göre insani yardım neleri kapsar?
Yukarıda
da belirttiğim gibi, IRW’nin faaliyet alanı oldukça geniş. Çünkü biz
felaketlere karşı yardım eli uzatmanın yanında kalkınma projeleri de
takip ediyoruz. İnsanların su, gıda, barınma gibi acil ihtiyaçlarını
karşılamanın yanı sıra, geniş ölçekte fakirliği azaltacak uzun vadeli
kalkınma projelerini hayata geçiriyoruz.
İnsani yardımda
öncelikler neler olmalıdır? İnsani yardım sadece ihtiyaç sahiplerinin
günlük ihtiyaçlarının karşılanması anlamına mı gelir?
İnsanların
acil ihtiyaçlarını karşılamak önemli ve insanlık bunu karşılamakla
yükümlü. Ancak, bu acil ihtiyaçlara odaklanmak felaketlerin nedenlerini
görememe riskini barındırır. Milenyum Kalkınma Hedefleri birçok kuruluş
için önemli; çünkü bu hedefler eğitim, cinsiyet ve sağlık gibi
fakirliğin birçok yönüne işaret ediyor. Şu an önde gelen birçok kuruluş
fakirlikle mücadelede cinsiyet eşitliği, AIDS ve çevresel meseleler
üzerinde yoğunlaşıyor ve çözüm yolları arıyor.
İhtiyaç sahiplerini uzun vadede desteklemek için ne tür projeler takip edilebilir?
Projelerin
türü, içeriği bölgeden bölgeye ve ihtiyaca göre değişebilir. Bazı
toplumlarda su kuyusu inşa etmek öncelikli iken, diğerlerinde okul
yapmak ya da sağlık personelinin eğitimini desteklemek öncelikli
olabilir. Bu da faaliyette bulunduğumuz yerlerde gerekli araştırmaları
yaparak çalıştığımız toplumlardaki ihtiyaç sahiplerinin kendilerinin
tanımladığı gerçek ihtiyaçlarının karşılanmasının önemini gösteriyor.
Sizce hangi şartlarda insani yardım gereklidir?
Dünya
üzerinde günde bir dolardan az bir gelirle geçinmeye çalışan bir
milyardan fazla fakir var. İnsanlığın sahip olduğu çeşitliliği
düşününce, insani yardımın gerekli olduğu çok çeşitli durumlar olduğunu
söyleyebiliriz. IRW’nin dünyanın dört bir yanında ofisleri var; ancak
insani yardıma duyulan ihtiyaç şu an sunduğumuz hizmetin çok daha
ötesinde.
İnsani yardıma en çok su, gıda, barınma, sağlık hizmeti
gibi temel insani hakların karşılanmasında yeterli kaynakların çok
sınırlı olduğu ya da hiçbir imkanın olmadığı yerlerde ihtiyaç duyuluyor.
İnsani yardım alanında görülen sorunlar nelerdir? İnsani yardımın istismara açık bir alan olduğunu söyleyebilir miyiz?
Daha
elverişli yardım ve kalkınma programlarının gerçekleştirilmesindeki
başlıca engellerden biri sahada çalışan kurumlar arasındaki sınırlı
koordinasyondur. Bunun yanında, yerel kuruluşlarla da sınırlı olarak
bağlantı kuruluyor. Müslüman STK’lara gelince, bu kuruluşların
çalışmalarının her an kurumlarının kapatılabileceği ya da bütçelerinin
dondurulabileceği şüpheleri yüzünden kösteklendiğini görüyoruz. Sonuç
olarak, bu durum, bu kuruluşların çalışmalarından faydalanan ihtiyaç
sahipleri için feci bir sonuç doğurabilir. Bu sorunun üstesinden
gelmek, şeffaflık ve sorgulanabilirlik adına en iyisini geliştirmek,
Batı’da ve İslam dünyasındaki STK’lar arasında köprüler kurmak için
Islamic Relief, The Humanitarian Forum’u kurdu.
İnsani yardım
adına, anne-baba koruması dışında kalan çocuklar misyoner kuruluşlar
tarafından sahiplenebiliyor; ihtiyaç sahiplerine genetik olarak
değiştirilmiş gıdalar sunulabiliyor. Peki, ihtiyaç sahipleri için
olumsuz sonuçlar doğuran ve onlar için tehlike oluşturan bu tür
faaliyetler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Islamic Relief
desteklediği ihtiyaç sahiplerinin zarar görmesini engellemek için
önemli tedbirler aldı. Örneğin, yetim politikamız, yetimleri kendi
toplumları bünyesinde, tercihen aile yakınlarının yanında desteklemeyi
önemser. Bakımımız altında olan yetimler, beraber yaşadıkları
bakıcılarla da desteklenir. Yani, desteğimiz yetim çocuğu aşarak onun
içinde bulunduğu toplumu da kapsar. Yetim programımızla dünya üzerinde
18 bin yetime bakılıyor. Biz evlat edinme sisteminin hiçbir türünü
uygulamıyoruz. Yetim çalışmalarına benzer olarak, gıda dağıtırken de
bölgeden temin ettiğimiz gıdaları dağıtmaya gayret ediyor, böylece hem
dağıtılan gıdanın bölgenin yapısına uygum olmasını sağlıyor, hem de
bölge ekonomisine katkıda bulunuyoruz.
Dünya çapındaki misyonerlik hareketlerini ve bunların insani yardım alanı ile ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsani
yardım tarafsız ve takvimsiz olmalıdır. Verilen yardımı insanların
alışkanlıklarını ve kültürlerini ya da dinlerini değiştirmek için bir
güç olarak kullanmak kabul edilemez.
İnsani yardım alanında çalışan
kuruluşlar amaçları konusunda şeffaf olmalılar ve bir topluma
girdiklerinde gündem oluşturma adına insanların hassasiyetlerini
istismar etmeme konusunda özen göstermeliler.
Siyasi krizler
ile insani yardıma duyulan ihtiyaç arasındaki ilişkiyi nasıl
değerlendiriyorsunuz? İnsani yardıma duyulan ihtiyacı ne üretir? Bu
ihtiyacın bir kısmının politik krizler tarafından üretildiğini söylemek
mümkün müdür?
Bu acı bir gerçek; ancak insani yardıma duyulan
ihtiyaç çoğu durumda politik krizler tarafından tetiklenir. Politik
krizler temel hizmetlerin sunulmasında sorun yaşanmasına, ileri düzeyde
fakirlik görülmesine neden olur, insanları evlerini terk etmeye zorlar.
Çözüm genelde insani müdahalelerle sıkıntıları dindirme yönünde olur ve
çoğunlukla STK’lar bu sürece dahil olarak barış görüşmelerinin teşvik
edilmesinde hatta gerçekleşmesinde etkili olurlar. Aynı zamanda şunu
unutmamalıyız ki, çatışmaların çözümü politik süreçlerin olumlu
kullanılmasında yatmaktadır.
Peki, sizce dünyada insani krize neden olan en önemli politik krizler nelerdir?
İnsani
krizleri yardım alan kişilerin perspektifinden bakarak bir önem
sırasına koymak, bazı krizlerin daha trajik olduğunu diğerlerinin daha
az önemli olduğunu söylemek mümkün değil. Bununla beraber, bazı kritik
krizler vardır ki sadece birebir bu krizlerle muhatap olan insanları
değil uluslararası siyaseti de etkiler, ancak uzun vadede insanların
zihninden silinir. İnsani krize neden olan ve dünya kamuoyunda yer
bulan başlıca siyasi krizler arasında Filistin/İsrail, Güney Sudan,
Afganistan, Keşmir, Irak ve Somali öne çıkıyor. Trajik olarak, dünyada
her geçen gün yeni çatışma alanları ortaya çıkıyor, insani yardıma
duyulan ihtiyaç artıyor, IRW ise her zaman daha fazla bölgeye
ulaşabilmeyi hedefliyor.
Neden dünyada politik krizler, dolayısıyla insani yardıma duyulan ihtiyaç artıyor?
Geçtiğimiz
son 10 yılda doğal felaketlerin sayısında ürkütücü bir artış yaşandı.
Dünyanın her yerinde tsunamiler, kasırgalar, açlık ve seller görüldü.
Aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerin gelişmelerine gerçek bir
katkıda bulunabilmek için onlara destek olmanın gerekli bir görev
olduğu konusunda da önemli bir bilinçlenme oldu. Böylece, hem krizlere
yanıt vermeye çalışan hem de uzun vadeli projeler takip eden STK’ların
sayısında da artış görüldü.
Çalışmalarınız esnasında bazı zorluklarla karşılaştığınızı söyleyebilir miyiz?
Allah’a
şükürler olsun ki, çalışmalarım esnasında insanlığın yararı için en
faydalı çalışmaları nasıl sağlayacağımı düşünmeye odaklanmanın dışında
hiçbir zorlukla karşılaşmadım.
Dünya çapındaki insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünya
çapında faaliyet gösteren kuruluşların daha şeffaf ve mali olarak
sorgulanabilir olması gerekiyor. Bu sağlandığı takdirde, kuruluşlar
arasında koordinasyon sağlanabilir. İnşallah The Humanitarian Forum
çalışmalarıyla bunu başarmada önemli bir rol üstlenecek.
Sizce,
Müslüman STK’lar arasında bir işbirliği oluşturmak gerekli midir?
Müslüman STK’lar arasında ne tarz bir işbirliği geliştirilebilir? Ve bu
söz konusu işbirliği ne tür çalışmaları hayata geçirebilir?
İslam’ın
kardeşlik prensibine rağmen, Müslüman STK’lar arasındaki işbirliği
oldukça zayıf. Bosna’da işbirliği yapmayan STK’lar yüzünden oluşan
ihmalleri, eksiklikleri gösteren bir araştırma mevcut. Örneğin,
kuruluşlar arasında işbirliğine dair sektörel bir yaklaşım, kuruluşlar
arasında anlayışın gelişmesini kolaylaştırmaya çalışan The British
Overseas NGOs for Development (BOND) tarafından gündeme getirildi.
Kuruluşlar, diğer STK’ların gelişmelerine katkıda bulunmalarının
gerekli olduğunu kabul etmeli, deneyimlerini onlarla tartışmalı ve kısa
vadede ve bireysel planda çözülemeyecek meseleleri tartışmak için diğer
kuruluşlarla bir araya gelmelidir.
Sayın Benna röportajınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
|