Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 26

Orta Asya: Keşmir sorununda Pakistan-Hindistan yakınlaşması PDF Yazdır E-posta
Yazar Mahmut Osmanoğlu - mosmanoglu@gmail.com   
Perviz Müşerref, "terörizmle savaş"la Hindistan’a karşı direnişte güçlü olan İslami grupları kastetmekte ve Keşmir’in askerden arındırılması ve Keşmirlilere kendilerini yönetme hakkının verilmesi sürecinde İslami örgütleri zayıflatma niyetini taşımaktadır.

Keşmir meselesi İngilizlerin 1947’de Hint Alt Kıtası’ndan çekilmesinin ardından hala çözülememiş,kesmir.jpg İslam dünyasının kronik sorunlarından birisidir. İngilizler çekilirken paylaşım hesabına göre Müslüman çoğunluktan dolayı Keşmir’in Pakistan’a ilhak edilmesi gerektiği halde, gayrimüslim yönetiminden dolayı halk oylaması yapılması karara bağlanmış, ancak, Mihrace’nin Keşmir’i Pakistan’la eşzamanlı olarak kurulan Hindistan’a ilhak etme kararı ardından günümüze kadar süregelen bir keşmekeşin fitili ateşlenmiştir. Hindistan ve Pakistan arasında yaşanan savaşlar da Keşmir sorununa nihai bir çözüm getirememiştir.

Hindistan ve hemen ardından Pakistan’ın nükleer kulübe üyeliklerini yaptıkları nükleer silah denemesi ile ilan etmeleri ardından bölge daha da tehlikeli bir nükleer savaşın eşiğine gelmiştir.
11 Eylül hadiseleri ardından, dünyada değişen dengeler gibi Pakistan-Hindistan ilişkileri ve yaklaşımında da değişiklikler meydana gelmeye başlamıştır.

İki ülke arasında ilişkilerin normalleştirilmesi süreci devam etmektedir. Ancak, iki ülke açısından "sorunların anası" sayılan Keşmir meselesine köklü çözüm getirmeyen hiçbir süreç başarılı olamayacağı için ve taraflar da bunun bilincinde oldukları için Keşmir’le ilgili iki tarafı da fazla incitmeyecek olan, başka bir tabirle, "kazan-kazan" politikasına dayalı çözümler gündeme getirilmektedir.

Bu yönde ilk adım 2004 yılında Pakistan Devlet Başkanı Perviz Müşerref’ten gelmiştir. Perviz Müşerref bu süreçte radikal olarak değerlendirilebilecek bir adım atarak "Keşmir bölgesinin tanımlanmasını, her iki Keşmir’in de askerden arındırılmasını ve Keşmir halkına kendi kendini idare hakkı verilmesini" ilk defa dillendirmiştir. Müşerref’in önerisine göre, Pakistan ve Hindistan kendi denetimleri altında tuttukları yerlerden çekilecek ve Keşmirliler kendi kendilerini yöneteceklerdir. Bu öneri Keşmirliler tarafından "Keşmir Birleşik Devletleri" olarak isimlendirilmiştir.

Müşerref, Nisan 2005’te bir adım daha ileri giderek Keşmir’de köklü bir çözüm için dört noktadan oluşan bir formül önermiştir. Geçtiğimiz günlerde de yeniden gündeme getirdiği bu formüle göre "Keşmir, ortak bir şekilde idare edilecek, askerden arındırılacak, kendi kendini yönetecek ve iki ülke arasındaki "ateşkes hattı" geçersiz bir hale gelecek"tir.

Hindistan’ın bu formüle yaklaşımının da, bu iki ülke arasındaki oluşan bahar havasına uygun olarak, oldukça esnek olduğu gözlemlenmektedir. Pakistan’ın üzerinde ciddiyetle durduğu bu teklife son zamanlarda Hindistan’dan da olumlu sinyaller gelmeye başlamış ve üst düzey Hindistanlı yetkililer Pakistan ile geniş kapsamlı bir "barış, güvenlik ve dostluk" anlaşması imzalamaktan söz etmeye başlamışlardır. Böylece, Pakistan ile aralarındaki tarihi düşmanlığı da bir kenara koymayı ümit etmektedirler.

Bir yönüyle, şu an için Keşmir’i kontrolü altında bulunduran her iki ülkeden de nispeten bağımsız olmayı getirecek bu formülü bağımsızlık yanlısı Keşmirli gruplar da desteklemektedirler.
Keşmir meselesini milli politika haline getirmiş Pakistan ve Hindistan içerisindeki siyasi oluşumlar ise bu yaklaşımlara oldukça sert tepki vermekte ve daha da önemlisi, Hindistan’ın kontrolü altındaki Keşmir’de siyasi ve askeri faaliyet gösteren İslami gruplar bunu kabul edilemez bulmaktadır.

Diğer taraftan, teklifin hayata geçirilmesi önünde pratikte de çok ciddi engeller vardır:

- Keşmir sorunu, bizdeki Kıbrıs davası gibi, psikolojik bir ulusal dava haline getirildiği için Keşmir’e yarı bağımsızlık manasına gelen bu yaklaşım her iki ülke halkını da memnun etmeyecektir. Her iki ülkedeki milliyetçiler büyük kargaşa çıkarabilecek ve böyle bir anlaşmayı imzalayacak her iki ülke yöneticilerini de hain ilan edeceklerdir.
- Hindistan denetimi altındaki Keşmir, anayasal olarak Hindistan’ın ayrılmaz bir parçası olarak ilan edilmiştir. Bağımsız bir Keşmir Hindistan anayasasında da değişiklik yapılmasını icap ettirmektedir. Bu da çıngırağı kedinin boynuna hangi farenin asacağı meselesidir.
- Birleşik ve bağımsız Keşmir’in yönetimi ve komşuları Pakistan ve Hindistan’la ilişkileri nasıl olacaktır?
- Şu an ayrı ayrı yönetilen iki Keşmir’in bu yeni yönetimi için oluşturulacak kompozisyon nasıl olacaktır?

Bu ve benzeri diğer problemler henüz gündeme getirilmemiştir.

Pakistan bir taraftan Hindistan’a bu teklifi yaparken Müşerref’in, ileriye yönelik niyetlerini de ortaya koyması açısından oldukça önemli olan bir diğer burada ortaya koymakta yarar vardır: Pakistan Devlet Başkanı General Müşerref, bir gazete haberine göre, Hindistan’ın denetimi altındaki Srinagar, Kupwara ve Baramulla’dan askerlerini çekmesi halinde Keşmirli militanların yatağı olarak bilinen bu bölgelerde terörizme karşı Hindistan’la birlikte savaşacağını iddia etmiştir. Perviz Müşerref, "terörizmle savaş"la Hindistan’a karşı direnişte güçlü olan İslami grupları kastetmekte ve Keşmir’in askerden arındırılması ve Keşmirlilere kendilerini yönetme hakkının verilmesi sürecinde İslami örgütleri zayıflatma niyetini taşımaktadır.

Bu, Keşmir açısından, Keşmirli militanların Pakistan’la da arasının bozulması anlamına gelir ve Pakistan bir anda kendisini Keşmirlilerle çatışmanın ortasında bulabilir.

Pakistan’ın bu tehlikeli yaklaşımı, "Keşmir Birleşik Devletleri" olarak tanımlanan bu süreçte hem Pakistan hem de Hindistan olumlu adımlar atsa bile, her iki ülkenin de kendisini içinde bulacağı bir hesaplaşma potansiyelini taşımaktadır. Ve Keşmirlilerin "kendi kendilerini yönetebilmek" için her iki ülke ile de sıkı bir hesaplaşma içerisine girmeleri kaçınılmaz gözükmektedir.

 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...